<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="wordpress/2.3.3" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title></title>
	<link>http://www.saglikgunlugu.com</link>
	<description></description>
	<pubDate>Tue, 17 Jun 2008 15:45:56 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3.3</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Tiroksin</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/tiroksin</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/tiroksin#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jun 2008 15:45:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hormonlar]]></category>

		<category><![CDATA[Tiroksin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/tiroksin</guid>
		<description><![CDATA[


 Tiroksin
İlk olarak Kendall tarafından elde edilen bir aminoasit. Tiroksinin yapısı Harington tarafından aydınlatılmış ve gene Harington tarafından sentezi yapılmıştır. Kalkanbezinde tiroksin tireoglobülin adı verilen iyotlu bir proteine bağlı olarak bulunur. Tiroksin bir kalkanbezi hormonudur; salgılanmasını düyodotirozin sağlar.
Tiroksin protein, karbonhidrat ve lipitlerin yükseltgenmelerini hızlandırarak solunumu etkiler. Ayrıca su alışverişini de kolaylaştırır. Kan dolaşımını etkin bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><center><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-4978670797689592";
/* 336x280, oluşturulma 15.06.2008 */
google_ad_slot = "0480162563";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></center></-> <p><strong>Tiroksin</strong></p>
<p>İlk olarak Kendall tarafından elde edilen bir aminoasit. Tiroksinin yapısı Harington tarafından aydınlatılmış ve gene Harington tarafından sentezi yapılmıştır. Kalkanbezinde tiroksin tireoglobülin adı verilen iyotlu bir proteine bağlı olarak bulunur. Tiroksin bir kalkanbezi hormonudur; salgılanmasını düyodotirozin sağlar.</p>
<p>Tiroksin protein, karbonhidrat ve lipitlerin yükseltgenmelerini hızlandırarak solunumu etkiler. Ayrıca su alışverişini de kolaylaştırır. Kan dolaşımını etkin bir hale sokar. Bunun sonucu olacak beynin etkinliğini de artırır.</p>
<p>Tiroksin hormonunun azlığı sıcaklık düşmesi, ödem ve bazı aşırı hallerde de ruhsal yetersizlikleken dini belli eden hipotiroidizm halini yaratır. Tiroksinin fazlalığı ise hipertiroidizm halini yaratır; sıcaklık artar, hastada taşkınlıklar ve bazen de Basedow hastalığı görülür. Tiroksin tedavi alanında, hipotiroidizm hallerinde ve gelişme bozukluklarında kullanılır.<br />
 <br />
 </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/tiroksin/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Östrojen</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/ostrojen</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/ostrojen#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jun 2008 15:45:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hormonlar]]></category>

		<category><![CDATA[Östrojen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/ostrojen</guid>
		<description><![CDATA[


 Östrojen
Kadınlarda doğal olarak bulunan bir grup cinsiyet hormonu. Östrojen yapay olarak da elde edilebilir. Östrojen özelliği ve etkinliği gösteren tüm bileşiklere Östrojen adı verilir. Bu tür maddeler doğada çok yaygındır.
Östrojenler, kadını cinsel birleşmeye ve çocuk yapmaya hazırlayan başlıca hormonlardır. Genç kızların, ergenlik döneminde göğüslerinin gelişmesi bu hormonların etkinliğine bağlıdır. Östrojenler aynı zamanda, dölyatağının, dölyolunun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Östrojen</strong></p>
<p>Kadınlarda doğal olarak bulunan bir grup cinsiyet hormonu. Östrojen yapay olarak da elde edilebilir. Östrojen özelliği ve etkinliği gösteren tüm bileşiklere Östrojen adı verilir. Bu tür maddeler doğada çok yaygındır.</p>
<p>Östrojenler, kadını cinsel birleşmeye ve çocuk yapmaya hazırlayan başlıca hormonlardır. Genç kızların, ergenlik döneminde göğüslerinin gelişmesi bu hormonların etkinliğine bağlıdır. Östrojenler aynı zamanda, dölyatağının, dölyolunun ve fallop borularının gelişmesini hızlandırırlar. Vücudun biçiminde oluşan değişikliklere ve ikincil cinsel nitelik olarak vücudun belli yerlerinde tüylerin çıkmasına yol açarlar. Kadınlığa özgü birçok özelliklerin meydana gelmesine yol açan östrojenleri vücut menopozdan sonra salgılamaz.</p>
<p>Östrojenler kimyasal olarak kolesterinden oluşan steroit hormonlardır. Bazı yiyeceklerde bulunan kolesterin, vücut tarafından da yapılır. Östrojen gibi etkinlik gösteren ve steroit olmayan birçok bileşikler bulunmuş ve tıpta bunların kullanımıyla ilerlemeler kaydedilmiştir.</p>
<p>1930&#8242;da yapılan ilk yapay östrojen, sülbestrol günümüzde de kullanılmaktadır. Memelilerde en çok salgılanan ve en etkili olan doğal östrojen, östradiyoldür. Östradiyol vücutta önce ötrona, daha sonra östriyole dönüşür. Bu üç bileşik de sidik ile dışarı atılır. Östradiyol, yumurtalıkta foliküller ve sarı cisimcik (corpus luteum) tarafından salgılanır. Gebe kadınlarda plasenta da östradiyol salgılar. Gebeliğin son zamanlarında sidikte östriyol bulunması, dölütün iyi durumda olduğunu gösterir. Erkeklerde de erbezleri ve böbreküstü bezleri az miktarda östrojen salgılar Bu nedenle, erkeklerin sidiklerinde östrojen bulunursa da, bu miktar kadınların sidiklerinde bulunan östrojenin onda birine eşittir.</p>
<p>Ön hipofizden salgılanan folikül uyarıcı hormon yumurtalığı etkileyerek östrojen salgılanmasına yol açar. Adet döneminin başında folikül uyarıcı hormonun miktarı artar; bunun sonucu olarak yumurtalıkta bir folikül gelişir ve yumurtalık östradiyol salgılar. Östradiyol, her adet kanamasında dölyatağı çeperinde bazı değişikliklere sebep olur. Bir yumurtanın olgunlaşıp yumurtalıktan atılması yani yumurtlama (ovülasyon), adet kanamalarından 14 gün önce meydana gelir. Ovülasyon ön hipofizde salgılanan lüteinleştirici hormonun sebep olduğu bir süreçtir. Yumurtalıkta östradiyol miktarının artması hipofizin lüteinleştirici hormon salgılamasına yardımcı olur ve östrojen adet kanamasının sonunda, folikül uyarıcı hormonun salgılanmasını durdurur.</p>
<p>Döllenmenin gerçekleşmesi için spermaların Fallop borularına girmesi gerekir. Östrojenler Fallop borularının hareketliliğini arttırarak spermatozoitlerin buraya girmelerine yardımcı olurlar. Döllenme olduktan sonra, gebeliğin sürdürülmesi için gerekli olan Östrojenler, dölyatağını da doğuma hazırlarlar. Östrojenler hem kadınlarda hem de erkeklerde cinsel isteği arttırırlar. Ancak psikolojik ve duygusal nedenler, östrojenlerin bu etkinliğinin anlaşılmasını güçleştirmektedir. Örneğin bazı kadınların cinsel isteklerinde menopozdan sonra bir azalma görülmez.</p>
<p>Östrojenler metabolizmayı da etkilerler. Birçok kadınlarda adet kanamasından önce vücutta alıkonan su ve tuz miktarının artmasına Östrojenler sebep olur. Ancak adet kanamalarından önce meydana gelen bazı belirtilere örneğin sinirsel gerginliğe bu hormonların yol açtığı söylenemez. Östrojenlerin kadınları kalp hastalıklarına karşı koruduğu sanıl maktadır. Menopozdan önce kadınlarda kalp krizi vakalarına aynı yaştaki erkeklere oranla daha az rastlanmaktadır. Erkeklere östrojen verilerek kalp hastalıklarının tedavi edilmesine çalışılmaktaysa da henüz bu konuda başarı elde edilememiştir. Östrojen erkeklerde göğüslerin büyümesi gibi bazı yan etkilere yol açan Östrojenin kadınlarda, osteoporoz ve kemik incelmesine karşı bir korunma sağladığı da sanılmaktadır.</p>
<p>Kadınlara menopoz döneminde östrojen verilerek, menopozun kötü etkileri önlenebilir. Ameliyatla yumurtalıkları çıkarılmış olan genç kadınlarda erken menopoz gerçekleşir. Bu hastalara östrojen verilerek yaşamlarını normal olarak sürdürmeleri sağlanır. Ağrılı adet kanamalarında ve ergenlik sivilcelerinin tedavisinde yapay östrojenlerin etkili olduğu saptanmıştır. Doğumdan sonra, bebeklerini emzirmek istemeyen, annelerin sütünü kesmek için östrojen tedavisi uygulanırsa da bu tedavinin bazı sakıncaları vardır.</p>
<p>Östrojenler bazı kanserlerin tedavisinde oldukça etkilidir. Prostat bezi kanseri olan erkeklere östrojen tedavisi uygulanarak tehlikeli urların gelişmesi önlenebilmektedir. Kadınlarda görülen göğüs kanserlerinin bazı türleri de vücudun östrojen salgılaması ile yakından ilgilidir.</p>
<p>Bu durumun tedavisi östrojen salgılayan yumurtalıklar ve böbrek üstü salgıbezleri ameliyatla çıkarılarak yapılır. Bir başka tedavi yöntemi de hipofiz bezinin ameliyatla çıkarılması ile, bu bezin salgıladığı folikül uyarıcı hormonun üretimini durdurmak ve böylece yumurtalıklarla böbrek üstü salgıbezinin etkinliğini önlemektir.</p>
<p>Östrojenlerin en çok kullanıldığı alan, doğum kontrolüdür. Doğum kontrolünde kullanılan ilaçlarda östrojen ile birlikte progesteron etkisi yapan maddeler kullanılır. Doğum kontrolü haplarının yan etkilerine östrojen yol açar. Mide bulantısı, kusma ve kilo alma doğum kontrol haplarının yan etkileridir. Uzun süre östrojen tedavisi uygulanması, dölyatağı mukozasının fazla gelişmesine ve bu nedenle dölyolunda kanamaya yol açar.</p>
<p>Doğum kontrol haplarının en tehlikeli yan etkisi olan artan kan pıhtılaşması ise çok az görülen bir durumdur. Ancak günümüzde bu tehlike haplarda çok az miktarda östrojen kullanılarak hemen hemen giderilmiştir. Bununla birlikte doktorlar, doğum kontrol hapı kullanan kadınların zaman zaman bu haplara ara vermelerini ve hapları kullanırken de belirli aralıklarla kan muayenesi yaptırmalarını salık vermektedir.<br />
 <br />
 </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/ostrojen/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hormonların Kimyasal Yapıları</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/hormonlarin-kimyasal-yapilari</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/hormonlarin-kimyasal-yapilari#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jun 2008 15:44:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hormonlar]]></category>

		<category><![CDATA[Hormonların Kimyasal Yapıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/hormonlarin-kimyasal-yapilari</guid>
		<description><![CDATA[Hormonların Kimyasal Yapıları
Hormonlar kimyasal yapıları bakımından üç büyük grupta toplanırlar. Bunlar kimyasal yapıları basit olan hormonlar, karışık protein yapılı hormonlar ve steroit hormonlardır. Kimyasal yapıları basit olan hormonlar aminoasit tipindedirler. Bunlara örnek olarak adrenalin ve tiroksin gösterilebilir. Steroit hormonlar böbrek üstü kabuğu ve erbezieri ve yumurtalıkların küçük aralıklar içindeki dokuları tarafından salgılanırlar.
Günümüzde hormonlardan sadece bazılarının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hormonların Kimyasal Yapıları</strong></p>
<p>Hormonlar kimyasal yapıları bakımından üç büyük grupta toplanırlar. Bunlar kimyasal yapıları basit olan hormonlar, karışık protein yapılı hormonlar ve steroit hormonlardır. Kimyasal yapıları basit olan hormonlar aminoasit tipindedirler. Bunlara örnek olarak adrenalin ve tiroksin gösterilebilir. Steroit hormonlar böbrek üstü kabuğu ve erbezieri ve yumurtalıkların küçük aralıklar içindeki dokuları tarafından salgılanırlar.</p>
<p>Günümüzde hormonlardan sadece bazılarının kimyasal formülleri kesin olarak bilinmektedir. Bunlar, erbezlerinden türeyen testosteron, yumurtalıklardan türeyen progesteron, böbrek üstü kabuğu tarafından salgılanan kortizon ve dezoksikortikosteron, ön hipofiz ve arka hipofiz tarafından salgılanan hormonlar (ACTH ve büyüme hormonu), bazı kalkanbezi hormonları, böbrek üstü iliği hormonları ve ensülindir.</p>
<p>Bir hormonun kimyasal yapısı ve biyolojik etki tipi arasındaki ilişkileri ortaya koyabilmek için yapılan araştırmalarda çeşitli hormonların kesin kimyasal formüllerinin bilinmesi gerekir.</p>
<p>Hormonların başlıca fiziksel ve kimyasal özellikleri şunlardır; Hormon moleküllerinin kimyasal yapısı basittir. Kan ve dokuların küçük aralıkları içindeki lenfler gibi organik sıvılarda kolayca çözünürler ve büyük ölçüde yayılırlar. Bu ikili özellikleri yüzünden kana karışırlar ve kandan da dokulara ulaşırlar. Isıya karşı direnç gösterirler. Bu özellik yüzünden hormonlar, enzim ya da fermetlerden farklı olarak ısıda parçalanmazlar ve etkinliklerini yitirmezler. Sadece bazı hormonlar ısıya karşı dayanıksızdırlar. Bu yüzden parçalanırlar, yani yozlaşırlar ve belirli bir sıcaklıkta etkinliklerini yitirirler.<br />
 <br />
 </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/hormonlarin-kimyasal-yapilari/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hormonların Çalışması</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/hormonlarin-calismasi</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/hormonlarin-calismasi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jun 2008 15:43:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hormonlar]]></category>

		<category><![CDATA[Hormonların Çalışması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/hormonlarin-calismasi</guid>
		<description><![CDATA[Hormonların Çalışması

Hormonlar temel olarak kimyasal bir uyarıcı gibi etki ederler. Omurgasız ve çok küçük hayvanlarda hormonlar biricik organik uyarıcılardır. Çünkü bu çeşit hayvanlar sinir sisteminden yoksundurlar. Sinir sistemleri olan insanlarda ve omurgalı hayvanlarda hormonlar sinirsel uyarılarla işbirliği yaparak, her bir organ ve dokunun kendilerine özgü işlevsel etkinliklerini uyarırlar ya da önlerler.
Sinirsel ve kimyasal uyarıdan etki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hormonların Çalışması<br />
</strong><br />
Hormonlar temel olarak kimyasal bir uyarıcı gibi etki ederler. Omurgasız ve çok küçük hayvanlarda hormonlar biricik organik uyarıcılardır. Çünkü bu çeşit hayvanlar sinir sisteminden yoksundurlar. Sinir sistemleri olan insanlarda ve omurgalı hayvanlarda hormonlar sinirsel uyarılarla işbirliği yaparak, her bir organ ve dokunun kendilerine özgü işlevsel etkinliklerini uyarırlar ya da önlerler.</p>
<p>Sinirsel ve kimyasal uyarıdan etki bakımından en hızlısı sinirsel uyarıdır. Çünkü sinirsel uyarı çeşitli sinirsel iletim yolları ile yapılır. Sinirsel uyarının yayılma hızı hormonların yayılma hızlarından çok daha yüksektir. Çünkü hormon kendisini salgılayan iç salgıbezlerinden hareket ederek organlara ya da dokulara varıp buradan kana karışana kadar, sinirsel uyarı çoktan hedefine varmış olur.</p>
<p>Birçok deneyler hormonların, vücuttaki işlerini tamamladıktan sonra da yaşadıklarını ve sonra da sidikle organizmadan atıldıklarını göstermiştir. Hormonlardan bazıları madensel hiç bir değişiklikle karşılaşmadan vücuttan atılırlar; diğerleri ise yapısal bir takım bölünmelere uğradıktan ya da karaciğer aracılığı ile diğer maddelerle birleştikten sonra vücuttan atılırlar.<br />
 <br />
 </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/hormonlarin-calismasi/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hormonlar ve Sinirler</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/hormonlar-ve-sinirler</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/hormonlar-ve-sinirler#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jun 2008 15:42:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hormonlar]]></category>

		<category><![CDATA[Hormonlar ve Sinirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/hormonlar-ve-sinirler</guid>
		<description><![CDATA[Hormonlar ve Sinirler

Vejetatif sinir sistemi bazen iç salgı sistemini değişik bir şekilde etkiler. Örneğin vejetatif sinir sistemi bir iç salgıbezinin belirli bir hormonu salgılama sürecine etki eder. Nitekim sempatik sinirler kalkanbezinin hormon salgılama işlevini, parasempatik sinirler ise pankreas tarafından ensülin salgılanmasını olumlu yönde etkilerler. Vejetatif sistem ayrıca hormonun kendisini salgılayan bezden kana karışma temposunu düzenler.
Örneğin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hormonlar ve Sinirler<br />
</strong><br />
Vejetatif sinir sistemi bazen iç salgı sistemini değişik bir şekilde etkiler. Örneğin vejetatif sinir sistemi bir iç salgıbezinin belirli bir hormonu salgılama sürecine etki eder. Nitekim sempatik sinirler kalkanbezinin hormon salgılama işlevini, parasempatik sinirler ise pankreas tarafından ensülin salgılanmasını olumlu yönde etkilerler. Vejetatif sistem ayrıca hormonun kendisini salgılayan bezden kana karışma temposunu düzenler.</p>
<p>Örneğin henüz salgılanmış bir durumda olan ve kalkanbezinin içindeki toplanma boşluklarında bulunan kalkanbezi hormonlarının kana boşalımını sempatik sinirler olumlu bir biçimde etkilerler; parasempatik sinirler ise bu hormonların kana karışmasına engel olurlar. Vejetatif sistem belirli bir hormonun etkisi ile karşılaşacak olan organ ya da dokuları etkileyerek, bu organ ya da dokulara bu etkileri daha iyi alabilir bir nitelik kazandırır ya da bu organ veya dokuları hormonların etkilerine karşı daha dayanıklı bir hale sokar.</p>
<p>İç salgı sistemi ve nörovejetatif sistemler arasındaki bu karşılıklı ilişkiler, bu iki sistem arasında sıkı bir işlevsel işbirliği durumunu gerekli kılarlar. Bu şekilde insan organizmasının çeşitli organları, dokuları ve organik metabolizmanın çeşitli bölgeleri vejetatif sinir sistemi ve hormon sistemi tarafından aynı şekilde etkilenmiş olurlar.<br />
 <br />
 </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/hormonlar-ve-sinirler/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hormon Üretimi</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/hormon-uretimi</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/hormon-uretimi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jun 2008 15:42:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hormonlar]]></category>

		<category><![CDATA[Hormon Üretimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/hormon-uretimi</guid>
		<description><![CDATA[Hormon Üretimi

Çeşitli iç salgıbezleri ve bu bezler tarafından salgılanan hormonların başlıcaları şunlardır: Hipofiz bezi ön hipofiz (adenohİpofiz ya da prehipofiz) ve arka hipofiz (nörohipofiz) olmak üzere ikiye ayrılır.. Bunlardan ön hipofiz adrenokortikotropik hormonu; büyüme hormonu olan somatotrop hormonu; tireotrop ya da tireotropin hormonu; folikülin uyarıcı hormonu (gonadotropin A); lüteinleştirici hormonu (gonadotropin B); lüteotrop hormonu (prolaktin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hormon Üretimi<br />
</strong><br />
Çeşitli iç salgıbezleri ve bu bezler tarafından salgılanan hormonların başlıcaları şunlardır: Hipofiz bezi ön hipofiz (adenohİpofiz ya da prehipofiz) ve arka hipofiz (nörohipofiz) olmak üzere ikiye ayrılır.. Bunlardan ön hipofiz adrenokortikotropik hormonu; büyüme hormonu olan somatotrop hormonu; tireotrop ya da tireotropin hormonu; folikülin uyarıcı hormonu (gonadotropin A); lüteinleştirici hormonu (gonadotropin B); lüteotrop hormonu (prolaktin ya da lüteotropin) salgılar. Arka hipofiz ya da nörohipofiz ise oksitosin ve vazopressin ya da pitressini salgılar.</p>
<p>Paratiroit bezleri kalsiyum tuzları metabolizmasını uyaran parathormon ya da paratirini salgılarlar. Kalkanbezi kendi işlevini gerçekleştiren tiroksin ile triiyodotironin ve tetraiyodotironin gibi bileşikleri salgılar. Tiroksin, organik metabolizmayı uyarır, yapısal gelişmeyi olumlu bir biçimde etkiler. Pankreas, ensülin ve glukagon hormonlarını salgılar.</p>
<p>Böbrek üstü bezlerinin korteks (kabuk) bölgesi mineral kortikoit hormonları (ya da mineral aktif kortikoitler), glikokortikoit hormonları (glikoaktif ya da karbonhidrat hormonları) salgılar. Bunlardan karbonhidrat hormonları ya da glikokortikoit hormonlar, karbonhidrat metabolizmasını etkilerler. Böbrek üstü bezlerinin merkez bölgesi ise adrenalin ve noradrenalin hormonlarını salgılar.</p>
<p>Dişi gonatlar, östrojenleri ve plasenta tarafından üretilen progesteron ya da lüteini salgılarlar. Erkek gonatlar androjen hormonları salgılarlar; androjen hormonların başlıcaları testosteron, androsteron, dehidroizoandrosterondur.</p>
<p>Hormonlar, iç salgıbezleri tarafından üretildikçe hemen kana karışıp karışmadıkları henüz kesinlikle bilinmemektedir. Belki de belirli zaman aralıkları içinde kana karışmaktadırlar. Bununla birlikte, örneğin kalkanbezi gibi birtakım bezler tarafından salgılanan hormonların aralıklı olarak kana karıştıkları bilinmektedir. Çünkü bu bezlerin mikroskop altında yapılan dokusal gözlemlerinde koful adı verilen birtakım boşluklara rastlanmıştır. Koful, belirli bir miktardaki hormonun kana karışmadan evvel toplandığı bir yer olarak kabul edilebilir.<br />
 <br />
 </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/hormon-uretimi/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ensülin</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/ensulin</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/ensulin#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jun 2008 15:40:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hormonlar]]></category>

		<category><![CDATA[Ensülin]]></category>

		<category><![CDATA[İnsülin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/ensulin</guid>
		<description><![CDATA[Ensülin (İnsülin)

Pankreastaki Langerhan adacıklarının salgıladığı, karbonhidrat metabolizmasını denetleyen protein özelliğindeki hormon. Ensülin, bir yemekten sonra kandaki şeker oranı 100 ml. kanda 80 mg. glikozun üstüne yükseldiği zaman salgılanır.
Bu salgı kandaki aşırı glikozu karaciğer ve kaslarda depo edilen glikojen biçimine dönüştürür. Bu hormon, glikozun kas telleri tarafından yararlı hale getirilmesinde de gereklidir. Ensülin salgılanmasında bozukluk olduğunda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ensülin (İnsülin)<br />
</strong><br />
Pankreastaki Langerhan adacıklarının salgıladığı, karbonhidrat metabolizmasını denetleyen protein özelliğindeki hormon. Ensülin, bir yemekten sonra kandaki şeker oranı 100 ml. kanda 80 mg. glikozun üstüne yükseldiği zaman salgılanır.</p>
<p>Bu salgı kandaki aşırı glikozu karaciğer ve kaslarda depo edilen glikojen biçimine dönüştürür. Bu hormon, glikozun kas telleri tarafından yararlı hale getirilmesinde de gereklidir. Ensülin salgılanmasında bozukluk olduğunda şekerli diyabet hastalığı ortaya çıkar. Bu hastalığa tutulanlara dışardan ensülin verilmesi gerekir.</p>
<p>1921 yılında F.G. Banting ve C.H. Best tarafından keşfedilen ensülin bu hastaların yaşamalarını olanaklı kılmıştır. Ensülinin keşfinden önce şeker hastaları kısa bir süre içinde ölürlerdi.<br />
 <br />
 </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/ensulin/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Antihormonlar</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/antihormonlar</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/antihormonlar#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jun 2008 15:39:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hormonlar]]></category>

		<category><![CDATA[Antihormonlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/antihormonlar</guid>
		<description><![CDATA[Antihormonlar

Hormonlarla ilgili olmayıp, uzun zamandan beri uygulanan hormon preparatından sonra meydana gelen ve ilgili hormona karşıt etki yapan maddelerdir.
Bu karşıt etki serumla diğer bir şahsa aktarılabilir. Dişi atlarda da görüldüğü gibi gebe kadında, idrarla atılan ve uzun süre devam eden gonodotrop hormon salgılanması nedeniyle antihormon meydana gelmemektedir.
 
 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Antihormonlar<br />
</strong><br />
Hormonlarla ilgili olmayıp, uzun zamandan beri uygulanan hormon preparatından sonra meydana gelen ve ilgili hormona karşıt etki yapan maddelerdir.</p>
<p>Bu karşıt etki serumla diğer bir şahsa aktarılabilir. Dişi atlarda da görüldüğü gibi gebe kadında, idrarla atılan ve uzun süre devam eden gonodotrop hormon salgılanması nedeniyle antihormon meydana gelmemektedir.<br />
 <br />
 </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/antihormonlar/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Antiandrojen</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/antiandrojen</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/antiandrojen#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jun 2008 15:38:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hormonlar]]></category>

		<category><![CDATA[Antiandrojen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/antiandrojen</guid>
		<description><![CDATA[Antiandrojen

Son yıllarda geliştirilen ve erkek cinsiyet hormonları (androjenler) nın bazı doğal etkilerini gidermek amacını güden ilaçlar. Bu ilaçların en etkililerinden biri olan siproteron asetat, erkeklerde aşırı cinsel etkinliği önlemek ve 50 yaşına doğru prostat bezinin aşırı derecede büyümesinin doğurduğu bozuklukları gidermek için kullanılmaktadır.
Antiandrojenler, cinsel işlevi etkilemeden cinsel isteği azalttıklarından, bu ilaçların kimi cinsel ve zihinsel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Antiandrojen<br />
</strong><br />
Son yıllarda geliştirilen ve erkek cinsiyet hormonları (androjenler) nın bazı doğal etkilerini gidermek amacını güden ilaçlar. Bu ilaçların en etkililerinden biri olan siproteron asetat, erkeklerde aşırı cinsel etkinliği önlemek ve 50 yaşına doğru prostat bezinin aşırı derecede büyümesinin doğurduğu bozuklukları gidermek için kullanılmaktadır.</p>
<p>Antiandrojenler, cinsel işlevi etkilemeden cinsel isteği azalttıklarından, bu ilaçların kimi cinsel ve zihinsel hastalıklarda sürekli olarak kullanılmaları ters sonuçlar verebilir. Bu ilaçlar kadınlardaki aşırı kıllılığın tedavisinde de olumlu sonuçlar sağlamaktadır.<br />
 <br />
 </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/antiandrojen/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Androjen</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/androjen</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/androjen#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jun 2008 15:27:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hormonlar]]></category>

		<category><![CDATA[Androjen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/androjen</guid>
		<description><![CDATA[Androjen
Erkek cinsel hormonları ve erkek cinsel hormonlarının etkisini gösteren yapay maddeler için kullanılan genel deyim. Erkeklerde erbezleri, kadınlarda ve erkeklerde böbreküstü bezi tarafından androjenler salgılanır. Erbezlerinde androjeni ara hücreler meydana getirir. Böbreküstü bezinde ise bu madde, kabuk bölümü tarafından meydana getirilir. Androjenler buluğ çağına kadar az miktarlarda salgılanırlar.
Buluğda, hipofiz salgıbezi tarafından salgılanan, ara hücreleri uyaran [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Androjen</strong></p>
<p>Erkek cinsel hormonları ve erkek cinsel hormonlarının etkisini gösteren yapay maddeler için kullanılan genel deyim. Erkeklerde erbezleri, kadınlarda ve erkeklerde böbreküstü bezi tarafından androjenler salgılanır. Erbezlerinde androjeni ara hücreler meydana getirir. Böbreküstü bezinde ise bu madde, kabuk bölümü tarafından meydana getirilir. Androjenler buluğ çağına kadar az miktarlarda salgılanırlar.</p>
<p>Buluğda, hipofiz salgıbezi tarafından salgılanan, ara hücreleri uyaran hormonun etkisiyle, erbezinde bol miktarda androjen üretilir. Penisin ve erbezi torbasının büyümesi, meni torbacıklarının gelişmesi, yüzde koltuk altında ve kasıklarda kıllanma ve gırtlakta kalınlaşma sonucu sesin erkekteki özelliğini kazanması, androjenlerin etkisinin sonucudur. Androjenler bu etkileri yanında, kas ve kemik sisteminin de gelişimine yol açarlar. Erişkinlerde androjenlerin sürekli olarak salgılanması, erkeksi davranışın ve cinsel dürtünün oluşumunu ve devamını sağlar.</p>
<p>Androjenler çeşitli kaynaklarda üretilir. Hem erbezi hem de böbreküstü salgıbezlerinin meydana getirdiği androjenler kimyasal yapı açısından steroid grubundandır. Erbezinin en önemli androjeni, testosteron, böbreküstü salgıbezinin en önemli androjenleri ise androsteron ve androstenediondur. Bu maddeler idrara 17 ketosteroid denen maddeleri katarlar. İdrarda, 17 ketosteroid miktarının düşük olması, genellikle androjenlerin az olduğunu, giderek androjen salgılayan mekanizmada bozukluk bulunduğunu gösterir. Erbezleri bulunmayan, ya da yeterince çalışmayan erkeklere androjen madde verilir. Androjenlerden ameliyat ve ışın tedavisinin yetersiz olduğu meme kanseri vakalarında da yararlanılır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/androjen/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
