Adrenalin
Adrenalin
Böbrek üstü salgıbezinin iç (medulla) bölümünün salgıladığı önemli bir hormon. Bu hormona, yapısı açısından benzeyen başka bir hormon olan nöradrenalin de, böbrek üstü salgıbezinin iç bölümü tarafından salgılanır. Adrenalin 1894′te keşfedilmiş olduğu halde, nöradrenalinin varlığı ancak 1949′da ortaya çıkarılmıştır.
Her iki hormonun görevi, vücudu kaçmaya ya da savaşmaya hazırlamaktır. Bunların etkisiyle kalp daha hızlı çalışır, solunumun derinliği ve temposu artar. Bu etkiler sonucunda, vücut tehlikeli durumlarda daha başarılı olabilir. Metabolizma hızlandırılmış, kaslara giden kan miktarı çoğaltılmıştır; kasların kasılma gücünde fazlalaşma, yorulma sürelerinde uzama gerçekleşmiştir. Sinemada seyredilen bir filmdeki çok heyecanlı bir sahne karşısında, adrenalin ve nöradrenalin salgılanması sonucu seyirci kalbinin fazla çarptığını hissedebilir.
Ancak, her iki hormon tam anlamıyla eş etkilere yol açmaz. Bunların salgılandıkları miktar, salgılanmalarına yol açan uyarının, özelliğine göre değişir. Kızmak, kan kaybı, bedensel güç harcanması, vücudun duruşundaki değişiklikler nöradrenalin salgılanmasına yol açar. Bu hormonun ilk etkisi, kalpten uzak damarların büzülmesine yol açmaktır. Bu nedenle, şok durumunda, aşırı kanamada ve hislenme halinde yüz aniden sararabilir.
Adrenalinin salgılanmasına yol açan en önemli etken, vücutta parçalanma ya da hücrelerin bütünlüklerini kaybetmesi ve ağrıdır. Bu hormonun etkisi çok çabuk ortaya çıkar. Uyanıklık artar, olaylara çabuk tepki gösterilir, nabız hızlanır ve gerek karaciğerde gerekse kaslarda, aniden harekete geçildiğinde kolayca tüketilebilmesi için gerekli enerjiyi açığa çıkaran glikojen yıkımı olayı çabuklaşır. Her iki hormon da bağırsak ve sidik torbası kaslarında gevşemeye yol açar. Bunun amacı adı geçen organ boşluklarının içlerine alabilecekleri madde miktarını çoğaltmaktır. Bu hormonların etkisiyle sfenkter adı verilen büzücü kasların daha büyük bir güçle büzülmesi, aynı organ boşluklarında daha fazla madde birikebilmesini sağlar.
Böbrek üstü salgıbezinin orta bölümü, hem adrenalini hem de nöradrenalinitirosin adlı aminoasitten yapar. Nöradrenalin aynı zamanda vücudun çeşitli yerlerinde bulunan bazı sinir hücreleri tarafından da salgılanabilir. Bu maddeyi içlerinde biriktiren bazı sinir uçları, gerekirse onu salgılayabilirler. Bu hormonun etkisi, bu nedenle, vücutta otomatik olarak çalışan birçok organı yöneten sempatik sinir sistemi uyarıldığı zaman ortaya çıkan sonuca benzer. Bu hormonların etkisiyle, sempatik sinir sisteminin bağırsak hareketleri, kalp atışı gibi istem dışı çalışan birçok organ üzerindeki etkisi, hemen hemen aynı özellikleri gösterir.
Bu hormonlar birçok memeli hayvanda da bulunur. Nöradrenalin daha çok kızma durumlarında salgılandığı için, bazı bilim adamları bu hormonun değişik tür hayvanlarda salgılanma miktarını karşılaştırmışlardır. Kedide ve aslanda bu iki maddeden eşit miktarlarda salgılanmış olması çok ilginçtir. Sığırda, tavşanda ve kobaylarda salgılanan miktarın yüzde seksen beşi ise adrenalindir. İnsanda bu oranın yüzde doksan olmasına karşılık, pek az düşmanı olan balinada salgının yüzde yükünün nöradrenalin olması, bu iki hormonun birbirlerine olan oranlarının yorumlanmasını güçleştirmektedir.
Adrenalin ve nöradrenalin, kimyasal açıdan katekolamin denen sınıfa girerler. Bu iki hormonun, böbrek üstü salgıbezi dokusundan elde edilen miktarları, bir arada, toplam katekolıtmin değeri olarak belirtilir. Bunun için de bağırsaklar üzerindeki gevşetici etkilerinden yararlanılır.
Adrenalin, laboratuvarda yapılabilen ilk hormondur. Bu hormon, hayvan dokularından seyreltik asitlerin etkisiyle açığa çıkarıldıktan sonra alkol ve amonyakla çöktürülerek de elde edilebilir. Nöradrenalin de adrenalinle beraber elde edilir. Bu hormonların karışımı bekletilirse kısa bir sürede ayrışma sonucu etkisini kaybeder. Yeniden asitli eriyiklerde eritilmeleri bu sakıncanın ortadan kalkmasına yol açar.
Adrenalin ve nöradrenalin, vücut üzerindeki çok çeşitli etkileri nedeniyle, türlü amaçlarla kullanılmak üzere iğne, sprey ve eriyik olarak hazırlanırlar. Adrenalin, ameliyatta, üzerinde çalışılan alana damlatılırsa o alandaki damarlar büzüleceğinden kan kaybı azalır ve şırınga edilmiş olan yerel anestezi maddesinin uzaklaşma hızı azaltılmış olur. Bazı durumlarda, durmuş olan kalbin içine doğrudan doğruya şırınga edilmesi, kalpte yeniden çalışmaya yol açabilir; bronş astımında kullanılması, bunların genişlemesine ve bronşların mukoza zarının şişkinliğinin giderilmesine yol açar. Bu hormondan, fazla verilmiş olan ensülin hormonunun olumsuz etkilerinin giderilmesi amacıyla de yararlanılır.
Nöradrenalinden en çok, kazalarda ve ameliyatlarda görülebilen aşırı kan kayıplarının tedavisinde yararlanılır. Çünkü bu hormon kalpten kan getiren damarları büzerek, akan kanı azaltır. Yapısal açıdan adrenaline çok benzeyen çeşitli maddeler meydana getirilmiştir. Bu yapay maddelerden örneğin, amfetamin, efedrin, fenilerin ve metaraminola gibi bazıları, adrenalinkine benzer etkiler gösterirler.
Hormonlar | İlk yorumu sen yap »
Etiketler: Adrenalin