->
Bronşektazi
Akciğerlerin bronş adı verilen soluk borularının genişlemesi. Doğuştan az rastlanan bu aksaklık, genellikle mekanik bir bozukluğun sonucudur. Stetoskopu bulan Fransız hekimi Rene-Therophile Hyacinthe Laennec tarafından ilk olarak 1819′da tanımlanmıştır. Antibiyotiklerin bulunması bu hastalığını sınırlamıştır.
Bronşektazinin belirtileri, bronşların kendiliğinden genişlemelerinin sonucu olmayıp mikropların sebep olduğu hastalıkların belirtileridir. Şikayetler, artık görülmeyen klasik vakalarda, genellikle çocuklukta kızamık ya da boğmacanın ardından görülür. Her yıl yineleyen sürekli ağrıları gidermek zordur. Özellikle kış aylarında ağrılar çok rahatsız edici olur.
Erişkinlikte öksürme derinleşir, balgam çoğalır. Balgam bazen irinli, bazen de kanlıdır. Önce fiziksel güç sarfedilince ortaya çıkan solunum yetersizliği, zamanla dinlenme sırasında bile hastayı rahatsız eder. Vücudun durumunu değiştirmesi öksürüğe yol açar ve öksürük en çok sabah uyanınca fazlalaşır. Balgam miktarı çoğalır. Akciğerlerdeki süreğen ve yaygın enfeksiyon, yorgunluğa, halsizliğe kilo kaybına ve ateş yükselmesine yol açar.
Antibiyotikler bulunmadan önceki yıllarda ilk belirtiler çocukluk ya da ergenliğin başlangıcında görülür, 10-20 yıl süren bir hastalıktan sonra, mikropların kana yayılması, beyin apsesi ya da akciğerlerde kanama sonucu hasta 40 yaşından önce ölürdü. Bugün bu hastalığın böyle bir gelişim göstermesine çok az rastlanmaktadır. Akciğerlerde bronş adını alan boruları salgıların birikimi sonucu tıkanır. Bu tıkanma bronş duvarlarında incinme, yıkılma ve genişlemelere yol açar. Zamanla bu alanda bir apse oluşur. Uygun antibiyotikler kullanılırsa bu durum önlenir, hasta bronşlarda iyileşme görülür.
Hastanın fizik muayenesi sırasında yorgun ve bitkin görünüşü, sık sık öksürerek muayenenin durdurulmasını zorunlu kılması dikkati çeker. Soluğu kötü kokar. Stetoskopla, sırtı dinlenince hastalığın bulunduğu bölümlerde özellikle soluk alınınca sesler duyulur.
Teşhisin kesinleşmesi için genellikle röntgen filmlerinin çekilmesi gerekir. Normal röntgen filmlerinden başka, bronşlara röntgen ışınlarını geçirmeyen bir sıvı akıtılıp film çekilir. Bronkografi denilen bu işlem, genişlemiş olan bronş borularının yeterince belirlenmesine yol açar. Gerekirse genel narkoz verilerek solunum, yoluna sokulan ve bronkoskop denilen mercekli bir borudan bakılarak solunum yolları incelenir.
Bronşektazide balgamın incelenmesi değerli ipuçları verir. Balgam bekletilince iki belirli tabakaya ayrılır; üst tabaka sıvı, altı ise irinlidir. Bu irinli katta yangılı hücreler, mikroplar, ölü doku parçacıkları bulunur. Balgam genellikle kötü kokar. Eğer genişlemiş olan bronşlar yangılanmazsa hastada fazla bir şikayet görülmez. Değişik nedenlerle yapılan otopsiler, hayatı boyunca hiç bir şikayete yol açmamış bronşektazi vakalarının bulunduğunu ortaya çıkarmıştır. Ancak, enfeksiyon çok rahatsız edici belirtilere yol açar. Hasta çocuksa büyümesi yavaşlar, okula devamı aksar, sürekli olarak halsiz olur. Hastalık ilerledikçe daha belirli bir duruma gelen öksürük ve solunum yetersizliği, nefesindeki ve balgamındaki kötü koku hastayı çok rahatsız eder.
Bronşektazinin tedavisinde antibiyotik tedavisi, bronşlarda birikmiş olan yangının akıtılması ve cerrahi tedavi yer alır. Hastalık bütün akciğerlerde yaygınsa ve kalp rahatsızlığı da varsa ameliyat yapılamaz. Apse akıtılması ve antibiyotiklerle tedavi sağlanabildiği gibi iltihaplı bölümün ameliyatla çıkarılıp atılması kesin tedaviye yol açar.
Apsenin akıtılması için hasta, bronş salgılarının solunum borularına, giderek gırtlağa ulaşabilecekleri bir duruma getirilir. Bu durum apsenin bulunduğu yere göre değişir. Cerahat akıtılması işleminin kolay yapılmasını sağlayan özel yataklar vardır. Hasta başlangıçta 10 dakika kadar bu durumda durur. Zamanla daha uzun süreler hatta bütün gece bu şekilde durabilir.
Ameliyatına karar verilmiş olan hastalar bir yıl kadar bu şekilde tedaviye alınabilir. Bu tedavi, hastanın yeterli bakımı için gerekli zaman kazandırır. Hasta bu zaman içinde daha iyi beslenerek ameliyatın başarı oranı çoğaltılır.