mersin escort mobil porno gaziantep escort izmir escort mobil porno izmir escort bayan porno hd porno pornolar porno ücretsiz porno hd sikis porno
; charset=UTF-8" /> Cüzam (Lepra)Nedir ? - Tedavisi - Mikrobu
bodrum escort bursa escort
mobil porn
RSS
porno
Trk ifşa
28 Temmuz 2010 | | 0 Yorum Var.

Cüzam Nedir ?

(Lèpre)
Bu hastalığın bir adı da (Miskin hastalığı) dır. Bu hastalık gayet eski zamanlardan beri, insanlar arasında, tanınmıştır. Çok uzun sürmek istidadında olan hastalığı yapan âmil, ufak çomak şeklinde bir basildir. İlk defa bunu (Hansen) adında bir âlim bulduğu için mikrobun adına (Cüzam basili), (Hansen basili) derler.
Çok eski zamanlarda, Avrupa’da genişlemek, ortalığa yayılmak azgınlığım göstermiş, insanların gözünü korkutmuş bir hastalıktır. Bir vakitler Avrupa’da hastalığın bulaşıcı olduğunun farkına varılarak, bu hastaların sağlamlardan ayrılması için özel yerler yapılmıştır. Yurdumuzda da miskinlerin bir araya toplanması, sağlamların bu hastalarla temas etmemeleri için eskiden (Miskin tekkeleri) kurulmuştu.

Bugün, bunlar yerine hekimlik bilgilerinin icaplarına göre kurulmuş, miskin ayırma evleri vardır. Burada miskinler devamlı bir tedaviye tâbi tutulurlar. Cüzam hastalığı son zamanlarda azalmış olmakla beraber, bütün dünya üstünde, gene tek tük vakalar halinde görülmektedir.

Mikrop, cüzam (miskin) hastalığına tutulmuş olanların burunlarından akan sümük içinde çok bulunur.
Hasta insandan sağlam insanlara temas volile geçtiği muhakkaktır. Karı, koca, baba, ana ve evlât gibi biribirlerile çok yakından ve çok sıkı bir surette temasta bulunan insanlar arasında, bir tanesi bu hastalığa tutulmuş olursa, bu sıkı temas dolayısı ile, hastalığıı ötekilerine de bulaştırabileceğine hiç şüphe yoktur.
Vakalar, en ziyade, böyle birebirine yakın insanlar arasında görüldüğü için, bir zamanlar, cüzam hastalığının irsî olduğu bile söylenmiştir. Fakat bu telâkki doğru değildir. Mikrop alındıktan sonra uzun bir müddet hastalık ortaya çıkmaz. Gizli kalır.

Bu hastalığın kuluçka süresi (tefrih devresi) uzundur. Mikrop alındıktan (20-25) yıl sonra hastalığın başladığı vardır.

Hastalık ufak tefek kırıklıklar, baş ve vücut ağrıları ile başlar. Hastanın burnunda geçmek bilmeyen inatçı bir nezle hâsıl olur. Burnundan devamlı olarak sulu bir sümük a-kar ve bu nezle uzun yıllar devam eder.
Daha sonra, yüzde, kollarda, ellerde, bacaklarda ve vücudun birçok yerinde esmer siyahımtırak renkte bir takım lekeler belirir. Bunlarda kaşıntı, karıncalanma ve gittikçe ziyadeleşen bir duygusuzluk (hissizlik) hâsıl olur. gün geçtikçe bu lekelerin yerleri sertleşir. Oralarda, ufak ufak, bir takım sert boğumlar peyda olur. Bu boğumların olduğu yerlerde kıllar dökülür. Yüzde meydana gelen boğumlardan dolayı kaşlar, bıyıklar ve sakallar dökülürler. Kılların dökülmesi, kaşlarda, burunda, dudaklar, çene ve kulaklarda bir sürü boğumlar olması hastanın yüzüne özel bir görünüş verir.

Bu çehre bazıları tarafından bir (aslan çehresi) ne benzetilmiştir. Hastalar, yavaş yavaş, zayıflarlar. Sararır, solar, kansızlığa düşerler. Bu zayıflama üzerine verem, frengi, yılancık, zatürree.. gibi başka hastalıklardan birisi de katılacak olursa hasta günün birinde ölüme sürüklenir, gider.

Bazı hastalarda hâsıl olan sert boğumlar yalnız deri üzerinde kalmaz, ağzın içinde, dilde, boğazda, burunda ve gözlerde de kendini gösterir. Buralarda çıkan yaralar, tıpkı verem ve frengi yaraları gibi, etraflarındaki dokuları ve organları yiyip kemirir, harap ederler.

Hastalık, yavaş yavaş, ilerler. Hastanın vücudunda hissizlik ve uyuşukluklar hâsıl olur. Hasta gittikçe zayıflayarak düşkün bir halde ayakta dolaşır. Bu suretle hastalık uzun yıllar sürer gider.
Hastalığı anlamak için hastanın yüzünün aldığı özel görünüşe dikkat etmek lâzımdır. Deri üstünde sert boğumların hâsıl olması,kılların dökülmesi, bazı yerlerde lekeler ve duygusuzluklar olması hastalığı gösteren belirtilerdendir.

Hastaların burun ifrazlarından bir damla alınarak bir cam üzerine yayılacak ve lâboratuarlarda bir takım özel usullerle boyanıp mikroskop altında incelenecek olursa hastalık basillerini görüp tanımak ve hastalığa kesin teşhis koymak mümkündür. Bundan başka yüzde ve vücutta beliren sert boğumların içinde de mikrop vardır. Oraları bir iğne ile delip çıkacak olan kanlı ifraz, ayni usullerle boyanıp incelenirse, burun ifrazlarında olduğu gibi, hastalık mikroplarım bulmak ve görmek kabildir.

TEDAVİ
Cüzam (Miskin) hastalığına tutulanları, sağlamlardan ayırarak tedavi etmek lâzımdır.
Bu gibi hastaları vaktinde tanıyarak ayırmak çok lüzumludur. Çünkü bu gibi hastaların, iyi oluncaya kadar, ekmekçilik, sütçülük, yoğurtçuluk, kasaplık, sebzecilik., gibi gıda satıcılığı yapmalarına müsaade etmemek lâzımdır.

Esasen bunların sağlamlarla temas edip onları bulaştırabilecek sanat ve meslekleri yapmaları doğru değildir.
Cüzam hastalığına tutulanların çocukları olursa bunlar doğar doğman ana ve babalarından ayrılmalıdır ki, hastalığa tutulmasınlar.
Hastaların odaları, eşya, çamaşır ve mendilleri, yemek kapları sıkı bir temizliğe tâbi tutulmalı ve dezenfekte edilmelidir.

Hastalığın biricik ilâcı (Şolmogra yağı) dedikleri maddedir. Bütün cüzam ilâçlarının esasını bu madde teşkil eder.
Bu ilâç hastalara, türlü türlü şekillerde, tatbik olunabilir.

CÜZAM MİKROBU:
Cüzam hastalığının mikrobu ufak bir çomakçıktır. İlk defa (Hansen) adındaki âlim tarafından, (1873) yılında, hastaların burun ifrazlarında görülüp keşfedilmiştir.
Bu mikrop, verem mikrobuna çok benzer ve ona yakın olan mikroplardan birisidir.
Hareketleri yoktur, kolay boyanmazlar. Lâboratuarlarda bunları boyamak için özel usuller ve boyalar kullanılır. Lâboratuarlarda bu mikrobu, mikrop ekim yerlerinde üretmek şimdiye kadar mümkün olamamıştır. Hastaların sümüklerinde ve vücutlarında hâsıl olan sert boğumlar içinde bulunur. Bir damla sümük bir cam üzerine yayılarak boyanır ve mikroskop altında incelenirse cüzam mikroplarının, ufak çomaklar halinde, kümeler teşkil etmiş oldukları görülür. Verem mikrobundan daha kısa ve uçları sivri mikroplardır.
Bu mikroplar hastaların burun ifrazlarında (sümüklerinde) ve vücutlarında hâsıl olan sert ufak ve deri dokusu içindeki boğumlarda bulunduklarından bulaşma, çok defa, hasta ile sıkı bir temas neticesi husule gelir.
Cüzam mikropları, verem mikrobuna benzeyen, ufacık bir takım çomaklardır.

Fakat son zamanlarda Amerikan ve İngiliz hekimlerinin tetkikleri göstermiştir ki, İsveç ve Norveç gibi, kuzey memleketlerin denizlerinde yaşayan bazı balıklarda tıpkı cüzam basiline benzeyen mikroplar vardır. Bunların hakikî cüzam mikrobu olmaları ve balıklarda da hastalık yapmaları ihtimali kuvvetli görülmüştür.
Bu görgüye dayanılarak bu gibi balıklarla temas eden insanların cüzam hastalığına tutulmak tehlikesine maruz kaldıkları sanılmaktadır. Şu halde bulaşmada balıkların bu rolünü de hesaba katmak lâzımdır.

RSSYorum Yaz  |  Trackback URL

fethiye escort eskisehir escort izmir escort ankara escort eryaman escort istanbul escort gaziantep escort antalya escort