mersin escort mobil porno gaziantep escort izmir escort mobil porno izmir escort bayan porno hd porno pornolar porno ücretsiz porno hd sikis porno
; charset=UTF-8" /> Dang Hastalığı Nedir ? Tedavisi
bodrum escort bursa escort
mobil porn
RSS
porno
Trk ifşa
15 Eylül 2010 | | 0 Yorum Var.

Dang Hastalığı

(Denque)

Bu hastalık, bulaşıcı hastalıklardan birisidir.

Hastalık, oldukça eskidir. İlk dikkati çeken vakalar (1779) yılında Mısırda ve Cava da görülmüşlerdir. Bundan on yıl sonra, Suriye taraflarında başlayan bir dang salgını İzmir, İstanbul, Selanik, Karadeniz kıyıları ve Trabzon gibi Türk memleketlerinde de görülmüştür. O zaman bu hastalık, İstanbul da büyük bir genişleme göstermiş, birçok insanı hastalandırmış ve Türk hekimleri tarafından tetkik edilerek bu hastalık üzerinde bazı eserler yazılmış ve ilmî tartışmalar yapılmıştır.

Akdeniz kıyılarında ve Yunanistan’da da zaman zaman salgınlar olmuştur.

Bu hastalık, belirtileri itibari ile, (Enfloenza) hastalığına çok benzediğinden bazı yerlerde onunla karıştırılmıştır.

Mikrobu şimdiye kadar ortaya çıkarılamamıştır. Bütün elimizde bulunan mikroskoplarla görülmesi ve lâboratuarlarda üretilmesi kabil olmayan, süzgeçlerden geçen virüslerden biri olması kuvvetle muhtemeldir.

Mikrop, hastalık esnasında hastaların kanında bulunur. Bu mikrobu hastadan sağlama taşıyan bir çeşit sivrisinek vardır.

Bu sivrisinek bir hastayı ısırdıktan dokuz gün sonra, hastalık virüsünü sağlamlara verebilecek bir hale gelir. Bu hal uzun müddet devam eder. Hastalık ta bu sineklerin mevcut olduğu sıcak mevsimlerde çok görülür.

İşte bundan dolayı hastalık çıktığı ve bu çeşit sivrisinekler çoğaldığı zaman salgınlar görülebilir.

Bir defa Dang hastalığına tutulanlar, beş yıl kadar bir müddetle, bu hastalığa karşı bağışıklık (muafiyet) kazanırlar.

Hastalık mikrobunu aldıktan sonra, ilk hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasına ka -dar geçen (kuluçka süresi) dört günden iki haftaya kadardır.

Hastalık birdenbire titreme, ürperme ve ateşle başlar. Vücudun her tarafında ve bilhassa bel kemiğinde şiddetli ağrılar vardır. Hatta göz hareketleri bile ağrılıdır. Baş ağrıları, bulantılar, kusmalar ve çocuklarda çırpınmalar olur. Nabız yavaşlar. Sayısı çok azalır. Hastanın iştahı yoktur. Dil paslı, dudaklar kurudur. Dalak oldukça büyür. Boyun, koltuk altı, kasık gibi yerlerdeki lenfa boğumlarında şişlik hâsıl olur. Bazı hastalarda burun kanaması görülür.

Hastalığın ikinci ve üçüncü gününe doğru, bütün vücutta deri üstünde, ufak ufak kızamık lekelerine benzeyen kırmızı lekeler ve kurdeşen tarzında döküntüler çıkar. Bu lekelerin çıkması ile beraber, ateş bir kat daha yükselerek (40-41) dereceyi bulur. Hastalar bu yüksek ateş içinde atılırlar ve sayıklarlar. Sidik az ve rengi koyudur.

Dört gün sonra, bol bir ter ile, ateş düşer. Sidik miktarı artar. Hastalar iyileşir gibi olurlar. Fakat çok geçmeden ateş birdenbire tekrar yükselir ve eski belirtiler yeniden ortaya çıkmağa başlarlar. Kırmızılıklar yaygın bir tarzda tekrar baş gösterirler. Nihayet hastalığın haftasına doğru tekrar bol bir terle ateş düşer. Ve hasta nekahate girmiş olur.

Bu hastalıktan kurtulan hastalarda şiddetli bir zayıflık ve yorgunluk vardır ki, bu hal ancak uzun zaman istirahattan sonra zail olur.

Hastalık sırasındaki kanamalardan dolayı, bazı fena ihtilâflar olabilir. Kollarda, bacaklarda felçler, beyinde menenjit halleri, sinir bozuklukları, böbreklerde, safra kesesinde bozukluklar, kan işemeleri ağızda ve akciğerlerde görülen iltihaplar bu fena ihtilâflardandırlar.

Hastalıktan sonra, çok defa, baştaki saçlar dökülür. Bir müddet sonra bunların yerine yeniden saç gelir.

Deri üstünde sivilceler, cerahatli “çıbanlar olabilir.

Hastalık, bu kadar çok sıkıntılarına rağmen, öldürücü değildir. Hastaların çoğu, sonunda, iyileşip şifa bulurlar. Ölüm nisbe-ti çok azdır. Ölümü yapan da ortaya çıkan fena ihtilâflardır.

TEDAVİ

Hasta yatakta tam bir istirahat halinde bulunmalıdır. Ateşin yüksek olduğu zaman, yemeklerin hazmı güçleşmesinden dolayı, hastalara süt, yoğurt, ayran, limonata, ıhlamur suyu, çay., gibi hafif maddeler verilmelidir.

Vücutta ve eklemlerde hâsıl olan şiddetli ağrılara karşı (Aspirine) (salipyrine), (Phenaçetine), (Pyramidon) gibi ilâçlar verilir. Kalbi kuvvetlendirmek için (cafeine), (kâfurlu yağ) şırıngaları yapılır. Hasta, portakal suyu ve limonata gibi ekşi ve vitaminli maddeleri bol bol içmelidir.

Hastalık sırasında kalpte, damarlarda, sinirlerde, deri üstünde hâsıl olan arızaları tedavi için, arızanın çeşidine göre, hekim türlü ilâçlar tertip eder. Hastalık geçtikten sonra vücutta, uzun müddet kalan, halsizlik ve takatsizliğe karşı bedeni genel olarak canlandıracak kuvvet ilâçları verilmelidir.

Nekahet zamanında, hastaların iyi bakılıp kuvvetli olarak beslenmeleri lâzımdır. Şiddetli ateş olduğu vakit, hekimin müsaadesi ile banyo tedavisi veya ıslak sarmalar şeklinde yapılacak su tedavisinden büyük fayda vardır.

Hastalıktan korunmak, mikropları hastadan sağlamlara taşıyan ve aşılayan sivrisineklerden korunmakla kabildir.

Onun için bu hastalığın çıktığı zamanlarda, sivrisineklerle mücadele ederek onlara karşı çok tesirli olan (D. D. T.) gibi ilâçlar kullanmak, bu suretle yatılıp oturulan odaları bunlardan temizlemek, yataklara cibinlik koymak lâzımdır.

Hastalığı bir çeşit sivrisinekler taşıdıkları için, ona tutulmamak isteyenlerin yapacağı en müessir, tedbir sivrisinek savaşıdır.

Ancak bu sayede bu hastalıktan korunmak ve kurtulmak kabil olur.

RSSYorum Yaz  |  Trackback URL

fethiye escort eskisehir escort izmir escort ankara escort eryaman escort istanbul escort gaziantep escort antalya escort