RSS
07 Haziran 2008 | | 0 Yorum Var.

Ambolus

Ambolus

Bir damar içine yerleşen ve onu tıkayan yabancı bir madde. En sık görülen ambolus tipi, yerinden ayrılarak başka bir bölgeye ulaşmış bir trombustur. Trombus, atardamarlar ya da toplardamarlar içinde kan pıhtılaştığı zaman oluşan bir fibrin ağı içine yakalanmış alyuvarlar, akyuvarlar ve trombositlerden meydana gelir. Damar dışında oluşan kan pıhtısı ambolus oluşumuna yol açmaz.

Atardamarlar içinde oluşan bir trombus, atardamar duvarına yapıştığı yerden ayrılıp, kan akımının sürüklemesiyle, kalbe, oradan da akciğer damarlarına ulaşabilir ve böylece akciğer ambolusu oluşur. Bu durum sağlıklı görülen genç kimselerde bile, basit bir ameliyattan sonra görülebilir. Akciğer ambolusu birdenbire ölüme yol açabileceği gibi, bazen göğüs ağrısına ve akciğerlerden, nefes boruları yoluyla kan gelmesine de sebep olabilir.

Ambolusun bir kaynağı da kalbin sol bölümüdür. Bu alanda oluşabilecek bir trombus, atardamar sisteminin herhangi bir alanına ulaşıp, ambolus meydana getirebilir. Kalp damarlarının içinde trombus oluştuğu zaman, ölmüş ya da incinmiş olan kalp kasının yüzeyi de, bir süre sonra yerinden ayrılabilen ve ambolus meydana getirebilen trombusla örtülür. Kalp kulakçıklarının kaslarının düzensiz bir şekilde kasılmaları (atrium fibrilasyonu) da ambolus sebepleri arasındadır. Bu durumda, beyin damarlarının tıkanması sık görülür. Bu olaylarda kan pıhtılaşmasını engelleyici maddeler kullanılarak iyi sonuçlar elde edilebilmiştir.

Değişik ambolus tipleri bulunmakla beraber, etkileri yapılarından çok, bulundukları yere bağlıdır. Örneğin, beyin damarlarından birine yerleşen bir ambolus felç meydana gelmesine sebep olur. Bazen ağtabakanın ufak atardamarları içinden geçen bir ambolus, geçici bir körlük ya da gözde ani bir parlama algılanmasına yol açabilir. Arkadan gelen kan akımının etkisiyle bu pıhtı o alanda kalmaz, uzaklaşırsa körlük meydana gelmez.

Bacaklardan birine giden damarların tıkanması da oldukça sık görülen bir durumdur. Bir organa giden atardamar tıkanırsa ve o alanı besleyen yan dallar yetersizse o organda ölüm ve kangren gerçekleşir. Atardamarların yaşın ilerlemesi sonucu bozulmaları ve içlerinde aterom denen tabakaların oluşumu, ambolus oluşumuna yol açan bir durumdur.

Toplardamarlar içine hava kaçması ölüme sebep olabilen ambolus oluşumuna yol açar. Bu tehlikeyle, akciğer cerrahisi uzmanları çok karşılaşırlar. Kestikleri atardamarlar daima vücudun başka alanlarında olduğu gibi büzüşmez. Bu damarların çevrelerinde bulunan dokular, bazen bunların ağızlarının açık kalmasına sebep olarak, içlerine ‘havanın emilmesine yol açabilirler. Toplardamar içine kaçan hava, sağ kalbe toplanır ve burada kan akımını kısıtlayan bir engel meydana getirir. Bazen akciğer atardamarlarına da ulaşıp, aynı şekilde zararlı etkilere yol açabilir.

Çocuk düşürtmek amacıyla yapılan ameliyatlar sırasında da dölyatağı atardamarlarına kaçabilen hava, buradan beyne, akciğerlere, omuriliğe gidip o alandaki kan akımını engelleyebilir.

Denizin derin kesimlerinde yüzen dalgıçlar, yüzeye hızla çıkarlarsa ya da çok yüksek uçan bir uçakta birden hava basıncı azalırsa, kanda erimiş olan nitrojen gazı köpükler halinde açığa çıkar ve ambolus oluşabilir.

Değişik ambolus tipleri arasında, kemik kırıkları sonucu meydana gelen kemik iliği ve yağ ambolusu, enfeksiyon alanından kana dağılan mikrop ambolusu, kanserli dokulardan kopup yayılan hücre kümeleriyle oluşan amboluslar, asalakların ve yumurtalarının yol açtıkları amboluslar da sayılabilir.

Ambolus ile ilgili benzer yazılar

RSSYorum Yaz  |  Trackback URL