Döl Yatağı Kası
Döl Yatağı Kası
Kasılma sırasında, döl yatağının tepesiyle boynu arasındaki kas lifleri uzayıp kısalır; döl yatağının üst kısmı sertleşirken, döl yatağı, karın boşluğu içinde öne doğru eğilir, Döl yatağı kası, gebelik sırasında bedendeki en büyük kastır; erkek bedenindeki bütün kaslardan bile büyüktür. Bu yüzden, annenin kasılma sırasındaki sertleşmeleri hissetmesinin ve canının acımasının şaşılacak bir yanı yoktur. Ne var ki, duyulan acı, döl yatağının yaptığı ağır, yorucu çalışmanın bir yan ürünüdür. Aslında doğum sancısı demek, ağır, yorucu çalışma demektir.
Döl yatağı boynundaki uzunlamasına lifler, çem-berimsi lifler, döl yatağı boynunun çevresinde, yay gibi sarılıdır. Uzunlamasına lifler kasıldıklarında, önce bu yayı uzatıp kısaltır, sonra da açar ya da şişirirler. Açılma daha kolaydır; çünkü döl yatağı boynu, gebelik sırasında, ananın kanındaki hormonlar şasinde yumuşamıştır. Uzayan lifler birbirinden ayrılır; bebeğin başı üstünden geçer. Doğum sancılarının bu lik döneminin gelişmesi, döl yatağı boynunun şişme derecesine bağlıdır. Döl yatağı boynu, bir elin ayası büyüklüğünde bir yumurta biçimini alana kadar yavaş yavaş açılır.
Bütün bunlar olup biterken, kadının yapayalnız bırakılması, morilinin bozulmasına yol açar. Bu yüzden kocaya çok iş düşer. Karısını cesaretlendirmek için neler yapabileceğini önceden öğrenmiş olan erkek, sözgelimi, karısına yudum yudum su içirebilir. Sırtını okşayarak rahat etmesini sağlayabilir. Yattığı yerde sağa-sola dönmesine yardımcı olabilir. Ayrıca ona, sürekli olarak manevi destek sağlayabilir. Bugün bir çok hastanede tartışma ya da konferanslar düzenlenmekte, bu tür çalışmalarda müstakbel ana-babalara doğumun çeşitli yanları anlatılmaktadır.
Doğum sancılarının ilk döneminin sonunda, aşağı yukarı her iki dakikada bir gelen kasılmalar, genellikle bir dakika kadar sürer. Bu kasılmalar, döl yatağı boynunu genişletmede son derece etkili olur. Kadın, birşeyler yaptığı ve bütün dikkatini bu işe verdiği sırada başlayan doğum sancısı gibi yaratıcı bir çalışmanın yol açtığı acı ile, sakatlanma ya da kaza sırasında duyulan acı ile, sakatlanmada yada kaza sırasında duyulan acı arasında çok büyük bir fark olduğunu sezecektir. Doğum sancısı, daha çok, bütün güçle ve kafayı başka bir şeye takmadan yapılan işin, örneğin kolları kopana kadar yerleri süpürmek, ovmak, dik bir bayırı tırmanmak, koşmak ya da yüzmek v.b.-nin yarattığı gerilimi andırır. Doğum sancısının yol açtığı rahatsızlık, kadının bütün dikkatini verdiği bir işin yan ürünüdür. İşte bu yüzden, bazı anneler, doğum sancıları içinde kıvrandıkları sırada bu duygudan yoksun kalmamak için anesteziye karşı çıkarlar. Çünkü ritmik biçimce tekrarlanan kasılma dalgaları, kadn için bir duygusal tatmin nedeni olabilir.
