Damla Hastalığı
Damla Hastalığı
Bir ana besin metabolizmasının bozulması sonucunda eklemlerde ve deri altında, bir ürik asit tuzu olan sodyum ürat birikmesi. Damla hastalığı çok eskiden beri bilinen bir hastalıktır. M.Ö. IX. yüzyıldan beri bilinmekle birlikte, vücudun kimyasal işlevleri ile ilintisi ancak son yıllarda kurulmuştur. Başlıca belirtileri, sodyum ürat birikmesiyle ortaya çıkan ağrılı eklem şişlikleri ve deri altı yumruları (tofuslar) dır.
Damla hastalığının ivegen ve süreğen damla diye isimlendirilen iki türü vardır. Hastalığın iki çeşidi birlikte, ayrı zamanlarda veya birbiri ardından görülebilir. İvegen damlada, eklemler ağrı yapar. Eklem dokusu kızarır, şişer, sıcaklığı ve duyarlılığı artar. Genellikle ayak başparmağının eklemlerinde görülür. Ağrılar birdenbire başlar, fakat tedavi yapılmasa bile 78 gün sonra kesilir. Bir sonraki krize kadar hasta rahattır. Ağrılar sürerse eklem zedelenir ve hastalık süreğenleşir. Süreğen damlada, sodyum ürat birikmesi olur. Akyuvarların bunları ortadan kaldırmak için bir madde salgılanmasıyla eklem zarı (sinovya zarı) nda yangılanma ve sinovya sıvısındaki asit miktarında bir artış görülür. Bu asitli ortam sodyum üratın erimesini güçleştirdiğinden, biriken tuz miktarı artar. Kandaki ürik asit miktarı da iki katına çıkar.
Ağrısız da olabilen damlanın belirtisi kulaklarda ve ellerin üzerinde oluşan tofuslardır. Tofuslar ağrı vermedikleri sürece zararsızdırlar. Fakat büyüdükçe üzerlerindeki deri gerilir ve sonunda patlayarak içerdikleri sodyum ürat kristallerini dışarı atarlar. Böbreklerde toplanan sodyum ürat kristalleri böbreğe zarar verebilirler ve hatta böbrek taşı yaparlar. Kaslarda birikirlerse ağrı verirler.
Damla hastalığı genellikle kalıtsal ise de, plazmadaki ürik asit artışına yol açan bir kan veya böbrek hastalığı sonucunda ortaya çıktığı da olur. Kalıtsal olduğunda çoğunlukla ailenin erkeklerinde görülür. Üzüntü, eklem zedelenmeleri, beslenme zorlukları ve ameliyatlar da ivegen damlaya yol açabilir.
Pürin metabolizmasının bir son ürünü olarak çıkan ürik asit yararsız bir madde olduğundan dışarı atılmaktadır. Gereğinden fazla üretilmesi veya gereğinden az atılması halinde birikir. Eriyen bir madde olmadığından vücuttaki sıvılarda kristal biçiminde bulunur. Miktarı arttıkça eklemlerde toplanarak damla hastalığına yol açar.
Süreğen damla, eklemlerdeki yangılanmayı giderecek ilaçlar ve dinlenmeyle iyileştirilir. Bazı durumlarda ağrı dindiren ilaçlar da gerekli olur. Damla hastalığının uzun süreli tedavisi vücut sıvılarında sodyum ürat miktarının azaltılması şeklinde yapılır. Böylece ağrılar durur ve tofuslar kaybolur. Yeni yöntemler damla hastalığının iyileştirilmesinde çok başarılı olmaktadır.
