Antikonvülsanlar
Antikonvülsanlar
Vücuttaki istek dışı kasılmaları önleyen ilaçlar. Bu ilaçlar özellikle sara hastalığında görülen kaşıntıları önlemede etken olurlar. XIX. yüzyılın ortalarında bu amaçla kullanılan sodyum bromürden, bazen günümüzde bile yararlanılmaktadır. 1912′de fenobarbitonun keşfedilmesi, antikonvülsan tedavisi alanında bir aşama olmuştur. Bu maddenin sodyum bromürden daha az zehirli olması en belli başlı özelliğiydi.
Son zamanlarda aynı nitelikte birçok yeni ilaç geliştirildi. Bunlar değişik sara tiplerinde etken olmaktadır. Bu alanda kullanılan yeni ilaçların ortak bir niteliği de, ana yapı çekirdeklerinin fenobaritona benzemesidir. Bu maddeler arasında difenilhidantoin, aminoglutetimid ve trimetadion vardır. Antikonvülsanlar bütün sara nöbetlerini engellemeseler bile, bunların sürekli olarak kullanılması gerekir. Bazı durumlarda iki ya da daha çok sayıda antikonvülsamn kullanılması, sonucun daha olumlu olmasını sağlar. Ancak birden çok sayıda antikoagülan kullanırken, bu ilaçların yan etkilerinin de belirme olasılığının çoğalacağını hatırlamak gerekir.
Vücudun istek dışı kasılmalar göstermesi sadece sarada değil, çocuklardaki ateşli hastalıklarda, gebelik zehirlenmelerinde ve tetanosta da görülür. Bu durumlarda antikonvülsanların yararı azdır.
