Beslenmeyle Ruhsal Durum Arasındaki İlişki
Beslenmeyle Ruhsal Durum Arasındaki İlişki
İnsanın beslenmesiyle ruhsal dururrty arasında çok yakın ilişkiler vardır. Yemek alışkanlıklarının hemen hepsi çocukluktan gelen şartlanmalarla beynimize kazınmıştır. Dertli ve problemleri çok insanlar zannedildiğinin’aksine zaf ıf lamayıp şişmanlarlar, çünkü insan doyma yoluyla kendisini korunmuş ve emniyette hisseder. Az kalori veren, fakat doyuran yiyicekler (et, yumurta, peynir v.s.) pahalı olduğundan, çok kişi için kendisini emniyette hissetme ilacı ekmektir. Ekmek, pilav, makarna gibi yiyiceklerin fazla yenmesi ise, protein bakımından açlık, vücut ölçüleri bakımından şişmanlık demektir.
Şişman kişiler çoğunlukla ruhsal bakımdan çocuksu ve etrafa bağımlı kişilerdir. Bir rejim listesi uygularken hem çevreden ilgi beklerler, hem.de yediklerine müdahale edilirse kızarlar. Bu sebepten zayıflamak isteyenlere, öteden beri kabul ettirmeye çalıştığımız ilkeleri burada tekrarlamak istiyoruz: *
• Zayıflama herkesin kişisel konusudur. Etraftan, diğer kişilerden övgü kabul edilirse, eleştiri de kabul edilmelidir. Eleştiriye kızacak kişilerin övgü de kabul etmemesi ve zayıflama programını her gün etrafa ilan etmeden kendi kendine uygulaması gerekir.
• Zayıflama rejimlerine, uzun bir ruhsal hazırlanma döneminden sonra, kendini ikna ederek başlanmalıdır. Bu ruhsal hazırlık döneminde bir yandan az kalori alınmaya özen gösterilmeli, öte yandan ne kadar kilo kaybedileceği de planlanmalıdır.
Hazırlık döneminde beslenme konularında bilgi toplanmalı, zayıflama adayı neyi neden sevdiğini mümkünse tek tek düşünmelidir. Sevdiği yiyeceklerin çoğunun azıyla da aynı tadı aldığını düşünmeli ve sevdiği yiyecekleri azaltmaya ve beklemeyi öğrenmeye alışmalıdır.
