<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Hamilelik</title>
	<atom:link href="http://www.saglikgunlugu.com/saglik/hamilelik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglikgunlugu.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 08 Jan 2012 15:23:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>Gebelik</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/gebelik-2</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/gebelik-2#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Nov 2010 06:32:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=2333</guid>
		<description><![CDATA[Gebelik, insan neslinin devamı için kadının yüklendiği fizyolojik bir vazifedir. Gebelik sırasında kadının vücudunda bazı değişiklikler görülebileceğinden onun sağlığının, her zamankinden, daha fazla bir dikkatle göz önünde bulundurulup kontrol edilmesi lâzım gelir. Bilhassa gebeliğin son üç ayında, gebeler, hiç olmazsa, haftada bir defa hekime görünmelidirler. Çocuğun yanlış vaziyetleri,gebelik zehirlenmeleri, darlıklar ve ananın bazı mühim hastalıkları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><center><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-4978670797689592";
/* 336x280, oluşturulma 15.06.2008 */
google_ad_slot = "0480162563";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></center></-> <p>Gebelik, insan neslinin devamı için kadının yüklendiği fizyolojik bir vazifedir.<br />
Gebelik sırasında kadının vücudunda bazı değişiklikler görülebileceğinden onun sağlığının, her zamankinden, daha fazla bir dikkatle göz önünde bulundurulup kontrol edilmesi lâzım gelir.<br />
Bilhassa gebeliğin son üç ayında, gebeler, hiç olmazsa, haftada bir defa hekime görünmelidirler. Çocuğun yanlış vaziyetleri,gebelik zehirlenmeleri, darlıklar ve ananın bazı mühim hastalıkları vardır ki, başlangıçta farkına varılırsa, ona göre tertipler ve tedbirler alınarak, bunların önüne geçmek mümkün olur. Gebelikte kadının sidiğin sık sık muayene ettirerek böbreklerin halini anlamak ve ona göre tedbir almak uygun olur.<br />
Gebe bir kadının günlük besin (gıda) ihtiyacı, hiç şüphesiz, eskisine nazaran, daha fazladır. Çünkü yeni bir hayata vücut vermektedir.<br />
İlk aylarda bulantılar vardır. İştah her ne kadar azalmış ve hatta kiloca da düşmüş olabilirse de, bunun büyük bir ehemmiyeti yoktur.<br />
Bu devirde yemekler sık ve az olarak yenmelidir.<br />
İnsanların düşünemediklerini tabiat düşünmüştür: Aş eren bir kadının canı ne isterse (meselâ ekşili şeyler) derhal gebeye verilip yedirilmesi lâzımdır.<br />
Kadının iştahında görülen bu halleri gayritabii görmek hatalıdır.<br />
Aş erme hali karşısında, besin cihetinden tek taraflı hareket edildiğini ve noksan besin verilmesi ihtimali olduğunu düşünerek makul bir besleme tarzı düşünülmüştür.<br />
Bazı kadınlar da aş ermede tebeşir ve kireç gibi şeyler yemek arzusunu gösterirler. Bu hal vücudun kirece olan ihtiyacını gösteren bir işarettir.Böyle kadınlara (Calcium) lu ilâçlar vermek lâzımdır.<br />
Sabah kusmaları varsa, yataktan kalkmadan kahvaltı ettirmek tavsiye edilir. Daha ileri aylarda midede ekşime ve boğazda yanmalardan şikâyet başlarsa, o zaman (Karbonata) ve (Magnesie) yi birbirine karıştırarak hazırlanacak ilâçtan bir kahve kaşığı miktarın, yemeklerden sonra vermek, çok uygun olur.<br />
Tam besin vermek imkânı azsa, sık sık meyve suları ve hoşaflar içirmek iyidir. İştahın açık olduğu vakalarda bol meyve ve sebzeli, karışık bir besin, gebenin vücuduna lüzumlu olan her şeyi temin eder.<br />
Son üç ayda çok albüminli ve çok yağlı besinler, hazımları güç ve yorucu olduklarından, bunlar azaltılarak onların yerine unlu maddelere ehemmiyet verilmelidir. Vitamin ihtiyacı fazladır. Onun için tereyağı, süt, yumurta sarısı, yeşil sebzeler ve meyveler verilmelidir.<br />
Son aylarda fazla tuzlu besinleri azaltmalıdır.<br />
Çocuğun kirece, fosfora ve demire ihtiyacı fazladır. Besinler, bu nokta gözönünde tutularak seçilmelidir. Hatta son aylarda bu maddeleri havi olan ilâçları vermek lâzımdır. Alkol ve sigara kullanmak, gebelere zararlıdır.<br />
Gebelikle beraber kadında, çok defa, peklik de vardır. Gebenin bu zorluğunun giderilmesi ve hergün dışarıya çıkmasının sağlanması şarttır. Lâkin kuvvetli sürgün ilâçları (müshiller) vermek tehlikelidir. Çocuğu düşürebilir.<br />
Bu takdirde hekimden, yumuşak tutucu, bir ilâç istenmelidir.<br />
Pekliğin tehlikesi, bağırsaklardaki bazı mikropların böbrek yollarına geçerek orada iltihaplar yapması ihtimalinden doğar. Pekliği ortadan kaldırmakla bu tehlikenin önüne geçmek mümkündür.<br />
Gebe kadın her işini mükemmel surette görebilir. Yatakta, tenbel tenbel, yatmaktan ise, çok yorulmadan, düzenli bir surette çalışmak, sağlık için, çok faydalıdır. Bu sayede vücudun kasları kuvvetini muhafaza ederler.<br />
Çok ağır işler görmemek şartile, kadının mutad işleri gebelikte de devam edecektir.<br />
Son üç ayda gebenin karnı çok büyümüş ve vücudu ağırlaşmış olduğundan ve o zaman yatmak, kalkmak ve nefes olmak bile zorlaşacağından, kadının bu aylarda istirahat halinde bulunması uygun olur.<br />
Gebelik sırasında fazla yorgunluk vermeyen münasip bir spora ihtiyaç vardır.<br />
Kürek çekmek, ata binmek, dağlara tırmanmak gibi ağır olanları doğru değilse de sıcak, müsait bir havada kısa mesafeli yüzmelere, vücudu yormayan açık havalı kır gezintilerine müsaade olunabilir.<br />
Gebelerde vücudun etlerini ve kaslarını gevşekliğe ve tembelliğe düşürmemek için, bunlara ihtiyaç vardır.<br />
Gebelerin yapacakları beden hareketleri: Yatarak, oturarak, diz üstünde, açık havaya karşı teneffüs hareketleri, baldırları ve bacakları açıp kıpama ve belkemiğini hareket ettirme talimleridir ki, bunlar düzenli bir şekilde ve yorulmadan yapılacak olurlarsa göğüsün genişlemesine, kanın vücutta güzelce dolaşmasına, etlerin kuvvetlenmesine ve bacaklardaki damarların genişlemekten korunmasına yardım ederler.<br />
Gebeliğin ilerlemiş devresi olan son üç ayda her türlü yorucu hareketlerden sakınarak istirahat etmek doğru olur.<br />
Gebelikte, deri ifrazları çok fazlalaşacağından, deri temizliği, her zamankinden daha fazla lâzımdır. Vücut banyo ve temizlikleri dikkatle yapılmalıdır. Yalnız banyo suyu ne pek ziyade sıcak, ne de çok soğuk olmalıdır. 28 &#8211; 30 derecelik bir su iyidir,<br />
Banyodan sonra bir iki saat istirahat etmek muvafık olur.<br />
Sıcak oturma banyoları ve deniz banyoları gebelikte yapılmaz, bunlar terk edilmelidir.<br />
Çok doğuran kadınlar, son aylarda banyoyu bırakıp sabunlu su ile silinmek suretile temizlenmelidirler.<br />
Gebeler için, mutedil bir şekilde, güneşe ihtiyaç vardır. Kış ise, münasip bir surette güneşten istifade edilir. Yazın sıcakta güneş banyoları gebelere muvafık değildir.<br />
Gebelikte tenasül yollarına lâvaj yasaktır. İfrazlar çok olursa temiz, ıslak bir pamukla silinmek kâfidir. Bununla önüne geçilemezse, hekime başvurmalı, yerine göre onun tavsiyelerine göre hareket etmelidir.<br />
Gebelerin giyecekleri elbise bol olmalı. Vücudu ve karnı sıkmamalıdır.<br />
Gebeliğin ilerlediği son üç ayda, karnı çok büyüyüp sıkıntı vermeğe başladığından fanilâdan yapılmış yumuşak bir kuşakla karnı, sıkmadan, sarmak çok münasip olur.<br />
Çorap bağları, çok sıkı olursa bacak damarlarında genişlikler, varisler yaparlar. Bunlar yukarı taraftan kuşağa bağlanmış olmalıdırlar.<br />
Gebeler, bacaklarında damar bozuklukları olmaması için, uzun müddet ayakta durmaktan çekinmelidirler.<br />
Ayak damarlarında şişkinlik ve genişlik hâsıl olmağa başlamış olanlara lâstik çorap giydirmek lâzımdır.<br />
Yaz aylarında giyilecek elbiseler ince ve hafif olmalıdır. Soğuk kış aylarında ise elbise vücudu sıcak tutarak soğuktan, ve dolayısı ile hastalıktan, koruyucu bir şekilde tertip edilmelidir.<br />
Gebelikte, bazı kadınlarda, dişler bozulabilir. Onun için dişleri ve ağzı temiz tutmak, kireçli ve vitaminli besinleri bol bol yemek çok iyidir.<br />
Gebelikte memelere ihtimam mühimdir. Fazla sarkık olan memeler iyi oturan bir sutyenle aşılmalıdır. Meme başlarını, hergün, soğuk su ile yıkayıp kurulayarak sertleştirmek muvafık olur.<br />
İlk doğuranlarda, çok defa, memenin başı küçüktür. Bu takdirde, sabah, akşam, üç parmakla meme başım dışarıya doğru çekmelidir. Eğer yakalanamıyorsa o zaman bir (emme âleti) ile meme başını tebarüz ettirmeğe gayret etmelidir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.saglikgunlugu.com%2Fgebelik-2&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/gebelik-2/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dış Gebelik</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/dis-gebelik-2</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/dis-gebelik-2#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Oct 2010 08:03:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=2255</guid>
		<description><![CDATA[(Grossesse extra &#8211; utérine) Tenasül münasebetinden sonra erkeğin (meni hayvancığı) kadının yumurtası ile birleşmek üzere kadın tenasül yollarında ilerler ve yumurtalık borusunda bu iki unsur biribirlerini bulup birleşirlerse (ilkah: Dölleme) husule gelmiş ve kadın gebe kalmış demektir. Kadın ve erkekten bir parça olan bu ilk mahsul bir müddet sonra rahime doğru kayıp inerek orada yerleşecek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>(Grossesse extra &#8211; utérine)</strong><br />
Tenasül münasebetinden sonra erkeğin (meni hayvancığı) kadının yumurtası ile birleşmek üzere kadın tenasül yollarında ilerler ve yumurtalık borusunda bu iki unsur biribirlerini bulup birleşirlerse (ilkah: Dölleme) husule gelmiş ve kadın gebe kalmış demektir.<br />
Kadın ve erkekten bir parça olan bu ilk mahsul bir müddet sonra rahime doğru kayıp inerek orada yerleşecek ve normal gebelik hâsıl olacaktır.<br />
Fakat, bazı hallerde, kadındaki yumurtalık borusunun iltihaplar ve arızalarla daralmış olması onun rahime inmesine engel olur. Bu suretle dışarıda kalıp normal olarak rahime hâsıl olamamış bir gebelik ortaya çıkar ki, buna (Dış gebelik) derler.<br />
Dış gebelik, yumurtalık borusundan başka bu borunun üstünde ve hatta bağırsaklar arasında bile olabilir.<br />
Ay başı âdetlerinin düzenini kaybetmesi, karma, saplanır gibi, şiddetli ağrılar gelmesi, vücutta fenalıklar, baygınlık ve solukluk halleri hâsıl olması dış gebelikten şüphe ettirir.<br />
Dış gebelikte rahim boştur. Çocuğun sonuna kadar büyümesi ve (8-9) ayına kadar gelebilmesi nadirdir. Çünkü çocuk karın boşluğunda bulunur. Günün birinde bulunduğu yeri çatlatarak şiddetli kan gelmesine ve ananın hayatının tehlikede kalmasına sebep olur. Dış gebelik tehlikeli bir haldir. Bundan şüphe edilir edilmez derhal hekime başvurmak lâzımdır.</p>
<p><strong>Tedavi:</strong><br />
Dış gebeliği vaktinde teşhis ettikten sonra yapılacak biricik tedavi ameliyattır. Ameliyat vaktinde yapılırsa kadının hayatını kurtarmak mümkündür. Bunda tereddüde düşmek ve içi geciktirmek fena sonuçlar doğurabilir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.saglikgunlugu.com%2Fdis-gebelik-2&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/dis-gebelik-2/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk Emzirmek</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/cocuk-emzirmek</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/cocuk-emzirmek#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Aug 2010 00:33:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=2132</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğunu emzirmek, doğuran bir ananın en zevkli ve ehemmiyetli vazifesidir. Uzun ve yorucu bir doğumdan sonra, takatsiz düşmüş olan ananın istirahata ihtiyacı vardır. Yeni doğan çocuğun da, hemen doğar doğmaz, memeye ihtiyacı yoktur. İlk yirmi dört saat içinde biraz kaynamış su verilmesi kâfidir. İlk emzirmede bazı çocuklar derhal kuvvetli ve muntazam emerler. Bir çocuğu günde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuğunu emzirmek, doğuran bir ananın en zevkli ve ehemmiyetli vazifesidir.<br />
Uzun ve yorucu bir doğumdan sonra, takatsiz düşmüş olan ananın istirahata ihtiyacı vardır. Yeni doğan çocuğun da, hemen doğar doğmaz, memeye ihtiyacı yoktur. İlk yirmi dört saat içinde biraz kaynamış su verilmesi kâfidir. İlk emzirmede bazı çocuklar derhal kuvvetli ve muntazam emerler.<br />
Bir çocuğu günde beş defa (meselâ, saat altıda, onda, on dörtte, on sekizde, yirmi ikide olmak üzere dörder saat ara ile) emzirmelidir.</p>
<p>Geceleri bu aralık sekiz saat olmalıdır.<br />
Emdiği sütün miktarını bulmak için, çocuk memeden önce ve sonra tartılarak aradaki farkı bulmak icap eder.<br />
Anne, emzirirken oturur vaziyette bulunur ve çocuğu kucağına alır. Ayağını yükseltecek şekilde, bir sandalyeye dayar ye çocuğu dizi üstüne alarak emzirir. Yatar vaziyette emzirmek için, ana, yana dönerek çocuğun üstüne doğru eğilir. Çocuk, meme başını lâyıkıyla kavrayamazsa, memeyi onun ağzına sokmağa yardım etmek lâzım gelir. Ancak bu suretle meme boşaltılabilir.<br />
Memenin, çocuğun burnunu tıkayıp nefes almasına engel olmaması için, burnunu memenin yumuşak kısımlarından, iki parmak kadar, uzakta tutmalıdır.<br />
İlk emzirirken çocuklar, memeyi almamak isterlerse, ağızlarına biraz süt sıkarak onun lezzeti ile memeyi alma zevkleri tembih edilmelidir.<br />
Emmek, çocuk için, oldukça yorucu bir iştir. Çocuk, karnı doyuncaya kadar yorulur. Ondan sonra derin bir uykuya dalar.<br />
Emzirirken bir defada, yalnız bir meme verilmelidir. Bu suretle bir tek memeyi çocuk, daha kuvvetli olarak, boşaltır. Hem de meme başları yumuşamak ve çatlamaktan korunmuş olur.<br />
Yalnız ilk günlerde süt kâfi gelmediğinden her iki meme de bir defa verilebilir.<br />
Çocuğun emmesi, sütün gelip artması için, en mühim bir kamçılama vazifesini görür.<br />
Emzirme müddeti mühimdir: Bir emzirme müddeti (10-15) dakika kadardır. Yalnız, bazı defa, çocuk emerken uyur. Bu takdirde tam on beş dakika ememez. O zaman&#8217;, çocuk uyandırılarak, tekrar emmesi temin edilir.<br />
Emme müddeti bu hallere göre hesap edilmeli ve bu müddet yarım saati geçmemelidir.<br />
Emzirdikten sonra çocuk, hemen, yatırılmaz. Bir müddet, başı yukarıya gelmek üzere, kucakta tutulur. Çocuk yuttuğu havayı, geğirerek, dışarıya çıkarıncaya kadar onu bu vaziyette tutmak doğru olur.<br />
Süt veren ananın başlıca vazifesi, kendisini sağlam tutmasıdır. Emzikli olan ananın gıdaya ihtiyacı, şüphe yok ki, fazladır. Fakat bazı defa muhitin, pek yanlış olarak telâkki ettiği şekilde, bu gıda ihtiyacı pek de fazla bir şekilde değildir.<br />
Kadın, tabii bir halde yediği yemeklerle gıda ve su ihtiyacını kapatır.<br />
Süt gelsin diye, anayı fazla  zorlayıp, fazla yedirmek, şişmanlamasına, ziyade&#8217; semirmesine sebep olur. Pek fazla gıdanın fazla süt yapacağını zannetmek de yanlıştır.<br />
Şüphe yok ki, az gıda alıp yarı aç kalan anaların sütü azalır. Bizim burada söylemek istediğimiz anayı, tabii şekilde, itidali gözeterek beslemektir.<br />
Besleyeceğiz diye ifrata gidip yemek işinde pek fazla zorlamanın doğru olmadığını söylemek istiyoruz.<br />
Emzikliler, gündelik işlerine devam etmelidirler. Yalnız bunlara pek ziyade yorucu işler verilmemelidir.<br />
Sütü az gelenler, istirahat etmeli, yorgunluktan kaçınmalıdırlar.<br />
Anaya fazla yağlı gıdalar vererek, sütün yağını çoğaltmağa çalışmak faydasızdır.. Çünkü tesiri pek azdır.<br />
Ananın gıdası çeşitli yemeklerden olmalı, sebze ve meyvelerden zengin bir gıda halinde bulunmalıdır. Bu suretle çocuğa en iyi vasıfta bir süt temin edilmiş &#8220;olur.<br />
Meyveyi fazla yemekle, çocuğa hiç bir zarar gelmez.<br />
Ananın temiz havaya çıkması hem kendisi için iyidir, hem de çocuğun kemik hastalığına tutulmaması için lüzumludur.<br />
Ana sütünün (Raşitizm) dedikleri kemik hastalığına mani olacak vasıfta olabilmesi için, ananın güneşli yerlerde ve açık havada yaşaması lâzımdır.<br />
Emzikli kadın, nadir olarak ve intizamsız bir şekilde âdet görür.<br />
Çok defa, doğumdan beş &#8211; altı hafta sonra ilk âdet olur. Sonra bütün süt verme esnasında âdet kesilir. Yanlış olarak bu hal tekrar gebelik zannedilerek, telâş edilmemelidir.<br />
Aybaşı âdetlerinin ana sütünün vasıflarına büyük bir tesiri yoktur. Yalnız o sırada sütün miktarı biraz azaldığından, çocuk huysuzlanabilir.<br />
Bazı defa da, hassas çocuklarda, hafif bir bağırsak bozukluğu yapar.<br />
Fakat bunlar görülünce, hemen: (Süt çaldı.) diye çocuğu memeden ayırmak doğru değildir.<br />
Şiddetli ruhî heyecanlar, sütü birdenbire kesebilir. Bu hal memedeki ifrazın kesilmesinden değil, süt gelen yollarda bir büzüşme olarak sütün kapalı kalmasındandır. Heyecan geçtikten sonra tekrar açılır ve süt bollaşır.<br />
Bu hallerde kadını teskin etmek, heyecanı yapan sebepleri ortadan kaldırmak lâzımdır. Bazı defa şiddetli soğuklama ile de aynı hal olabilir.<br />
Sütü olmayan analar azdır. Emzikli bir ananın, çok defa, yeter derecede sütü gelir.<br />
Memenin küçük veya büyük olması ile gelen sütün az veya çok olması arasında, hiç bir zaman, bir münasebet yoktur.<br />
Kuvvetli emen bir çocuk, en az süt veren bir memenin verimini, kısa bir zamanda, tabii bir hale getirir. Bunun tersine olarak, iyi süt verebilecek olan bir memenin, zayıf emen bir çocuktan dolayı, sütü azalabilir.<br />
Çocuk emzirmemek çok nadir bir iştir. Hemen her sağlam ana, çocuğunu emzirebilir. Yalnız, süt gelmiyor düşüncesi ile süt azlığına hüküm vermekte aceleci olmamak, emzirmekte devam ve sebat etmek şarttır.<br />
Sebat halinde, en ümitsiz vakalarda bile, az zamanda, süt gelir ve çocuğu doyuracak kadar bol olur.<br />
Düşünmelidir ki (10-14) gün kadar müddetle, ana sütünün hakiki miktarını bulamadığı ve ondan sonra bol bol geldiği vardır. Süt getirici diye reklâm edilen ilâçların faydaları şüphelidir. Süt gelmesini en iyi kamçılayan ilâç, çocuğun kuvvetli emmesidir.<br />
Az süt veren bir memeden zayıf emen bir çocuk, süt çıkaramıyorsa, bu memeyi kuvvetli emen ve hastalıksız olan başka bir çocuğa emdirmek, sütü getiren en iyi bir ilâçtır. Fakat böyle bir çocuk, her zaman bulunamaz. O zaman yalnız el ile sağmak veyahut süt pompaları ile memeyi boşaltmak yolları vardır.<br />
Memeyi el ile boşaltmak zordur. Sıkıntı ve rahatsızlık verir. Baştan pompa ile boşaltmak ve sonra ana kendi eli ile gerisini tamamlamak doğru olur.<br />
Bazı defa, ilk süt geldiği zaman, meme gergin ve sütle dolu olduğu halde, sütünü veremez. Bu zamanda memenin üstüne sıcak pansuman yapmak iyi gelir.<br />
Bu hal, geçicidir, telâş etmemelidir.<br />
Emmek için çocuğun ağzına alacağı meme başının çok ehemmiyeti vardır.- Bazıları dümdüzdür. Buna çare olmak üzere sabah meme  başları içeriye doğru çöküktür ve yahut akşam, üç parmakla, memenin başını dışarıya doğru çekmelidir. Eğer yakalanamıyorsa bir (meme âleti) ile meme başını yükseltmeğe çalışmak lâzımdır. Meme başı, bazı defa, çok hassas olur. Bu hal sebepsiz olabildiği gibi, memedeki çatlaklar sebebi ile de olabilir. Bu arıza, kadına çok sıkıntı verir. Buna çare olmak üzere fazla emzirmekten çekinmek ve emzirirken çocuğun başını uygun bir vaziyette tutarak, meme başını fazla çekmesine mani olmak tavsiye edilir.<br />
Meme başlarında çatlaklar olunca, emzirmeyi, muvakkat bir zaman için, bırakmalı, bir yandan da hekime baş vurup tedavi ettirmelidir. (Çatlaklar kelimesine bakınız). Meme iltihapları, çok iz&#8217;aç edici hastalıklardır. Önüne geçmek için memeleri iyi emzirip boş tutmak lâzımdır. Çünkü memedeki süt durgunluğu, iltihabı kolaylaştıran mühim sebeplerdendir.<br />
Meme başlarının fazla acıdığı zamanlarda (meme başlığı) denen lâstikten yapılmış âletler vardır. Bunlar memeye tatbik edilir. Çocuk bunlar vasıtası ile memeyi emer.<br />
Zayıf doğmuş veyahut vaktinden önce dünyaya gelmiş çocuklar, memeyi kuvvetli olarak ememezler. Bunlar, kuvvetlenip memeyi iyi eminceye kadar, bir sürü tedbirler almak lâzımdır.<br />
Bunlara memenin sütü, herhangi bir vasıta ile sağılarak verilebilir.<br />
Bazı sağlam çocuklar, tembel olur. Bazıları, bütün gayretlerini sarf ettikleri halde, süt çıkaramazlar. Çok nadir olan bir kısmı da memeyi hiç almak istemez, huysuzlanır, dururlar..<br />
Bu gibi hallerde sinirlenmemeli, sabırlı olmalı, yılmadan, bıkmadan memeyi, tekrar tekrar, vermelidir çocuğun ağzında iltihap ve (pamukçuk hastalığı) olursa, bu da süt emmesine engel olur<br />
Süt emen çocukların burun nezleleri pek ehemmiyetlidir. Nezle esnasında çocuğun burnu tıkanır. Memeyi ağzına alınca, burnu ile teneffüs edemeyen çocuk, derhal memeyi bırakmak zorunda kalır. Bağırır, ağlar, morarır, huysuzluklar gösterir. O zaman, derhal, hekime gidip muayene ettirmek ve burun deliklerinde açıklık, ferahlık yapacak ilâçlar alıp, bu halin önüne geçmek lâzımdır.<br />
Emziğe alışan çocuk, bir daha anasının memesini emmek istemez. Şişe memenin mezarıdır<br />
Daha olmazsa, memeden sütü sağıp çocuğa kaşıkla vermekten başka çare yoktur.. Bütün gayretler gösterildiği halde, çocuğun yeter derecede emzirilmesi mümkün olamazsa, o zaman, ister istemez, çocuğa dışarıdan gıdalar vermek lâzım gelir. Böyle olduğu halde de çocuğu büsbütün memeden kesmek, büyük bir hatadır. Çünkü ana sütü, çocuk için, hiç bir şeyle yeri tutulamayan çok kıymetli bir gıdadır. Bilhassa hayata yeni gözünü açan yavrunun ana sütüne ihtiyacı, ilk günlerde, pek büyüktür. Ancak mecburiyet karşısında, dışarıdan yardımcı gıdalar verilecektir. Bunun ela başlıcası inek sütüdür.<br />
Zaruret olmadıkça, yardımcı gıdaya, hiçbir zaman, başvurmak lazımdır. Şayet yardımcı gıda vermek lazım gelirse, bunu çocuğa, emzikle değil, kaşıkla vermelidir. Emzik şişesinden emzirmek, çocuğun ve ananın çok kolayına ve hoşuna gider. Fakat bir kere emziğe alıştı mı, artık memeyi almak ve emmek istemez.<br />
Onun için büyük bir çocuk hekimi: (Şişe, memenin mezarıdır.) demiştir.<br />
Verilecek gıdanın mahiyeti, süt ve sütten hazırlanmış gıdalardır. Ticarette, çocuk maması olarak hazırlanmış türlü türlü maddeler vardır.<br />
İşte bu zamanda: (Çocuğa şunu vermeli, bunu vermemeli&#8230;) diye tavsiyelerde bulunmak hatalıdır. Böyle bir mecburiyet karşısında, çocuk hekimini çağırmalı, durumu ona anlatmalı, çocuğu muayene ettirmeli. O-nun vereceği gıdaları, tavsiye edeceği yolların ve usullerin çerçevesi içinde, hareket ederek çocuğu besleyip büyütmeğe çalışmalıdır.<br />
Tabii emzirme, ana memesi ile emzirmedir. Emzirmeye engel olan bazı ehemmiyetli sebepler olabilir. Fakat sırf tembellik ve çocuk bakımını bilmemek yüzünden emzirmekten kaçman anaların yapacakları hata, pek büyüktür.<br />
Çünkü çocuğun beden ve ruh gelişmesi, ancak, ana sütünü emmesi ile mükemmel olur. Emzirme tesiri ile memelerin dış şekillerinin bozulacağından korkmak, doğru değildir. Zaten gebelikte büyümüş olan memeler, çocuk, emzirilse de, emzirilmese de, sonradan küçülüp eski gerginliğini, az çok, kaybedeceklerdir.<br />
Burada dikkati çeken bir mesele daha söyleyelim: Bazı hekimlerin yaptıkları incelemelere göre, meme kanseri, doğurduktan sonra, çocuğunu emzirmeyen veyahut az emziren kadınlarda çok görüldüğü halde, hiç doğurmamış veya doğurduktan sonra çocuğunu emzirmiş olan kadınlarda bunların daha az görülmekte olduğu anlaşılmıştır.<br />
Yanlış olarak ortaya atılan sebeplerden birisi de, bazı anaların, sütlerinin kendi çocuklarına yaramadığıdır. Hekimlikte böyle bir mesele yoktur. Bu, emzirme güçlüğünün doğurduğu yanlış bir fikirdir.<br />
Anaların biraz zayıf olması, süt vermelerine engel değildir.<br />
Ancak, anaların sağlık durumunu şiddetle tehdit eden, bazı nadir hastalıklarda çocuğu, muvakkat olarak, sütten ayırmak düşünülebilir.<br />
(Lohusa humması) dediğimiz ağır ve tehlikeli hastalık bile, çok defa, çocuğu anasının memesinden ayırmağa sebep olamaz. Çünkü hastalığın şekli değil, ağırlığı bahse mevzu olabilir. En müşkül hallerde bile, çocuğun ana sütünü, hiç olmazsa, altı hafta kadar, emmesi şarttır.<br />
Çocuk, frengili olursa, o zaman, onun anası da frengili olacağından, muhakkak kendi anasının sütünü emmesi lâzımdır.. Frengili çocuğu temiz bir sütanaya vermek, cinayet sayılır.<br />
Verem hastalığına gelince: Bu hastalık, gerçekten, emzirmeğe engel bir hastalıktır.<br />
Çocuk, anasından emeceği sütle değil, anası ile temasından dolayı, onun öksürükleriyle, ciğerlerinden fırlayacak, ufak, tükürük parçacıkları içindeki verem mikroplarından dolayı vereme bulaşır. Çocuklar vereme karşı, pek ziyade, hassas oldukları için, ana veremli olduğu zaman, çocuğu derhal, kendisinden ayırmak lâzımdır.<br />
Bu hususta, eskiden Fransız hekimlerinin söylediği: (Veremli bir kız evlenmemeli, evlenirse gebe kalmamalı, gebe kalıp doğurursa, süt vermemeli&#8230;) kaidesi, bugünkü hekimlikte de, hâlâ hükmü devam eden bir gerçek halindedir.<br />
Hastalıksız bir anadan doğup, saf ve temiz ana sütü ile beslenen bir çocuk, gün geçtikçe muntazam bir surette büyür, gelişir&#8230; Vücudunun ağırlığı yavaş yavaş artar.<br />
Çocuğun iyi beslendiğini gösteren belirti, kilosunun gittikçe artmasıdır. Bunu da gösterecek olan (çocuk terazisi) dir. Çocuğu hergün, aynı saatte, aynı şartlar altında tartmalıdır.<br />
Bunlardan başka, çocuğun derisinin güzel, pembe, parlak renkte olması, onun sağlığının iyi olduğunu gösterir. Kilosunun azalması ve derisinin bu güzel parlaklığı kaybetmesi ise sağlığının bozulduğuna delâlet eder. Çocuğun ruhî hali de çok önemlidir.<br />
Sağlam bir çocuk, hayatının ilk haftasında, sürekli olarak, uyur. Bu uyku ancak karnı acıktığı veya altı kirlendiği zaman bozulur. Sağlam çocuk, uyurken tabii ve sakin bir halde bulunur.<br />
İkinci haftadan itibaren çocuklar, uyanık halde, yataklarında el ve ayaklarını oynatır. Etraflarına bakarlar. Sağlam bir çocuğun üstü örtülünce, tepinmeğe başlar. Eğer hiç hareketsiz kalır ve örtüsünü üstünden atmak için, hareket yapmazlarsa, çocuğun hasta olmasından şüphe edilir.<br />
Çocuğun biricik şikâyet &#8220;.vasıtası, ağlamak ve bağırmak olduğuna göre, ilk &#8220;günleri sessizken, birdenbire ağlayıp, bağırmağa ve huysuzluğa başlayan çocukların bir sıkıntısı olduğu anlaşılmalıdır.<br />
Ana sütü ile beslenen çocuklar, bu sütle beslenmeyenlere nazaran, hastalıklara karşı daha büyük dayanıklılık gösterirler.<br />
Hülasa: Ana sütünün her damlası, çocuk için, çok kıymetli bir hayat kaynağıdır.<br />
Çocuğu, ufak tefek sebeplerle, bu hayat kaynağından mahrum etmemelidir.</p>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.saglikgunlugu.com%2Fcocuk-emzirmek&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/cocuk-emzirmek/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk Düşürmek</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/cocuk-dusurmek</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/cocuk-dusurmek#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 00:24:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=2130</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğun doğmadan önce anasının karnında tabii bir durma müddeti vardır. Bu müddet halk arasında da bilinip söylendiği gibi, dokuz ay on gün (yani 280 gün) dür. Çocuk, anasının karnında yedi aydan az duracak olursa, dışarıda hayatını muhafaza. edemez Yaşayamaz. Yedi aydan önce çocuğun anasının karnından atılmasına (Çocuk düşürmek) derler. Çocuk düşürmenin bir takım şekilleri ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuğun doğmadan önce anasının karnında tabii bir durma müddeti vardır. Bu müddet halk arasında da bilinip söylendiği gibi, dokuz ay on gün (yani 280 gün) dür.<br />
Çocuk, anasının karnında yedi aydan az duracak olursa, dışarıda hayatını muhafaza. edemez Yaşayamaz. Yedi aydan önce çocuğun anasının karnından atılmasına (Çocuk düşürmek) derler.<br />
Çocuk düşürmenin bir takım şekilleri ve sebepleri vardır: Kadının gebe iken düşmesi, karnını bir yere çarpması, karnına vurulması, bu sırada fazla korku ve heyecan geçirmesi, çocuğun düşmesine sebep olabilir.<br />
Ateşli ve mikroplu hastalıklardan birçoğu, çocuğun düşmesine kapı açar: Sıtma, tifo, lekeli humma, zatürree, verem, frengi bunlar arasındadır. Tansiyonu yüksek, böbrekleri  bozuk, şeker hastalığına tutulmuş bazı kadınlarda rahimde iltihap ve eğrilik gibi arızaları olanlarda da çocuk düşürmeleri olur.<br />
(Cıva), (Kurşun), (Alkol), (Phosphor)&#8230; gibi zehirler de, çocuğun düşmesine sebep olurlar.<br />
Çocuk, düşmeden önce, çocuk kesesini ı-ahime bağlayan kan damarları koparak kadından kan gelmeğe başlar ve bunun neticesinde de çocuk düşer.<br />
Bütün bu sebepler altında kadının ve etrafındakilerin arzusu olmadan çocuk kendi kendine düşer. Bu hal, hastalıklardan veya arızalardan ileri gelen bir çocuk düşürme halidir.<br />
Fakat bazı kadınlar, sırf çocuk istemediklerinden dolayı, onu düşürmeğe kalkarlar ki, bu teşebbüs, pek büyük bir cinayettir.<br />
Bu cinayet sade çocuğun hayatını söndürmekle kalmayıp, ananın varlığını da tehlikelere ve ölümlere sürükleyebilir.<br />
Çocuk düşürmeğe kalkışanların bu işi sağlamak için, ağızdan aldıkları bir takım ilâçlar vardır. Bu ilâçların hemen hepsi zehirli ve zararlıdırlar. Önceden anayı zehirleyip sonra çocuğun düşmesine sebep olurlar. Ana ve yavru, ikisi birden zehirlenerek fena bir duruma düşerler. Şurasını unutmamak lâzımdır ki, bu ilâçlar her zaman düşük yapmazlar. Düşük yapmak için vücudu zehirleyecek kadar fazla alınmaları lâzım gelir. Bunun ise ne derece tehlikeli olacağını takdir etmek kolaydır.<br />
Çocuk düşürmek için, ağızdan alınacak ilâçlardan başka, rahime kürtaj yaptırmak,kadın tenasül organlarına dışarıdan bir takım yabancı cisimler sokarak kurcalamak gibi, türlü türlü teşebbüsler yapılabilir.<br />
Bütün bu teşebbüslerin doğuracakları tehlikeler sayılamayacak kadar çoktur: Rahim delinmeleri, rahim kanamaları, rahimde veyahut onun etrafındaki organlarda, karın zarında öldürücü iltihap ve arızaların ortaya çıkması, bu tehlikelerin belli başlı olanlarıdır.<br />
Hele, cahil eller tarafından, beceriksizce, yapılacak olan bu teşebbüsler sonunda, bir takım azgın mikroplar, kadın tenasül organlarına girerek oralarda iltihaplar yapmakla kalmayıp, kana da saldırarak bütün vücudun zehirlenmesine ve (lohusa humması) gibi ağır ve tehlikeli hastalıkların husulüne sebep olurlar.<br />
Vakıa bazı hastalıklar vardır ki, bu hastalıklara tutulan kadınların gebe kalması ve doğurması, kendi hayatları için, tehlikelidir. O zaman, yetişmiş , ve tekâmül etmiş bir vücut olan anayı, kurtarmak için, henüz nasıl bir hayat kudreti göstereceği bilinmeyen çocuğu feda etmek, fen bakımından, zarurî olur. Fakat böyle hastalıklar çok azdır: Meselâ, ilerlemiş, açık akciğer veremi, ağır geçen ve tedaviden fayda görmeyen kalp hastalıkları, ileri derecede böbrek iltihapları, ateşle, sarılıkla beraber olup &#8220;gebeyi pek ziyade zayıflatan, durdurulamayacak derecede şiddetli kusmalar&#8230; bu hastalıklar arasındadırlar.<br />
Fakat gerek bu hastalıkları ve gerek bu hastalıklarda yapılması lâzım gelen müdahaleyi takdir edebilecek olanlar, ancak hekimlerdir. Hekimliğin icapları ne ise, onları fennî yollardan, yaparak en son çareye kadar baş vurup gerek ananın ve gerek doğacak yavrunun hayatını korumak ve kurtarmak lâzımdır.<br />
Şurasını Hiç bir zaman unutmamak lâzımdır ki çocuk düşürmek, nüfusu azaltmak gibi içtimaî ve vatanî bir vazifenin yapılmasına engel olduktan başka, kendisinde doğmak, büyümek ve yaşamak istidadı olan minimini bir varlığı da ortadan kaldırmağa teşebbüs etmek demektir ki, dünya üstünde en büyüğünü teşkil eder.<br />
Bu hal, kanun bakımından yasak ve cezayı mucip olduğu gibi,.tabiat de.bu büyük cinayetin katilini derhal cezalandırmakta gecikmez.<br />
Çocuk düşüreceğim diye, tenasül yollarına türlü türlü ilâçlar ve maddeler sokan veya sokturan kadınlar, ya birdenbire kan boşanmasıyla ölüp giderler, yahut, bu yollardan içeriye giren azgın mikropların yaptığı fena hastalıkların pençesinde, inleyerek can verirler.<br />
Fennî bir lüzum veya hekim tavsiyesi olmadıkça, gebe kadınların tenasül organları ile oynanmaz.<br />
Gebelerin vücutlarına ve karınlarındaki çocuğa dokunacak hiç bir ilâç verilmez.<br />
Aksi takdirde pek tehlikeli akıbetlerin ortaya çıkması muhakkaktır.<br />
Bu sözlerin, herkesin kulağına küpe olacak derecede, büyük bir dikkatle dinlenmesi ve bu gibi işlerde büyük bir titizlik gösterilmesi, sağlığı korunmasının, yurt  ve milletseverliğin en birinci şartıdır.</p>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.saglikgunlugu.com%2Fcocuk-dusurmek&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/cocuk-dusurmek/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kısırlık Bebeğe Geçer mi?</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/kisirlik-bebege-gecer-mi</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/kisirlik-bebege-gecer-mi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 07:55:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=1698</guid>
		<description><![CDATA[Tüp bebek tedavisi keşfedildiği andan itibaren çocuk sahibi olmak isteyenlere umut oldu. Tedavide iki yöntem kullanılıyor; klasik tüp bebek yöntemi ve mikroenjeksiyon yöntemi. Dünya tüp bebek uygulmalarının yüzde 65’ini kapsayan mikroenjeksiyon yöntemi, sperm sayısı az olan baba adayında kullanılıyor. Yöntemin 18 yıl önceki ilk uygulamasını yapan ekibin başkanı Brüksel Üniversitesinden Profesör Andre Van Steirteghem, yönteminin, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tüp bebek tedavisi keşfedildiği andan itibaren çocuk sahibi olmak isteyenlere umut oldu.</p>
<p>Tedavide iki yöntem kullanılıyor; klasik tüp bebek yöntemi ve mikroenjeksiyon yöntemi.</p>
<p>Dünya tüp bebek uygulmalarının yüzde 65’ini kapsayan mikroenjeksiyon yöntemi, sperm sayısı az olan baba adayında kullanılıyor.</p>
<p>Yöntemin 18 yıl önceki ilk uygulamasını yapan ekibin başkanı Brüksel Üniversitesinden Profesör Andre Van Steirteghem, yönteminin, kısırlığın bir sonraki kuşağa geçmesine yol açabileceğini açıkladı.</p>
<p>Peki bu ne anlama geliyor?</p>
<p>Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği İkinci Başkanı Prof.Dr.Bülent Tıraş, &#8220;.. öÖellikle erkek bebeklerin cinsel sisteminde bulunabilen birtakım problemler geçiş gösterebiliyor. Örneğin bu erkek bebeklerin babaları gibi çocuk sahibi olmasında güçlük olabilir&#8221; dedi.</p>
<p>Uzmanlar, kromozom düzensizliklerinden meydana gelen ’Klinefelter Sendromu’nun da aynı özellikleriyle bebeğe geçmesinin mümkün olduğu görüşünde&#8230;</p>
<p>Prof.Dr.Bülent Tıraş, &#8220;Eğer siz bu embriyoları genetik bir taramadan geçirmezseniz böylece 47 xxy yani klinefelter sendromlu bebek karşınıza çıkar. Babada olan bu sorunun çocukta olması aileyi rahatsız eder mi, genelde etmediğini görüyoruz&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Bu tür kalıtsal bozuklukları önceden bilmek, tedavinin şeklinin belirlenmesi açısından önemli.</p>
<p>Uzmanlar, çocuk sahibi olmak isteyenlerin birtakım testlerden geçmesi gerektiği üzerinde duruyor.</p>
<p>Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği İkinci Başkanı Prof.Dr.Bülent Tıraş, şunları söyledi:<br />
&#8220;Sperm sayısı 5 milyon altında olan erkeklerin kromozom analizi yaptırmaları gerekir. Tekrarlanan tüp bebek başarasızlığı ve tekrarlanan düşüğü olan çiftlerin yine kromozom bozukluğu bakımından analiz edilmesinde fayda olduğunu düşünüyoruz.&#8221;
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.saglikgunlugu.com%2Fkisirlik-bebege-gecer-mi&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/kisirlik-bebege-gecer-mi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>4 Boyutlu Ultrason</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/4-boyutlu-ultrason</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/4-boyutlu-ultrason#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2009 12:52:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[4 Boyutlu Ultrason]]></category>
		<category><![CDATA[4 boyutlu ultrason görüntüleri]]></category>
		<category><![CDATA[4 Boyutlu Ultrason video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=1106</guid>
		<description><![CDATA[4 Boyutlu Ultrason Nedir? Ultrasonda 4 boyutlu (eş zamanlı) teknoloji sayesinde anne karnındaki bebeğin 4. haftasından itibaren renkli görüntüsü çekilerek&#8230; Ultrasonda 4 boyutlu (eş zamanlı) teknoloji sayesinde anne karnındaki bebeğin 4. haftasından itibaren renkli görüntüsü çekilerek, cinsiyeti, kime benzediği, hangi sağlık sorunları olduğu tespit edilebiliyor. Renkli ultrasonla anne karnında bebeğin çekilen fotoğraflarından albüm yapmak, görüntüsü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>4 Boyutlu Ultrason Nedir?</h1>
<p>Ultrasonda 4 boyutlu (eş zamanlı) teknoloji sayesinde anne karnındaki bebeğin 4. haftasından itibaren renkli görüntüsü çekilerek&#8230;  Ultrasonda 4 boyutlu (eş zamanlı) teknoloji sayesinde anne karnındaki bebeğin 4. haftasından itibaren renkli görüntüsü çekilerek, cinsiyeti, kime benzediği, hangi sağlık sorunları olduğu tespit edilebiliyor. Renkli ultrasonla anne karnında bebeğin çekilen fotoğraflarından albüm yapmak, görüntüsü CD&#8217;ye kayıt yaptırıp izlemek de mümkün oluyor.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>4 Boyutlu Ultrason Resmi</strong></p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-medium wp-image-1107 aligncenter" title="4d" src="http://www.saglikgunlugu.com/wp-content/uploads/2009/07/4d-300x221.jpg" alt="4d" width="300" height="221" /></p>
<p style="text-align: center;">Anne Karnında 4 Bouylu Ultrason Video İzle</p>
<p style="text-align: center;"><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="400" height="334" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://video.eksenim.mynet.com/karanlik28/Ultrason-4-Boyutlu/120965.swf" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="334" src="http://video.eksenim.mynet.com/karanlik28/Ultrason-4-Boyutlu/120965.swf" allowfullscreen="true" wmode="transparent"></embed></object>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.saglikgunlugu.com%2F4-boyutlu-ultrason&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/4-boyutlu-ultrason/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Döl Yatağı Kası</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/dol-yatagi-kasi</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/dol-yatagi-kasi#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2009 06:34:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Döl Yatağı Kası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=1101</guid>
		<description><![CDATA[Döl Yatağı Kası Kasılma sırasında, döl yatağının tepesiyle boynu arasındaki kas lifleri uzayıp kısalır; döl yatağının üst kısmı sertleşirken, döl yatağı, karın boşluğu içinde öne doğru eğilir, Döl yatağı kası, gebelik sırasında bedendeki en büyük kastır; erkek bedenindeki bütün kaslardan bile büyüktür. Bu yüzden, annenin kasılma sırasındaki sertleşmeleri hissetmesinin ve canının acımasının şaşılacak bir yanı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Döl Yatağı Kası</h1>
<p>Kasılma sırasında, döl yatağının tepesiyle boynu arasındaki kas lifleri uzayıp kısalır; döl yatağının üst kısmı sertleşirken, döl yatağı, karın boşluğu içinde öne doğru eğilir, Döl yatağı kası, gebelik sırasında bedendeki en büyük kastır; erkek bedenindeki bütün kaslardan bile büyüktür. Bu yüzden, annenin kasılma sırasındaki sertleşmeleri hissetmesinin ve canının acımasının şaşılacak bir yanı yoktur. Ne var ki, duyulan acı, döl yatağının yaptığı ağır, yorucu çalışmanın bir yan ürünüdür. Aslında doğum sancısı demek, ağır, yorucu çalışma demektir.<br />
Döl yatağı boynundaki uzunlamasına lifler, çem-berimsi lifler, döl yatağı boynunun çevresinde, yay gibi sarılıdır. Uzunlamasına lifler kasıldıklarında, önce bu yayı uzatıp kısaltır, sonra da açar ya da şişirirler. Açılma daha kolaydır; çünkü döl yatağı boynu, gebelik sırasında, ananın kanındaki hormonlar şasinde yumuşamıştır. Uzayan lifler birbirinden ayrılır; bebeğin başı üstünden geçer. Doğum sancılarının bu lik döneminin gelişmesi, döl yatağı boynunun şişme derecesine bağlıdır. Döl yatağı boynu, bir elin ayası büyüklüğünde bir yumurta biçimini alana kadar yavaş yavaş açılır.<br />
Bütün bunlar olup biterken, kadının yapayalnız bırakılması, morilinin bozulmasına yol açar. Bu yüzden kocaya çok iş düşer. Karısını cesaretlendirmek için neler yapabileceğini önceden öğrenmiş olan erkek, sözgelimi, karısına yudum yudum su içirebilir. Sırtını okşayarak rahat etmesini sağlayabilir. Yattığı yerde sağa-sola dönmesine yardımcı olabilir. Ayrıca ona, sürekli olarak manevi destek sağlayabilir. Bugün bir çok hastanede tartışma ya da konferanslar düzenlenmekte, bu tür çalışmalarda müstakbel ana-babalara doğumun çeşitli yanları anlatılmaktadır.<br />
Doğum sancılarının ilk döneminin sonunda, aşağı yukarı her iki dakikada bir gelen kasılmalar, genellikle bir dakika kadar sürer. Bu kasılmalar, döl yatağı boynunu genişletmede son derece etkili olur. Kadın, birşeyler yaptığı ve bütün dikkatini bu işe verdiği sırada başlayan doğum sancısı gibi yaratıcı bir çalışmanın yol açtığı acı ile, sakatlanma ya da kaza sırasında duyulan acı ile, sakatlanmada yada kaza sırasında duyulan acı arasında çok büyük bir fark olduğunu sezecektir. Doğum sancısı, daha çok, bütün güçle ve kafayı başka bir şeye takmadan yapılan işin, örneğin kolları kopana kadar yerleri süpürmek, ovmak, dik bir bayırı tırmanmak, koşmak ya da yüzmek v.b.-nin yarattığı gerilimi andırır. Doğum sancısının yol açtığı rahatsızlık, kadının bütün dikkatini verdiği bir işin yan ürünüdür. İşte bu yüzden, bazı anneler, doğum sancıları içinde kıvrandıkları sırada bu duygudan yoksun kalmamak için anesteziye karşı çıkarlar. Çünkü ritmik biçimce tekrarlanan kasılma dalgaları, kadn için bir duygusal tatmin nedeni olabilir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.saglikgunlugu.com%2Fdol-yatagi-kasi&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/dol-yatagi-kasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelik ve Cinsel İlişki</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/hamilelik-ve-cinsel-iliski</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/hamilelik-ve-cinsel-iliski#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Jun 2009 06:50:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik ve cinsel ilişki]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=970</guid>
		<description><![CDATA[Hamilelikte  Cinsel İlişki Cinsel İlişki Zararlı Mı? Cinsel ilişkinin hamileliğe hiçbir zararı yoktur. Aksine, kadını rahatlatır, kendisini iyi hissetmesine yardımcı olur, ruh ve beden dengesini sağlar. Bu saydığımız şeyler bazı kadınlarda, hamilelikle birlikte doğal olarak görülürler. Çoğu kadınlar, hamileliklerinin ortalarına doğru cinsel ilişkiden zevk alırlar. Başlangıçta görülen mide bulantıları ve kusmalar da geçmiştir. İlk aylardaki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Hamilelikte  Cinsel İlişki Cinsel İlişki Zararlı Mı?</h1>
<p>Cinsel ilişkinin hamileliğe hiçbir zararı yoktur. Aksine, kadını rahatlatır, kendisini iyi hissetmesine yardımcı olur, ruh ve beden dengesini sağlar. Bu saydığımız şeyler bazı kadınlarda, hamilelikle birlikte doğal olarak görülürler. Çoğu kadınlar, hamileliklerinin ortalarına doğru cinsel ilişkiden zevk alırlar. Başlangıçta görülen mide bulantıları ve kusmalar da geçmiştir. İlk aylardaki kadar fazla yorulmazlar. Belki de içlerinde bir hayatın büyümekte olduğunu bilmeleri onlara bir heyecan, zenginlik ve fiziksel başarı duygusu vermekte, bu nedenle cinsel ilişkiden zevk almaktadırlar. Fiziksel yöndeki bu yeni duyarlılık, kendini cinsel ihtirasta da gösterir. Bazı kadınlar hamileliklerinin üç ve altıncı ayları arasında ilk defa orgazm olurlar.<br />
Hamilelik ilerleyip de, kadın içinin daraldığını hissetmeye başlayınca, erkeğin yeni sevişme yöntemleri ve yolları araması gerekir. Koca, davranışlarında yumuşak ve okşayıcı olmalıdır. Kadın, ancak çok heyecanlandığı ve cinsel yönden tam anlamıyla uyandığı zaman kendini erkeğine arzu ve rahatlık içinde terk edebilir.<br />
İlişkilerinin bu döneminde, erkeğin o zamana dek öğrenmiş olduğu tüm aşk oyunları yeni bir önem kazanır. İlişkide bulunmadan önce erkeğin karısına hafif okşayışlarla yaklaşması gerekir. Özellikle cinsel uzuvların kendileri değil, etrafı okşanmalıdır. Erkek, karısının hangi cinsel yöntemi tercih ettiğini bildiğini sanır. Öğrenilecek yeni şeyler olabileceğini düşünmez bile. Fakat eşi hamileyken hiçbir şeyi oluruna bırakmamalı, sevişirken yeni yöntemler denemekten kaçınmamalıdır.<br />
İlk bebek daha dünyaya gelmeden, eşlerine kur yapmayı unutmuş olan kocalar vardır. Unuttukları bir diğer nokta, aşkın yataktan önce başladığıdır. Arzu ve özlem havasını yaratacak olan erkektir. Erkek, daha sabah kahvaltısındaki konuşmalarıyla karısını etkileyebilir. Bütün günkü davranışları ve işten eve dönüşündeki tutumu ile karısının geceyi sabırsızlıkla beklenmesini sağlayabilir.<br />
Hamilelik sırasındaki cinsel ilişkilerde, kadınla erkek yüz yüze iseler ve özellikle erkeğin bütün ağırlığı karısının üzerinde ise, kadın rahatsız olur. Bu pozisyonun bebek açısından hiçbir sakıncası yoktur. Fakat özellikle hamileliğin ileri devrelerinde kadın nefessiz kalır, eziliyormuş gibi hisseder. Hamileliğin ilk işaretleriyle birlikte, göğüslerde de büyüme görülür, duyarlılık artar. Göğüsleriin dolgunlaşması ve yumuşaması emzirme dönemine bir hazırlıktır. Hamileliğin başında dahi göğüsler bastırıldığı zaman acırlar.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.saglikgunlugu.com%2Fhamilelik-ve-cinsel-iliski&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/hamilelik-ve-cinsel-iliski/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkek Çocuk Sahibi Olmak İçin Neler Yapalabilirsiniz</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/erkek-cocuk-sahibi-olmak-icin-neler-yapalabilirsiniz</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/erkek-cocuk-sahibi-olmak-icin-neler-yapalabilirsiniz#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Jun 2009 09:56:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek Çocuk Sahibi Olmak İçin Neler Yapalabilirsiniz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=959</guid>
		<description><![CDATA[Erkek Çocuk Sahibi Olmak İçin Neler Yapalabilirsiniz Çocuğun cinsiyetini, kızlar da X sperminin, erkeklerde ise Y sperminin belirler . Vajinanın asit ortamı, boşalma anında penisin vajina içinde derinlik derecesi, kadının orgazm oluşu gibi faktörler döllenmenin niteliğini etkileyen kesin olmayan faktörlerdir diye eklemiştik. Unutmayın veriler kesin olmayan deneylerin getirdiği yargılardır. Erkek çocuğu istiyorsanız, öncelikle doğru bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Erkek Çocuk Sahibi Olmak İçin Neler Yapalabilirsiniz</h1>
<p>Çocuğun cinsiyetini, kızlar da X sperminin, erkeklerde ise Y sperminin belirler . Vajinanın asit ortamı, boşalma anında penisin vajina içinde derinlik derecesi, kadının orgazm oluşu gibi faktörler döllenmenin niteliğini etkileyen kesin olmayan faktörlerdir diye eklemiştik. Unutmayın veriler kesin olmayan deneylerin getirdiği yargılardır.<br />
Erkek çocuğu istiyorsanız, öncelikle doğru bir zamanlama yapmalısınız. Ovülasyon anında veya ovu-lasyondan yanlızca birkaç saat önce cinsel ilişkide bulunmaya çabalamalısınız. Ovülasyon öncesi üç dört gün kadar cinsel ilişkide bulunmaktan kaçının. Az cinsel ilişki ile meni içindeki erkek sperm sayısını arttıracaksınız. Vajinanın alkali oluşu erkek spermler için uygun ortam yaratacağından bir litre ılık suya iki yemek kaşığı doğal karbonat karıştırarak elde edeceğiniz solüsyonu vajinal lavaj yapmakta kullanın. Vajina alkali ortamının artması Y sperminin geçişini kolaylaştırırken, penis de Y spermini servikse yakın bir yere bırakabilmek için vajinaya iyice girmiş olmalıdır. Vajinal orgazm olmak içinde gerekli ön hazırlıkları ihmal etmeden kendinizi orgazm koşullarına uyarlayın. Ser-viksin alkali salgısı orgazm anında dışarı çıkarak Y sperminin ilerleyişini kolaylaştıracaktır. Esas olarak cinsel birleşmeden aldığınız yüksek zevk ortamı erkek çocuğunuz olma olasılığını o ölçüde arttıracaktır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.saglikgunlugu.com%2Ferkek-cocuk-sahibi-olmak-icin-neler-yapalabilirsiniz&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/erkek-cocuk-sahibi-olmak-icin-neler-yapalabilirsiniz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kız Çocuk Sahibi Olmak İçin Neler Yapalabilirsiniz</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/kiz-cocuk-sahibi-olmak-icin-neler-yapalabilirsiniz</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/kiz-cocuk-sahibi-olmak-icin-neler-yapalabilirsiniz#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Jun 2009 09:52:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Kız Çocuk Sahibi Olmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=957</guid>
		<description><![CDATA[Kız Çocuk Sahibi Olmak İçin Neler Yapalabilirsiniz Ovulasyondan 2-3 gün öncesine kadar sık ilişkide bulunun. Çünkü Y sperminin geçişini güçleştirecek ortam yaratmalısınız öncelikle. Sık cinsel ilişki ile erkek spermi üreme oranı azalacaktır. Birleşme öncesinde, on ölçü suya bir ölçü doğal sirke solüsyonu hazırlayarak bununla vajinanıza lavaj yapın. Boşalma anında penisin vajinaya daha az girmesiyle birlikte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Kız Çocuk Sahibi Olmak İçin Neler Yapalabilirsiniz</h1>
<p>Ovulasyondan 2-3 gün öncesine kadar sık ilişkide bulunun. Çünkü Y sperminin geçişini güçleştirecek ortam yaratmalısınız öncelikle. Sık cinsel ilişki ile erkek spermi üreme oranı azalacaktır. Birleşme öncesinde, on ölçü suya bir ölçü doğal sirke solüsyonu hazırlayarak bununla vajinanıza lavaj yapın. Boşalma anında penisin vajinaya daha az girmesiyle birlikte siz keçi, koyun sayın, olabildiğince cinsel zevk almadan özellikle serviks geçişini kolaylaştıracak orgazmdan kaçının. Bu biraz yavan seks ilişkisinden bir dölleme beklemek zor olacaktır ama olduğunda da kızınız olma olasılığı çok yüksek olacaktır. Bu durumda ancak olgun, yaşlı bir X spermi ile genç bir yumurta birleşebilecektir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.saglikgunlugu.com%2Fkiz-cocuk-sahibi-olmak-icin-neler-yapalabilirsiniz&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/kiz-cocuk-sahibi-olmak-icin-neler-yapalabilirsiniz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

