Menopoz
Menopoz
Menopoz, kadının doğurma yeteneğinin sona erdiği dönemdir. Bir kadın yaşamının aşağı yukarı 35. yılında çocuk sahibi olabilir. Bu dönem boyunca, gebe kalmadığı sürece her ay adet görür. Adet kadının vücudunu gebelik için hazırlar. Yumurtalıkların salgıladığı östrojen kadının bütün fizyolojisini etkiler. Sonra menopoz ile birlikte birdenbire bu olaylar sona erer ve ortaya çıkan yeni duruma hazırlıklı olmayan kadınlarda oldukça büyük sarsıntılara sebep olur.
Menopoz, vücutta çok önemli değişiklikler yer aldığı için kritik bir dönem sayılır. Menopoz kadının girdiği evrelerin en belirginidir ve yazın sona erip sonbaharın başladığını bildirir. Bazı kadınlar bu değişimi çok güç kabullenirler ve çok acı çekerler. Ancak menopoz çoğunlukla olağan bir durum olarak kabullenilir ve böyle davranan kadınlar fazla sıkıntı duymazlar. Bir kadın, vücut işlevleri hakkında ne kadar çok bilgi sahibi ise, bu dönemi o denli kolay kabullenir. Menopoz ile ilgili kulaktan dolma sözlere inanan kadınların sayısı gittikçe azalmaktadır. Yine de kadınları yanlış inançlara sürükleyen bu söylentilerin etkisini yok etmek için menopozun tıbbi yönünü açıklamak doğru olur.
Menopoz birçok kadında birdenbire meydana gelir; hatta bu nedenle kadın gebe kaldığından kuşkulanır. Bu durum 45 yaşlarında olan bir kadın için sarsıcı olabilir. Bazı kadınlarda ise adet kanamaları gittikçe daha uzun aralıklarla örneğin 28 gün yerine 30 günde meydana gelmeye başlar. Ayrıca kanamaların devam ettiği süre de kısalır; beş gün yerine örneğin iki güne iner. Bir zaman sonra da kanamalar bütünüyle durur. Bazı kadınlarda ise menopoz sırasında daha fazla kanama da görülür. Ancak bu durumu normal saymamak ve başka bir nedeni olup olmadığını araştırmak doğru olur.
Menopoz yaşı ortalamasının kadınlarda 48 olduğu saptanmıştır. Ancak bu rakam kişi den kişiye çok değişmekte ve menopozda meydana gelen değişiklikler bir iki yıllık bir süreyi kaplamaktadır. Bunun için menopoz nün 45-52 yaşlar arasında meydana geldiğini ileri sürmek yanlış olmaz. İki üç yıl geç veya erken meydana gelen yaş dönümleri de normal sayılmaktadır. 40 yaşından önce adetten kesilen veya 55 yaşın üzerinde olduğu halde adet görmeye devam eden kadınların, bir kadın hastalıkları uzmanına başvurmaları yerinde olur. Bu gibi durumlar genellikle sorun yaratmazlarsa da, bir ön inceleme yaptırmak yararlıdır.
Küçük yaşta adet gören kadınlarda yaş do nümü geç gerçekleşebilir. Böylece bu kadınların verimli dönemleri başka kadınlara göre da ha uzun olmaktadır. Buna karşılık adet görmesi geciken kadınların menopoz oldukça erken bir yaşta meydana gelir.
Bu yaşlarda görülen düzensiz veya aşırı kanamaları olduğu gibi kabullenmek de doğru değildir. Özellikle adet görme zamanları arasında kanama meydana gelirse kuşkulanmak gerekir. Çünkü bu durum menopoza özgü bir özellik değildir. Bu tür şikayetleri olan hastalarda kanser olasılığı üzerinde durularak gerekli incelemeler yapılır. Özellikle dölyatağı boynunda kanserli bir ur olup olmadığı araştırılır.
Adetin bir kere kesildikten sonra yinelememesi gerekir. Bu durum adetin gerek birdenbire, gerekse zamanla kesildiği durumlar için söz konusudur. Menopoz kadının üreme yeteneğinin sona erişi sayıldığından bundan sonraki kanamalar üzerinde dikkatle durmak gerekir. Böyle bir durumda yapılan incelemelerle, üreme organlarının hastalıkları kolaylıkla teşhis edilebilir.
Menopoz döneminde vücutta adet kanamalarıyla ilgili değişikliklerden başka olaylar da yer alır. Bazı fiziksel değişiklikler hormonsal düzenle ilgili sayılır. Başlıca değişiklik yumurtalıkta meydana gelir. Yumurtalık tüm işlevselliğini yitirir. Bu olay birdenbire veya yavaş yavaş gerçekleşebilir. Fiziksel veya psikolojik belirtileri ve etkileri de gerçekleşme biçmine göre farklı olur. Genellikle birdenbire kesilen adet kanamalarının psikolojik etkileri daha yoğun olur
Her kadın yumurtalığında birçok yumurta ile doğar. Ergenlik döneminden sonra, her ay yumurtalardan biri gelişir ve döllenmediği takdirde adet kanaması ile vücut dışına atılır. Yumurtalıklar menopoz dönemine kadar, olgun yumurta hazırlama ve östrojen salgılama işlevlerini gerçekleştirirler. Menopozdan sonra yumurtaların yerini lifsi doku alır ve yumurtalıklar küçülür. Hipofizde salgılanarak yumurtalığı uyaran hormonlar da etkilerini yitirirler. Küçülen yumurtalıklar eskisi kadar östrojen salgılayamadıkları için hipofizin ürettiği yumurtalıkları uyarıcı gonadotrofik hormon miktarı artar. Menopoz dönemine giren kadınların sidiğinde gonodotrofik hormon kolaylıkla saptanabilir, çünkü bu sırada gonodotrofik hormonun salgılanmasında büyük bir artış görülür.
Menopoz döneminde meydana gelen çeşitli fiziksel değişiklikler hormon düzenindeki bu yeni durumlarla ilgili sayılır. Özellikle östrojenin daha az salgılanması önemli sonuçlar doğurur. Hormon düzensizliği nörovejetatif sinir sistemim etkiler ve bazı geçici belirtilerin meydana gelmesine yol açar. Örneğin kadınların çoğu, zaman zaman sıcak bastığından şikayet ederler. Vücut sıcaklığının bu ani yükselmeleri kaşıntı, kalp çarpıntıları, baş ağrısı ve .uykusuzluk gibi durumların hepsi bir süre sonra kaybolur. Bu belirtiler çok ağır gelişiyorsa östrojen tedavisi yararlı olabilir. Menopozun kimi etkileri de fizyolojik olmaktan çok psikolojiktir. Çoğu kadında endişe ve çökkünlük görülür. Bir hekimin ve daha önemlisi aile bireylerinin desteği kadına büyük ölçüde güç verir. Kabızlık ve uykusuzluk gibi durumlar gerekli ilaçlarla tedavi edilebilir.
Ancak bütün bu tedavi uygulamaları zamanla azaltılmalı ve vücudun kendisini menopoz sonrası dönemine alıştırması sağlanmalıdır. Çünkü ruhsal ve fiziksel dengenin yapay bir biçimde sürdürülmesi zararlı olabilir.
Menopozdan sonra kadın çocuk sahibi olma yeteneğini yitirir. Ancak bu, cinsel yaşamın sona ermesi demek değildir. Kadınların çoğu cinsel istek duymaya devam ederler ve gebe kalma endişesi olmadığı için cinsel birleşmeden daha çok zevk alırlar. Cinsel organlarda bazı küçük değişiklikler meydana gelir. Dölyolu çeperleri incelir ve dölyatağının kayganlaşması güçleşir. Ancak bu tür değişiklikler cinsel yaşam için çok önemli sayılmazlar.
Menopozdan sonraki yıllarda vücutta başka değişiklikler de meydana gelir. Bunlar östrojen yetersizliği ile ilgilidir. Birçok kadın kilo alır; fazla yağlar özellikle kalçada birikirler. Göğüsler yağ birikimi nedeniyle büyüyebilirler ve sarkarlar. Vücudun hemen her yanında cilt gevşer, yüzde çizgiler ve buruşukluklar meydana gelir.
Ayrıca vücudun işlevleri ile ilgili bazı bozukluklar da görülebilir. Menopozdan önce damar sertliği ve tıkanıklığı vakalarına çok seyrek rastlandığı halde, menopoz sonrasında bu rahatsızlıklar oldukça yaygın olur. Bu durum, östrojen eksikliğine bağlanmaktadır.
Gerek erkekler ve gerekse kadınlar yıllar ilerledikçe çeşitli yaşlanma belirtileri gösterirler. Kadınlarda bunların tümünü menopoz ile ilgili saymak yanlış olur. Ancak bazı durumlar gerçekten menopoza ve östrojen salgılanmasının durmasına bağlanabilir. Bu nedenle genç bir kadının dölyatağını ameliyatla almak gerektiğinde, yumurtalıklar genellikle çıkarılmaz. Böylece çocuk doğurma olasılığı ortadan kalkmamakla birlikte östrojenin menopoz dönemine kadar salgılanması sağlanır.
Menopozun getireceği bu değişiklikleri bilmek ve orta yaşın yakın olduğunu hissetmek kadınlarda endişeye sebep olur. Evli kadınlar bu dönemlerinde eşlerinin desteğine büyük ölçüde ihtiyaç duyarlar. Bir erkek eşine moral gücü vererek ve onun değişken ruh hallerinde uygun bir şekilde davranarak yardımcı olabilir. Bekar kadınlarda ruhsal çökkünlük çok daha belirgin olur; çünkü bu dönemde meydana gelen değişikliklerle artık herşeyin bittiğini sanırlar. Bu moral bozukluğuna düşmemek için kadınların, kendilerine bakmaları ve cazip olmaya çalışmaları, yeni uğraşlar ve arkadaşlar edinmeleri ve hayattan henüz elde edemedikleri çok şey olduğunu unutmamaları gerekir.
Menopoz döneminde karşılaşılan sorunların geçici olması kuşkusuz çok sevindiricidir. Bu dönemde kadınlar genellikle aşırı duyarlı olur ve önemsiz olaylar karşısında bile ağlarlar. Ancak bu karamsar ruh hali birkaç hafta veya ay içinde bütünüyle kaybolur. Bazı kadınlar gerçekten önemli sarsıntılar geçirirler. Oysa bu durum da genellikle geçicidir. Yine de sorunların aydınlanması ve gerektiği biçimde çözülmesi için bir hekime başvurmak yerinde olur. Hekim genellikle, kadının yaşamını mutlu bir biçimde sürdürmesine yardımcı olacak yatıştıncı ilaçlar önerecek ve daha ayrıntılı bir tedaviyi gerekli görmeyecektir.
Menopozda görülecek bozuklukları zamanında tedavi etmek gerekir. Dölyolundan normal adet dışı kanamalar olarsa hemen doktora başvurmak gerekir. Yaşdönümünde bu tür kanamaların görülmesi olağandır diyerek doktora başvurmamak, bir kanserin gelişimi için zaman sağlamış olur.
Adet tamamen kesildikten sonra görülen dölyolu kanamalarının %30′unun kanser nedeniyle olması, özellikle adetin tam olarak kesilmesinden bir süre sonra ortaya çıkacak kanamaları önemsemek gerektiğini doğrular.
Bir kadının menopoz dönemini sorunsuz geçirebilmesi için daha önceki yaşantısının mutlu ve düzenli olması gerekir. Menopozun getirdiği değişikliklerin önüne geçilemiyeceğine göre, herşeyi olduğu gibi kabullenmek ve önceden hazırlıklı olmak en olumlu ve mantıklı davranış olacaktır. Bu durumda, yaşamın normal akışının getirdiği bu doğal değişiklik sarsıntısız bir biçimde geçirilmiş olur.
