Adet Görme

Nisan 30th, 2008admin

Adet Görme

Bir kadının cinsel olgunluk devresinde her ay dölyolundan belirli süre kan gelmesine adet görme denir. Bu olayda şu organlar rol oynarlar:

1) Hipotalamus: Beynin hipotalamus adı verilen bir bölgesi, beynin başka alanlarından buraya gelen uyarıcı ya da durdurucu etkiler altında bazı ön salgı maddeleri meydana getirir. Bu ön salgı maddeleri, ya ince bir damar sistemi ya da bazı sinir liflerinin uzantıları aracılığıyla hipofize ulaşır. Bazı araştırıcılar, ergenlik çağına ulaşmamış hayvan yavrularının hipofizlerini çıkarmış ve bunları ergin hayvanların hipofizlerinin bulunduğu alana yerleştirmişler ve bu deney sonucunda, bu hayvan yavrularının hipofizlerinin de, ergin hayvanlarınkine benzer bir şekilde yumurtalıkları uyaracak hormonları salgıladıklarını belirlemişlerdir.

Bu deneyler, ergenliğin hipofizin değil, genellikle sinir sisteminin belirli bir olgunlaşma evresine ulaşması sonucu gerçekleştiğini göstermiştir. Bazı araştırıcılar beynin amigdala ve strie terminalis adını alan başka alanlarını yıkarak, deney hayvanlarında normal zamandan önce adet görülebilmesini sağlamışlar, böylece adet mekanizmasıyla ilgili daha birçok etki merkezinin bulunabileceğinin düşünülmesine yol açmışlardır. Kör kızlarda ilk adetin daha genç yaşta görülmesi, görme siniri yoluyla beyne iletilen izlenimlerin de bu olayda etken olduğunu gösterir.

Özellikle Japon araştırıcılarının yapmış oldukları incelemeler fare hipotalamusunda hipofizden FSH salgılatan bir merkezin; hipofizden devreler halinde LH salgılatan bir merkezin ve hipofizden sürekli LH salgılatan bir merkezin bulunduğunu ve bu ön salgı maddelerinin de cinsel hormonların kandaki düzeylerinin etkisiyle salgılandıklarını göstermiştir, insanda da bu tip merkezlerin bulunduğu ve aynı mekanizmanın insanlar için de geçerli olduğu sanılmaktadır.

2) Hipofiz: Beynin bir uzantısına bağlı olan bu küçük iç salgıbezi, vücuttaki birçok iç salgıbezleri gibi yumurtalık (över) ve erbezleri (testis) nin hormonlarının salgılanmasını denetleyen hormonlar meydana getirir. Yumurtalık ve erbezine verilen genel ad «gonad» olduğundan, hipofizin bunları uyaran hormonlarına da «gonadotropin hormonlar» denir. Hipofizin ön bölümü tarafından meydana getirilen bu hormonlar lüteinleştirici hormon (LH) ve folikülü stimüle edici (uyarıcı) hormon (FSH) dur.

Bazı araştırıcılar, bazı deney hayvanlarında bir de LTH (luteotrofik hormon) adı verilen üçüncü bir gonadotropinin bulunduğunu ileri sürmüşlerse de bu konu henüz kesinlikle aydınlığa kavuşmamıştır.

FSH ve LH’nın hipofizdeki beta hücresi adı verilen bir hücre tipinin değişik şekillerinin ürünleri olduğuna inanılmaktadır. Yapılan incelemeler, insanın yaşının ilerlemesi ile hipofizinde bulunan LH ve FSH hormonu miktarının çoğaldığını, gebelikte ise hipofizin bu hormonları salgılamadığını göstermiştir. Dokuz yaşındaki kız çocuklarının 24 saatlik idrarlarında gonadotropin hormonu belirmeye başlar ve ilk adetin görülmesinden iki yıl önce düzeyi belirli bir şekilde yükselir. Bir tıbbi gerekçe ile yumurtalıkları çıkarıldığından ya da menopoz devresine ulaştığından adetten kesilen bir kadının kanında ve idrarındaki gonadotropin hormonlarının düzeyi çok yükselir ve bu durum çok uzun bir süre devam eder.

3) Yumurtalıklar: Yumurtalıklar östrojen ve progesteron hormonlarını meydana getirirler:

4) Dölyatağı: Dölyatağının boşluğunu döşeyen hücreler yumurtalık hormonlarının etkisiyle değişik özellikler gösterirler. Dölyatağının içini döşeyen hücre tabakasına endometrium adı verilir. Endometriumda salgı meydana getiren küçük bez gurupları ve bunların aralarını dolduran stroma hücreleri adını alan destek hücreleri oluşurlar.

Endometrium içinde düz ve büklümlü atardamarcıklar bulunur. Bu atardamarcıklar da adet görmede önemli bir rol oynarlar.

ADET MEKANİZMASI

Hipofizin salgıladığı FSH yumurtalıklarda bulunan ve ortasında bir tanesi yumurta hücresi biçimini alacak olan özel yapılı hücre kümelerinden oluşan foliküllerin büyüyüp gelişmesini sağlar. Yumurtalıklarda çok sayıda folikül vardır. Bunlardan hangisinin, içindeki yumurta hücresini ne zaman karın boşluğuna atacağını belirleyen etkenlerin neler olduğu bilinmemektedir.

Yumurta hücresi taslağını çevreleyen hücrelere granulosa hücreleri denir. Her ay bir yumurta hücresi taslağı, etrafındaki granulosa hücreleriyle beraber yumurtalığın yüzeyine doğru yaklaşır. Bu sırada granulosa hücresi topluluğu içinde bir sıvı birikmeğe başlar ve folikülü çevreleyen bağ dokusu hücreleri de özel bir değişime uğrarlar. Bunlara teka hücreleri adı verilir. Teka hücreleri, hipofizin FSH hormonunun etkisi altında östrojen salgılamaya başlarlar.

Östrojen, dölyatağı iç zarındaki hücrelerin çoğalmasına bu zarın kalınlaşmasına sebep olur. Östrojen aynı zamanda, dölyatağı iç zarına kan ulaştıran damarların da uzamasına yol açar. Bu zarın en üst bölümünü besleyen büklümlü damarlar, östrojen hormonunun etkisiyle, dölyatağı iç zarından daha büyük bir tempo ile uzadıklarından böyle büklümlü bir hal alırlar.

Bu ara, kanda östrojen düzeyinde gerçekleşmiş olan çoğalma, hipotalamustaki FSH salgılatan merkezi etkileyerek, hipofize gerekli emrin ulaşmasına ve hipofizin FSH salgısının azalmasına yol açar. Östrojen aynı zamanda, hipotalamustaki devreler halinde LH salgılatan merkezi uyararak, kanda sürekli olarak LH salgılatan merkezin desteklenmesine, böylece hipofizden daha fazla LH salgılatılmasına sebep olur.

Bu çoğalma, yumurtalığın yüzeyinde, foliküle en yakın bir alanda ufak bir delik meydana gelmesine ve folikülün içindeki yumurta hücresinin kendini çevreleyen ve besleyen granulosa hücreleriyle beraber karın boşluğuna iletilmesine yol açar. Bu olaya yumurtlama (ovülasyon) denir. Yumurtlama olayı genellikle adetin on dört, on beşinci günleri gerçekleşir. Yumurta hücresi, yaklaşık olarak 11-12 cm. uzunluğunda olan Fallop boruları aracılığıyla dölyatağı boşluğuna doğru yol alır. Fallop borularının iç yüzeylerini döşeyen hücrelerdeki tüycüklerin dalgalanması ve tüplerdeki kasılmalar yumurta hücresinin gideceği yönü belirler.

Yumurtlama gerçekleştikten sonra, folikülde geri kalan granulosa hücreleri ve folikül çevresindeki teka hücreleri, LH etkisiyle, progesteron adı verilen bambaşka bir hormon salgılamaya başlarlar. Bu ara, bazı teka hücreleri östrojen salgılamaya devam ederler. Artık folikülün içinden yumurta hücresi boşalmış, bu boşluğa az miktarda bir kanama gerçekleşmiş, sonra da bu bir pıhtı halini almıştır. Gerek granulosa, gerekse çevresindeki teka hücrelerinde lipid maddesi tanecikleri biriktiğinden sarımsı bir renk almış olan bu küçük merkeze artık folikül değil san cisim (corpus luteum) adı verilir.

Sarı cisim tarafından meydana getirilen progesteron hormonunun etkisiyle dölyatağı iç zarı daha da kalınlaşır; salgı hücrelerinin meydana getirdikleri ince borucukların içine bir salgı salınır; stroma hücreleri genişler ve büyür. Adet devresinin yumurtlamadan sonraki bölümünde bir ara LH miktarı FSH’dan yüksektir. Bundan sonra hem LH hem de FSH basamaklı bir şekilde azalırlar.

Eğer bu ara gebelik gerçekleşmemişse sarı cisim görevini yitirmiştir. Hipofizden gelen uyarı azaldığından östrojen ve progesteron düzeyi azalır. Bu hormonların düzeyindeki düşüş, dölyatağı iç zarı hücrelerinde bir büzülme ve gerilemeye yol açar. Bu büzülme özellikle büklümlü damarcıkların sıkışmasına sebep olur; böylece bütünlüğünü yitiren ve parçalanan bu çok ince damarcıklardan bir kanama gerçekleşir. Bu kanamaya adet kanaması adı verilir. Bu kanama sırasında dölyatağı iç zarının üst bölümü, dölyolu ile vücuttan dışa atılır. Bir sonraki adet devresi sırasında bu alan yeni baştan onarılacak ve yukarıda ayrıntıları verilen olaylar yeniden gerçekleşecektir.

Cinsel Yaşam | İlk yorumu sen yap »

Etiketler: ,

Viagra Kullanımı

Nisan 30th, 2008admin

Viagra Kullanımı

Sertleşme bozukluğu tedavisinde kullanılan ilaçlar arasında en bilineni “sildenafil”dir (viagra). Viagra tableti cinsel ilişkiden bir saat önce yutulur. Cinsel isteği ve uyarılmayı arttırıcı bir ilaç değildir. Ancak cinsel uyarı esnasında penisin sertleşmesine yarayan hücre düzeyindeki biyokimyasal maddelerin etkisini çoğaltarak penise daha fazla kan gelmesini sağlamaktadır. Böylece cinsel uyarıya cevabı artırarak penisin daha kolay sertleşmesine sebep olur.

Yani bu ilaç çalışmakta olan mekanizmanın güçlenmesini sağlar. İlacın yüz kızarması, görme bozukluğu, çarpıntı gibi geçici yan etkilerinin yanında, kalp ilacı olan nitritlerle birlikte alınırsa ölümle sonuçlanabilecek yan etkisi vardır. Bu yüzden doktor kontrolünde kullanılmalıdır.

Cinsel Yaşam | İlk yorumu sen yap »

Etiketler:

Mastürbasyon

Nisan 30th, 2008admin

Mastürbasyon

Kişinin cinsel dürtülerin kendi kendine ve başkasının yardımı olmaksızın doyurması. Onanizm, öz erotizm, mastürbasyon gibi adlarla da anılır. Küçük çocukların, yeni yetmelerin, ergenlik çağındakilerin, evli ya da bekar yetişkinlerin kendi kendilerini tatmin ettikleri, ancak bu denemeden sonra bir pişmanlık duydukları bilinmektedir.

Ünlü Amerikalı cinsel araştırmalar uzmanı Dr. Alfred Kinsey’in incelemeleri, Amerika’da kadınların yüzde 62’sinin, erkeklerin yüzde 93′ünün yaşamları boyunca hiç değilse bir kez kendi kendini tatmin etmiş olduklarını göstermiştir. Oysa Kinsey bu araştırmalarını yayımlamadan önce kendi kendini tatminin pek az görülen bir tür cinsel bozukluk olduğu, sanılıyordu.

Kendi kendini tatminin birçok yöntemleri vardır. En yaygın yöntemler, el, parmak ve bacakların bir arada kullanıldığı yöntemlerdir. Erkeklerde merkez uyarma noktası penisin ucu, kadınlarda ise bızırdır. Kadınların mastürbasyon yaparken, erkek penisine benzeyen birtakım araçlar kullanıp bunları dölyoluna soktukları olur. Ancak çoğunlukla dölyolunun bu biçimde uyarılması gerekli değildir.

Yüzyıllar boyunca insanların kendi kendilerini cinsel bakımdan doyurmak için icat ettikleri yöntemlerin büyük çoğunluğu tamamen zararsız şeylerdir. Hem kadın hem de erkeklerin kullandıkları araçlar arasında, ayak topuğu, yastık, fırça ve benzeri şeyler vardır. Kendi kendini tatmin genel olarak orgazm ile sonuçlanır ve çoğu zaman beş on dakikadan fazla sürmez. Kendi kendini tatmin sırasında kişi hayalinde cinsel dürtüler canlandırır. Böylelikle birbirini tamamlayan iki hareket sonucunda istenilen cinsel doyuruya ulaşılır.
 

Cinsel Yaşam | İlk yorumu sen yap »

Etiketler: , , , , ,

« Önceki Yazılar

 
© 2008
Webservis
eXTReMe Tracker