RSS
21 Mayıs 2008 | | 0 Yorum Var.

Kırık

Kırık

Kemiğin bir etki ile kırılması. Kırığa yol açan nedenler iki büyük grupta toplanır. Bunlar kırığın meydana gelişini kolaylaştıran öğelerle, kırığa yol açan öğelerdir. Kırığın meydana gelişini kolaylaştıran öğeler, yaş gibi fizyolojik ve çeşitli kemik hastalıkları gibi patolojik koşullardır. Bu koşullar kemik dokusunun yapısını yozlaştırarak, darbelere karşı direncini zayıflatırlar.

Bilindiği gibi yaş, kemiklerin kırılmaya olan eğilimlerini arttırır. Yaş ilerledikçe kemikler, osteoporozun etkisiyle daha hafiflerler ve iç yapılarında bir seyrekleşme olur. Bunun sonucu kemiklerin direnci azalır ve daha kırılabilir bir hale gelirler. Kemik hastalıkları ise çok çeşitlidir. Bu hastalıklar, kemiklerin iç yapısını yozlaştırarak, darbesel etkilere karşı daha az bir direnç göstermelerine ve bunun sonucu daha kolay kırılmalarına yol açarlar. Raşitizm, ivegen ve süreğen osteomiyelit, kemik veremi, kemik frengisi, osteomikoz (kemik aktinomikozu) kökenli osteit, toksik kökenli osteitler, osteosarkom ve diğer kemik urları vb. başlıca kemik hastalıklarıdır.

Kırıklara yol açan öğeler, dış ya da iç kökenli darbelerdir. Dış darbelerin başlıcaları şiddetli çarpmalar, düşmeler ve ezilmelerdir, iç darbeler ise ani ve şiddetli kas kasılmalarıdır. Dış darbeler tamamen sağlam ve direnç dereceleri oldukça yüksek olan kemiklerin bile kırılmasına yol açarlar. Kas kasılmaları ise ancak yukarıda belirtilen koşullardan herhangi biri nedeni ile kırılabilir bir hale gelmiş olan kemiklerin kırılmasına yol açarlar.

Kırıklar aşağıdaki şekilde sınıflandırılırlar:

1) Kemiğin kırılan noktasının üstünde bulunan yumuşak kısımlarda yara olup olmadığına göre açık ve kapalı kırık sözkonusu olur. Eğer yumuşak kısımlarda yara varsa, bu çeşit kırıklara açık ya da gözle görülür kırık adı verilir. Üstteki yumuşak kısımların yırtılmış olması nedeni ile kırığın odak noktası dışarıya açılmıştır; kırılmış kemiğin bir ya da çok sayıda parçası dışarı fırlamıştır.

Kırılan kemiğin üst kısmında bulunan yumuşak dokularda yara yoksa, bu çeşit kırıklara kapalı kırıklar ya da gözle görülmeyen kırıklar adı verilir. Bu gibi durumlarda kırığın odak noktası kapalı kalır, dışarıya açılmaz. Açık kırıklar daha tehlikelidirler. Çünkü mikroplanmalara karşı daha elverişlidirler. Açık ya da gözle görülen kırıklarda kırığın üzerinde bulunan yumuşak dokuların yırtılışı dışardan içeriye ya da içerden dışarıya doğru gerçekleşir. Dışarıdan içeriye doğru yırtılma çok sivri bir cismin, çok şiddetli bir darbesiyle meydana gelir (örneğin hayvan tekmesi ya da futbol oyuncusunun rakip oyuncuya indirdiği tekme gibi). Kolun ya da bacağın bir arabanın ağır tekerlekleri ile yer arasında ezilmesi de bu çeşit kırıklara yol açar.

İçerden dışarıya yırtılma, kenarları keskin kırık kemik kıymıklarının etkisi ile olur. Darbenin etkisi altında kırık kemik kıymıkları yukarıda bulunan yumuşak dokuları delerler.

2) Kendilerini meydana getiren nedene göre, kırıklar, darbesel kırıklar ya da ani kırıklar olmak üzere ikiye ayrılırlar. Darbesel kırıklar tamamen sağlam ve dayanıklı bir kemiği kıracak kadar şiddetli darbelerden ileri gelirler. Ani kırıklar ise, kemiği yıpratan ani bir hastalığın etkisi ile meydana gelirler. Bu hastalıklardan başlıcaları ur, verem, frengi, osteomiyelittir.

Hastalığın meydana getirdiği yıpratma sonucu kemik, darbesel hiç bir etki olmadan, ani bir hareket ya da kas kasılması yüzünden kendi kendine parçalanır. Darbesel ve ani kırıklar arasında yapılan bu ayrım yapaydır. Çünkü hastalık halinin etkisi ile ağır bir şekilde yıpranmış olan bir kemiğin ani olarak kırılmasına yol açan ani hareket, şiddetli kas kasılması, ağır bir cismin” ezici etkisi gibi öğeler de aslında başlı başına birer darbedirler. Bu yüzden ani kırıklar da aslında darbesel kırık olarak isimlendirilebilirler.

3) Meydana geliş biçimlerine göre kırıklar, dolaysız ve dolaylı kırıklar olmak üzere ikiye ayrılır. Dolaysız kırıklar, darbenin geldiği kemik üzerinde meydana gelirler. Dolaylı kırıklar ise darbenin geldiği kemik, kısmı üzerinde değil de, bu kemikten uzakta bulunan başka bir kemik üzerinde meydana gelirler.

4) Kırığın bütünüyle ya da kemik kalınlığına oranla kırık çizgisinin küçüklüğüne bağlı olarak, kırıklar tam ya da kısmi kırıklar olmak üzere ikiye ayrılır. Tam kırılma kemiğin bütün kalınlığı üzerinde meydana gelir, yani bütün kemik kırılır. Bunun sonucu kemik iki ya da daha çok sayıda parçaya bölünür. Bu parçalar çoğu kez yer değiştirirler. Kısmi kırılmalar bütün kemik kalınlığı boyunca meydana gelmez; kemik iki ya da daha çok parçaya ayrılmaz. Kısmi kırılmalarda bir kısmı üzerinde bir çatlaklık, bir yank, yani tam olmayan bir kırılma çizgisi göze çarpar.

Tam kırılmalarda kemik iki parçaya ayrılır. Çoğu kez bu böyle olmakla birlikte bu iki parçadan başka bazen kıymık adı verilen çok küçük kemik parçaları da meydana gelebilir. Buna kıymıklı kırık adı verilir. Bu tip kırıklar örneğin kolların ya da bacakların bir otomobilin altında sıkışmasından, ezilmesinden ya da çok ağır bir basınç altında kalmasından ileri gelir. Kısmi kırılmalar özellikle küçük çocukların uzun kemiklerinde (kaval kemiği, baldır kemiği, uyluk kemiği, omuz kemiği, ön kol kemiğidir. sek kemiği, köprücük kemiği, kaburgalar) meydana gelir. Çünkü bu kemikler yetişkinlerdeki kemiklere göre çok daha esnektirler. Bu yüzden darbeye karşı daha esnek bir dirençle karşı koyarlar, ileri gelen kinci şiddeti azaltırlar.

5) Kırık çizgisinin yönüne göre kırıklar, boyuna kırıklar, enine kırıklar ve eğik kırıklar olmak üzere üçe ayrılırlar. Kemiğin uzun ekseninin durumuna göre kırık çizgisinin enlemesine, boylamasına ya da eğik yönde oluşuna göre enine kırıklar, boyuna kırıklar, eğik kırıklar adını alırlar. Bu tür kırıklar içinde en çok görüleni eğik kırıklardır.

6) Kırık kemiğin iki parçasının yer değiştirme şekline bağlı olarak da kırıklar sınıflandırılır. Yer değiştirme enlemesine, boylamasına, eksen boyunca, ya da çevresel olur.

Ağrı, işlevsel güçsüzlük, biçim bozukluğu, kırık kemiğin anormal hareketleri, kemik çatırtısı, sonradan meydana gelen moraltılar kırığın başlıca belirtileridir. Ağrı çok şiddetli, derin ve sabittir. Özellikle kırığın odak noktası etrafında meydana gelir. Odak noktası üzerindeki basınçlar, eklemlerden ileri gelen hareketler ya da yer değiştirmeleri ağrıyı şiddetlendirirler, işlevsel güçsüzlük, kırılan eklemin hareket edememesinden ileri gelir. İşlevsel güçsüzlük gerek ağrının gerek kırık kemiğin iki parçasının yer değiştirmesinin bir sonucudur.

Biçim bozukluğu, kırığın odak noktası etrafında beliren az ya da çok büyük bir şişten ibarettir. Şiş kemik parçalarının yer değiştirmesinin ve kırığın üst kısmında bulunan yumuşak dokulara kan hücum etmesinin bir sonucudur. Kırık kemiğin anormal hareketi sadece tam kırıklarda olur. Anormal hareketler, kemik parçalarının kırığın odak noktasına göre birbirleri üzerine yer değiştirmelerinden ileri gelir. Anormal hareketler kırığı doğrulayan bir teşhis aracıdır. Kırığı ortaya koyan bir belirti de kemik çatırtısıdır.

Kemik çatırtısı bir kırılma yüzeyinin öbürü üzerindeki sürtüşmesinden ileri gelir. Sonradan meydana gelen morartılar, kemiğin kırılmasından birkaç saat sonra deri üzerinde ortaya çıkan siyah lekelerdir. Siyah lekeler, derinlerde toplanmış olan kanın yüzeye hücum etmesi ile meydana gelirler.

Bu belirtilerin tümü ancak tam kırıklarda, kemik parçalarının yer değiştirmeleri ile ortaya çıkarlar. Tam olmayan kırıklarda ise kemik parçaları yer değiştiremezler. Bu nedenle bu kırıklarda sadece ağrı, işlevsel güçsüzlük, etraftaki yumuşak dokuların şişmesi, sonradan beliren morartılar görülür.

Kırık olayının sonucu kemik, kemik iliği ve bunları çevreleyen yumuşak dokulardaki çok sayıda kan damarcıklarının delinmesi ile iki kemik parçası arasında kalan boşlukta hemen kan toplanır. Bu kan, kırık anından ancak 610 saat sonra tamamen pıhtılaşır. Kırıklar üzerinde ani hareketler hem hastaya çok acı verir hem de kırık parçaların yer değiştirmelerini tehlikeli bir hale sokabilir. Bu nedenle hastayı doktor ya da uzman bir hemşire gelene kadar olduğu gibi bırakmak çok daha uygun olur.

Doktor, eğer gerekirse kırığı geçici olarak hareketsizleştirir. Bunun için düz bir tahta parçası ya da karton kullanabilir. Kırığın çevresini pamukla sardıktan sonra altına tahta ya da karton yerleştirip bantla sarar. Bu şekilde hasta hastaneye götürülürken kırık kemik parçalarının tehlikeli yer değiştirmeleri ve hastanın acı çekmesi az çok önlenmiş olur. Hasta, eğer mümkünse hastaneye cankurtaranla götürülmeli, cankurtaran yoksa sedye ile ya da kucakta taşınmalıdır.

Hastaya, hastaneye götürülmeden kaza yerinde, kalbi güçlendirici ilaçlar (konyak, sert kahve) ve kalbi düzenleyici iğneler (kafuru, spartein) yapılmalıdır. Hasta eve ya da hastaneye getirildiğinde, kırığın tedavisine başlamadan önce, kırılmış olan kemik bölgesinin röntgeni çekilir. Bu şekilde hem kırık olup olmadığı hem de kemik parçalarının yol açtığı yer değiştirmelerin yönü ve şiddeti aydınlanmış olur. Röntgen kontrolü çok yararlıdır. Röntgen kontrolünden sonra doktor, mümkün olduğu kadar kısa bir süre içinde kırığı yerine koyma ve kırığı hareketsizleştirme işlemlerini tamamlar.

Kırığı yerine koyma işlemi çekme, karşı çekme işlemlerinden oluşur. Elle yapılan bu işlemler hastanın kırık kemiği üzerinde gerçekleştirilir. Bu işlem yer değiştirmiş olan kemik parçalarının uygun bir biçimde ve fizyolojik bakımdan düzgün bir biçimde bir araya gelmelerini sağlamak amacıyla yapılır. Kırığı yerine koyma işleminin hastanın narkozla bayıltılmasından sonra yapılması daha uygun olur. Çünkü bu şekilde hem hastanın çok fazla acı duyması önlenmiş olur, hem de narkoz halinde kas gevşemesi sağlanır. Kas gevşemesi sayesinde elle yapılan kırığı yerine koyma manevralarına karşı koyan kasılmaların önüne geçilmiş olunur.

Kırık yerine konduktan sonra, alçıya alma işlemine geçilmeden önce, ikinci bir röntgen kontrolünün yapılması çok yararlı olur. Bu ikinci radyografik kontrol sayesinde kırık kemik parçalarının tanı olarak yerine konup konmadığı anlaşılmış olur. Hareketsizleştirme yani alçıya alma işleminin amacı kırığı yerine konmuş olan kemiğin kırık bölümlerinin kaynaması için gerekli zaman boyunca mutlak bir hareketsizlik içinde tutulmasını sağlamaktır. Alçının, hareketsizliği tam olarak yerine getirmesi için bazı koşullara uyulması gerekir. Alçıya alma işlemi hızlı ya da yavaş olarak yapılır, önemli olan alçının hekimin eli ile kırık bölge üzerindeki girinti ve çıkıntılar göz önüne alınarak uygun bir biçimde ayarlanmasıdır. Yani alçı kırık bölüme tıpatıp uymalı ve burayı hareketsiz bir hale sokmalıdır.

Alçılama işlemi sırasında sadece kırılmış olan bölge değil, aynı zamanda altı ve üstü de hareketsiz kılınır, örneğin bacak kırıklarında alçılama işleminin sadece bacağı değil, fakat aynı zamanda kalça ve ayağı da hareketsiz hale getirmesi gerekir.

Kimi kırıklarda ise sürekli çekme sistemi uygulanır. Sürekli çekme sistemi kırık üzerine çekici ağırlıkların uygulanmasına dayanır. Bu çekici ağırlıklar, kısalmış kırık kemiğin uzaması amacını güderler. Kemik iki parçaya değil de bir araya gelmeleri çok zor olan birçok parçaya ayrılmışsa cerrahi yönteme başvurulur. Kemik parçaları çiviler, vidalar ya da madeni halkalarla birleştirilirler.

Kırık ile ilgili benzer yazılar

RSSYorum Yaz  |  Trackback URL