<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title></title>
	<atom:link href="http://www.saglikgunlugu.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglikgunlugu.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Sep 2010 11:46:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Çörek Otu</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/corek-otu</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/corek-otu#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 11:46:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=2152</guid>
		<description><![CDATA[Bu nebatın tohumları sert ve güzel kokuludur. (Şam çörek otu), (Limonî çörek otu), diye çeşitleri vardır. Çörek otu tohumları, havi oldukları maddelerin kokulu ondasından dolayı, bazı yiyeceklere konarak bahar gibi kullanılırlar. Çörek otu, vücuda kuvvet ve çeviklik verir. İştahı açar, bağırsaklardaki gazları izale eder. Hazmı kolaylaştırır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><center><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-4978670797689592";
/* 336x280, oluşturulma 15.06.2008 */
google_ad_slot = "0480162563";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></center></-> <p>Bu nebatın tohumları sert ve güzel kokuludur. (Şam çörek otu), (Limonî çörek otu), diye çeşitleri vardır.<br />
Çörek otu tohumları, havi oldukları maddelerin kokulu ondasından dolayı, bazı yiyeceklere konarak bahar gibi kullanılırlar. Çörek otu, vücuda kuvvet ve çeviklik verir. İştahı açar, bağırsaklardaki gazları izale eder. Hazmı kolaylaştırır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/corek-otu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çorbalar</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/corbalar</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/corbalar#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 11:44:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=2150</guid>
		<description><![CDATA[Çorbalar, sulu ve hazmı kolay yemeklerden oldukları için, insanların ve bilhassa hastaların beslenmesinde birinci derecedeki gıdalardandır. Bunların içinde, yurdumuzda, pirinç çorbaları başta gelir. Pirinç taneleri, pirinç denilen nebatın tohumlarından ibarettir. Bu tohumların besleme kudretleri pek yüksek olduğu için, dünya üstünde pirinç pek çok kullanılır bir gıda maddesidir. (100) gram pirinçte (75) gram şekerli, (6) gram [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çorbalar, sulu ve hazmı kolay yemeklerden oldukları için, insanların ve bilhassa hastaların beslenmesinde birinci derecedeki gıdalardandır.<br />
Bunların içinde, yurdumuzda, pirinç çorbaları başta gelir. Pirinç taneleri, pirinç denilen nebatın tohumlarından ibarettir. Bu tohumların besleme kudretleri pek yüksek olduğu için, dünya üstünde pirinç pek çok kullanılır bir gıda maddesidir.<br />
(100) gram pirinçte (75) gram şekerli, (6) gram albominli (1) gram da yağlı madde vardır. Pirincin besleme kudreti patatesten üç, dört defa daha fazladır.<br />
Bunun içindir ki, pirincin yağ ve etsuyu ile pişirilmesinden hasıl olan çorbalar, hem hazımlarının kolaylığı, hem de gıda kudretlerinin yüksek olması bakımdan, sağlamlar ve hastalar için, en mükemmel bir gıda vasfındadırlar.<br />
Bu faydaları dolayısı ile, pirinç çorbaları, mide ve bağırsaklarında hazımsızlık ve yara olanlarda, sürgünlü (ishalli) olanlarda, hastalıktan yeni kalkmış zayıf insanlarda, küçük çocuklarda, kolaylıkla alınıp hazm olunabilecek yemeklerden sayılırlar.<br />
Yalnız pirincin içinde şekerli maddeler fazla olduğundan, şeker hastalığı çeken insanlara pirinçten yapılmış çorbaların verilmesi uygun değildir.<br />
Çorbalar, sade pirinçten değil, çeşitli maddelerden yapılabilirler: (Un çorbası), (Şehriye çorbası), (Sebze çorbası), (Yoğurt çorbası), çorbaların belli başlı olanlarıdır.<br />
Un çorbası da hafif ve hazmı kolay bir çorbadır. Bu çorbaların nefis olabilmesi için hafif bir ateşte yavaş yavaş ve unun kokusunu kaybedinceye kadar pişirilmeleri lâzımdır.<br />
Sebze çorbaları, vitamin bakımından zengin gıdalardan olduklarından çocuklar ve hastalar için çok kıymetli gıdalar halindedir. Yalnız bunları pişirirken bazı vitaminlerin harap olmaması için, uzun boylu ateşte bırakıp kaynatmamak icap eder.<br />
Şehriye ve yoğurt çorbaları da, besleyici maddeleri havi olmaları itibari ile, sağlamların ve bilhassa hastaların başlıca gıdasını teşkil ederler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/corbalar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çopurluk Nedir ?</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/copurluk-nedir</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/copurluk-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 11:41:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=2147</guid>
		<description><![CDATA[Çiçek hastalığına tutularak bu hastalığı oldukça ağır geçirmiş olan insanların yüzlerinde çiçek çıbanlarının bıraktığı izler, bütün ömür boyunca, devamlı bir halde kalırlar. Bu hale (Çopurluk) derler. Çopurluk yüz güzelliğini bozan hallerden olduğu için, bilhassa kadınlarda, hiçte arzu edilmiyen arızalardandır. Çopurluğa uğramamak için çiçek hastalığına tutulmamak lâzımdır. Çiçek hastalığı pek ağır bir hastalık olduğundan, sade çopurluk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çiçek hastalığına tutularak bu hastalığı oldukça ağır geçirmiş olan insanların yüzlerinde çiçek çıbanlarının bıraktığı izler, bütün ömür boyunca, devamlı bir halde kalırlar. Bu hale (Çopurluk) derler.</p>
<p>Çopurluk yüz güzelliğini bozan hallerden olduğu için, bilhassa kadınlarda, hiçte arzu edilmiyen arızalardandır.</p>
<p>Çopurluğa uğramamak için çiçek hastalığına tutulmamak lâzımdır. Çiçek hastalığı pek ağır bir hastalık olduğundan, sade çopurluk değil, insan hayatını türlü tehlikelere uğratabilir. Bu bakımdan bu hastalıktan korunmak için, insanların çok dikkatli olması lâzım gelir.</p>
<p>﻿</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/copurluk-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çolaklık</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/colaklik</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/colaklik#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 11:31:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=2145</guid>
		<description><![CDATA[Kırık, çıkık, iltihap vesaire&#8230; gibi arizalardan dolayı kolları teşkil eden kasların, kemiklerin, eklemlerin bozukluğa uğraması ve bu tesir altında kolun fena şekiller alarak vazifesinde aksaklıklar husule gelmesi haline (Çolaklık) derler. Çolaklıkların sebepleri pek çoktur. Bu sebeplerin şekline ve tesir tarzına göre çolaklık ağır veya hafif olur. Çolaklık, kol gibi pek lüzumlu bir organı vazifesinden alıkoyması [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kırık, çıkık, iltihap vesaire&#8230; gibi arizalardan dolayı kolları teşkil eden kasların, kemiklerin, eklemlerin bozukluğa uğraması ve bu tesir altında kolun fena şekiller alarak vazifesinde aksaklıklar husule gelmesi haline (Çolaklık) derler.</p>
<p>Çolaklıkların sebepleri pek çoktur. Bu sebeplerin şekline ve tesir tarzına göre çolaklık ağır veya hafif olur. Çolaklık, kol gibi pek lüzumlu bir organı vazifesinden alıkoyması itibari ile pek ehemmiyetlidir. Kollarda herhangi bir suretle hasıl olacak hastalık ve arızaları dikkatle tedavi ettirip böyle bir halin hasıl olmamasına çalışmak lâzım gelir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/colaklik/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukların Gece Korkması</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/cocuklarin-gece-korkmasi</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/cocuklarin-gece-korkmasi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 01:37:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek Bakımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=2140</guid>
		<description><![CDATA[Bazı çocuklar, gece uykuları sırasında, birdenbire, korku ile bağırırlar. Bu bağırma, analarını veya babalarını çağırmak suretinde olabildiği gibi, anlaşılmaz, rabıtasız bir takım sözler ve cümleler söyleyerek sayıklama suretinde de olabilir. Bu hal sırasında, çocuğun gözleri kapalı ve uyur bir halde, yahut gözleri açık, fakat kendini bilmez bir durumda, yatağında doğrulduğu, heyecan ve titremeler içinde, bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı çocuklar, gece uykuları sırasında, birdenbire, korku ile bağırırlar. Bu bağırma, analarını veya babalarını çağırmak suretinde olabildiği gibi, anlaşılmaz, rabıtasız bir takım sözler ve cümleler söyleyerek sayıklama suretinde de olabilir.<br />
Bu hal sırasında, çocuğun gözleri kapalı ve uyur bir halde, yahut gözleri açık, fakat kendini bilmez bir durumda, yatağında doğrulduğu, heyecan ve titremeler içinde, bir takım anlaşılmaz sözler söyleyip sayıkladığı, bazı defa da yatağından çıkarak, parmakları ile bir şeyler tutmak ister gibi, garip hareketler yaptığı görülür.<br />
O esnada çocuğun rengi soluk ve alnında ter damlaları vardır.<br />
Bunlar, uykuda hasıl olan ve çocuğu korkutan bir takım karışık rüyaların yaptığı arızalardır.<br />
Bu hal, etrafındakileri merak ve telâşa düşürür.<br />
Çocukların gece korkularını yapan sebeplerin başlıcası: hazmedilmesi zor gıdaların yenilmesinden dolayı, mide ve bağırsaklarda hasıl olan bozukluklardır.<br />
Çok çay içen çocuklarda da bu hal görülebilir.<br />
Gece korkusu sırasında, çocuğun gözleri kapalı, kendini bilmez bir haldedir. Anlaşılmaz bir takım sözler söyleyip sayıklar.<br />
Anadan doğma olarak sinirli olan çocuklarda, gece korkularına çok rastlanır.<br />
Zaten bu gibi çocuklar, yaratılışları itibarile, gece yataklarına işemek ve daha bir takım sinir hastalıklarına uğrayabilmek istidadındaki insanlardır.</p>
<p><strong>TEDAVİ:</strong><br />
Sıksık gece korkuları ve gece sayıklamaları gösteren çocukları, iyi bir sağlık bakımı içinde, yaşatmak lâzımdır. Bunlar, havası temiz ve saf olan, güneşli, serbest, bahçe ve kırlarda yaşatılmalıdırlar.<br />
Yemeklerden iki saat sonra yapılacak ılık su banyoları, böyle hastaların sinir sistemlerini düzelterek rahat ve sakin olmalarına yardım eder.<br />
Mide ve barsak bozuklukları varsa, bunlar tedavi edilmeli. Peklik mevcutsa, münasip ilâç ve lavmanlarla bu da ortadan kaldırılmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/cocuklarin-gece-korkmasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk Küvezi</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/cocuk-kuvezi</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/cocuk-kuvezi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Aug 2010 01:26:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek Bakımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=2138</guid>
		<description><![CDATA[Anasından, vakitsiz olarak (altı &#8211; yedi aylık) doğmuş çocuklar mevcut olduğu gibi, vaktinde dünyaya gelmiş, fakat vücutları çok zayıf (meselâ ağırlığı 2000 gram kadar olan) çocuklar da vardır. Bunlar, sıcaklıkları kolay kolay muhafaza edemezler, üşürler. Adi sıcaklık derecesinde bulundurulacak olurlarsa, yaşamadıkları görülmekte olduğundan bunların, bir müddet için, özel olarak yapılmış ve ısıtılmış dolaplar içinde muhafaza [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anasından, vakitsiz olarak (altı &#8211; yedi aylık) doğmuş çocuklar mevcut olduğu gibi, vaktinde dünyaya gelmiş, fakat vücutları çok zayıf (meselâ ağırlığı 2000 gram kadar olan) çocuklar da vardır. Bunlar, sıcaklıkları kolay kolay muhafaza edemezler, üşürler.</p>
<p>Adi sıcaklık derecesinde bulundurulacak olurlarsa, yaşamadıkları görülmekte olduğundan bunların, bir müddet için, özel olarak yapılmış ve ısıtılmış dolaplar içinde muhafaza edilmeleri, hayatlarım temin etmektedir.<br />
Çocukların muhafazası için yapılmış olan bu ufak odalara (Çocuk kuvözü) derler.<br />
Kuvözlerin türlü türlü olanları vardır. Fakat hepsinde esas birdir.<br />
Kuvöz, havagazı veya daha iyisi elektrik gibi bir vasıta ile (22 &#8211; 25) santigrat derecesine kadar ısıtılır ve yapılmış olan bazı düzenleme tertipleri sayesinde bu sıcaklık derecesi daima sabit kalır ve bu hava hafif rutubetli olarak tutulur.<br />
Kuvözün içindeki kirlenmiş havayı dışarıya atıp, temiz havayı almak için yapılmış, hava değiştirilmesine yarayan, özel delikler vardır. Çocuk, bu dolap içinde, kendisine sıcak ve temiz havalı bir yer bulur.<br />
Çocuk bakımı ve çocuk hastalıklar ile uğraşan müesseseler, bu işler için tamamen hazırlanmış bir durumdadırlar. Vaktinden önce ve zayıf doğan çocukların hayatlarının fenni bir surette muhafazası, ancak, özel tertipleri mevcut olan ve bu iş için uzmanları bulunan bu gibi müesseselerde mümkün olur.<br />
Kuvözlerin fayda ve zararları, çocuk hekimleri arasında, bir takım tartışmalara yol açmıştır. Fakat çoğunluğun fikri bu vasıtaların zayıf ve cılız doğan çocukları muhafaza ettiği merkezindedir.<br />
Yalnız, dikkat olunacak ehemmiyetli meselelerden birisi de, kuvözün sıcaklık derecesinin (25) santigrattan yukarıya çıkmamasıdır. Çünkü, zayıf ve cılız çocukların soğuğa, olduğu gibi, sıcağa da tahammülleri yoktur. Kuvözün derecesi iyice düzenlenip sabit bir hale getirilemez de, sıcaklık derecesi yükselirse, çocuklar, sıcak çarpmasına uğrarlar ve bu tesirle ölebilirler. Sıcaklığı (35 &#8211; 40) dereceye yükselmiş olan kuvözlerdeki çocukların, iki saat içinde öldükleri görülmüştür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/cocuk-kuvezi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk Kundağı</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/cocuk-kundagi</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/cocuk-kundagi#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 01:23:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek Bakımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=2136</guid>
		<description><![CDATA[Yeni doğan çocuklar, soğuktan çok müteessir olur, çabuk üşürler. Bunun için onların elbisesi, vücutlarını muhafaza edecek bir şekilde olmalıdır. Fakat, çocuğu soğuktan korumak düşüncesi ile, onu sıkı kundaklar, dar elbise ve kuşaklar içine kapayarak, kıpırdayamayacak bir durumda, elini kolunu bağlamak ta doğru değildir. Çocuk vücudu, çabucak büyümek istidadında olduğu için, bu vücutta kan dolaşımının yerinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni doğan çocuklar, soğuktan çok müteessir olur, çabuk üşürler. Bunun için onların elbisesi, vücutlarını muhafaza edecek bir şekilde olmalıdır. Fakat, çocuğu soğuktan korumak düşüncesi ile, onu sıkı kundaklar, dar elbise ve kuşaklar içine kapayarak, kıpırdayamayacak bir durumda, elini kolunu bağlamak ta doğru değildir.<br />
Çocuk vücudu, çabucak büyümek istidadında olduğu için, bu vücutta kan dolaşımının yerinde ve yolunda olabilmesi için, çocuğun kol  ve bacaklarının serbestçe hareket .edebilmesine engel olmayacak bir elbise giymesi lazımdır.<br />
Sert kumaşlardan yapılmış elbise ve gömlekler çocukların pek nazik olan derilerini tırmalayacakları için, onlara çamaşır yapılacak kumaşlar pamuk, yün, fanilâ gibi hem yumuşak bezlerden olur ve hem de göbek yarası üzerine konulan pansuman bezlerini tespit ederek kaymamalarına ve düşmemelerine yardım eder.<br />
Kışın çocuk elbiseleri, vücudu tırmalamayacak, yumuşak ve sıcak tutucu yünlü örgülerden yapılırlar.<br />
Çocuğun içine giydirilecek olan zıbınlar yumuşak, pamuklu bezlerden yapılır. Üzerine fanilâ bezden, bir başkası daha giydirilir. En üstüne yumuşak bir kumaştan yapılmış, kollu ve alt taraftan yarım kundak tarzında tertip edilmiş, ayakların tam serbest kalmaması daha uygun olur.<br />
Yahut, kolları ve ayakları tamamen serbest bırakacak daha güzel tertipli elbiseler yapılır. Göğse ufak bir göğüslük koymak münasiptir.<br />
Hülâsa: Çocuk elbiselerinden istenen şey, onların, mümkün olduğu kadar, vücudu tırmalamayacak yumuşak ve sıcak tutucu kumaşlardan yapılması, çocuğun vücudunu tazyik altında bırakmayarak kol ve bacak hareketlerini kolayca yapmalarına engel olmayacak-bir şekil ve biçimde olmalarıdır.<br />
Çocuk elbiseleri yapılırken daima bu maksat göz önünde tutulur.<br />
Zıbınlar, gömlekler, donlar, çoraplar, kuşaklar buna göre yapılırlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/cocuk-kundagi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk Kolerası</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/cocuk-kolerasi</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/cocuk-kolerasi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Aug 2010 01:17:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek Bakımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=2134</guid>
		<description><![CDATA[Çocuk kolerası, küçük çocuklarda görülen şiddetli bir sürgündür. Bu sürgün, çocukların bağırsağına giren bir takım mikropların, orada iltihaplar yaparak, şiddetli zehirlerle küçük hastaları zehirlenmesinden ibarettir. En çok iki yaşına kadar çocuklarda görülür. Çocuk, huysuzlanarak hastalanır. Kusmalarla beraber şiddetli bir sürgün (ishal) başlar. Dışkı esmer yeşilimtırak renkte, sulu ve kokulu bir haldedir. Hasta sık, sık dışarıya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk kolerası, küçük çocuklarda görülen şiddetli bir sürgündür.<br />
Bu sürgün, çocukların bağırsağına giren bir takım mikropların, orada iltihaplar yaparak, şiddetli zehirlerle küçük hastaları zehirlenmesinden ibarettir.<br />
En çok iki yaşına kadar çocuklarda görülür.<br />
Çocuk, huysuzlanarak hastalanır. Kusmalarla beraber şiddetli bir sürgün (ishal) başlar. Dışkı esmer yeşilimtırak renkte, sulu ve kokulu bir haldedir.<br />
Hasta sık, sık dışarıya çıkar.<br />
Bu hal, çocuğun bütün vücuduna derhal tesir eder. Hasta az zamanda düşkünleşir. Gözlerinin etrafı morarır. Az zamanda büyük bir zayıflama hasıl olur.<br />
Derisi kurur ve parlaklığını kaybeder. Derin bir takatsizlik ve halsizlik görülür, şiddetli sürgünler sırasında, hastanın ateşi, tabii derecenin altına düşer. Pek küçük çocuklarda bu hal tehlikelidir. Çaresi bulunmazsa, hastayı az zamanda öldürür.<br />
Hastalığı yapan sebep, bağırsaklara giren mikroplar olduğu için, bu hastalık, çok defa, ana sütü ile beslenen çocuklardan ziyade, dışarıdan sun&#8217;î bir surette, süt veya başka gıdalar verilerek beslenen çocuklarda görülmektedir.<br />
Çocukların bu mikroplarla bulaşması, gıdaların ve bilhassa süt verilen şişelerin, güzelce kaynatılmış ve temizlenmiş olmamasından ileri gelir.<br />
Bu hastalık, en ziyade, sıcak mevsimlerde, yazın görülür. Havalar ne kadar sıcak olursa, hastalığın şiddeti de o kadar fazla olur. Ölüm nispeti havanın sıcaklığı ile uygun olarak gider.<br />
Havaların sıcak olması dolayısı ile dışarıdada süt gibi gıdalar içinde, mikropların kolayca üreyebilmesi, sonradan çocuk bağırsağına geçen bu mikropların şiddetli zehir veren mikroplar sınıfından olması ve çocuğun yaşının küçük bulunması, hastalığın ehemmiyetini ve ağırlığını teşkil eden başlıca sebeplerdendir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/cocuk-kolerasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk Emzirmek</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/cocuk-emzirmek</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/cocuk-emzirmek#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Aug 2010 00:33:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=2132</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğunu emzirmek, doğuran bir ananın en zevkli ve ehemmiyetli vazifesidir. Uzun ve yorucu bir doğumdan sonra, takatsiz düşmüş olan ananın istirahata ihtiyacı vardır. Yeni doğan çocuğun da, hemen doğar doğmaz, memeye ihtiyacı yoktur. İlk yirmi dört saat içinde biraz kaynamış su verilmesi kâfidir. İlk emzirmede bazı çocuklar derhal kuvvetli ve muntazam emerler. Bir çocuğu günde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuğunu emzirmek, doğuran bir ananın en zevkli ve ehemmiyetli vazifesidir.<br />
Uzun ve yorucu bir doğumdan sonra, takatsiz düşmüş olan ananın istirahata ihtiyacı vardır. Yeni doğan çocuğun da, hemen doğar doğmaz, memeye ihtiyacı yoktur. İlk yirmi dört saat içinde biraz kaynamış su verilmesi kâfidir. İlk emzirmede bazı çocuklar derhal kuvvetli ve muntazam emerler.<br />
Bir çocuğu günde beş defa (meselâ, saat altıda, onda, on dörtte, on sekizde, yirmi ikide olmak üzere dörder saat ara ile) emzirmelidir.</p>
<p>Geceleri bu aralık sekiz saat olmalıdır.<br />
Emdiği sütün miktarını bulmak için, çocuk memeden önce ve sonra tartılarak aradaki farkı bulmak icap eder.<br />
Anne, emzirirken oturur vaziyette bulunur ve çocuğu kucağına alır. Ayağını yükseltecek şekilde, bir sandalyeye dayar ye çocuğu dizi üstüne alarak emzirir. Yatar vaziyette emzirmek için, ana, yana dönerek çocuğun üstüne doğru eğilir. Çocuk, meme başını lâyıkıyla kavrayamazsa, memeyi onun ağzına sokmağa yardım etmek lâzım gelir. Ancak bu suretle meme boşaltılabilir.<br />
Memenin, çocuğun burnunu tıkayıp nefes almasına engel olmaması için, burnunu memenin yumuşak kısımlarından, iki parmak kadar, uzakta tutmalıdır.<br />
İlk emzirirken çocuklar, memeyi almamak isterlerse, ağızlarına biraz süt sıkarak onun lezzeti ile memeyi alma zevkleri tembih edilmelidir.<br />
Emmek, çocuk için, oldukça yorucu bir iştir. Çocuk, karnı doyuncaya kadar yorulur. Ondan sonra derin bir uykuya dalar.<br />
Emzirirken bir defada, yalnız bir meme verilmelidir. Bu suretle bir tek memeyi çocuk, daha kuvvetli olarak, boşaltır. Hem de meme başları yumuşamak ve çatlamaktan korunmuş olur.<br />
Yalnız ilk günlerde süt kâfi gelmediğinden her iki meme de bir defa verilebilir.<br />
Çocuğun emmesi, sütün gelip artması için, en mühim bir kamçılama vazifesini görür.<br />
Emzirme müddeti mühimdir: Bir emzirme müddeti (10-15) dakika kadardır. Yalnız, bazı defa, çocuk emerken uyur. Bu takdirde tam on beş dakika ememez. O zaman&#8217;, çocuk uyandırılarak, tekrar emmesi temin edilir.<br />
Emme müddeti bu hallere göre hesap edilmeli ve bu müddet yarım saati geçmemelidir.<br />
Emzirdikten sonra çocuk, hemen, yatırılmaz. Bir müddet, başı yukarıya gelmek üzere, kucakta tutulur. Çocuk yuttuğu havayı, geğirerek, dışarıya çıkarıncaya kadar onu bu vaziyette tutmak doğru olur.<br />
Süt veren ananın başlıca vazifesi, kendisini sağlam tutmasıdır. Emzikli olan ananın gıdaya ihtiyacı, şüphe yok ki, fazladır. Fakat bazı defa muhitin, pek yanlış olarak telâkki ettiği şekilde, bu gıda ihtiyacı pek de fazla bir şekilde değildir.<br />
Kadın, tabii bir halde yediği yemeklerle gıda ve su ihtiyacını kapatır.<br />
Süt gelsin diye, anayı fazla  zorlayıp, fazla yedirmek, şişmanlamasına, ziyade&#8217; semirmesine sebep olur. Pek fazla gıdanın fazla süt yapacağını zannetmek de yanlıştır.<br />
Şüphe yok ki, az gıda alıp yarı aç kalan anaların sütü azalır. Bizim burada söylemek istediğimiz anayı, tabii şekilde, itidali gözeterek beslemektir.<br />
Besleyeceğiz diye ifrata gidip yemek işinde pek fazla zorlamanın doğru olmadığını söylemek istiyoruz.<br />
Emzikliler, gündelik işlerine devam etmelidirler. Yalnız bunlara pek ziyade yorucu işler verilmemelidir.<br />
Sütü az gelenler, istirahat etmeli, yorgunluktan kaçınmalıdırlar.<br />
Anaya fazla yağlı gıdalar vererek, sütün yağını çoğaltmağa çalışmak faydasızdır.. Çünkü tesiri pek azdır.<br />
Ananın gıdası çeşitli yemeklerden olmalı, sebze ve meyvelerden zengin bir gıda halinde bulunmalıdır. Bu suretle çocuğa en iyi vasıfta bir süt temin edilmiş &#8220;olur.<br />
Meyveyi fazla yemekle, çocuğa hiç bir zarar gelmez.<br />
Ananın temiz havaya çıkması hem kendisi için iyidir, hem de çocuğun kemik hastalığına tutulmaması için lüzumludur.<br />
Ana sütünün (Raşitizm) dedikleri kemik hastalığına mani olacak vasıfta olabilmesi için, ananın güneşli yerlerde ve açık havada yaşaması lâzımdır.<br />
Emzikli kadın, nadir olarak ve intizamsız bir şekilde âdet görür.<br />
Çok defa, doğumdan beş &#8211; altı hafta sonra ilk âdet olur. Sonra bütün süt verme esnasında âdet kesilir. Yanlış olarak bu hal tekrar gebelik zannedilerek, telâş edilmemelidir.<br />
Aybaşı âdetlerinin ana sütünün vasıflarına büyük bir tesiri yoktur. Yalnız o sırada sütün miktarı biraz azaldığından, çocuk huysuzlanabilir.<br />
Bazı defa da, hassas çocuklarda, hafif bir bağırsak bozukluğu yapar.<br />
Fakat bunlar görülünce, hemen: (Süt çaldı.) diye çocuğu memeden ayırmak doğru değildir.<br />
Şiddetli ruhî heyecanlar, sütü birdenbire kesebilir. Bu hal memedeki ifrazın kesilmesinden değil, süt gelen yollarda bir büzüşme olarak sütün kapalı kalmasındandır. Heyecan geçtikten sonra tekrar açılır ve süt bollaşır.<br />
Bu hallerde kadını teskin etmek, heyecanı yapan sebepleri ortadan kaldırmak lâzımdır. Bazı defa şiddetli soğuklama ile de aynı hal olabilir.<br />
Sütü olmayan analar azdır. Emzikli bir ananın, çok defa, yeter derecede sütü gelir.<br />
Memenin küçük veya büyük olması ile gelen sütün az veya çok olması arasında, hiç bir zaman, bir münasebet yoktur.<br />
Kuvvetli emen bir çocuk, en az süt veren bir memenin verimini, kısa bir zamanda, tabii bir hale getirir. Bunun tersine olarak, iyi süt verebilecek olan bir memenin, zayıf emen bir çocuktan dolayı, sütü azalabilir.<br />
Çocuk emzirmemek çok nadir bir iştir. Hemen her sağlam ana, çocuğunu emzirebilir. Yalnız, süt gelmiyor düşüncesi ile süt azlığına hüküm vermekte aceleci olmamak, emzirmekte devam ve sebat etmek şarttır.<br />
Sebat halinde, en ümitsiz vakalarda bile, az zamanda, süt gelir ve çocuğu doyuracak kadar bol olur.<br />
Düşünmelidir ki (10-14) gün kadar müddetle, ana sütünün hakiki miktarını bulamadığı ve ondan sonra bol bol geldiği vardır. Süt getirici diye reklâm edilen ilâçların faydaları şüphelidir. Süt gelmesini en iyi kamçılayan ilâç, çocuğun kuvvetli emmesidir.<br />
Az süt veren bir memeden zayıf emen bir çocuk, süt çıkaramıyorsa, bu memeyi kuvvetli emen ve hastalıksız olan başka bir çocuğa emdirmek, sütü getiren en iyi bir ilâçtır. Fakat böyle bir çocuk, her zaman bulunamaz. O zaman yalnız el ile sağmak veyahut süt pompaları ile memeyi boşaltmak yolları vardır.<br />
Memeyi el ile boşaltmak zordur. Sıkıntı ve rahatsızlık verir. Baştan pompa ile boşaltmak ve sonra ana kendi eli ile gerisini tamamlamak doğru olur.<br />
Bazı defa, ilk süt geldiği zaman, meme gergin ve sütle dolu olduğu halde, sütünü veremez. Bu zamanda memenin üstüne sıcak pansuman yapmak iyi gelir.<br />
Bu hal, geçicidir, telâş etmemelidir.<br />
Emmek için çocuğun ağzına alacağı meme başının çok ehemmiyeti vardır.- Bazıları dümdüzdür. Buna çare olmak üzere sabah meme  başları içeriye doğru çöküktür ve yahut akşam, üç parmakla, memenin başını dışarıya doğru çekmelidir. Eğer yakalanamıyorsa bir (meme âleti) ile meme başını yükseltmeğe çalışmak lâzımdır. Meme başı, bazı defa, çok hassas olur. Bu hal sebepsiz olabildiği gibi, memedeki çatlaklar sebebi ile de olabilir. Bu arıza, kadına çok sıkıntı verir. Buna çare olmak üzere fazla emzirmekten çekinmek ve emzirirken çocuğun başını uygun bir vaziyette tutarak, meme başını fazla çekmesine mani olmak tavsiye edilir.<br />
Meme başlarında çatlaklar olunca, emzirmeyi, muvakkat bir zaman için, bırakmalı, bir yandan da hekime baş vurup tedavi ettirmelidir. (Çatlaklar kelimesine bakınız). Meme iltihapları, çok iz&#8217;aç edici hastalıklardır. Önüne geçmek için memeleri iyi emzirip boş tutmak lâzımdır. Çünkü memedeki süt durgunluğu, iltihabı kolaylaştıran mühim sebeplerdendir.<br />
Meme başlarının fazla acıdığı zamanlarda (meme başlığı) denen lâstikten yapılmış âletler vardır. Bunlar memeye tatbik edilir. Çocuk bunlar vasıtası ile memeyi emer.<br />
Zayıf doğmuş veyahut vaktinden önce dünyaya gelmiş çocuklar, memeyi kuvvetli olarak ememezler. Bunlar, kuvvetlenip memeyi iyi eminceye kadar, bir sürü tedbirler almak lâzımdır.<br />
Bunlara memenin sütü, herhangi bir vasıta ile sağılarak verilebilir.<br />
Bazı sağlam çocuklar, tembel olur. Bazıları, bütün gayretlerini sarf ettikleri halde, süt çıkaramazlar. Çok nadir olan bir kısmı da memeyi hiç almak istemez, huysuzlanır, dururlar..<br />
Bu gibi hallerde sinirlenmemeli, sabırlı olmalı, yılmadan, bıkmadan memeyi, tekrar tekrar, vermelidir çocuğun ağzında iltihap ve (pamukçuk hastalığı) olursa, bu da süt emmesine engel olur<br />
Süt emen çocukların burun nezleleri pek ehemmiyetlidir. Nezle esnasında çocuğun burnu tıkanır. Memeyi ağzına alınca, burnu ile teneffüs edemeyen çocuk, derhal memeyi bırakmak zorunda kalır. Bağırır, ağlar, morarır, huysuzluklar gösterir. O zaman, derhal, hekime gidip muayene ettirmek ve burun deliklerinde açıklık, ferahlık yapacak ilâçlar alıp, bu halin önüne geçmek lâzımdır.<br />
Emziğe alışan çocuk, bir daha anasının memesini emmek istemez. Şişe memenin mezarıdır<br />
Daha olmazsa, memeden sütü sağıp çocuğa kaşıkla vermekten başka çare yoktur.. Bütün gayretler gösterildiği halde, çocuğun yeter derecede emzirilmesi mümkün olamazsa, o zaman, ister istemez, çocuğa dışarıdan gıdalar vermek lâzım gelir. Böyle olduğu halde de çocuğu büsbütün memeden kesmek, büyük bir hatadır. Çünkü ana sütü, çocuk için, hiç bir şeyle yeri tutulamayan çok kıymetli bir gıdadır. Bilhassa hayata yeni gözünü açan yavrunun ana sütüne ihtiyacı, ilk günlerde, pek büyüktür. Ancak mecburiyet karşısında, dışarıdan yardımcı gıdalar verilecektir. Bunun ela başlıcası inek sütüdür.<br />
Zaruret olmadıkça, yardımcı gıdaya, hiçbir zaman, başvurmak lazımdır. Şayet yardımcı gıda vermek lazım gelirse, bunu çocuğa, emzikle değil, kaşıkla vermelidir. Emzik şişesinden emzirmek, çocuğun ve ananın çok kolayına ve hoşuna gider. Fakat bir kere emziğe alıştı mı, artık memeyi almak ve emmek istemez.<br />
Onun için büyük bir çocuk hekimi: (Şişe, memenin mezarıdır.) demiştir.<br />
Verilecek gıdanın mahiyeti, süt ve sütten hazırlanmış gıdalardır. Ticarette, çocuk maması olarak hazırlanmış türlü türlü maddeler vardır.<br />
İşte bu zamanda: (Çocuğa şunu vermeli, bunu vermemeli&#8230;) diye tavsiyelerde bulunmak hatalıdır. Böyle bir mecburiyet karşısında, çocuk hekimini çağırmalı, durumu ona anlatmalı, çocuğu muayene ettirmeli. O-nun vereceği gıdaları, tavsiye edeceği yolların ve usullerin çerçevesi içinde, hareket ederek çocuğu besleyip büyütmeğe çalışmalıdır.<br />
Tabii emzirme, ana memesi ile emzirmedir. Emzirmeye engel olan bazı ehemmiyetli sebepler olabilir. Fakat sırf tembellik ve çocuk bakımını bilmemek yüzünden emzirmekten kaçman anaların yapacakları hata, pek büyüktür.<br />
Çünkü çocuğun beden ve ruh gelişmesi, ancak, ana sütünü emmesi ile mükemmel olur. Emzirme tesiri ile memelerin dış şekillerinin bozulacağından korkmak, doğru değildir. Zaten gebelikte büyümüş olan memeler, çocuk, emzirilse de, emzirilmese de, sonradan küçülüp eski gerginliğini, az çok, kaybedeceklerdir.<br />
Burada dikkati çeken bir mesele daha söyleyelim: Bazı hekimlerin yaptıkları incelemelere göre, meme kanseri, doğurduktan sonra, çocuğunu emzirmeyen veyahut az emziren kadınlarda çok görüldüğü halde, hiç doğurmamış veya doğurduktan sonra çocuğunu emzirmiş olan kadınlarda bunların daha az görülmekte olduğu anlaşılmıştır.<br />
Yanlış olarak ortaya atılan sebeplerden birisi de, bazı anaların, sütlerinin kendi çocuklarına yaramadığıdır. Hekimlikte böyle bir mesele yoktur. Bu, emzirme güçlüğünün doğurduğu yanlış bir fikirdir.<br />
Anaların biraz zayıf olması, süt vermelerine engel değildir.<br />
Ancak, anaların sağlık durumunu şiddetle tehdit eden, bazı nadir hastalıklarda çocuğu, muvakkat olarak, sütten ayırmak düşünülebilir.<br />
(Lohusa humması) dediğimiz ağır ve tehlikeli hastalık bile, çok defa, çocuğu anasının memesinden ayırmağa sebep olamaz. Çünkü hastalığın şekli değil, ağırlığı bahse mevzu olabilir. En müşkül hallerde bile, çocuğun ana sütünü, hiç olmazsa, altı hafta kadar, emmesi şarttır.<br />
Çocuk, frengili olursa, o zaman, onun anası da frengili olacağından, muhakkak kendi anasının sütünü emmesi lâzımdır.. Frengili çocuğu temiz bir sütanaya vermek, cinayet sayılır.<br />
Verem hastalığına gelince: Bu hastalık, gerçekten, emzirmeğe engel bir hastalıktır.<br />
Çocuk, anasından emeceği sütle değil, anası ile temasından dolayı, onun öksürükleriyle, ciğerlerinden fırlayacak, ufak, tükürük parçacıkları içindeki verem mikroplarından dolayı vereme bulaşır. Çocuklar vereme karşı, pek ziyade, hassas oldukları için, ana veremli olduğu zaman, çocuğu derhal, kendisinden ayırmak lâzımdır.<br />
Bu hususta, eskiden Fransız hekimlerinin söylediği: (Veremli bir kız evlenmemeli, evlenirse gebe kalmamalı, gebe kalıp doğurursa, süt vermemeli&#8230;) kaidesi, bugünkü hekimlikte de, hâlâ hükmü devam eden bir gerçek halindedir.<br />
Hastalıksız bir anadan doğup, saf ve temiz ana sütü ile beslenen bir çocuk, gün geçtikçe muntazam bir surette büyür, gelişir&#8230; Vücudunun ağırlığı yavaş yavaş artar.<br />
Çocuğun iyi beslendiğini gösteren belirti, kilosunun gittikçe artmasıdır. Bunu da gösterecek olan (çocuk terazisi) dir. Çocuğu hergün, aynı saatte, aynı şartlar altında tartmalıdır.<br />
Bunlardan başka, çocuğun derisinin güzel, pembe, parlak renkte olması, onun sağlığının iyi olduğunu gösterir. Kilosunun azalması ve derisinin bu güzel parlaklığı kaybetmesi ise sağlığının bozulduğuna delâlet eder. Çocuğun ruhî hali de çok önemlidir.<br />
Sağlam bir çocuk, hayatının ilk haftasında, sürekli olarak, uyur. Bu uyku ancak karnı acıktığı veya altı kirlendiği zaman bozulur. Sağlam çocuk, uyurken tabii ve sakin bir halde bulunur.<br />
İkinci haftadan itibaren çocuklar, uyanık halde, yataklarında el ve ayaklarını oynatır. Etraflarına bakarlar. Sağlam bir çocuğun üstü örtülünce, tepinmeğe başlar. Eğer hiç hareketsiz kalır ve örtüsünü üstünden atmak için, hareket yapmazlarsa, çocuğun hasta olmasından şüphe edilir.<br />
Çocuğun biricik şikâyet &#8220;.vasıtası, ağlamak ve bağırmak olduğuna göre, ilk &#8220;günleri sessizken, birdenbire ağlayıp, bağırmağa ve huysuzluğa başlayan çocukların bir sıkıntısı olduğu anlaşılmalıdır.<br />
Ana sütü ile beslenen çocuklar, bu sütle beslenmeyenlere nazaran, hastalıklara karşı daha büyük dayanıklılık gösterirler.<br />
Hülasa: Ana sütünün her damlası, çocuk için, çok kıymetli bir hayat kaynağıdır.<br />
Çocuğu, ufak tefek sebeplerle, bu hayat kaynağından mahrum etmemelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/cocuk-emzirmek/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk Düşürmek</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/cocuk-dusurmek</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/cocuk-dusurmek#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 00:24:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=2130</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğun doğmadan önce anasının karnında tabii bir durma müddeti vardır. Bu müddet halk arasında da bilinip söylendiği gibi, dokuz ay on gün (yani 280 gün) dür. Çocuk, anasının karnında yedi aydan az duracak olursa, dışarıda hayatını muhafaza. edemez Yaşayamaz. Yedi aydan önce çocuğun anasının karnından atılmasına (Çocuk düşürmek) derler. Çocuk düşürmenin bir takım şekilleri ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuğun doğmadan önce anasının karnında tabii bir durma müddeti vardır. Bu müddet halk arasında da bilinip söylendiği gibi, dokuz ay on gün (yani 280 gün) dür.<br />
Çocuk, anasının karnında yedi aydan az duracak olursa, dışarıda hayatını muhafaza. edemez Yaşayamaz. Yedi aydan önce çocuğun anasının karnından atılmasına (Çocuk düşürmek) derler.<br />
Çocuk düşürmenin bir takım şekilleri ve sebepleri vardır: Kadının gebe iken düşmesi, karnını bir yere çarpması, karnına vurulması, bu sırada fazla korku ve heyecan geçirmesi, çocuğun düşmesine sebep olabilir.<br />
Ateşli ve mikroplu hastalıklardan birçoğu, çocuğun düşmesine kapı açar: Sıtma, tifo, lekeli humma, zatürree, verem, frengi bunlar arasındadır. Tansiyonu yüksek, böbrekleri  bozuk, şeker hastalığına tutulmuş bazı kadınlarda rahimde iltihap ve eğrilik gibi arızaları olanlarda da çocuk düşürmeleri olur.<br />
(Cıva), (Kurşun), (Alkol), (Phosphor)&#8230; gibi zehirler de, çocuğun düşmesine sebep olurlar.<br />
Çocuk, düşmeden önce, çocuk kesesini ı-ahime bağlayan kan damarları koparak kadından kan gelmeğe başlar ve bunun neticesinde de çocuk düşer.<br />
Bütün bu sebepler altında kadının ve etrafındakilerin arzusu olmadan çocuk kendi kendine düşer. Bu hal, hastalıklardan veya arızalardan ileri gelen bir çocuk düşürme halidir.<br />
Fakat bazı kadınlar, sırf çocuk istemediklerinden dolayı, onu düşürmeğe kalkarlar ki, bu teşebbüs, pek büyük bir cinayettir.<br />
Bu cinayet sade çocuğun hayatını söndürmekle kalmayıp, ananın varlığını da tehlikelere ve ölümlere sürükleyebilir.<br />
Çocuk düşürmeğe kalkışanların bu işi sağlamak için, ağızdan aldıkları bir takım ilâçlar vardır. Bu ilâçların hemen hepsi zehirli ve zararlıdırlar. Önceden anayı zehirleyip sonra çocuğun düşmesine sebep olurlar. Ana ve yavru, ikisi birden zehirlenerek fena bir duruma düşerler. Şurasını unutmamak lâzımdır ki, bu ilâçlar her zaman düşük yapmazlar. Düşük yapmak için vücudu zehirleyecek kadar fazla alınmaları lâzım gelir. Bunun ise ne derece tehlikeli olacağını takdir etmek kolaydır.<br />
Çocuk düşürmek için, ağızdan alınacak ilâçlardan başka, rahime kürtaj yaptırmak,kadın tenasül organlarına dışarıdan bir takım yabancı cisimler sokarak kurcalamak gibi, türlü türlü teşebbüsler yapılabilir.<br />
Bütün bu teşebbüslerin doğuracakları tehlikeler sayılamayacak kadar çoktur: Rahim delinmeleri, rahim kanamaları, rahimde veyahut onun etrafındaki organlarda, karın zarında öldürücü iltihap ve arızaların ortaya çıkması, bu tehlikelerin belli başlı olanlarıdır.<br />
Hele, cahil eller tarafından, beceriksizce, yapılacak olan bu teşebbüsler sonunda, bir takım azgın mikroplar, kadın tenasül organlarına girerek oralarda iltihaplar yapmakla kalmayıp, kana da saldırarak bütün vücudun zehirlenmesine ve (lohusa humması) gibi ağır ve tehlikeli hastalıkların husulüne sebep olurlar.<br />
Vakıa bazı hastalıklar vardır ki, bu hastalıklara tutulan kadınların gebe kalması ve doğurması, kendi hayatları için, tehlikelidir. O zaman, yetişmiş , ve tekâmül etmiş bir vücut olan anayı, kurtarmak için, henüz nasıl bir hayat kudreti göstereceği bilinmeyen çocuğu feda etmek, fen bakımından, zarurî olur. Fakat böyle hastalıklar çok azdır: Meselâ, ilerlemiş, açık akciğer veremi, ağır geçen ve tedaviden fayda görmeyen kalp hastalıkları, ileri derecede böbrek iltihapları, ateşle, sarılıkla beraber olup &#8220;gebeyi pek ziyade zayıflatan, durdurulamayacak derecede şiddetli kusmalar&#8230; bu hastalıklar arasındadırlar.<br />
Fakat gerek bu hastalıkları ve gerek bu hastalıklarda yapılması lâzım gelen müdahaleyi takdir edebilecek olanlar, ancak hekimlerdir. Hekimliğin icapları ne ise, onları fennî yollardan, yaparak en son çareye kadar baş vurup gerek ananın ve gerek doğacak yavrunun hayatını korumak ve kurtarmak lâzımdır.<br />
Şurasını Hiç bir zaman unutmamak lâzımdır ki çocuk düşürmek, nüfusu azaltmak gibi içtimaî ve vatanî bir vazifenin yapılmasına engel olduktan başka, kendisinde doğmak, büyümek ve yaşamak istidadı olan minimini bir varlığı da ortadan kaldırmağa teşebbüs etmek demektir ki, dünya üstünde en büyüğünü teşkil eder.<br />
Bu hal, kanun bakımından yasak ve cezayı mucip olduğu gibi,.tabiat de.bu büyük cinayetin katilini derhal cezalandırmakta gecikmez.<br />
Çocuk düşüreceğim diye, tenasül yollarına türlü türlü ilâçlar ve maddeler sokan veya sokturan kadınlar, ya birdenbire kan boşanmasıyla ölüp giderler, yahut, bu yollardan içeriye giren azgın mikropların yaptığı fena hastalıkların pençesinde, inleyerek can verirler.<br />
Fennî bir lüzum veya hekim tavsiyesi olmadıkça, gebe kadınların tenasül organları ile oynanmaz.<br />
Gebelerin vücutlarına ve karınlarındaki çocuğa dokunacak hiç bir ilâç verilmez.<br />
Aksi takdirde pek tehlikeli akıbetlerin ortaya çıkması muhakkaktır.<br />
Bu sözlerin, herkesin kulağına küpe olacak derecede, büyük bir dikkatle dinlenmesi ve bu gibi işlerde büyük bir titizlik gösterilmesi, sağlığı korunmasının, yurt  ve milletseverliğin en birinci şartıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/cocuk-dusurmek/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

<!-- Dynamic page generated in 0.476 seconds. -->
<!-- Cached page generated by WP-Super-Cache on 2010-09-03 17:11:36 -->
