Gebelik
Gebelik
Gebeliğin ilk belirtilerinden biri, günü geldiği halde adet görülmemesidir. Bu gecikmenin nedeni kanama ile atılması gereken yumurtanın döllenmiş olmasıdır. Döllenmiş yumurta, dölyatağında gelişerek bir bebek haline gelecektir. Bu durumda bebek yaklaşık olarak henüz iki haftalıktır. Çünkü bir kadının en fazla gebe kalma olasılığının bulunduğu dönem, iki adet kanamasının aşağı yukarı ortasına rastlayan yumurtlama dönemidir. Bu dönemde olgun bir yumurta (ovum), yumurtalıktan dölyatağına düşer ve dölyatağı kanalındaki yolculuğuna başlar. Bu durum dikkate alınarak, gebelik, görülmeyen ilk adet kanamasından on dört gün önce başlamış gibi hesaplanır ve doğum, son adet kanamasının ilk gününden 280 gün yani 40 hafta sonra beklenir.
Tabii ki bu hesaba göre kadın mutlaka gebelik süresinin başlatıldığı tarihte gebe kalmış olmayabilir. Çünkü yumurtlama dönemi bütün kadınlarda tam olarak aynı döneme rastlamaz. Bu nedenle bir bebek, erken veya geç doğum durumu söz konusu olmaksızın, iki veya üç hafta erken ya da geç doğabilir.
Ama gebeliğin başladığını gösteren başka belirtiler de vardır. Bunların içinde en göze çarpanı, herhangi bir adet kanamasından birkaç gün önce de olabileceği gibi, göğüslerin genişlemesi ve yumuşamasıdır. Bu arada göğüslerin ucunu çevreleyen kahverengi halka gitgide düzlüğünü kaybeder ve burada küçük kabarcıklar meydana gelir. Göğüslerdeki kan damarları derinin altından, bir mermerin içindeki başka renkli düzensiz çizgiler gibi görünürler.
Bazı kadınlar, gebeliğin hemen başlangıcında mide bulantısı duymaya başlarlar, sık sık kusarlar; bu durum ilk üç ay boyunca devam edebilir. Kusma bütün kadınlarda görülmediği gibi, bir gebelikte görülmesi, daha sonraki gebeliklerde de görüleceği anlamına gelmez. Bazı ülkelerde bu rahatsızlığa «sabah karanlığı hastalığı» denmekle birlikte, birçok kadın bulantıyı hem sabah, hem akşam veya yalnız çok yorulduğu ya da uzun süre hiç bir şey yemediği bir günün akşamında duyar. Bulantı sabahın erken saatlerinde olursa, en etkili tedavi yataktan kalkar kalkmaz bir bardak çay ile birlikte birkaç tuzlu bisküvi yemektir.
Öğleden sonra duyulan bulantıya karşı tedbir olarak, öğleden sonra dinlenmek gerekir. Yemek aralarında bulantı duyulursa daha hafif yemekler yemeli ve acıkınca azar azar yemek için, el altında gevrek veya meyve bulundurmalıdır. Eğer bulantı ve kusmalar ilk on iki haftadan sonra da devam ederse, veya kadını sarsacak kadar şiddetli olursa, mutlaka bir hekime görünmek gerekir. Hekimin vereceği ilaçlar bulantıyı azaltır.
Gebeliğin başlangıcındaki mide bulantısının bütün kadınlarda görülmemesi ilginç bir durumdur. Bunun gibi, ilkel tarım toplumlarındaki kadınlarda gebelik sırasında çıbanlar ve deri kabarcıkları meydana gelir veya bayılmalar olur. Bütün bunlar kadının gebeliğe ayak uydurmasının vücutta gösterdiği dış belirtilerdir.
