mersin escort mobil porno gaziantep escort izmir escort mobil porno izmir escort bayan porno hd porno pornolar porno ücretsiz porno hd sikis porno
; charset=UTF-8" /> KALP HASTALIKLARINDA CERRAHİ TEDAVİ
bodrum escort bursa escort
mobil porn
RSS
porno
Trk ifşa
03 Haziran 2009 | | 0 Yorum Var.

KALP HASTALIKLARINDA CERRAHİ TEDAVİ

KALP HASTALIKLARINDA CERRAHİ TEDAVİ

“Açık kalp cerrahisi” veya bir diğer deyimle “direkt vizyon intra-kardiak cerrahi” o zamana kadar primitif bir şekilde emeklemeye çalışan kalp cerrahisindeki en büyük aşamayı teşkil eder. Bu cerrahiyi uygulayabilmek için “extra korporeal dolaşım” denilen bir sistemi kullanmak gerekmektedir. Gerçi sadece sistemik hipotermi kullanmak suretiyle de çok basit ve kısa sürede yapılabilecek bazı kalp içi ameliyatları yapılabilirse de, kansız bir ortamda ve direkt görüş altında kalp içi ameliyatlarını yapabilmek için “extra korporeal dolaşım”, yani vücut dışı dolaşım sistemi kullanılması şarttır. Bu da ancak suni kalp-akciğer pompası kullanılmakla mümkün olabilmektedir. Bu makine klinikte ilk defa 1953 yılında John H.Gibbon tarafından, 18 yıllık uzun ve yorucu araştırmalar sonucu kullanılmıştır. Bugünkü klasikleşmiş ve son derece modernize edilerek büyük bir emniyetle kullanılan kalp-akciğer makineleri, Gibbon’un ilk pompasındaki temel prensiplere dayanmaktadır.
Kalp cerrahisinin daha önceki tarihine bir göz atacak olursak ilk kalp ameliyatları olarak anılan 1938’deki Gross’un Patent Duktus Ar-teriozus, 1944’teki Crafoord’un Koarktasyon ve 1945’deki Blalock’in mavi çocuklardaki şant ameliyatları aslında birer damar ameliyatı olup kalbin kendisine bir müdahale söz konusu değildir. 1948 yılında Charles Bailey ve Dwight Harken tarafından Mitral Valvi üzerinde ve Russell Brock tarafından Pulmoner valve üzerinde gerçekleştirilen kommissurotomi (kapakların yapıştıkları yerden açılması) ameliyatlarında da yapılan işlem kapalı kalp ameliyatı dediğimiz ve cerrahın, kalbin içini görmeden parmak veya aletle, hissederek yaptığı ameliyatlardır. Dünyadaki ilk açık kalp ameliyatı 2 Eylül 1952 tarihinde FJohn Lewis tarafından Minnesota üniversitesinde uygulanmıştır. Bu ameliyatta inflovv oklüzyon (kalbe kan getiren damarların sıkıştırılıp kapatılması) ve sistemik hipotermi (bütün vücudun dışarıdan buz tatbiki ile 5-6 derece soğutulması) kullanılarak sekondum tipi basit bir atrial septal defekt (kulakçıklar arası delik) kapatılmıştır.
Mevcut metotlarla kalp içindeki birçok kompiex patolojileri düzeltmenin imkânsızlığını çok eskiden beri düşünen ve sabırla ve çok yoğun bir araştırmayla suni bir kalp-akciğer makinesi yapmaya ve klinikte uygulamaya çalışan Cibbon, nihayet 6 Mayıs 1953te gayesine ulaşarak, extra korporeal dolaşım sistemi kullanarak dünyada yapılan ilk açık kalp ameliyatını gerçekleştirdi. Bu metotta ana gaye her iki vena kavayı (kalbe kirli kan getiren 2 büyük karadamar) kanüle ederek kalbe dönen kanı dışarıdaki suni akciğere almak, orada oksijen-ledikten sonra suni kalp vasıtasıyla pompalayarak hastanın aortası-na (bütün vücuda temiz kan taşıyan ana damar) geri vermektir, ilk önceleri açık kalp ameliyatları bu suretle içinden kan geçmeyen (sadece koroner sinüsten gelen küçük bir miktar hariç. Bu da asistan tarafından kolaylıkla aspire edilerek tekrar pompaya gönderilmektedir), uygun bir insizyonla açılmış bir kalp içinde fakat kalp çalışmasına devam ederken, yani boş olarak atarken yapılmakta idi (şekil 1).
Bu teknik 1954 ve 1955 yıllarında Minnesota üniversitesi’nden Lil-lehei ve Mayo Kliniğinden Kirklin tarafından geliştirilerek bol sayıda hastada kullanılmaya başlandı. Lillehei önceleri suni kalp-akciğer makinesi yerine hasta çocukların annesini “cross-circulation” ile birleştiriyor ve annenin kalp ve akciğerleri çocuk dolaşımını da üstlendiği bir sırada hasta kalbi açarak ameliyatlarını yapıyordu. Fakat suni bir kalp-akciğer pompası kullanarak elde edilen extra korporeal dolaşım sisteminin üstünlükleri o kadar aşikâr idi ki “cross-circulation” ile başarılı sonuçlar almasına rağmen Lilehei hemen bu yeni metoda döndü ve diğer metodu terk etti.

suni bir kalp-akciğer pompasının klinikte kullanılabilir hale gelmesi çok uzun zaman almış ve bunun için birçok değişik disiplinlerdeki teknolojinin gelişmesi gerekmiştir. Kısaca özetlemek gerekirse: Biyoloji ile ilgili tekniklerin ilerlemesi, Heparin-Protamin vasıtasıyla pıhtılaşma mekanizmasının kontrolü, özel plastik tüplerin bu lunması, silikonize cam materyal temin edilmesi, fevkalade bir şekilde cilalanmış paslanmaz çeliğin elde edilmesi v.s. gibi maddelere ilave olarak çalışmanın fizyoloji laboratuarlarından, insan ameliyatına atlayabilmesi için, hemotoloji, kardiyoloji, anesteziyoloji ve post-operatif bakım ünitelerinin gerekli aşamalardan geçmesi gerekmiştir.
İdeal kardio-pulmoner by-pass’ın vücuda, onun fizyolojik durumunu hiç değiştirmeyecek, aynen normal dolaşıma benzeyen bir tesiri olması icap eder. Halbuki extra-corporeal dolaşım, normal dolaşımı taklit etmek ve ona benzemekle beraber birçok bakımlardan geri kalır. Gerçi doku hücresi için kanın kalp kası tarafından veya bir makineden pompalanmasının, oxygenin normal akciğerlerden veya bir gas-exchange sisteminden gelmesinin bir farkı yoktur. Fakat aşağıda sayacağımız birçok hususlar farklıdır:
a- Vena cavalar etrafına konan turnikeler bu iki sistemi tamamen . ayırır, ve iki cava sistemi arasında değişik basınç farkları husule gelir.
b- Kan akımı aortada kısmen veya tamamen terstir. Aortayı ob-lik (eğik veya dik terkeden branşlar, normalden daha az kan almış olurlar. (Bilhassa mesenterik arterler, kanülasyonun As. Aortadan yapılması bu sakıncayı ortadan kaldırmıştır.
c- Pompa, normal kalbin husule getirdiğinabzının aynen taklit edemez.
d- Kalp duvarlarından ve pulmoner yataktan kalkan birçok refleksler extra-corporeal dolaşım esnasında çalışmazlar.
e- Extra-corporeal sistem, kana damarlar dışında bir yatak temin eder. Bu yatak atmosferle olan teması dolayısıyla bakteriel konta-minasyona (infeksiyona) daha elverişlidir.
f- vücut dışında kan irili-ufaklı değişik çaplı ve şekilli kap ve borulardan geçer ve dolayısıyla normal dolaşımın Laminer pattem’i (La-minar akış görünümü) kaybolur.
g- ısı düzenleyici (Termo regülatör) merkezler kontrollerini kaybederler.
h- Extra-eorporeal dolaşım anestezi altında mümkündür. Anestezinin regülasyon merkezleri üzerindeki tesiri de, bu sistemi normal dolaşımdan farklı bir hale sokabilir.

Bütün bu dezavantajlarına rağmen extra-corporeal dolaşıma bağlı moralite ve morbidite son senelerde hemen hemen kalmamıştır. Bunun başlıca sebebi ise amprik ve bilimsel olarak ve tecrübelerle tahammül sınırlarının öğrenilmiş olması ve çok modern yeni pompaların kullanılmasıdır.
Bu sistemle 1 dakika içinde 4-5 it. kan toplanmalı, 0 2’le temas edeceği çok ince bir yüzey haline getirilmeli ve tekrar toplanarak belirli bir basınç altında organizmaya geri verilebilmelidir, ve bu işlem cerrah kalp içindeki işini bitirip, kalbi kapatıncaya kadar en emniyetli bir şekilde devam edebilmelidir.
zamanla daha komplex (karışık) ve teknik yönden daha güç ameliyatlara geçildikçe, kalbi tamamen durdurarak çalışmanın avantajları ortaya çıkmaya başladı. Bu suretle kalbin içinde hiç kan olmayacağı gibi, gevşemiş ve istenildiği gibi manipüle edilebilen bir myo-kard üzerinde çalışmak, kalbin içini daha iyi görmek ve en iyi tamiri yapmak, hem de daha kısa bir ekstra-korporeal dolaşım süresinde yapmak mümkün olabilecekti. Kalbi durdurmak için birçok metotlar denenmiş ve kullanılmışsa da durum en iyi metot olarak kardi-oplejik (kalbi hemen durduran ve kalp adelelerini besleyen özel ter-kipli soğuk sıvılar) eriyiklerinin bulunması ve yaygın olarak kullanılmasıyla sonuçlanmıştır. Bugün kalp bu eriyiklerin çok soğuk olarak ve direkt bir şekilde koronerlere verilmesiyle hemen durdurulabil-mekte ve uzun süre devam eden açık kalp ameliyatlarında her 20-30 dakikada tekrarlanan bu eriyikler ve yüzeysel hipotermi kullanılmak suretiyle myokard kardiak arreste (durdurulmaya) ve anoksiye (oksijensizliğe) en iyi bir şekilde dayanabilmektedir. Bu şartlar altında cerrah acele etmeye gerek duymadan, hareketsiz ve kansız kupkuru bir ortamda, patolojiyi en ince detaylarına kadar rahatlıkla inceleyerek, güç ve karışık kongenital anomaliler dahil olmak üzere hemen hemen düşünülebilecek bütün kalp ameliyatlarını huzurla ve güven içinde hastasına uygulayabilmektedir, şekil 2 ve şekil 3’te, şekil 4te bazı yeni pompa tipleri görülmektedir.
Açık kalp cerrahisi bugünkü şartlarda, sisteme ve kalp, akciğer makinesine bağlı olarak emin ve tecrübeli ellerde hiçbir risk taşımamaktadır.
Mortalite ve morbidite (ölüm ve komplikasyonlar) tamamen hastanın kendi taşıdığı şartlara, hastalığın derecesine ve beraber getirdiği komplikasyonlara bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.

Açık kalp ameliyatı tekniği ile yani extra korporeal dolaşım kullanmak suretiyle yapılan kalp ameliyatlarını 3 büyük grupta toplamak mümkündür.

RSSYorum Yaz  |  Trackback URL

fethiye escort eskisehir escort izmir escort ankara escort eryaman escort istanbul escort gaziantep escort antalya escort