mersin escort mobil porno gaziantep escort izmir escort mobil porno izmir escort bayan porno hd porno pornolar porno ücretsiz porno hd sikis porno
; charset=UTF-8" /> Beyin Kanaması - Nedir
bodrum escort bursa escort
mobil porn
RSS
porno
Trk ifşa
07 Haziran 2010 | | 0 Yorum Var.

Beyin Kanaması

Beyindeki ufacık kan damarlarından bir veya birkaçının büzülüp çatlaması ile beyin kanamaları hâsıl olur. Beyin kanamasını yapan sebepler, vücut damarlarının ve bu arada beyin damarlarının sertleşmesidir. Bu sertleşmeler, en ziyade, vücudun ihtiyarlaması ve yıpranması ile husule gelirler.

Frengi damarlara musallat olup onlarda büyük bozukluklara sebep olan hastalıklardan birisidir. Onun için frenginin ilerlemiş devrelerinde bütün vücut damarlarında olduğu gibi, beyin damarlarında da bozukluklar olabilir.
Beyin hastalıklarına tutulan bazı insanların yüz ve dudaklarında felçler ve çekilmeler görülür

Bu hastalıkta, her şeyden önce, şiddetli baş ağrıları olur. Bu ağrılardan dolayı hasta, pek büyük bir sıkıntı içindedir. Geceleri rahatça uyumak mümkün olmaz. Bundan başka hastanın vücudunda bir takım felçler, sinirlerinde bozukluklar, sar’a şeklinde baygınlık nöbetleri görülür.

Esasen frengi hastalığı, ilk devrelerinde, ihmal edilip iyi tedavi ettirilmediği takdirde, hastalık ilerleyip eskidiği zaman, frengi mikrobu beyne ve sinir sistemine de geçer. Orada bir sürü hastalıklar ve arızalar hâsıl edebilir.
Frengiden başka şeker ve Nikris hastalıkları da damarları bozmak azgınlığını gösterirler.

Sanatları icabı kurşunla zehirlenen insanlarda da damarlar kolayca sertleşirler. Bütün bu tesirler altında kan basıncının (tansiyonun) yükselmesi beyin kanamasını kamçılayan hallerdendir.
Anlaşılıyor ki, beyin kanamaları, en ziyade, (50-70) yaşları abasında görülen bir ihtiyarlık hastalığıdır. Gençlerde görülmesi nadirdir. Gençlerde daha ziyade frengiyi sebep diye düşünmek lâzımdır.

Şiddetli sıcak veya şiddetti soğuk tesiri altında kalmak, büyük heyecanlar ve kederler geçirmek, çok yorulmak., gibi haller, günün birinde, birdenbire beyin kanamalarını ortaya çıkarırlar.
Hastalar böyle bir heyecan zamanında ve yahut apdesanede tabii ihtiyaçlarını giderirken, bir ıkınma ve sıkınma esnasında, beyin damarları çatlayarak, kanamalar olur.

Fakat bâzı defa, hiçbir sebep olmadığı halde, hastalar gece sakin olarak yataklarında uyurlarken beyin kanaması olduğu da vardır.

Hastada kanamadan dolayı görülen arızalar, kanamanın yerine, azlığına veya çokluğuna göredir.
Beyninde kanama hâsıl olanlar, çok defa, birdenbire kendilerini kaybederler. Etrafını bilmez bir halde, oldukları yere düşerler. Sorulan suallere cevap veremeyecek vaziyette dalgın ve etraflarından habersiz bir haldedirler.
Yüzleri kırmızıdır. Sadece nefes alıp verirler ve kalpleri hareket eder. Kendileri baygındır. Hastaların düştükleri bu duruma (Beyin sektesi) ve girdikleri bu derin ve korkunç uykuya (Koma) derler.
O esnada sidiklerini ve büyük apdestlerini, habersizce, altlarına kaçırabilirler. Yahut işeyemezler. Sidik torbası şişer. Sidik toplanır.

Bu sırada dikkat edilecek olursa bir taraf kol ve bacakta bir felç hâsıl olmuştur. Yerine göre yüzün bir yarısı da böyle felç halindedir. Hastanın ağzı çarpılmış, yüzünün bir tarafı ve yanağı gevşemiş, oralarda deri üstündeki kırışıklıklar silinmiş bir haldedir.

Gözleri kaymıştır. Hasta âdeta felç olan tarafına bakıyor gibidir. Nefes alıp verdikçe felç olan yanak derisi, gevşek bir tarzda, şişip iner. Tuhaf bir teneffüs gürültüsü çıkarır. Bu hal hekimler arasında: (Hasta pipo içiyor.) cümlesi ile ifade olunur ki, bu cümle, hastalığın mahiyetini anlatan, meşhur olmuş, eski bir söz halindedir.
Beyin kanaması, derin bir baygınlık içinde, hastanın hayatını tehlikeye sokan bir arızadır.

Eğer beyinde kanama devam eder ve kan beynin boşluklarına yayılırsa, çok geçmeden, ateş de (38-40) dereceye çıkar. Hasta bu halinde, bir müddet yaşayabilirse, birkaç gün sonra, yatağa temas eden kuyruk sokumu, kalça., gibi yerlerinde, deri üzerinde yer yer kırmızılıklar peyda olur. Çok geçmeden buralarda yaralar açılır ki, bu yaraların açılmasından çok korkulur.

Çünkü bunlar da hastanın hayatını tehlikeye koyabilirler. Bu yaraların açılması sinirleri bozulan deri kısımlarının iyice beslenememesinden ileri gelir. Bu haller hastayı az zamanda öldürebilir. Eğer hasta kurtulacaksa, yavaş yavaş, kendini bilemezlik halleri azalır ve hasta açılır. Etrafını tanımağa ve söz söylentiye başlar.
O zaman hastanın bir kol ve bacağında teşekkül eden (yarım felç) daha aşikar olarak görülür.

Eğer beyin kanaması hastada birdenbire olmayıp ta yavaş yavaş hâsıl olursa böyle anî düşme ve kendini kaybetme tarzındaki (sekte) tablosu görülmez. Yalnız kol ve bacaklarda ve yüzde felçler ortaya çıkarak kanama kendisini belli eder.

TEDAVİ:
Beyin kanamasına uğramış insanlar, kendilerine acele yardım edilmesi lâzım gelen hastalardır. Bunların derhal sıkı olan yaka ve kuşakları çözülür, gevşetilir.
Hastalar çok kıpırdatılıp hırpalanmadan yerlerinden kaldırılıp yataklarına götürülmelidirler. Bu gibileri uzak mesafelere nakletmek, nakil sırasındaki hırpalanma dolayısı ile beyinde akan kan ziyadeleşeceğinden, doğru değildir.

Hasta, yatağında, arkası yastıklarla beslenerek, yarı oturur, yarı yatar bir vaziyette olmalıdır.
Baş ucunda, büyük telâş göstererek gürültü, patırtı etmek, ağlayıp bağırmak ve kendisine birçok sualler sormağa kalkıp hastayı yormak ve zorlamak caiz değildir. Odasına ziyaretçi kabul edilmez. Çünkü bu odanın sessiz ve sakin olması lâzımdır.

Başına bir buz kesesi koymak uygundur. Sıcak su dolu şişeleri bezlere sararak veya bu is için yapılmış termoforları kullanarak ayaklarına sıcak koymak iyidir. Hastaya şiddetli bir müshil vererek bağırsaklarını boşaltmak muvafık olur. Eğer hasta ağızdan müshil alamayacak durumda ise lavman yaparak barsak boşaltılır.

Sidik torbasında sidik toplanmışsa temiz bir sonda ile bunu dışarıya çıkarmalıdır. Eğer hastanın nabzı sert, sıçrayıcı ve tansiyonu yüksek ise kol damarlarından (300-500) santimetre-küp kadar kan almak ve yahut kulaklarının arkasına sülük yapıştırarak kan almak fayda verir. Sülük usulü eski ve temiz omayan bir usul olduğu için bugün artık hekimlikte terk edilmiş gibidir.
Hastanın kalça ve kuyruksokumu derisi üstünde yaralar açılmasına meydan vermemek için yatağı iyi ve yumuşak olmalıdır. Lâzım gelirse hastanın altına lâstikten yapılmış simitler koymak sureti ile bu işi sağlamak mümkün olur.

Hastanın damarından biraz kan alarak bunu, kalça etleri içinden, tekrar kendisine şırınga etmenin faydası vardır.
İlk gün hastaya, hemen hemen, hiçbir gıda verilmez. Sonraki günlerde az miktarda su, limonata, koyu ayran, yoğurt, nişasta peltesi gibi, hafif, hazmı kolay gıdalar verilir. Hastanın sidiği (idrarı) tahlil ettirilir. Kanı alınarak kandaki (üre) miktarı tayin olunur.

Hasta, yavaş yavaş, iyileştikçe verilecek yemeklerde onun haline ve bu tahlillerden çıkacak neticelere göredir.
Daha sonraları damarları yumuşatmak, kan dolaşımının serbestçe vâki olmasını sağlamak ve damarları bozan asıl hastalığı&tedavi etmek için hekimin kullanacağı bâzı ilâçlar vardır.

(İode) mürekkepleri ve damarların büzüş meşini önleyen ve sükûnet veren ilâçlar bu tedavinin başında gelirler.
Hastalık üzerinden uzun zaman geçtikten sonra kolda ve bacakta kalacak tutuklukların iyileşmesi için masaj ve elektrik tedavileri yapılması pek münasiptir.

RSSYorum Yaz  |  Trackback URL

fethiye escort eskisehir escort izmir escort ankara escort eryaman escort istanbul escort gaziantep escort antalya escort