Aşerme
Aşerme
Kış aylarında, gece yarısı, karlı, buzlu yollarda dolaşarak karpuz arayan, yazın sıcağında nar bulmaya çalışan erkekler gördüğünüz vakit bilin ki onlar baba adayıdırlar. Hamile eşlerinin canlarının çektiği şeyleri bulmak için yollara düşmüşler, hatta onlarla birlikte ailenin diğer bireyleri de seferber olmuşlardır.
Hamileliklerinin özellikle ilk aylarında anne adaylarının mideleri bulanır, kusarlar, daha önceleri severek yedikleri gıdalardan tiksinirler, mevsimi olmayan yiyecekleri yemek isterler, tatlı ve ekşi yiyeceklere aynı anda arzu duyarlar hatta kireç, kömür, sıva ve bulaşık artıklarını bile yemek isteyebilirler. Hamilelerin, psikolojik bir davranış biçimi mi yoksa gerçek fiziksel bir ihtiyaç mı olduğu hala tartışılan, bu tuhaf istek ve davranışlarına genel olarak ‘aşerme’ deniliyor. Hamileliğin 7. ve 12. haftaları arasında görülen bu belirtiler dördüncü aydan itibaren tamamen kesiliyor.
Aslında çoğunlukla sabahları görülen mide bulanması ve daha önce hoşlanılan yiyeceklerden tiksinme ile alakasız yiyeceklere arzu duyma davranışları tamamen birbirlerinden bağımsız olaylardır ama hepsi aşerme belirtileri olarak nitelendirilir.
Halk arasında, anne adaylarının bu istekleri yerine getirilmezse doğacak çocuğun bir organının eksik ya da sakat olacağı, anne sütünün hemen kesileceği hatta bir şeyi çok arzu edip gizlice çalan bir hamile kadın elini vücudunun neresine sürmüşse doğacak çocuğun o bölgesinde çalınan yiyeceğe benzer bir leke oluşacağı inançları yaygındır.
Bebeğin doğumundan itibaren vücudunda, çoğunlukla yüzünde, dudak ve yanaklarında görülen bu lekelerin aşerme ile ilgisi yoktur tabii. Bu konudaki inanç tamamen yanlıştır. Yapılan araştırmalar doğuştan olan lekelerin ve benlerin, ergin çağlarda ortaya çıkan benlerle, yani zararsız tümörlerle aynı yaradılışta olduklarını göstermiştir.
Tıp dilinde sabah hastalığı olarak tanımlanan öğürme ve kusmalar ile daha önceleri hoşlanarak yenilen yiyeceklere karşı tiksinti duyma davranışı arasında bir ilişki vardır. Hamilelerin bu davranışları psikolojik bir olay veya hastalık değil tam aksine yavruyu koruma amaçlı bir sağlık belirtisidir.
Hamileliğin ilk üç ayında bebeğin organları oluşur. Tüm canlılarda vücuda giren veya vücutta oluşan yabancı bir maddeye karşı bağışıklık sistemi ayağa kalkar. Bu nedenle hamileliğin bu safhasında, anne vücudunun oluşan embriyonu reddetmemesi için bağışıklık sistemi bastırılır. Bu sayede embriyon anne vücudunda tutunabilirken annenin vücudu da dışardan gelebilecek mikroplara karşı daha hassas hale gelir.
Genetik olarak kurulmuş, kendi kendine çalışan bu mekanizma bu sefer de anneyi korumak için salman hormonlarla beynindeki tat ve koku alıcılarını hassaslaştırır. Hamile kadınlar bu çok hassaslaşmış koku ve tat duyuları sayesinde gıdalardaki en ufak bir değişimi veya bozulmayı bile hissederler, tiksinip yemezler. Zaten amaç da anneyi iğrendirerek kendisini ve yavruyu zehirleyebilecek veya zarar verebilecek maddelerden uzak tutmaktır.
Hamileler en çok çay, kahve, et, balık, tavuk, yumurta ve alkolden tiksinirler. Dikkat edilirse bunlar hep toksik maddeleri içerme, hastalık yapıcı mikro-organizmaları taşıma olasılığı yüksek gıdalardır. Hamileliklerinde bulantı ve kusma olayını yaşayan kadınların daha az düşük yaptıkları tespit edilmiştir.
Gerçek anlamda aşermede hamile kadınlardaki o an için saçma sapan görülebilecek yiyeceklere olan mantık dışı istek o kadar güçlüdür ki o gıdayı almadıkça gevşeyemezler, hatta uyuyamazlar. Uzmanlar bu durumun sabahları kusma ve yiyeceklerden tiksinme gibi diğer belirtilerle mantıklı bir ilişkisini bulamadıklarını söylüyorlar.
Yapılan araştırmalara göre kadınların yüzde 85′i hamileliklerinde en az bir kere aşermişler. Yüzde 40′ı tatlı, yüzde 33′ü tuzlu, yüzde 17′si acılı şeyleri, geriye kalan yüzde 10 ise limon, yeşil elma gibi ekşi şeyleri yemeyi arzulamışlar.
Beslenme uzmanları aşermenin bir anlamı olduğuna inanıyorlar. Onlara göre hamilelikteki bu tuhaf isteklerin sebepleri vücudun kendine ve bebeğe yönelik mineral ve protein gibi temel besin maddelerine olan ihtiyaçları olabilir. Örneğin elma kalsiyum, magnezyum, fosfor, kavun ve karpuz potasyum, A-vitamini, peynir kalsiyum, yumurta protein, zeytin sodyum gibi ihtiyaçları gidermek için arzulanabilir.
Bazı araştırmacılar ise sağlıklı ve dengeli bir diyet içinde olan bir hamilenin aşermesi için neden olmadığını belirtiyor. Hamilelerin aşermeleri sadece bu kapsamda da kalmıyor. Çok istisna da olsa bazıları sabun, diş macunu, çamaşır tozu, sigara izmariti hatta tebeşir, kül, çamur, kömür gibi vücuda gerekli olan şeyleri içermemelerinin yanında yenildikleri takdirde zararlı olabilecek şeyleri de arzuluyorlar. Bu tür şeylere duyulan arzuların altında yatan hiçbir tıbbi ve bilimsel neden saptanamamıştır. Ancak kesin olan şey vücudun, örneğin kömürün kendisini değil de içindeki bir şeyi istediğidir. Vücut aşerme yoluyla bir mesaj vermektedir. Bu mesajı algılayıp cevap vermekte fayda vardır.
Uzmanların aşermeye karşı yapabildikleri tek öneri, sabah kahvaltılarını atlamadan dengeli bir program uygulanması, tiksinti duyulan şeylerin programdan çıkartılması, aşerilen şeyin içindekilerinin bu program içinde giderilmesidir.

minik | Tem 8, 2010 | Cevapla
merhaba ben 34 yaşındayım… ben bundan yaklaşık 6 ay önce boş gebelik yaşadım… şu anda ise henüz adet tarihimde bir gecikme olmadı ama sabah kalktığım zaman midem bulanıyor… bazen başdönmelerim oluyor hep uyumak istiyorum kendimi yorgun hissediyorum… ilişkimi yumurtlama dönemine denk getirdim… acaba hamile olabilirmiyim….
minik | Tem 8, 2010 | Cevapla
merhaba ben 34 yaşındayım 6 ay önce boş gebelik yaşadım… adet tarihime bir kaç gün var ama kasıklarımda hiç ağrı hissetmiyorum. sabahları midem bulanıyor kendimi halsiz hissediyorum.. bu aralar tek yediğim acılı, ekşili şeyler birde daha önceleri hiç haz etmediğim et.. bunların sonucu ne olabilir…. ilişkimi yumurtlama dönemime denk getirdim… sanmıyorum ama hamile olabilirmiyim