Romatizmal Hastalıklar
Romatizmal Hastalıklar
Romatizma nedir: Genellikle toplumdaki pek çok insan “romatizma” denince, baş, göğüs, kalp, mide, karın, böbrek ağrısı gibi dana iyi bilinen ağrılar dışında, hareket sistemindeki (kas, kemik, eklem ve yumuşak dokular) ağrılı durumu anlar.
Romatizmanın tanımı: Her ağrı romatizma demek olmadığına göre, bilimsel olarak romatizmayı nasıl tanımlamak gerekir? önce romatizma terimi nereden gelmektedir ve nasıl kullanılmalıdır? Tıbbın babası sayılan Hipokrattan beri kullanılan bir terim olan romatizma, “rheuma” denen ve bir hastalık yaratıcı sıvının, beyinden vücuda dağılarak yaptığı hastalık durumu için kullanılmış ve bugüne kadar da yerine daha iyi bir terim bulunamamıştır. 19′uncu asrın ortalarına kadar hemen hemen bir tek türde romatizma olduğu sanıldığından bu terim hep bu anlamda kullanılagelmiş ve zamanımızda bile değiştirilememiştir. Nitekim gelişmiş Batı ülkelerinde bile, halk “Romatizmam var”, “Aitritim var” gibi net olmayan deyimler kullanmaktadır. Romatizmanın insanlık tarihi kadar eski olmasına karşın, “romatoloji”nin (romatizmal hastalıkları inceleyen bilim dalı) kuruluşu ancak 20. yüzyılda gerçekleşmiştir. Bugün, 150′ye yakın romatizmal hastalık vardır, bu nedenle de biz doktorlar “romatizma” yerine “romatizmal hastalıklardan bahsederiz. Fakat özel bir tür romatizmal hastalıktan söz ediyorsak onu açıkça belirtiriz, örneğin, romato-id artrit, gut, artroz, spondilitisankilopoetika (belkemiği romatizması), febris römatika (akut ateşli romatizma) vd. Romatizmal hastalıkların en doğru tanımını şöyle yapabiliriz: özellikle hareket sisteminde ağrı, şiş ve hareket kısıtlanması yapan ve çoğu kez diğer organları da tutan tıbbi (cerrahi olmayan) hastalıklara “romatizmal hastalıklar” denir.
Nedenler ve ortaya çıkan faktörler: Bugün dahi romatizmaların pek çoğunda kesin neden bilinmemektedir. Kesin bir nedenin saptanmış olduğu birkaç hastalık arasında sayılması uygun olanlar şunlardır: Mikrobik romatizmalar, akut ateşli romatizma (febris römatika) ve gut. Diğer hastalıkların pek çoğunda ise hastalığın daha erken ya da kolay ortaya çıkmasına neden olan “kolaylaştırıcı”, “ortaya çıkarıcı” etkenleri biliyoruz. Yaş, cins, kalıtım, meslek ve travmalar (kaza ve zedelenmeler), psikolojik faktörler, bazı ilaçlar, coğrafya bölgeleri ve iklim, romatizmaların daha kolay ortaya çıkmalarına, ilerlemelerine, tedaviye dirençli olmalarına etkili olabilmektedir.
Yaş: Romatizmaların genel olarak en önemli özelliklerinden biri toplumdaki her yaşta romatizma görülebileceğidir. Fakat çeşitli yaş dilimlerinde görülen romatizmaların türleri farklıdır, örneğin kalbi tutmakla tanınan romatizma (febris römatika) 4-15, eklem kıkırdağının yozlaşması sonucu oluşan artroz 40 yaşlarından sonra, ürik asit metabolizmasının bozukluğu sonucu gelişen ve gut diye bilinen hastalık 20-40 yaşlarında başlar.
Cins: Tüm dünyada yapılan incelemeler, genel olarak kadınların romatizmaya daha çok tutulduğunu göstermektedir, özellikle yumuşak doku romatizmaları, romatoid artrit ve yaygın iltihabi bağ dokusu hastalıkları (kollajen hastalıklar) kadınlarda, gut ve belkemiği romatizması (spondilitis ankiiopoetika) ise erkeklerde daha sıktır.
Kalıtım: Pek çok hastalık gibi romatizmalar da kalıtımla yönlendirilir, bu etkenin çok belirgin olduğu hastalıklar «ailevi Akdeniz ateşi, gut ve spondilitis ankiiopoetika) yanında, hafif ya da çok az etkili oldukları da vardır, son yıllarda doku gruplarının ayrıntılı ve geniş çapta uygulamaları ile bu ilişkiler daha bilimsel biçimde saptanmaya başlamıştır, örneğin HLA-B27 doku grubunun spondiiitte, B5′in Behçet hastalığında daha sık bulunuşu gibi.
iklim ve bölgeler: Romatizmalar dünyanın her tarafında yaygın olarak görülürse de, soğuk, ılıman ve rutubetli bölgelerde daha sık ve şiddetli, kuru ve sıcak bölgelerde ise daha seyrek ve daha hafif olmaktadır, ülkemizde Karadeniz ve Marmara Bölgesi romatizmalı hastalan olumsuz olarak etkilemektedir.
Romatizmaların oluşum mekanizmaları: Romatizmalarda nedenler az bilinmesine karşılık oluşum mekanizmaları (patogenez) çok daha iyi bilinmektedir. Temel olarak iki mekanizma vardır, iltihabi olan ve iltihabi olmayan, iltihabi olanlar içinde şunlar vardır: Mikroplarla olanlar, (streptokok, stafilokok, gonokok, tüberküloz basili vd. ile olan artritler), immünolojik (bağışıklık bozukluğu sonucu gelişen) olanlar (kollajen hastalıklar, romatoid artrit vd.), kristallerle (billur) oluşanlar (gut ve yalancı gut), iltihabi olmayanlar içine de şunlar girer: Travmatik, mekanik, dejenera-tif (artroz), metabolik, psikolojik, vd. iltihap deyince, halk arasında genellikle mikroplarla husule gelen, hatta cerahatli (irin) bir durum anlaşılmaktadır. Bu kesinlikle yanlıştır. Tıpta iltihap (yangı) deyince çeşitli etkenler (mikrop, sıcak, soğuk, kimyasal maddeler, bağışıklık bozukluğu sonucu ortaya çıkan maddeler, billurlar, vd.) ile çeşitli organlarda kılcal damarlardan kanın sıvı ve hücresel (beyaz küreler) elemanlarının hücreler arasına sızması sonucu buraların görünüm ve fonksiyonunu (çalışması) bozması anlaşılır. Bu durum canlının dış ve iç ortamdan gelen çeşitli istenmeyen etkilerin ortadan kaldırılması gfbi olumlu bir amaç taşımakla beraber, bununla kısa zamanda başa çıkamadığı zaman olay artmakta ve uzamakta olup o zaman önemli sorunlar ve hastalık hali görülmektedir.
Sıklık ve önemi: Romatizmal hastalıklar tüm dünyada en sık görülen hastalıkların ilk sıralarında yer almaktadır. Kalp hastalıkları, şeker hastalığı, tüberküloz ve kanserden daha çok görülür. Doktora başvuran 5-6 hastadan birinde romatizma vardır, öldürücü olmaktan-çok uzun gidişil, ıstırap verici ve sakat bırakıcı özellikleri ile tanınırlar. Toplumda her yaş grubu dikkate alınırsa ortalama % 10-15 civarında romatizmalı hasta vardır. Bunların sıklığı çocukluk çağından itibaren gittikçe artar. Dünya Sağlık Teşkilatı’nın (WHO) bir raporunda, “Romatizmal hastalıklar Batı Avrupa’nın en sık görülen, en pahalı ve en ihmal edilmiş hastalıklarıdır’
denilmektedir, ingiltere’de hasta sayısı bakımından kazalardan sonra, işgücü kaybı bakımından da, bronşitten sonra ikinci gelmektedir. Ayrıca kronik hastalıkların başında gelmekte olup, eve bağımlı her 5 hastadan birinin kronik romatizması bulunmaktadır. Halen ABD’de 35 milyon kişinin romatizmalı olduğu ve bu durumun 16 milyar dolarlık (20 trilyon TL) bir gidere neden olduğu hesaplanmaktadır, ülkemizde de en iyimser bir hesapla 5,5 milyon romatizmalı vardır. Bunların 1 /5′inin yardıma muhtaç ya da sakat olmaları mümkündür. Bu bakımdan yalnız dünya açısından değil, ülkemiz için de romatizmal hastalıkların çok önemli psiko-sosyoekonomik sorunlar yarattığını kolayca anlamak mümkündür.
Romatizmaların tuttuğu yapılar ve bunların anatomi ve fizyolojisi: Romatizmal hastalıklar vücuttaki doku ve organların çoğunu tutar. Bunların belli başlıları şunlardır: Eklemler, kaslar, kirişler, bağlar, kemik, kalp ve damarlar, sinir sistemi, akciğer, lenf düğümleri, dalak, sindirim sistemi, göz, böbrek, deri ve derialtı dokusu. Bunlar içinde bazı sistem ve organlar daha çok, diğerleri daha az tutulur. En çok tutulanların başında hareket sistemini oluşturan yapılar gelir: Eklemler, yumuşak dokular, kaslar, kemik, damar ve sinirler. Bunlardan en çok hastalananlar eklemler ve yumuşak dokulardır, şimdi bu yapıları daha iyi anlamak için kısa anatomik bilgi verelim.
Eklemler: Kemik uçlarının birbiriyle birleştikleri bölgeye eklem (mafsal) denir. Oynak terimi daha çok, oynayan eklemler için kullanılır. Eklemler hareket kabiliyetine göre oynamayan, az oynayan ve çok oynayan eklemler diye 3 gruba ayrılabilirse de bu durum, daha çok hekimi ilgilendirir. Anatomik yapısında sinovfyal zar ve sıvı olup olmadığına göre eklemleri sinoviyal olan eklemler ve sinoviyal olmayan eklemler diye ikiye ayırmak, eklem fonksiyonlarını ve hastalıklarını daha iyi anlamaya yardımcı olur.
Sinovlyal olan eklemler: Bu eklemlerde eklem kıkırdağı, eklem boşluğu, eklem kapsülü, sinoviyal zar ve sıvı bulunur. Ayrıca bazı eklemlerde bu yapılara ek olarak eklem içi bağları, fibröz kıkırdak yapısında diskler ve yağ yastıkçıkları bulunabilir. Bu eklemlerin hareketsiz olanları olmakla beraber (sakroilyak, el bileği küçük eklemleri vd.) çoğunda orta veya büyük derecede bir hareket vardır (omuz, kalçak, diz, dirsek, el ve ayak bilekleri, el ve ayak parmakları eklemleri). Ayrıca omurgada da sinoviyal eklemler vardır (apof izer eklemler, kaburgalarla omurlar arasındaki eklemler).
Sinoviyal olmayan eklemler: Sinoviyal eklemlere karşılık bu eklemlerde eklem boşluğu, kapsül, sinoviyal zar ve sıvı yoktur. Kemik uçları karşılıklı olarak birbirleriyle ya doğrudan ya da kıkırdak aracılığıyla birleşirler. Bu eklemlerin en önemlileri şunlardır: omurlararası diskler, döş kemiği eklemi (manubriostemal) ve leğen kemiği önündeki eklem (pubissemfizi). çeşitli bölgelerdeki omurlararası disklerde hafif-orta bir hareket olduğu halde diğer iki eklem hareketsizdir. Bir bütün olarak omurga çok hareketli bir yapı oluşturur.
Eklemlerin ana görevi vücut çatısını oluşturmaya ve hareket denen fonksiyonu gerçekleştirmeye yardım etmektir.
Yumuşak dokular: Bu terimle tüm vücuttaki yumuşak dokuları değil, hareket sistemindekileri ele alacağız. Yüzeyden berine gidince karşılaşacağımız yumuşak dokular deri, derialtı dokusu, fasya ve aponev-rozlar, bursalar (kesecikler), kiriş (tendon) ve kılıflan(tenosinoviya) ve bağlar (ligamentler). Romatizmal hastalıkların en çok tuttuğu yumuşak dokular bursalar ve tendon kılıflarıdır. Bu iki yapıda da biraz önce sinoviyal eklemlerde anlattığımız sinoviyal zar ve sıvı bulunur. Bu bakımdan romatizmal hastalıklarda sinoviyal yapılar en çok tutulan yapıların başında gelir.
Romatizmaların tipleri, türleri ve sınıflama:
Tuttuğu organ ve dokulara göre romatizmalar 4′e ayrılır:
1. Eklem romatizmaları,
2. Yumuşak doku romatizmaları,
3. iç organ romatizmaları,
4. Karışık tipte (yukarıdakilerin karışımı). Daha bilimsel bir sınıflama şöyle yapılabilir: ı- Mikroplarla oluşan romatizmalar,
II- Bağışıklık mekanizmasındaki bozukluğun ön planda olduğu hastalıklar (kollajen hastalıklar),
ili- Belkemiği iltihabı (spondilit) yapan romatizmalar,
ıv- Artroz,.
v- Metabolizma Ve endokrin (iç salgı bezleri) hastalıkları ile ilgili romatizmalar,
VI- Yumuşak doku romatizmaları,
viı- Diğer romatizmalar.
Şikayet ve bulgular: Romatizmalı hastalar en çok ağrıdan şikâyet ederler, zaten ağrı hasta ve hekimleri tıpta en çok üzen ve uğraştıran olaylardan biridir. Ağrı bir taraftan hastaya ıstırap vererek onu işinden alı-koyar ve ruhsal dengesini bozarsa da bir an önce hekime başvurmaya neden olduğu için ayrıca yararlıdır. Romatizmal ağrılar en çok eklemler, eklemlere yakın yumuşak dokular ve kaslarda olmakla beraber, romatizmanın tuttuğu diğer organlarda da ağrı olabilir, örneğin, kalp, akciğer ve karın zarı, sinir, göz, baş ve diğer yerlerdeki ağrılar, ikinci önemli bir şikâyet ve bulgu şişlerdir. En sık rastlananlar eklem şişleridir. Geçici veya tekrarlavıcı olanlar yanında devamlı şişler de olabilir ve zamanla eklemin şeklinin bozulmasına (deformite) neden olur. İltihaplı eklem (art-rit) kısa sürede oluşmuşsa, genellikle eklem bölgesi sıcak ve hatta kızarıktır. Bu durum bazen kısa sürede (birkaç gün) kendiliğinden ya.da tedavi ile düzelir, şişler ekleme yakın bölgedeki yumuşak dokularda da olabilir (tendon kılıfları ve bursalar). Bu şikâyet ve bulgulara ek olarak hastaları en çok üzen şikâyetlerden biri de eklem hareketlerinin normalden daha az yapılabilmesidir (eklem hareketlerinin kısıtlanması). Bu kısıtlamalar hastanın en basit hareketlerini ya da günlük yaşamında her zaman yaptığı hareketleri yapamamasına neden olur. Elini yummak, açmak, yataktan kalkmak ve yatmak, oturmak, çömelmek, merdiven çıkmak ve inmek, giyinmek, soyunmak, yemek için elini ağzına yaklaştırmak, ağzını açmak, çiğnemek, yürümek gibi her gün defalarca tekrarladığımız hareketleri, çoğu kez ağrıdan, şişlerden ve bazen de kas gücünün azalmasından ötürü yapamamak hastanın başkalarına bağımlı duruma girmesine ve işine devam edememesine neden olur. Bu durum geçici olduğu zaman çok önemli değildir, fakat uzadıkça pek çok sorunu da birlikte getirir.
Hasta muayenesinde hastanın dikkat etmesi gerekenler: Hekim hastayı muayene edeceği.zaman önce anamnez denen bir sorgulama yapar. Bu esnada hasta kendisi, hastalığı, yakınları ve diğer konulardaki sorulara doğru düzgün cevâplar vermeye çalışmalıdır. Bedensel muayene esnasında da hekimin uygulamak istediği hareket ve pozisyonları elinden geldiğince yapmaya çalışmalıdır. Hasta daha önce gittiği doktorların yazdıkları ve söylediklerini, yeni hekime iletmeli, almış ya da almakta olduğu ilaçların isimlerini ya da kendilerini göstermeli, bunları ne miktar süre kullandığını açıklamalıdır, bugüne kadar yaptırdığı röntgen ve laboratuvar bulgularını aldığı raporları göstermeli, geçirdiği kaza ve ameliyatları söylemelidir. Doktorun, hastalığı ve sağlığı ile ilgili önerilerini iyi anlamalı ve uygulamaladır. istlrahate ve ilaçlara ne kadar-süre ve nasıl devam edeceğini, yiyeceklerini ve günlük yaşamında dikkat etmesi gerekenleri, kontrole ne zaman geleceğini iyi öğrenmelidir.

kemal | Ağu 8, 2010 | Cevapla
Romatoid artrit nedir ve Dermomed
Romatoid artrit (RA) eklemlerde ağrı, tutukluk, şişlik ve fonksiyon kaybı yapan bir hastalıktır. Hastalık eklemlerin yanı sıra kemiklerde, akciğerlerde, deride, kalpte, kan damarları, vücudun birçok organında da bozukluğa yol açabilir. Kansızlık en sık rastlanan sistemik belirtisidir. Hastalık her yaş ve cinste görülmekle birlikte 20-45 yaş arası kadınlarda daha sık görülür. Hastalık kadınlarda erkeklere göre 3 kat daha sık görülür ve daha ağır seyreder. Elli yaşından sonra her iki cinste eşit görülür. Çocuklarda görülen RA’in özellikleri erişkin yaşta görülen RA’den daha farklıdır.
Romatizmal hastalıkların kronik dönemlerinde kronik bel ağrılarında, kas iltihabı, adale romatizması, eklem kireçlenmesi, yumuşak doku hastalıklarında ve tendinit gibi omuz dirsekte oluşan eklem rahatsızlıklardan tamamlayıcı tedavi olarak kullanılacak niteliktedir
Dermomed krem sağlık bakanlığı izinli olup tamamlayıcı tedavi edici özellikte olan tek üründür.
Bu gibi ürünlerin ambalajında ruhsat numarası izin numarası paketleme izinlerine mutlaka bakılması gerekir.
Dermomed kremin uygulanması çok basit hasta olunan bölgeye paket uygulama yapılarak Dermomed krem en az 1 mm sürülerek bir streç filmle sarılarak en az 15 dakika beklenilir daha sonra ılık su ile uygulanan bölge yıkanır.
Dermomed kremin yanında hediye olarak verilen rahatlatıcı masaj kremi uygulanacak bölgeye sıkılarak masaj yaparak iyice yedirilir daha sonra Dermomed krem hastalıklı bölgeye uygulanır.
Dermomed krem tamamen doğal bir madde olup içerisine aroma maddesi hiçbir katkı maddesi katılmamıştır.
Dermomed krem içeriği organik ve biyolojik madde olup ülkemizde ve dünyada bilim insanlarının bilimsel yayınlarına konu olmuş sağlık amaçlı kullanımı uygunluk raporu alınmış bir üründür.
Dermomed krem nöroloji ortopedi ve fizik tedavi uzmanları tarafında önerilmektedir ve bu uzmanlıklar tarafında kullanılmaktadır.
Dermomed krem tüm izin ruhsat paketleme işlemleri kanunlar çerçevesinde piyasaya arzı yapılmış olup tüm analiz raporlarını almayı hak kazanmıştır.
7 den yetmişe
Mert | Şub 13, 2011 | Cevapla
benim en küçük ayak parmağımda şişme var ama ağrı v.s birşey yok. sadece o parmağımın üzerine bastığımda acıyor. sizce bu bir romatizmal hastalık olabilirmi yanıtlarınızı bekliyorum şimdiden teşekkürler.
Mert | Şub 13, 2011 | Cevapla
Birde öbür ayağımın küçük parmağındada başladı
rabia mutlu | Eki 17, 2011 | Cevapla
bu yazının devamı var mı varsa ne olur yayınlayın sizi çoooooooooooooooooooooooooooooooooooooooook seviyorum hadi baaaaaaaaaaaaaaaay