mersin escort mobil porno gaziantep escort izmir escort mobil porno izmir escort bayan porno hd porno pornolar porno ücretsiz porno hd sikis porno
; charset=UTF-8" /> Çocuk Emzirmek - Faydaları
bodrum escort bursa escort
mobil porn
RSS
porno
Trk ifşa
26 Ağustos 2010 | | 0 Yorum Var.

Çocuk Emzirmek

Çocuğunu emzirmek, doğuran bir ananın en zevkli ve ehemmiyetli vazifesidir.
Uzun ve yorucu bir doğumdan sonra, takatsiz düşmüş olan ananın istirahata ihtiyacı vardır. Yeni doğan çocuğun da, hemen doğar doğmaz, memeye ihtiyacı yoktur. İlk yirmi dört saat içinde biraz kaynamış su verilmesi kâfidir. İlk emzirmede bazı çocuklar derhal kuvvetli ve muntazam emerler.
Bir çocuğu günde beş defa (meselâ, saat altıda, onda, on dörtte, on sekizde, yirmi ikide olmak üzere dörder saat ara ile) emzirmelidir.

Geceleri bu aralık sekiz saat olmalıdır.
Emdiği sütün miktarını bulmak için, çocuk memeden önce ve sonra tartılarak aradaki farkı bulmak icap eder.
Anne, emzirirken oturur vaziyette bulunur ve çocuğu kucağına alır. Ayağını yükseltecek şekilde, bir sandalyeye dayar ye çocuğu dizi üstüne alarak emzirir. Yatar vaziyette emzirmek için, ana, yana dönerek çocuğun üstüne doğru eğilir. Çocuk, meme başını lâyıkıyla kavrayamazsa, memeyi onun ağzına sokmağa yardım etmek lâzım gelir. Ancak bu suretle meme boşaltılabilir.
Memenin, çocuğun burnunu tıkayıp nefes almasına engel olmaması için, burnunu memenin yumuşak kısımlarından, iki parmak kadar, uzakta tutmalıdır.
İlk emzirirken çocuklar, memeyi almamak isterlerse, ağızlarına biraz süt sıkarak onun lezzeti ile memeyi alma zevkleri tembih edilmelidir.
Emmek, çocuk için, oldukça yorucu bir iştir. Çocuk, karnı doyuncaya kadar yorulur. Ondan sonra derin bir uykuya dalar.
Emzirirken bir defada, yalnız bir meme verilmelidir. Bu suretle bir tek memeyi çocuk, daha kuvvetli olarak, boşaltır. Hem de meme başları yumuşamak ve çatlamaktan korunmuş olur.
Yalnız ilk günlerde süt kâfi gelmediğinden her iki meme de bir defa verilebilir.
Çocuğun emmesi, sütün gelip artması için, en mühim bir kamçılama vazifesini görür.
Emzirme müddeti mühimdir: Bir emzirme müddeti (10-15) dakika kadardır. Yalnız, bazı defa, çocuk emerken uyur. Bu takdirde tam on beş dakika ememez. O zaman’, çocuk uyandırılarak, tekrar emmesi temin edilir.
Emme müddeti bu hallere göre hesap edilmeli ve bu müddet yarım saati geçmemelidir.
Emzirdikten sonra çocuk, hemen, yatırılmaz. Bir müddet, başı yukarıya gelmek üzere, kucakta tutulur. Çocuk yuttuğu havayı, geğirerek, dışarıya çıkarıncaya kadar onu bu vaziyette tutmak doğru olur.
Süt veren ananın başlıca vazifesi, kendisini sağlam tutmasıdır. Emzikli olan ananın gıdaya ihtiyacı, şüphe yok ki, fazladır. Fakat bazı defa muhitin, pek yanlış olarak telâkki ettiği şekilde, bu gıda ihtiyacı pek de fazla bir şekilde değildir.
Kadın, tabii bir halde yediği yemeklerle gıda ve su ihtiyacını kapatır.
Süt gelsin diye, anayı fazla zorlayıp, fazla yedirmek, şişmanlamasına, ziyade’ semirmesine sebep olur. Pek fazla gıdanın fazla süt yapacağını zannetmek de yanlıştır.
Şüphe yok ki, az gıda alıp yarı aç kalan anaların sütü azalır. Bizim burada söylemek istediğimiz anayı, tabii şekilde, itidali gözeterek beslemektir.
Besleyeceğiz diye ifrata gidip yemek işinde pek fazla zorlamanın doğru olmadığını söylemek istiyoruz.
Emzikliler, gündelik işlerine devam etmelidirler. Yalnız bunlara pek ziyade yorucu işler verilmemelidir.
Sütü az gelenler, istirahat etmeli, yorgunluktan kaçınmalıdırlar.
Anaya fazla yağlı gıdalar vererek, sütün yağını çoğaltmağa çalışmak faydasızdır.. Çünkü tesiri pek azdır.
Ananın gıdası çeşitli yemeklerden olmalı, sebze ve meyvelerden zengin bir gıda halinde bulunmalıdır. Bu suretle çocuğa en iyi vasıfta bir süt temin edilmiş “olur.
Meyveyi fazla yemekle, çocuğa hiç bir zarar gelmez.
Ananın temiz havaya çıkması hem kendisi için iyidir, hem de çocuğun kemik hastalığına tutulmaması için lüzumludur.
Ana sütünün (Raşitizm) dedikleri kemik hastalığına mani olacak vasıfta olabilmesi için, ananın güneşli yerlerde ve açık havada yaşaması lâzımdır.
Emzikli kadın, nadir olarak ve intizamsız bir şekilde âdet görür.
Çok defa, doğumdan beş – altı hafta sonra ilk âdet olur. Sonra bütün süt verme esnasında âdet kesilir. Yanlış olarak bu hal tekrar gebelik zannedilerek, telâş edilmemelidir.
Aybaşı âdetlerinin ana sütünün vasıflarına büyük bir tesiri yoktur. Yalnız o sırada sütün miktarı biraz azaldığından, çocuk huysuzlanabilir.
Bazı defa da, hassas çocuklarda, hafif bir bağırsak bozukluğu yapar.
Fakat bunlar görülünce, hemen: (Süt çaldı.) diye çocuğu memeden ayırmak doğru değildir.
Şiddetli ruhî heyecanlar, sütü birdenbire kesebilir. Bu hal memedeki ifrazın kesilmesinden değil, süt gelen yollarda bir büzüşme olarak sütün kapalı kalmasındandır. Heyecan geçtikten sonra tekrar açılır ve süt bollaşır.
Bu hallerde kadını teskin etmek, heyecanı yapan sebepleri ortadan kaldırmak lâzımdır. Bazı defa şiddetli soğuklama ile de aynı hal olabilir.
Sütü olmayan analar azdır. Emzikli bir ananın, çok defa, yeter derecede sütü gelir.
Memenin küçük veya büyük olması ile gelen sütün az veya çok olması arasında, hiç bir zaman, bir münasebet yoktur.
Kuvvetli emen bir çocuk, en az süt veren bir memenin verimini, kısa bir zamanda, tabii bir hale getirir. Bunun tersine olarak, iyi süt verebilecek olan bir memenin, zayıf emen bir çocuktan dolayı, sütü azalabilir.
Çocuk emzirmemek çok nadir bir iştir. Hemen her sağlam ana, çocuğunu emzirebilir. Yalnız, süt gelmiyor düşüncesi ile süt azlığına hüküm vermekte aceleci olmamak, emzirmekte devam ve sebat etmek şarttır.
Sebat halinde, en ümitsiz vakalarda bile, az zamanda, süt gelir ve çocuğu doyuracak kadar bol olur.
Düşünmelidir ki (10-14) gün kadar müddetle, ana sütünün hakiki miktarını bulamadığı ve ondan sonra bol bol geldiği vardır. Süt getirici diye reklâm edilen ilâçların faydaları şüphelidir. Süt gelmesini en iyi kamçılayan ilâç, çocuğun kuvvetli emmesidir.
Az süt veren bir memeden zayıf emen bir çocuk, süt çıkaramıyorsa, bu memeyi kuvvetli emen ve hastalıksız olan başka bir çocuğa emdirmek, sütü getiren en iyi bir ilâçtır. Fakat böyle bir çocuk, her zaman bulunamaz. O zaman yalnız el ile sağmak veyahut süt pompaları ile memeyi boşaltmak yolları vardır.
Memeyi el ile boşaltmak zordur. Sıkıntı ve rahatsızlık verir. Baştan pompa ile boşaltmak ve sonra ana kendi eli ile gerisini tamamlamak doğru olur.
Bazı defa, ilk süt geldiği zaman, meme gergin ve sütle dolu olduğu halde, sütünü veremez. Bu zamanda memenin üstüne sıcak pansuman yapmak iyi gelir.
Bu hal, geçicidir, telâş etmemelidir.
Emmek için çocuğun ağzına alacağı meme başının çok ehemmiyeti vardır.- Bazıları dümdüzdür. Buna çare olmak üzere sabah meme başları içeriye doğru çöküktür ve yahut akşam, üç parmakla, memenin başını dışarıya doğru çekmelidir. Eğer yakalanamıyorsa bir (meme âleti) ile meme başını yükseltmeğe çalışmak lâzımdır. Meme başı, bazı defa, çok hassas olur. Bu hal sebepsiz olabildiği gibi, memedeki çatlaklar sebebi ile de olabilir. Bu arıza, kadına çok sıkıntı verir. Buna çare olmak üzere fazla emzirmekten çekinmek ve emzirirken çocuğun başını uygun bir vaziyette tutarak, meme başını fazla çekmesine mani olmak tavsiye edilir.
Meme başlarında çatlaklar olunca, emzirmeyi, muvakkat bir zaman için, bırakmalı, bir yandan da hekime baş vurup tedavi ettirmelidir. (Çatlaklar kelimesine bakınız). Meme iltihapları, çok iz’aç edici hastalıklardır. Önüne geçmek için memeleri iyi emzirip boş tutmak lâzımdır. Çünkü memedeki süt durgunluğu, iltihabı kolaylaştıran mühim sebeplerdendir.
Meme başlarının fazla acıdığı zamanlarda (meme başlığı) denen lâstikten yapılmış âletler vardır. Bunlar memeye tatbik edilir. Çocuk bunlar vasıtası ile memeyi emer.
Zayıf doğmuş veyahut vaktinden önce dünyaya gelmiş çocuklar, memeyi kuvvetli olarak ememezler. Bunlar, kuvvetlenip memeyi iyi eminceye kadar, bir sürü tedbirler almak lâzımdır.
Bunlara memenin sütü, herhangi bir vasıta ile sağılarak verilebilir.
Bazı sağlam çocuklar, tembel olur. Bazıları, bütün gayretlerini sarf ettikleri halde, süt çıkaramazlar. Çok nadir olan bir kısmı da memeyi hiç almak istemez, huysuzlanır, dururlar..
Bu gibi hallerde sinirlenmemeli, sabırlı olmalı, yılmadan, bıkmadan memeyi, tekrar tekrar, vermelidir çocuğun ağzında iltihap ve (pamukçuk hastalığı) olursa, bu da süt emmesine engel olur
Süt emen çocukların burun nezleleri pek ehemmiyetlidir. Nezle esnasında çocuğun burnu tıkanır. Memeyi ağzına alınca, burnu ile teneffüs edemeyen çocuk, derhal memeyi bırakmak zorunda kalır. Bağırır, ağlar, morarır, huysuzluklar gösterir. O zaman, derhal, hekime gidip muayene ettirmek ve burun deliklerinde açıklık, ferahlık yapacak ilâçlar alıp, bu halin önüne geçmek lâzımdır.
Emziğe alışan çocuk, bir daha anasının memesini emmek istemez. Şişe memenin mezarıdır
Daha olmazsa, memeden sütü sağıp çocuğa kaşıkla vermekten başka çare yoktur.. Bütün gayretler gösterildiği halde, çocuğun yeter derecede emzirilmesi mümkün olamazsa, o zaman, ister istemez, çocuğa dışarıdan gıdalar vermek lâzım gelir. Böyle olduğu halde de çocuğu büsbütün memeden kesmek, büyük bir hatadır. Çünkü ana sütü, çocuk için, hiç bir şeyle yeri tutulamayan çok kıymetli bir gıdadır. Bilhassa hayata yeni gözünü açan yavrunun ana sütüne ihtiyacı, ilk günlerde, pek büyüktür. Ancak mecburiyet karşısında, dışarıdan yardımcı gıdalar verilecektir. Bunun ela başlıcası inek sütüdür.
Zaruret olmadıkça, yardımcı gıdaya, hiçbir zaman, başvurmak lazımdır. Şayet yardımcı gıda vermek lazım gelirse, bunu çocuğa, emzikle değil, kaşıkla vermelidir. Emzik şişesinden emzirmek, çocuğun ve ananın çok kolayına ve hoşuna gider. Fakat bir kere emziğe alıştı mı, artık memeyi almak ve emmek istemez.
Onun için büyük bir çocuk hekimi: (Şişe, memenin mezarıdır.) demiştir.
Verilecek gıdanın mahiyeti, süt ve sütten hazırlanmış gıdalardır. Ticarette, çocuk maması olarak hazırlanmış türlü türlü maddeler vardır.
İşte bu zamanda: (Çocuğa şunu vermeli, bunu vermemeli…) diye tavsiyelerde bulunmak hatalıdır. Böyle bir mecburiyet karşısında, çocuk hekimini çağırmalı, durumu ona anlatmalı, çocuğu muayene ettirmeli. O-nun vereceği gıdaları, tavsiye edeceği yolların ve usullerin çerçevesi içinde, hareket ederek çocuğu besleyip büyütmeğe çalışmalıdır.
Tabii emzirme, ana memesi ile emzirmedir. Emzirmeye engel olan bazı ehemmiyetli sebepler olabilir. Fakat sırf tembellik ve çocuk bakımını bilmemek yüzünden emzirmekten kaçman anaların yapacakları hata, pek büyüktür.
Çünkü çocuğun beden ve ruh gelişmesi, ancak, ana sütünü emmesi ile mükemmel olur. Emzirme tesiri ile memelerin dış şekillerinin bozulacağından korkmak, doğru değildir. Zaten gebelikte büyümüş olan memeler, çocuk, emzirilse de, emzirilmese de, sonradan küçülüp eski gerginliğini, az çok, kaybedeceklerdir.
Burada dikkati çeken bir mesele daha söyleyelim: Bazı hekimlerin yaptıkları incelemelere göre, meme kanseri, doğurduktan sonra, çocuğunu emzirmeyen veyahut az emziren kadınlarda çok görüldüğü halde, hiç doğurmamış veya doğurduktan sonra çocuğunu emzirmiş olan kadınlarda bunların daha az görülmekte olduğu anlaşılmıştır.
Yanlış olarak ortaya atılan sebeplerden birisi de, bazı anaların, sütlerinin kendi çocuklarına yaramadığıdır. Hekimlikte böyle bir mesele yoktur. Bu, emzirme güçlüğünün doğurduğu yanlış bir fikirdir.
Anaların biraz zayıf olması, süt vermelerine engel değildir.
Ancak, anaların sağlık durumunu şiddetle tehdit eden, bazı nadir hastalıklarda çocuğu, muvakkat olarak, sütten ayırmak düşünülebilir.
(Lohusa humması) dediğimiz ağır ve tehlikeli hastalık bile, çok defa, çocuğu anasının memesinden ayırmağa sebep olamaz. Çünkü hastalığın şekli değil, ağırlığı bahse mevzu olabilir. En müşkül hallerde bile, çocuğun ana sütünü, hiç olmazsa, altı hafta kadar, emmesi şarttır.
Çocuk, frengili olursa, o zaman, onun anası da frengili olacağından, muhakkak kendi anasının sütünü emmesi lâzımdır.. Frengili çocuğu temiz bir sütanaya vermek, cinayet sayılır.
Verem hastalığına gelince: Bu hastalık, gerçekten, emzirmeğe engel bir hastalıktır.
Çocuk, anasından emeceği sütle değil, anası ile temasından dolayı, onun öksürükleriyle, ciğerlerinden fırlayacak, ufak, tükürük parçacıkları içindeki verem mikroplarından dolayı vereme bulaşır. Çocuklar vereme karşı, pek ziyade, hassas oldukları için, ana veremli olduğu zaman, çocuğu derhal, kendisinden ayırmak lâzımdır.
Bu hususta, eskiden Fransız hekimlerinin söylediği: (Veremli bir kız evlenmemeli, evlenirse gebe kalmamalı, gebe kalıp doğurursa, süt vermemeli…) kaidesi, bugünkü hekimlikte de, hâlâ hükmü devam eden bir gerçek halindedir.
Hastalıksız bir anadan doğup, saf ve temiz ana sütü ile beslenen bir çocuk, gün geçtikçe muntazam bir surette büyür, gelişir… Vücudunun ağırlığı yavaş yavaş artar.
Çocuğun iyi beslendiğini gösteren belirti, kilosunun gittikçe artmasıdır. Bunu da gösterecek olan (çocuk terazisi) dir. Çocuğu hergün, aynı saatte, aynı şartlar altında tartmalıdır.
Bunlardan başka, çocuğun derisinin güzel, pembe, parlak renkte olması, onun sağlığının iyi olduğunu gösterir. Kilosunun azalması ve derisinin bu güzel parlaklığı kaybetmesi ise sağlığının bozulduğuna delâlet eder. Çocuğun ruhî hali de çok önemlidir.
Sağlam bir çocuk, hayatının ilk haftasında, sürekli olarak, uyur. Bu uyku ancak karnı acıktığı veya altı kirlendiği zaman bozulur. Sağlam çocuk, uyurken tabii ve sakin bir halde bulunur.
İkinci haftadan itibaren çocuklar, uyanık halde, yataklarında el ve ayaklarını oynatır. Etraflarına bakarlar. Sağlam bir çocuğun üstü örtülünce, tepinmeğe başlar. Eğer hiç hareketsiz kalır ve örtüsünü üstünden atmak için, hareket yapmazlarsa, çocuğun hasta olmasından şüphe edilir.
Çocuğun biricik şikâyet “.vasıtası, ağlamak ve bağırmak olduğuna göre, ilk “günleri sessizken, birdenbire ağlayıp, bağırmağa ve huysuzluğa başlayan çocukların bir sıkıntısı olduğu anlaşılmalıdır.
Ana sütü ile beslenen çocuklar, bu sütle beslenmeyenlere nazaran, hastalıklara karşı daha büyük dayanıklılık gösterirler.
Hülasa: Ana sütünün her damlası, çocuk için, çok kıymetli bir hayat kaynağıdır.
Çocuğu, ufak tefek sebeplerle, bu hayat kaynağından mahrum etmemelidir.

RSSYorum Yaz  |  Trackback URL

fethiye escort eskisehir escort izmir escort ankara escort eryaman escort istanbul escort gaziantep escort antalya escort