Hormonlar
Hormonlar
İnsan organizmasının hemen hemen bütün doku ve organları bir ya da daha çok maddeler salgılarlar. Bu maddelere, organik işlev ve etkinlikleri kamçılayıcı bir takım özellikler taşıdıkları için, hormon adı verilir. Hormon sözcüğü Yunanca «ormao» (uyarma) sözcüğünden türetilmiş ve ilk olarak 1902 yılında Starling tarafından kullanılmıştır. Bugün hormon sözcüğü genellikle iç salgıbezleri adı verilen organların ürünleri için kullanılmaktadır, iç salgıbezlerinin en belirgin etkinliği, öbür organ ve dokular için bir ya da daha fazla işlev uyarıcı maddeler salgılamaktır.
Hormonlar, organik kimyasal yapılı, az ya da çok karmaşık normal fizyolojik ürünlerdir. Kendilerine özgü biyolojik özellikler taşıyan hormonlar çok küçük dozlarda bile (oligodinamik etki) etkili olurlar. Hormonlar iç salgıbezleri tarafından hazırlanır, sonra da iç salgıbezlerinden doğrudan doğruya kana karışarak kan yolu ile uzak ya da yakın doku ve organlara ulaşırlar; bunların organik işlevlik ve etkinlik derecesini değiştirirler. Hormonlar yükseltici veya uyarıcı ya da düzenleyici veya yozlaştırıcı olarak etki gösterirler. Hormonlar etkiledikleri organın yada dokunun işlevsel etkinliği koşullandıran biyokimyasal metabolizma süreçleri üzerinde uyarıcı ya da önleyici bir rol oynarlar. Böylece bu dokunun ya da organın işlevlilik ve etkinlik derecesini değiştirirler.
Vücut tarafından üretildiği halde hormon sınıfına girmeyen maddeler vardır. Bunların başında Gley parahormonları gelir. Glikoz, karbonik asit ve laktik asit Gley parahormonlarının en önemlileridir. Bu maddeler de organlardan kana karışırlar. Fakat hormonlar gibi çeşitli organ ve dokuların işlevliliği üzerinde yükseltici ya da düzenleyici etkiler meydana getirmezler.
Hücresel hormonlar da hormon sayılmazlar. Bunlar insan organizmasındaki hücreler tarafından organizmanın metabolizma süreci sırasında üretilen maddelerdir. Bu maddelerin aracılığı ile her hücre aynı doku üzerinde bulunan komşu hücreler üzerinde belli bir etki meydana getirir. Fakat bu etki gerçek hormonların etkisi ile karşılaştırılamaz.
Organ hormonları da hormonlar sınıfına girmezler. Organ korunması ve etkinliği üzerine etki ederler. Bu hormonların eksikliği ya da önemli bir ölçüde azalışı ilgili organ üzerinde hastalık ya da yozlaşma meydana getirir.
Vejetatif sinir sisteminin sempatik ve parasempatik sinir uçları üzerinde oluşan adrenalinle ya da asetilkolinle eş özellikli organik ürünler de hormon değildirler.
Gerçek hormonlar, biyolojik özelliklen açısından, işlev uyarıcı ve işlev düzenleyici özellikteki hormonlar olmak üzere ikiye ayrılırlar. İşlev uyarıcı hormonlar bu hormonlara karşı duyarlılık gösteren organ ve dokular üzerinde etkilidirler, işlev düzenleyici hormonlar ise, bu hormonlar içinde daima belli bir tanesine karşı duyarlılık gösteren organ ve dokulara karşı etki gösterirler.

esra | Eki 20, 2009 | Cevapla
hiç bişe anlamadım ben netten ne yazdım ne çıktı iğrenç bir site bbbbbbbbbbbbuuuuuu