<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title></title>
	<atom:link href="http://www.saglikgunlugu.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglikgunlugu.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 08 Jan 2012 15:23:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>Dikişsiz Basur  Ameliyatı</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/dikissiz-basur-ameliyati</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/dikissiz-basur-ameliyati#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Jan 2012 15:22:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=2884</guid>
		<description><![CDATA[HEMOROİD toplumda oldukça yaygın görülmekle birlikte özellikle 40 yaşından sonra sıklığı artar. Anüs bölgesindeki damarların genişlemesi ile ortaya çıkan hastalık kendisini kanama, kaşıntı ve defekasyon sırasında beliren şişlik şeklinde belli eder Başlıca 4 evrede ele alınan Hemoroid hastalığı 1. ve 2. evrede medikal tedavi ve basit cerrahi yöntemlerle tedavi edilir (bandligasyonu, skleroterapi vs.). 3. ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><center><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-4978670797689592";
/* 336x280, oluşturulma 15.06.2008 */
google_ad_slot = "0480162563";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></center></-> <p><a href="http://www.saglikgunlugu.com/basur">HEMOROİD </a>toplumda oldukça yaygın görülmekle birlikte özellikle 40 yaşından sonra sıklığı artar. Anüs bölgesindeki damarların genişlemesi ile ortaya çıkan hastalık kendisini kanama, kaşıntı ve defekasyon sırasında beliren şişlik şeklinde belli eder<br />
Başlıca 4 evrede ele alınan Hemoroid hastalığı 1. ve 2. evrede medikal tedavi ve basit cerrahi yöntemlerle tedavi edilir (bandligasyonu, skleroterapi vs.). 3. ve 4. evre hemoroidlerde ise çıkarılma yoluna gidilir. Klasik ameliyatta bu işlem kesip dikmek sureti ile gerçekleştirilir.<br />
LİGASURE cihazı termal bazlı bir sistem olup, özünde damar kapatıcı bir sistem olarak tanımlanabilir. Hemoroid pakesinin çıkarılması esnasında damarların bağlanmasına ve dikiş atılmasına gerek kalmaz. Bu sistemle 7-8mm çapa kadar güvenli bir şekilde damarlar kapatılabilir. Ligasure çevre dokulara minimum oranda hasar verdiğinden hastaların ameliyat sonrası ağrıları anlamlı oranda daha azdır. Klasik ameliyatlardan sonra iyileşme süresi ortalama 35 gün iken, Ligasure ile yapılan ameliyatlarda bu süre 15 gündür. Hastaların işe dönme süreleri ciddi biçimde kısalır. Klasik bir ameliyatın süresi 40-45 dakika iken ligasure ile bu süre 5-12 dakikaya kadar düşer. Sabah ameliyat olan hasta öğleden sonra taburcu olabilir. Dikiş olmadığı için hastaların ameliyat sonrası batma gibi şikayetleri olmaz.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.saglikgunlugu.com%2Fdikissiz-basur-ameliyati&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/dikissiz-basur-ameliyati/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mora Terapi  Nedir ?</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/mora-terapi-nedir</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/mora-terapi-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Dec 2011 22:01:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=2877</guid>
		<description><![CDATA[Mora terapi son yıllarda üzerinde derin araştırmalar yapılan ve uygulaması manyetik rezonans prensibine dayanmaktadır. Elektrik üreten iki cismin birbiri arasındaki frekans etkileşimini inceleyen manyetik rezonans, tıp biliminde kullanılmaya da başlanmıştır. İlk olarak Dr. Franz Morell ve Eric Rasche tarafından kullanılan Mora terapi yönteminin adı, uygulamayı icat eden bilim adamlarının son adının başında yer alan Mo [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mora terapi son yıllarda üzerinde derin araştırmalar yapılan ve uygulaması manyetik rezonans prensibine dayanmaktadır. Elektrik üreten iki cismin birbiri arasındaki frekans etkileşimini inceleyen manyetik rezonans, tıp biliminde kullanılmaya da başlanmıştır. İlk olarak Dr. Franz Morell ve Eric Rasche tarafından kullanılan Mora terapi yönteminin adı, uygulamayı icat eden bilim adamlarının son adının başında yer alan Mo ve Ra harflerinden alınmıştır.</p>
<p>İnsan vücudu farkında olmasak da manyetik bir alan üretmektedir. Oluşan bu manyetik alandaki düzensizliklerin birçok rahatsızlığı tetiklediği, yapılan bilimsel araştırmalar ile ispatlanmıştır. Mora terapi yöntemi vücutta ve çevresinde oluşan elektromanyetik düzensizliklerin giderilmesinde kullanılmaktadır. Bilimsel ifade ile foton yayılımlarının kararlı hale getirilmesi denen mora terapi yöntemi ile tedavi, vücuttan alınan elektrostatik frekansa neticesinde doku elektrostatiğinin dengeli hale getirilmesidir. Mora terapi yaklaşık 50 yıl önce üzerinde araştırmalar hızlandırılan elektromanyetik ışıma ile geliştirilmesi üzerine çalışmalar başlatılmış bir tedavi yöntemidir. Super Plus adı verilen bir cihaz sayesinde hastayı tedavi eden Mora terapi uygulaması, yaklaşık 40 yıl süren araştırmaların neticesinde geliştirilmiştir.</p>
<p>Mora terapi yönteminde; vücudun sorunlu olan bölgesinden alınan elektrostatik frekanslar, vücut genelindeki temel frekans aralığı ile karşılaştırılır. Manyetik rezonansta meydana gelen frekans farkını gidermek amacı ile sorunlu bölgeye uygulanan harmonik ya da disharmonik vibrasyonlar ile elektrostatik dengelenme sağlanır. Mora terapi insanın beden enerjisinin düzenlenmesini sağlayarak, temel enerji bozukluklarından meydana gelen hastalıkları iyileştirmeyi amaçlar.</p>
<p>Mora terapi yöntemi ile uygulanan tedavi bilimin ileri bir dalı olan Kuantum fiziği ile açıklanmaktadır. Çalışmayı uygulayan bilim adamlarının da inandığı bilim akımına göre tüm evren enerjiden oluştuğu gibi insanda temelde enerji bileşeninden oluşmaktadır. Yani insan vücudunda meydana gelen fiziksel rahatsızlıklar, tamamen insanın enerjisinde oluşan sorunlar ile alakalıdır. Mora terapi yöntemi de insanın fiziksel organları üzerine ameliyatlar yapmayı değil, sorunun temel kaynağı olan enerjinin özünü dengelemeyi amaçlar. Kuantum fiziğinde ünlü bilim adamı Albert Einstein’ın kabul göre enerji kuramına göre, evrendeki tüm maddeler enerjiden oluşmaktadır. İnsanın da evrenin bir parçası olduğu ve bir madde olduğu düşünülürse, insan da bir enerjiden ibarettir. Dolayısı ile Mora terapi yöntemi tedavisi de insanı meydana getiren enerji seviyesini düzenleyerek sorunları ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.saglikgunlugu.com%2Fmora-terapi-nedir&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/mora-terapi-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Spirulina nedir?</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/spirulina-nedir</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/spirulina-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Dec 2011 06:52:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=2874</guid>
		<description><![CDATA[Spirulina bilimsel çevreler tarafından yeni farkına varılan ve üzerinde her geçen gün daha fazla araştırma yapılan bir mikroskobik canlı türüdür. Mavi yeşil algler grubuna giren spirulina, beklide dünyamıza en az zarar veren ancak insan hayatı için en faydalı canlılardan birisidir. İçeriğinde mineraller, vitaminler ve proteinler bakımından neredeyse dünyadaki en besleyici gıdalardan birisidir. Spirulina içerdiği yüksek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Spirulina bilimsel çevreler tarafından yeni farkına varılan ve üzerinde her geçen gün daha fazla araştırma yapılan bir mikroskobik canlı türüdür. Mavi yeşil algler grubuna giren spirulina, beklide dünyamıza en az zarar veren ancak insan hayatı için en faydalı canlılardan birisidir. İçeriğinde mineraller, vitaminler ve proteinler bakımından neredeyse dünyadaki en besleyici gıdalardan birisidir.</p>
<p>Spirulina içerdiği yüksek protein ile günlük 5 gram alınması halinde, insanın günlük protein ihtiyacının tamamını karşılamaktadır. Ayrıca yapısında bulunan B12, demir ve B vitaminleri sayesinde, oldukça yararlı bir besin türüdür. Diğer protein gıdaları ile kıyaslanırsa Spirulina; içerdiği %5 yağ oranı ile diğer bütün gıdalardan daha az yağ içermektedir. Kolestrol değeri yok sayılabilecek kadar az olan bu gıda, kalbin en büyük dostlarından biridir. Kalori değeri olarak da diğer protein kaynaklı gıdaların neredeyse tamamından daha az kalori içeren Spirulina’nın, 1 gramında yaklaşık olarak 3,5 kalori vardır.</p>
<p>Kan hücreleri yapımı için gerekli olan B 12 vitamini yönünden de oldukça zengin olan Spirulina, sinir sistemi bozukluklarına en yararlı gıda maddelerinden birisidir. Kemik gelişimi için temel olarak kabul edilen Kalsiyum açısından sütten bile daha iyi bir besindir. Düşük sodyum oranı ile tuzsuz bir gıda olan Spirulina, diyet yapanların vazgeçemeyeceği bir gıda olacaktır.</p>
<p>Spirulina faydalarını saymakla bitmez bu ürünü  toz yaş ve kapsül şeklinde tüketebilirsiniz.</p>
<p><strong>Nereden satın alabilirim?</strong></p>
<p>Spirulina yosununu aktarlardan temin edebilirsiniz. Eğer  tablet olarak kullanmak isterseniz  size  <strong>GNC</strong> ve <strong>Solgar</strong> &#8216;ı  önerebiliriz. Diğer markalar konusunda bir bilgimiz yok. Yosun tabletlerini aldığınız yere çok dikkat etmelisiniz.  Gıda şakaya gelmez.</p>
<p>&nbsp;
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.saglikgunlugu.com%2Fspirulina-nedir&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/spirulina-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bypass Ameliyatı Sonrası</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/bypass-ameliyati-sonrasi</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/bypass-ameliyati-sonrasi#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Oct 2011 12:50:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kalp Damar Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=2870</guid>
		<description><![CDATA[Operasyondan sonra göğüs ağrısı olması normal midir? Kas ağrıları yaygındır ve göğüs, boyun ve sırtı etkileyebilir. Bu ağrılar genellikle iki-üç hafta sonra yavaş yavaş azalır; ancak size iki-üç ay daha operasyonu hatırlatabilirler. Bazen kemik ve eklem ağrısı önemli bir problemdir; bu durumda antienflamatuvar tabletler verilir. Birçok ağrı parasetamol veya daha güçlü co-proxamol gibi basit ağrı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Operasyondan sonra göğüs ağrısı olması normal midir?</strong><br />
Kas ağrıları yaygındır ve göğüs, boyun ve sırtı etkileyebilir. Bu ağrılar genellikle iki-üç hafta sonra yavaş yavaş azalır; ancak size iki-üç ay daha operasyonu hatırlatabilirler. Bazen kemik ve eklem ağrısı önemli bir problemdir; bu durumda antienflamatuvar tabletler verilir. Birçok ağrı parasetamol veya daha güçlü co-proxamol gibi basit ağrı kesiciler ile geçirilebilir.</p>
<p><strong>Baypas ameliyatından sonra yan yatabilir miyim?</strong><br />
Rahat ettiğiniz herhangi bir pozisyonda yatabilirsiniz.</p>
<p><strong>Baypas ameliyatının neden olduğu yara dağılabilir mi?</strong><br />
Hayır; göğüs kemiğiniz telle dikilerek birleştirilmiştir ve siz bu dikişleri çözerek operasyona zarar veremezsiniz. Çok nadir olarak göğüs kemiği çabuk iyileşmez ve çıtırtı sesi duyulabilir.</p>
<p><strong>Baypas ameliyatının büyük bir yara izi oluşturacağını anladım. Bu operasyon anahtar deliği cerrahisi ile yapılabilir mi?</strong><br />
Anahtar deliği cerrahisi medyanın kullandığı bir tabirdir; gerçek hayatta böyle bir şey mümkün değildir. Dikkatli seçilmiş birkaç vakada göğsü açmadan veya kalbi durdurmadan baypas operasyonu yapılabilmiştir. Kalp çalışmasına devam ederken, göğüs kemiğinin yan tarafından üç ila dördüncü kaburgalar seviyesinde yapılan bir kesi aracılığıyla cerrah operasyonu tamamlar. Böyle bir operasyondan sonra iyileşme, tam yapılmış baypas ameliyatımdakinden daha hızlıdır. Bu insanlara çok cazip gelen yeni bir yöntemdir; fakat çok az sayıda hastaya uygulanabilmektedir ve etkinliğinin ispatlanması için daha çok test edilmesine gerek vardır. Size böyle bir alternatif sunulduysa, cerrahın bu konudaki sonuçlarım ve yöntemin başarılı olup olamayacağına karar vermek için araştırma yapılıp yapılmadığını öğrenmeye çalışın. Şimdi bazı cerrahlar sadece göğüs kemiğinin alt ucunu açmaktadırlar. Bu dekolteli elbise giymek isteyen kadınların yara izlerinin görünmemesine imkan tanır.</p>
<p><strong>Bir hafta önce baypas ameliyatı oldum. Ameliyat yerim hâlâ hassas. Neden böyle?</strong><br />
Operasyonun sonunda göğüs kemiğini birleştirmek ve sağlamlaştırmak için teller kullanılır; bunlar genellikle alınmazlar. Bu dikişlerin uçlarım hisseden az sayıdaki hastadan biriyseniz teller ses yapar. Bu, düzelebilir veya ara sıra problem olabilir; bazen rahatsızlık da verebilir. Parmak ile basılarak problemin yeri tam olarak belirlenebilir genellikle. Bu durum problem yaratıyorsa, teller cerrah tarafından anestezi altında çıkarılabilir; çünkü göğüs kemiği bir kere iyileştikten sonra uzun süre bu tellere ihtiyaç yoktur.</p>
<p><strong>Baypas ameliyatı sonrasında göğsümde oluşan yara pembe ve fazla kalın. Bu, düzeltilebilir mi ?</strong><br />
Bazen ameliyat yarası pembe olabilir ve dağ sırtı gibi büyüyebilir. Bu keloid (sert doku kitlesi) diye bilinir. Bunlar hassas, kaşıntılı ve çirkin olabilir. Bu, problem yaratıyorsa rahatsızlığı gidermek için steroid kremler denenebilir. Tahammül edilir gibi değilse yara dokusu kesilip alınabilir ve deri hücrelerinin tekrar büyümesini durdurmak için derin röntgen tedavisi yapılabilir.</p>
<p><strong>Başarılı bir baypas ameliyatından birkaç gün sonra hastaneden çıktım. Ne gibi problemler ile karşılaşabilirim?</strong><br />
Çoğu hastaya evde yardım edecek biri vardır ve hasta doğruca eve gider. Eğer yalnız yaşıyorsanız, ilk bir iki haftayı akrabalarınız veya arkadaşlarınızla birlikte geçirmeniz daha iyi olur; fakat bu mümkün değilse doktorunuz, nekahet dönemi için size uygun bir yer ayarlamalıdır ve tercihen bunu operasyon öncesinde yapmalıdır. Size ileride kullanılmanız için ağrı kesici ilaçlar ve aile doktorunuza yazılmış bir mektup verilir; aspirin kullanma, diyet yapma ve kolesterol tedavisi ile ilgili tavsiyelerde bulunulur. Operasyon öncesinde de yüksek tansiyon şikayetiniz var idiyse bu operasyondan sonra tekrar oluşabilir genellikle; bu yüzden dikkatli bir şekilde kontrol edilmelidir. Yüksek tansiyon tedavisini tekrar başlatmak gerekebilir.</p>
<p>Eve döndüğünüz zaman bir ya da iki hafta kendinizi yorgun hissedersiniz. Siz bunun için bir çaba harcamasanız da, vücudunuz bu şiire zarfında pek çok tamir işi yapar.</p>
<p><strong>Baypas ameliyatınım başarılı olduğunu nasıl anlarım?</strong><br />
Anjinanız azalır veya kaybolur. Nefes darlıkları azalır ve daha enerjik olursunuz. Hayatın yeni yönlerini keşfettikçe, kendinize &#8220;yorulduğumu anlamadım&#8221; diyebilirsiniz. Baypas ameliyatı siz ve kalbiniz için yeni bir başlangıç olmalıdır.</p>
<p><strong>Baypas ameliyatı sonrasında hastaneden ayrılırken ne tür egzersizler yapabilirim?</strong><br />
Makul sınırlar içinde istediğiniz her egzersizi yapabilirsiniz. Aşırıya kaçılmadığı sürece egzersiz ağrı vermez. Aşırı egzersiz kendinizi tükenmiş hissetmenize neden olur ve siz bu hissi, kondisyonunuz tekrar arttıkça hızınızı ayarlamak için bir işaret olarak kullanabilirsiniz. Esasında düzenli egzersiz rehabilitasyonda önemli bir faktördür.</p>
<p>Normal cinsel aktiviteden sakınmak için herhangi bir neden yoktur.. Ana problem göğüs kaslarından kaynaklanan ağrı olabilir. Nedeninden sakınamadığınız bir problem varsa doktorunuzdan yardım isteyin. Erkeklerin göğsündeki kıllar yeniden büyürken diken gibi batıcı olurlar ve bu, eşler tarafından rahatsız edici bulunur. Eşle göğüs araşma küçük yumuşak bir yastık yerleştirilmesi faydalı olabilir.</p>
<p><strong>Evde küçük bir bahçem var. Geçen ay baypas ameliyatı olmak zorunda kaldım. Tekrar bahçede çalışmaya ne zaman başlayabilirim?</strong><br />
Bahçe işleriyle uğraşmak güzel bir egzersizdir. Kendi kendinize başlangıçta hafif işler yapın (yabani otlan temizleyin, solmuş çiçekleri ayıklayın). Göğüs kas ağrısından sakınmak için eğilmek yerine diz çökün. Hafif, yumuşak toprağı çapalayın, fakat tam anlamıyla iyileşmedikçe ağır, killi toprağı çapalamaktan sakının. Çim biçme makinesi hafifse üç ya da dört hafta sonra çim biçmeniz mümkün olabilir. Normale döndüğünüz zaman, altı-yedi hafta kadar ağır işlerden veya tekerlekli ağır çim biçme makinesini itmekten sakının.</p>
<p><strong>Bana kardiyak rehabilitasyon programına katılmam gerektiği söylendi. Kardiyak rehabilitasyon programı nelerden oluşur ve buna gerçekten ihtiyacım var mı?</strong><br />
Bu programlar egzersiz ile ilgili planlanmış öneriler sunduğu, ayağa kalkmanıza ve diğer hastalarla birarada olmanıza yardım ettiği için şiddetle önerilmektedir; bu tür toplantılar kendinize yeniden güvenmeniz için büyük önem taşırlar. Aslında siz buna devam etmek için istekli olmalısınız. Size bir kardiyak rehabilitasyon programına katılmanız önerilmemişse, bu konuyu ameliyat olduğunuz hastaneyle konuşun; hastane uzak bir yerdeyse doktorunuzdan veya bulunduğunuz bölgedeki kalp ünitesinden yardım isteyin. Rehabilitasyon programlarının normal yaşama dönüşü çabuklaştırdığı ispatlanmıştır ve şimdi, bu konudaki bütün tavsiyelere uyulduğu takdirde, gelecekteki problemlerden korunabildiğine dair bulgular mevcuttur. Yalnız olmadığınızın farkına vardığınızda, bu konuda sunulan birçok yardımın sözkonusu olduğunu ve bunların ücretsiz olduğunu göreceksiniz.</p>
<p>Baypas operasyonu sonrası eve döndükten sonra, ne zaman tekrar araba kullanmaya başlayabilirim? Operasyondan 4-6 hafta sonra araba kullanabilirsiniz. Öncelikle doktorunuza danışın. Ağır vasıta araç kullanıyorsanız, operasyondan sonra öncelikle bir egzersiz testi yapılır.</p>
<p><strong>Baypas ameliyatı olmuştum ve şimdi tatile çıkmak istiyorum; bu güzel bir fikir olur mu?</strong><br />
Elbette. Sıcak bir yerde bir süre dinlenmek iyileşmenize yardım eder. Havayoluyla seyahat etmek için altı hafta beklemeyi tercih edin; bu eski gücünüzü tekrar kazanmanıza yardım ettiği için toparlanma döneminde iyi bir süredir. Acil bir durum olursa ve altı haftadan önce havayoluyla yolculuk etmek zorunda kalırsanız, çoğunlukla herhangi bir problem çıkmaz; fakat yolculuk etmeniz için herhangi bir engel olmadığını belgeleyen bir doktor raporuna ihtiyacınız olabilir. Bazı yolcu sigorta şirketleri de rapor isteyebilirler. Havaalanında göğsünüzdeki teller alarmı genellikle çalıştırmazlar; fakat bu tür cihazların duyarlılığı havaalanından havaalanına değiştiği için ara sıra alarmların çalışmasına neden olabilirisiniz. Stentler de genellikle alarmları çalıştırmazlar, fakat <a href="http://www.saglikgunlugu.com/kalp-pili">yapay kalp pilleri </a>çalıştırırlar  Anjiyoplasti-den veya stent yerleştirilmesinden sonra kısa bir süre içinde yolculuk yapabilirsiniz; doktorlar genellikle 14 gün beklemeyi önermelerine karşın bir hafta içinde bile yolculuğa çıkabilirisiniz.</p>
<p><strong>Baypas operasyonundan ne kadar sonra yeniden işe başlayabilirim?</strong><br />
Operasyon öncesinde çalışmaya devam ediyor idiyseniz iki ya da üç ay soma tekrar işe dönebilirisiniz. İşiniz ağır fiziksel çalışma veya uzun çalışma süreleri gerektiriyorsa daha az yoğun bir iş bulmaya çalışmalısınız. Yaşınız 60&#8242;ın üzerindeyse erken emekliliği düşünmelisiniz.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.saglikgunlugu.com%2Fbypass-ameliyati-sonrasi&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/bypass-ameliyati-sonrasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalp Pili Nedir ?</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/kalp-pili-nedir</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/kalp-pili-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Oct 2011 06:57:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kalp Damar Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=2868</guid>
		<description><![CDATA[Kalbimiz elbette ki vücudumuzdaki her organ kadar hayati hatta birçok organın öncesinde bir merkezi rol oynamaktadır. Vücudumuz içerisindeki iletişi sağlayan damarlara kan pompalayan ve bir anlamda bizim ayakta kalmamızı sağlayan kalbimiz durduğu zaman hayatta sona ermiş olmaktadır. Kalbimiz günde milyonlarca kez atarak vücuda taze ve temiz kan pompalamakta, yaşamsal faaliyetlerimizin sürmesini sağlamaktadır. Ve bu kan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kalbimiz elbette ki vücudumuzdaki her organ kadar hayati hatta birçok organın öncesinde bir merkezi rol oynamaktadır. Vücudumuz içerisindeki iletişi sağlayan damarlara kan pompalayan ve bir anlamda bizim ayakta kalmamızı sağlayan kalbimiz durduğu zaman hayatta sona ermiş olmaktadır.</p>
<p>Kalbimiz günde milyonlarca kez atarak vücuda taze ve temiz kan pompalamakta, yaşamsal faaliyetlerimizin sürmesini sağlamaktadır. Ve bu kan pompalama işi günümüzde devamlı bit enerjiye ihtiyaç duyan elektriksel makinalardan biraz farklı çalışmaktadır.</p>
<p>Yaratıcının mucizevi bir şekilde dizayn ettiği sistemde kalp elektriksel bir alan gibi çalışmakta ve hiçbir güç kaynağına ihtiyaç duymadan çalışmaktadır. Ancak zamanla bu durum tersine dönebilmekte ve kalbin çalışmasında yavaşlama, zorlanma ve tekleme gibi sağlık kaynaklı sorunlar ortaya çıkabilmektedir.</p>
<p>Bu noktada kalıcı kalp pilleri veya geçici kalp pilleri devreye girmekte, kalbin çalışmasına ve kan pompalamasına yardımcı olmaktadır.</p>
<p>Kalp pilleri kalbin kendisini çalıştıracak yeterli elektriksel ortamı oluşturamadığı durumlarda devreye girmekte, yapay bir elektriksel alan oluşturmakta ve bu sayede kalbe yardımcı olmaktadır.</p>
<p>Kalp pilleri kullanım noktasında oldukça dikkat edilmesi gereken cihazlardır. Çünkü işlevini yerine getiremediği durumlarda kalbin çalışmaması ya da zorlanması muhtemeldir.</p>
<p>Ortalama olarak bir kalp pili 5 ila 10 yıl arasında bir ömre sahiptir. Ancak çevresel etmenler, vücut içindeki etmenler ve kalbin çok zorlanması bu süreyi değiştirebilmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.saglikgunlugu.com%2Fkalp-pili-nedir&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/kalp-pili-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Jinekomasti Sorunu ve Tedavisi</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/jinekomasti-sorunu-ve-tedavisi</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/jinekomasti-sorunu-ve-tedavisi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Oct 2011 14:54:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=2865</guid>
		<description><![CDATA[Tıp dilinde Jinekomasti adı verilen hastalık halk arasında erkeklerde görülen meme büyümesi sorunu olarak bilinir. genellikle erkeklerde çocukluk döneminde görülen jinekomasti sorunu ilerleyen birkaç sene içerisinde kendiliğinden yok olmakta ve geride bir iz yada belirti bırakmamaktadır. Yapılan tetkikler ve incelemeler sonucunda net bir sebep belirlenemese de genelde içilen ilaçların oluşturduğu hormonal bozukluklar ya da ergenlik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tıp dilinde Jinekomasti adı verilen hastalık halk arasında erkeklerde görülen meme büyümesi sorunu olarak bilinir.</p>
<p>genellikle erkeklerde çocukluk döneminde görülen jinekomasti sorunu ilerleyen birkaç sene içerisinde kendiliğinden yok olmakta ve geride bir iz yada belirti bırakmamaktadır. Yapılan tetkikler ve incelemeler sonucunda net bir sebep belirlenemese de genelde içilen ilaçların oluşturduğu hormonal bozukluklar ya da ergenlik döneminde yaşanan hormonal sıkıntıların sebep olduğu bir rahatsızlıktır.</p>
<p>Ancak bazı durumlarda jinekomasti kendiliğinden kaybolmayabiliyor. Buda erkeklerde ilerleyen dönemlerde sorunlara sebep olabiliyor. Bazen bir bazen iki göğüste de görülen büyüme neticesinde erkeklerin tişört giymesi durumunda göğüs yapısından dolayı sıkıntılı bir durum ortaya çıkabiliyor.</p>
<p>Jinekomasti Ameliyatı sonrasında yeniden göğüs büyümesi sorunu bugüne kadar yaşanmamıştır. Bu sebeple %99 kesin çözüm olarak ele alınabilir.</p>
<p>Genelde 1-2 saat içerisinde tamamlanan ameliyat sonrasında hasta evde 2-3 gün istirahate geçmek durumunda kalacaktır. Yapılan anestezi süresine göre bu yatış artıp azalabilir.</p>
<p>Jinekomasti ameliyatı için hastaların daha önceden sağlık merkezlerinde kontrol edilmeleri, gereken önlem ve ilaç tedavileri varsa bunların yapılması hastanın iyileşme sürecini hızlandırabilecek, bazı durumlarda ameliyata bile gerek kalmadan hastalığın yok olmasına sebep olabilecektir.</p>
<p>Bu sebeple uzmanlarla iyi bir ön görüşme yapmak ve sorunun kaynağını tam olarak bulmak sizin için bir artı olacaktır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.saglikgunlugu.com%2Fjinekomasti-sorunu-ve-tedavisi&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/jinekomasti-sorunu-ve-tedavisi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalp Krizi ve Belirtileri</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/kalp-krizi-ve-belirtileri</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/kalp-krizi-ve-belirtileri#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Sep 2011 11:24:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kalp Damar Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=2863</guid>
		<description><![CDATA[Kalp krizinin tıbbi terminolojideki karşılığı &#8220;myokart infarktüsü&#8221;dür. &#8220;Myokart&#8221; kalp kası, &#8220;infark&#8221; da ölüm demektir; dolayısıyla &#8220;myokart infarktüsü&#8221; kalp kasının ölmesi demektir. Bazıları &#8220;koroner&#8221; terimini de kullanırlar; çünkü infarkın nedeni koroner atardamardaki tıkanmadır. Her 30 saniyede bir kişi koroner atardamar hastalığından ölmektedir. Bu, kadın ve erkekler için tek en önemli ölüm nedenidir. Koroner atardamar hastalığının neden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kalp krizinin tıbbi terminolojideki karşılığı &#8220;myokart infarktüsü&#8221;dür. &#8220;Myokart&#8221; kalp kası, &#8220;infark&#8221; da ölüm demektir; dolayısıyla &#8220;myokart infarktüsü&#8221; kalp kasının ölmesi demektir. Bazıları &#8220;koroner&#8221; terimini de kullanırlar; çünkü infarkın nedeni koroner atardamardaki tıkanmadır. Her 30 saniyede bir kişi koroner atardamar hastalığından ölmektedir. Bu, kadın ve erkekler için tek en önemli ölüm nedenidir. Koroner atardamar hastalığının neden olduğu ölüm sayısı, bütün kanser türlerinin neden olduğu ölüm sayısının toplamından daha yüksektir.</p>
<p><strong>Kalp krizinden korunabilir miyim?</strong></p>
<p>Kalp krizinden korumanın garantisi yoktur; fakat aşağıdaki tavsiyelere uyarak riskinizi azaltabilirsiniz:</p>
<ul>
<li>           Sigara içmeyin (hiç içmeyin).</li>
<li>      Pasif içicilikten sakının (sigara içilmeyen alanlarda oturun; ailenizde sigara içen varsa, onu sigara içmesi için dışarıya gönderin).</li>
<li>            Tansiyonunuzu kontrol edin.</li>
<li>           Kan kolesterol düzeylerinizi bilin ve kolesterolünüzü diyetle, hatta gerekirse ilaç tedavisiyle düşük tutun.</li>
<li>         Bol bol taze sebze ve meyve yiyin.</li>
<li>        Kilo almayın ve bol egzersiz yapın.</li>
<li>        Alkol tüketimini azaltın.</li>
</ul>
<p>Arabanıza bakım yaptırdığınız gibi vücudunuza da bakım yaptırın.</p>
<p><strong>Kalp krizinin nedenlerini anlatabilir misiniz?</strong><br />
Kalp krizi, koroner atardamardaki tıkanma nedeniyle kalp kasının bir bölgesi kandan yoksun kaldığı zaman oluşur. Kas, uzun süre oksijensiz kaldığı için ölmeye başlar; kimyasal maddeler birikir ve ağrı oluşur. Tıkanmanın nedeni, genellikle atardamardaki daralmış bir bölgede pıhtı oluşmasıdır.</p>
<p><strong>Egzoz gazlarının neden olduğu kirliliğin kalp krizine neden olabildiğini duymuştum. Bu doğru mudur?</strong><br />
Son zamanlarda araç egzozlarının neden olduğu kirlilik ile bu kirli ortamda yürüyüş yapan, bisiklete binen ve araba kullanan kişilerde oluşan kalp krizi arasında istatistiksel bir ilişki kurulmuştur. Bunun gibi ilişkiler daha önce de ortaya konmuştur (örneğin kirli gazlarla dolu tünellerde çalışan demiryolu işçilerinde); fakat bunların kalp krizine yol açtığına dair tıbbi bir delil yoktur ve gözlenen ilişki için farklı yorumlar yapılmaktadır. Arada ilişki olması, nedensellik olduğu anlamına gelmez ve bunun gibi birçok ilişki çözümlenmiş olandan daha fazla soru doğurur. Elbette ki bu ilginç bir durumdur; fakat bu konuda ulaşım yöntemlerimizi büyük ölçüde değiştirmekten başka yapabileceğimiz çok fazla şey <strong>yoktur.</strong></p>
<p><strong>Belirtiler</strong></p>
<p><strong>Kalp krizinin belirtileri nelerdir?</strong></p>
<p>Hemen hemen her durumda göğüs ağrısı yaşanır. Göğüs ağrısı genellikle çok şiddetlidir; yaran saatten daha uzun sürer ve tedavi edilmezse 4-6 saat veya daha fazla sürebilir. Ağrının en sık oluştuğu yer göğüs bölgesidir; ağrı sıkışma ve baskı hissi ile birlikte hissedilir. Ağrının oluşturduğu baskı ve sıkışma sıkılmış bir yumruğu andırıyormuş gibi, bazı kişiler bunu sıkılmış yumruklan ile ifade ederler. Ağrı çok nadiren bir bıçak gibi keskin olur ve tüm göğüse yayıldığı için tek parmak ile yeri gösterilemez. Pozisyonunuzu değiştirseniz bile (ayakta durur pozisyondan oturur ya da yatar pozisyona geçseniz bile) ağrının yeri değişmez .</p>
<p>Ağrı kolunuzun iç tarafında, koltuk altından el bileğine doğru yayılan bir şekilde de oluşabilir. Ağrı sol kolda daha sık oluşmaktadır. Ağrı çene, boğaz, sırt veya mideye doğru yayılabilir. Ağrı çok acı ve sızı verebilir, terlemeye neden olabilir ve mide bulantısı veya kusma ile birlikte ortaya çıkabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Bu yüzden aşağıdaki belirtiler varsa derhal yardım çağırın:</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li>     20 dakikadan daha uzun süren ve gittikçe artan (kalp krizi ağrısı genellikle, başlangıçta maksimum düzeyde değildir, gittikçe artar) ağır bir his; bu, ağırlık ya da basınç gibi bir histir veya göğüste bir şerit gibi ortaya çıkan bir sıkışma gibidir.</li>
<li>        Göğüsten boyuna, çeneye, kollara (daha çok sol kola) yayılan ve 20 dakikadan daha uzun süren ağrı</li>
<li>        Kusma, terleme, baygınlık ve nefes daralması ile birlikte yaşanan ağrı</li>
</ul>
<p><strong>Kalp krizinin yaklaştığını gösteren tehlike işaretleri var mıdır?</strong></p>
<p>Pek çok kişi birkaç gün ya da hafta öncesinden sindirim rahatsızlığından şikayetçi olabilir. Aslında onların şikayet ettikleri şey anjinadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kalp krizi geçiren kişilerin hemen hemen çoğunluğu krizden önceki 3-6 ay boyunca çok yorgun olduklarını söylemektedirler. Bazen nefessiz kalma (göğsün sıkışması nefessiz kalma gibi hissedilir) ve TV seyrederken uyuma şikayetleri olabilir. Bazıları da horlamalarının ve sinirliliklerin arttığını söylerler; kendilerini her zamankinden farklı, kendileri gibi hissetmediklerini ifade ederler.</p>
<p>Güvenli yaşayın ve doktora gidin. Bir akrabanız veya arkadaşınız kalp krizi geçiriyorsa soru sorarak onu oyalamayın; derhal doktora götürün. Kalp krizi olduğunu düşünüyorsanız geç kalmayın; her bir saatlik gecikmede 100 hastadan biri kaybedilir; acil servisi (112) arayın.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Anjinamın olduğunu biliyorum ve anjina belirtilerini tanımayı öğrendim. Anjina ağrısı ile kalp krizi ağrısını nasıl ayırt edebilirim?</strong></p>
<p>Anjina kalp kasının geçici olarak ve kısa bir süre için oksijensiz kalması sonucu oluşur ve genellikle egzersiz (örneğin yokuş yukarı yürümek) veya aşırı heyecan (özellikle de öfkelenmek) buna neden olur.</p>
<p>Ağrı çoğunlukla omuz ve kollara yayılan baskı ya da sıkışma hissi ile birlikte hissedilir. Anjina ağrısı egzersizi bıraktığınızda ya da azalttığınızda veya nitrat tableti aldığınızda geçer. Yarım saatten fazla sürmez.</p>
<p>Anjinanın nedeni koroner atardamarlardaki daralmadır. Bir atardamarı üç şeritli bir otoyol ve anjinayı da bu üç şeridin ikisinde trafik sıkışıklığı yaşanması olarak düşünün. Böyle bir yolda insanlar yeterince yavaş seyrederlerse bütün araçlar yollarına devam edebilirler; fakat yüksek hızlarda herhangi bir aracın yol vermemesi durumunda her üç şeritteki trafik de açık olan tek şeride akacaktır. Bu şeritte de kimsenin yol vermemesi durumunda üçüncü şeriti de tıkayan bir çarpışma olur. Bu durum kalp krizinin oluşunu izah etmektedir. Kalp krizinde daralmış bölgede atardamarı tamamıyla tıkayan bir pıhtı oluşur. Dar koroner atardamarlar sıklıkla sertleşmiş veya tıkanmış diye nitelendirilirler.</p>
<p><strong>Hastanede kardeşimin kalp krizi geçirdiğini söylediler. Kardeşimse bunu hissetmediğini söyledi. Oysa ben kalp krizinin ağrılı olduğunu düşünüyordum.</strong><br />
Bazı kalp krizleri o kadar hafiftir ki güçlükle fark edilirler; fakat bazıları da çok ciddi olabilir. Kalp krizinin ciddiyeti atardamarın hangi bölümünün etkilendiğine bağlıdır. Sol atardamar iki ana dala ayrılır. Bu ana dallar tüm kalp kasım beslemek için tekrar tekrar daha küçük dallara veya tüplere (damarlara) ayrılırlar. İnce, küçük bir damardaki tıkanma, kalbin çok küçük bir bölümünün kandan yoksun kalacağı anlamına gelir. Daha büyük bir atardamardaki tıkanma kalbin daha büyük bir bölümünü etkiler. Uzun süre kalbe kan gitmemesi nedeniyle, kalp beslenemeyeceği ve de kalpteki metabolik artıklar uzaklaştıramayacağı için kalpte ağrı oluşturan kimyasal maddeler birikir, kalp zedelenir gibi olur
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.saglikgunlugu.com%2Fkalp-krizi-ve-belirtileri&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/kalp-krizi-ve-belirtileri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bazı Kanserlerin Belirtileri</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/bazi-kanserlerin-belirtileri</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/bazi-kanserlerin-belirtileri#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Sep 2011 10:22:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kanser]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=2858</guid>
		<description><![CDATA[Aşağıda anlatılan rahatsızlıklar kanser habercisi olabilecekleri gibi, daha önemsiz bir durumun belirtisi de olabilirler. Lenf sisteminin ağır çalışması sonucu üreme organlarında, kist adı verilen içi sıvı dolu torbacıklar görülebilir ya da menopoz sırasında cinsel hormonlardaki şişkinlikler göğüslerdeki hücrelerin hızlı bölünmesine neden olarak urlara yol açar. Bu tür hücre büyümeleri zararsızdır ve kendi kendilerine yok olurlar. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aşağıda anlatılan rahatsızlıklar kanser habercisi olabilecekleri gibi, daha önemsiz bir durumun belirtisi de olabilirler. Lenf sisteminin ağır çalışması sonucu üreme organlarında, kist adı verilen içi sıvı dolu torbacıklar görülebilir ya da menopoz sırasında cinsel hormonlardaki şişkinlikler göğüslerdeki hücrelerin hızlı bölünmesine neden olarak urlara yol açar. Bu tür hücre büyümeleri zararsızdır ve kendi kendilerine yok olurlar. Ancak bunları önlemek için doğal tıp yöntemleri de kullanılabilir. Bazı düzensiz büyümeler işe kanser habercisidir. Cinsel ilişki yoluyla bulaşan hastalıklar da rahim ağzı kanseri riskini artırıcı özellik taşımaktadırlar; bu nedenle doktorunuza görünmeniz yararlı olur.<br />
Kendinizde aşağıdaki belirtilerden birini fark ederseniz, mutlaka doktorunuza başvurunuz.</p>
<ul>
<li><a href="http://www.saglikgunlugu.com/meme-kanseri"><strong>Göğüs Kanseri:</strong></a> Göğüs uçlarında ağrı veya sızı, ciltte huzursuzluk, bir yumru, şişkinlik ya da çukurluk. Tümör çevresindeki deride gerilme ya da parlama görülebilir. Damarlar belirginleşir.</li>
<li><strong><a href="http://www.saglikgunlugu.com/rahim-agzi-kanseri">Rahim Ağzı Kanseri </a>ya da Endometriyal Kanser:</strong> Anormal bir vajinal rahatsızlık, âdet dönemleri arasında ya da menopoz sırasında görülen kanamalar.</li>
<li><strong><a href="http://www.saglikgunlugu.com/yumurtalik-urlari">Yumurtalık Kanseri</a>:</strong> Sıvı birikmesi sonucu karnın şişmesi. Ne yazık ki bu belirtiler hastalık iyice ilerleyene dek fark edilemez. Sürekli sindirim bozuklukları da yumurtalık kanseri belirtisi olabilir.</li>
</ul>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.saglikgunlugu.com%2Fbazi-kanserlerin-belirtileri&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/bazi-kanserlerin-belirtileri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Antioksidan Sistemi</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/antioksidan-sistemi</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/antioksidan-sistemi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Sep 2011 10:13:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Vitaminler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=2856</guid>
		<description><![CDATA[İnsan vücudundaki vitaminler, mineraller, amino asitler belirli enzimlerle birlikte çalışarak antioksidan sistemini oluştururlar. Bu kimyasallar, birlikte tepkimeye girdikleri serbest radikalleri etkisiz hale getirirler ve serbest radikallerin yağ asitleri ve proteinleri zayıflatarak daha çok serbest radikal oluşumunu sağladıktan ve er geç hücreyi öldürdükleri süreci durdururlar. Selenyum, çinko, manganez, bakır, ubikinon (Q10 koenzimi), A, C, E, B1 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan vücudundaki vitaminler, mineraller, amino asitler belirli enzimlerle birlikte çalışarak antioksidan sistemini oluştururlar. Bu kimyasallar, birlikte tepkimeye girdikleri serbest radikalleri etkisiz hale getirirler ve serbest radikallerin yağ asitleri ve proteinleri zayıflatarak daha çok serbest radikal oluşumunu sağladıktan ve er geç hücreyi öldürdükleri süreci durdururlar. Selenyum, çinko, manganez, bakır, ubikinon (Q10 koenzimi), A, C, E, B1 (tiyamin), B3 (niasin), B6 (pridoksin) vitaminleri ile, belki rutin (bir tür glikozit) ve bir grup biyoflavonoit etkili antioksidanlardır. Folik asit (B9 vitamini) ile soğan ve sarımsakta bulunan kimyasalların da antioksidan özellikleri vardır. Antioksidanlar, konserve ve işlem görmüş besinler dahil, çeşitli kaynaklardan elde ederiz. Besinlere onları bozulmaktan korumak ve raf ömürlerini uzatmak amacıyla antioksidan ilavesi yapılır; bu yüzden, yediklerimizdeki ortalama  antioksidan miktarı artmış, kanser ve kalp hastalıkları  gibi rahatsızlıklar azalmıştır. Ne yazık ki, birçok insan sağlıklarını korumaya yetecek kadar yüksek miktarda antioksidanı beslenmeyle karşılamaz. Antioksidan bileşimlerini ayrıca alarak hücrelerimizi kanserden, erken yaşlanma ve ağır metallerden koruyabilir, bağışıklık sistemimize yardımcı olabiliriz.  En önemli hücreler beynimizdekilerdir. Beynin ağrılığının yüzde yirmisi, özellikle bozulma tehdidine açık olan çoklu doymamış yağ asitlerinden oluşur. Yakın tarihli kanıtlar, beyindeki yaşlanma sürecine bu yağ asitlerinin serbest radikaller tarafından oksitlenmesinin neden olduğunu göstermiştir. Sinir uçları ve sinirleri çevreleyen kılıfın içeriği yağlı olduğundan, sinir sisteminin de büyük bölümü risk altındadır. Bozulan yağlar lipofüssin, melanin ve ceroid ya da yaş pigmentleri diye adlandırılır. Eğer sinir uçları oksitlenmişse, dokunma, koku alma, duyma, görme ve tat alma duyulan etkilenir. Bu nedenle, doğa önlemini almış ve beynimizdeki hayati hüc relerin büyük bölümü yüksek miktarda antioksidanla korunmuştur. Beynimizi ıslatan omurilik sıvısı kanımızdakinin on katı kadar C vitamini içerir. Beyin hücrelerindeki C vitamini oranı, kanımızdakinin 100 katıdır. Göz merceği de yüksek miktarda C vitamini ile korunmuştur. Yani C vitamini antioksidan etkisine en çok ihtiyaç duyulan bölgelerde bol miktarda depolanmaktadır. Bir dizi kontrollü klinik çalışma selenyum, E vitamini, çinko ve diğer antioksidanların erken yaşlanmayı durdurucu ve vücudu bozan rahatsızlıkların başlangıcım geciktirici etkisi olduğunu göstermiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çinko, E vitamini ve selenyum, kadmiyum, kurşun, cıva ve alüminyum gibi toksik ağır metallere karşı koyar, bu elementlerin dokulara verdiği zararı azaltırlar. Selenyum, cıva ile tepkimeye girer ve hücrelerimize zarar vermesini önler. Selenyum ve E vitamini, örneğin kemoterapi sırasında kullanılan sitotoksik ilaçların istenmeyen yan etkilerini azaltır.Birçok mineral,vitamin,aminoasit ve temel yağ asitlerinin bağışıklık sistemimizde çok önemli rolleri vardır
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.saglikgunlugu.com%2Fantioksidan-sistemi&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/antioksidan-sistemi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hipnoz Nedir?</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/hipnoz-nedir</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/hipnoz-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Sep 2011 11:53:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Stres]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=2853</guid>
		<description><![CDATA[Zihin gözüyle görülen imgelerle bilinçaltının gücünü birleştiren hipnozun sağlık açısından birçok yaran vardır. 1700&#8242;lü yıllardan bu yana klinik uygulamalarda kullanılan hipnoz, bugün de en etkili terapilerden biri olarak kabul edilmektedir. Gizemli ve karmaşık yönüne karşın hipnoz kişiyi zihin üzerinde yoğunlaştırdığından rahatlama ve davranışları kontrol altına almayı sağlar. Hipnozun en bilinen imajı -hipnotize olmuş bir biçimde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zihin gözüyle görülen imgelerle bilinçaltının gücünü birleştiren hipnozun sağlık açısından birçok yaran vardır. 1700&#8242;lü yıllardan bu yana klinik uygulamalarda kullanılan hipnoz, bugün de en etkili terapilerden biri olarak kabul edilmektedir. Gizemli ve karmaşık yönüne karşın hipnoz kişiyi zihin üzerinde yoğunlaştırdığından rahatlama ve davranışları kontrol altına almayı sağlar. Hipnozun en bilinen imajı -hipnotize olmuş bir biçimde masaya uzanmış tavuk gibi gıdaklayan bir kişi- hipnozun en önemli özelliğini, etki altına alınabilmeyi yansıtır. Eğer tam anlamıyla hipnotize olursanız, davranışlarınızın farkında olursunuz ve size söylenenleri aynen yerine getirebilirsiniz. Bu derece etki altına alınabilmenin nedeni, kişinin tamamen zihni üzerinde yoğunlaşması, düşüncelerin kendisini etkilemesine izin vermemesidir.</p>
<p>Hipnoz, zihnin gücünü tamamen bir düşünce üzerinde yoğunlaştırır ve diğer duygu, düşünce ve olaylardan koparır. Bu kopukluğu, örneğin mücevher takarken yaşayabilirsiniz. Boynunuza bir kolye taktığınızda, önce kolyenin ağırlığını boynunuzda hissedersiniz. Ancak düşünceleriniz başka bir yöne kaydığında bu kez kolyenin varlığını unutur, belki de çıkarana dek bir daha anımsamazsınız. Uzmanlar, hipnoz sırasında kişinin neden son derece uysal bir hale geldiği konusunda araştırmalarını sürdürmekte, birçoğu bu sırada, daha sonra bilincimize güçlü mesajlar gönderen bilinçaltımızla ilgilendiğimize inanmaktadır.<br />
Hipnozu bir tarafa bırakıp birileri sizden bunu istediği için sıkıcı, yorucu ve sağlıksız düşüncelerden kurtulmanın ne kadar büyük yararlan olabileceğini düşünün! Zihninizi kullanarak sağlığınız için yararlı olabilecek birçok teknik uygulayabilirsiniz. Örneğin hipnoz sıkıcı düşüncelerden kurtulmanızı sağlar, stresi önler ve ağrı semptomlarını yok eder. Hayal kurma da benzer bir etki yaratabilir. Hipnoz sırasında bizden, bize huzur veren, psikolojik ve duygusal açıdan rahatlatan imgeleri aklımızda tutmamız istenir. Aynı şekilde, gözümüzde vücudumuza sağlık ve canlılığın yayıldığım canlandırmak da psikolojik açıdan kendimizi iyi hissetmemizi sağlar ki bu da hastalık semptomlarını en aza indirir. Hipnozun başka uygulamaları da vardır. Örneğin, hipnoz anesteziye karşı alerjisi olanlar ya da buna karşı çıkanlar için ameliyat öncesi anestezik amaçlı kullanılmaktadır.<br />
Hipnoz, kanser ve kanser tedavisinin verdiği rahatsızlıkları önlemede çok etkili olabilir. Aynı zamanda yaşamın birçok alanım etkileyen bir hastalığa yakalanmış olmanın getirdiği sıkıntıyı hafifletir. Stres hastalık risklerini azaltmakla kalmaz, aynı zamanda tüm vücutta yaşanan rahatsızlıkları da hafifleterek kişinin kendisini daha iyi hissetmesine yardımcı olur. Hipnoz sırasında anksiyete ve ağrı duygularını başka duygulara dönüştürmeyi ve düşüncelerinizi başka yöne kaydırmayı öğrenebilirsiniz.</p>
<p>Hipnozun güçlü etkisi, yararlarının seans sonrasında da sürmesini sağlar. Ancak seans sırasında da bu yararların tadım çıkarabilirsiniz. Örneğin kemoterapi, radyoterapi ya da sizi en çok rahatsız eden bir durum sırasında, hipnoz yardımıyla, gözünüzde havada akıp gittiğinizi canlandırarak ağrılarınızdan kurtulabilirsiniz. Bu konuda yeterince bilgi sahibi olduğunuzda kendi kendinizi hipnotize etmeye başlayabilirsiniz. Tedavi ya da iyileşme dönemi sırasında havada kayıp gittiğinizi düşünebilirsiniz. Kendinizi çok zevk aldığınız bir şeyi yaparken hayal edebilir ya da hiç ağrı sızı çekmediğinizi varsayabilirsiniz. Bu, hem ağrılarınızı hafifletecek hem de yaşadığınız durum ile ilgili sıkıntılarınızı azaltacaktır.</p>
<p>Birçok kişi, ilk hipnoz seansı için bir psikoterapiste ya da hipnoz uzmanına başvurmayı tercih eder. Ancak kendi kendine hipnoz yöntemiyle de hafif ama etkili bir trans hali sağlanabilir. Eğer kendi kendinizi hipnotize etmekte güçlük çekiyorsanız ya da daha derin bir trans hali istiyorsanız bir uzmana başvurabilirsiniz. Birçok psikoterapist hipnoz konusunda yeterli eğitimi almıştır. Öyle olmasa bile size bu konuda yetkin birini önerebilir. Hipnoza ağrılarınızı dindirmek için ihtiyaç duyuyorsanız profesyonel bir hipnoterapistle görüşmenizde yarar vardır. Ağrılar, vücutta yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunun göstergesi olabilir. Eğer bu ağrıları bastırmaya çalışırsanız kendinizi tehlikeye sokabilirsiniz. Benzer biçimde, hipnozu daha etkin kılmak için pre-hipnotik düşüncelerden yararlanmak istiyorsanız yine bir uzmanla görüşmelisiniz. Bu tür teknikler ne zaman ve nasıl uyanacağınızı bilmiyorsanız, tehlikeli olabilirler. Hipnoz durumu beş dakikadan fazla sürmemeli ve kişi hipnozdan uyanmadan önce doğal bir uykuya dalmamalıdır.</p>
<p>Aşağıda bir kendi&#8217;kendine hipnoz alıştırması anlatılmışla tır. Kendi kendinizi hipnotize etmenin en iyi yolu, egzersizi birkaç kez okuyarak bedeninizin ve zihninizin hipnoza nasıl karşılık vereceğini zihninizin algılamasını sağlamaktır. Cümle aralarında durun. Hipnotik durumu zihninize yerleştirmeye çalışın, böylece kendi kendinizi hipnotize ederken ne yapacağınızı düşünmenize gerek kalmaz. Bilinçli olarak düşünmek hipnozu bozacaktır. Hipnoz sırasında hipnoz halinde olduğunuzun bilincinde olmazsınız. Hipnozite olup olmadığınız, hareketlere karşı istekliliğinizden anlaşılır.</p>
<p><strong> Kendi Kendine Hipnoz Egzersizi</strong><br />
Bir iskemleye rahatça oturun. Duvarda bir nokta belirleyin ve gözlerinizi o nokta üzerinde yoğunlaştırın. Eğer gözleriniz kayarsa yine aynı noktaya getirin. Noktaya bakarken gözleriniz yoruluyor, zihniniz ve bedeniniz yoruluyor, dinlenme ve rahatlama ihtiyacı duyuyor. Gözleriniz noktaya bakmaktan yoruluyor, vücudunuz ve zihniniz huzura ve dinlenmeye ihtiyaç duyuyor. Artık nokta üzerinde yoğunlaşmanız daha zor, çünkü donuklaşıyor ve sanki hareket ediyor. Ancak rahatlamaya hazır olana dek gözlerinizi aynı noktada tutmalısınız. Gözkapaklarınız ağırlaşıyor ve kendi kendine kapanmaya başlıyor. Artık kapatabilirsiniz. Vücudunuz ve zihniniz rahatlamak istiyor. Soluklarınız yavaşlıyor. Giderek daha derin ve daha yavaş soluk almaya başlıyorsunuz. Daha derin ve daha yavaş. Tüm vücudunuz hafifliyor ama uyumayacaksınız. Sadece kendinizi huzurlu hissedebilirsiniz, huzurlu ve sakin. Vücudunuz, yüzmek ve akıp gitmek ister gibi. Ayak parmaklarınızda hafifliği hissediyorsunuz -küçük ve büyük parmaklarınızda, bileğinizde, baldırlarınızda. Dizleriniz tüy gibi hafif. Bacaklarınız her an yerden yükselecekmiş-siniz gibi hafif. Vücudunuz rahatladıkça kendinizi daha hafif, daha rahat, daha sakin hissediyorsunuz. Bacaklarınızın üst tarafları da hafifliyor. Hafiflik duygusunun karnınızdan göğsünüze doğru yükseldiğini duyumsuyorsunuz. Bacaklarınızın üst tarafları da hafifliyor. Sırtınız öyle hafifliyor ki sanki yerinde duramıyor. Omuzlarınızın hafiflediğini hissediyorsunuz, kollarınızın da&#8230; Ta parmak uçlarınıza kadar. Gerçekten çok rahatlıyorsunuz, bütün düşüncelerden uzaklaşıyorsunuz. Boynunuz bir tüy kadar hafif. Başınız havalanmaya hazır bir balon gibi. Tüm vücudunuz bir tüyden daha hafif, öyle ki yerden havalanacak kadar. Ve havada akıp gidiyorsunuz.</p>
<p>(Şimdi kendinizi, ne kadar rahatladığınıza, «ağrılarınızın hafiflediğine ve sağlığınızın düzeldiğine inandıracak şeyler düşünün.) Birkaç dakika içinde gözlerinizi açın. Bunu yapmadan önce vücudunuzu normal pozisyonuna döndürün. Gözlerinizi açtığınızda kendinizi rahatlamış, canlı ve farklı hissedeceksiniz.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.saglikgunlugu.com%2Fhipnoz-nedir&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/hipnoz-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

