Bel Fıtığı

Mayıs 7th, 2008admin

Bel Fıtığı

Uygun tedavi yönteminin seçilmesi halinde bel fıtığı hastalarının iyileşme şansı çok yüksektir…

Bel fıtığında erken teşhis çok önemlidir. Çünkü, erken teşhis en çabuk sürede uygun tedaviye karar verilmesini sağlar. Uygun bir zamanlama ile yapılan cerrahiden hastanın faydalanma oranı daha yüksek olur. Hastalık belirli bir dönemi geçtikten sonra yapılan tedaviler ağrıyı geçirse de uyuşukluk, kuvvetsizlik gibi hastalığın belirtileri tam olarak düzelmeyebilir. Bu nedenle, erken teşhis ve eğer gerekiyorsa erken cerrahi tedavi hayati önem taşır.

Bel fıtığı, insan omurgasını oluşturan kemikler arasında vücudun yükünü dengeli olarak sağlayan disk dediğimiz dokunun fıtıklaşarak, komşuluğunda bulunan sinirlere doğru yer değiştirmesi ve bunları baskı altında bırakmasıdır.

İnsan vücudunun ağırlığını taşıyan omurgadır. Bu nedenle özellikle belin alt bölgesine binen yük, zorlayıcı hareketler, eğilip bükülme sonucu disk yapısının bozulması başlıca sebepleri oluşturur. Daha nadiren olmak üzere de çeşitli kazalar bel fıtığına sebebiyet verebilir.

Yaş, şişmanlık, ailesel yatkınlık, genetik özellikler, omurga yapısı bel fıtığı oluşumunda ve belirtilerinin görülmesinde önemlidir.

Bel fıtığının belirtileri nelerdir?
Bel ağrısı

Bacaklara vuran ağrı

Bacaklarda, ayakta uyuşma, güçsüzlük nadiren de olsa yanma ve iğnelenme

İdrar yapamama ya da idrar kaçırmadır.

Bel fıtığı teşhisi nasıl konur?
Muayene

İleri görüntüleme yöntemleri ile inceleme (bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans)

Görüntüleme yöntemlerinin değeri, ilgili uzmanın değerlendirmeleri ve yorumu ile artar. Bel fıtığının belirtileri genellikle ilk 8 ila 12 hafta içinde gerilediğinden, ileri tetkik yöntemleri sadece ameliyat düşünülen hastalarda yapılmalıdır.

Bel fıtığının tedavi seçenekleri nelerdir?
İlaç tedavisi

Yatak istirahati

Fizik tedavi ve rehabilitasyon

Epidural kateterizasyon

Ameliyat

Bel fıtığı cerrahisi nasıldır?

Bel fıtığı ameliyatının esası; omurga kemikleri arasında fıtıklaşıp omurilik ve sinir dokusu üzerine doğru yer değiştirerek sinir dokusunu baskı altında tutan fıtık parçasının çıkartılması, temizlenmesi ve sinir dokusunun rahatlatılmasıdır. Fıtıklaşan bu bölgeye ulaşmak için mutlaka bir cerrahi müdahale gereklidir. Cerrahi yöntemler arasında temel olarak yapılan işlem ve sonuç açısından çok önemli farklılıklar bulunmamaktadır. Her bir yöntemin kendine göre endikasyonları, yapılabilme durumları mevcuttur. Önemli olan hastanın yapılan işlemden gördüğü neticedir.

Bel fıtığı cerrahisindeki başarı yüzdesi nedir?

Uygun endikasyon, yani doğru hasta seçimi halinde bel fıtığı ameliyatlarından fayda görme oranı yüzde 95tir. Yüzde 5 oranında ise doğru ameliyata rağmen yakınmaların devam etme riski vardır.

Ameliyat olan hasta ne kadar süre sonra iyileşebilir?

Özellikle son 15-20 yılda bilgisayarlı tomografi ve magnetik rezonans görüntüleme gibi tanı yöntemlerinin kullanılmaya başlaması bel fıtığını tespit etme ve başka hastalıklardan ayırdetmede büyük kolaylıklar sağlamıştır. Buna paralel olarak ameliyat tekniklerinde de gelişmeler olması sonucu bel fıtığı ameliyatları korkulan bir ameliyat olmaktan çıkmıştır. Artık hastanede kalma süresi giderek kısalmakta, hasta en kısa sürüde günlük yaşamına tekrar dönebilmektedir.

Bel fıtığı hastalarına tavsiyeler:
Bel fıtığı ağrılarının nedeninin tam olarak teşhis edilebileceği bir merkeze ve bu konuda uzmanlaşmış bir hekime başvurulmalıdır.
Bel ağrısının nedeni bel fıtığıysa, bunun ameliyat gerektirip gerektirmediği ortaya konmalıdır.
Ameliyat gerektirmeyen durumlarda istirahat, ilaç tedavisi ve daha sonra bazı durumlarda fizik tedavi yeterli olmaktadır.
Ameliyatın gerekli olduğu durumlarda; hem nasıl bir ameliyat yapılacağı ve ameliyatın zamanlaması, hem de ameliyat sonrası dönemde dikkat edilmesi gereken hususlar konusunda hastaya yardımcı olunmalıdır.

Hastalıklar | İlk yorumu sen yap »

Etiketler: , , ,

Albers-Schönberg Hastalığı

Nisan 14th, 2008admin

Albers-Schönberg Hastalığı

Doğumdan önce başlayan ve en çok kafatasını omurları ve kollarla bacakların kemiklerini etkileyen az rastlanan bir hastalık.

Bu hastalıkta kemiğin dış bölümü (akorteks) aşırı derecede kalınlaşır. Bu nedenle, şekli bozulur ve kemiklerin içinde bulunan ve kemik iliğini içeren boşluklar daralır. Bu kalınlığa rağmen kemikler kolayca kırılırlar. Hastaların çoğunda zeka geriliği de vardır.

Hastalıklar | İlk yorumu sen yap »

Etiketler: , ,

Akşınlık

Nisan 14th, 2008admin

Akşınlık (Albinizm)

Vücutta normal olarak bulunan melanin adlı boya maddesinin doğuştan yokluğu (albinizm). Beyaz farelerde ve beyaz tavşanlarda renksizlik, bu eksiklikten ileri gelir. Aynı duruma, insanlarda da rastlanır. Bu eksikliğin derecesine göre insanlarda ya bir dereceye kadar sarıya çalan bir saç rengi dikkati çeker, ya da deride, saçta ve hatta gözlerde renk bulunmaz. Bazı araştırıcılar akşınlıkla zeka geriliği arasında bir ilintinin bulunduğunu ileri sürmüşlerse de bu iddia doğrulanamamıştır.

Akşınlığın en belirli özelliği genç bir kimsede saçların bembeyaz olmasıdır. Deride de boya maddesinin yokluğu, deri altındaki damarların çok rahat seçilebilmesini sağlar. Göz rengi genellikle açık gridir. Böyle kimselere akşın (albinos) denir.

Gözün iris ve koroid tabakalarında boya maddesinin bulunmaması görme bozukluklarına yol açar. Akşınlar göz uyumunu kolayca yapamaz ve parlak ışıktan çok rahatsız olurlar (fotofobi). Bu kimselerin göz merceklerinde miyopluğa ve astigmatlığa yol açan bozukluklara sık rastlanır.

Akşınlığın gerçek nedeni bilinmemektedir. Ancak, melanin yapımı için gerekli enzimlerden birinin yokluğundan ileri geldiği sanılmaktadır. Bu özellik kuşaktan kuşağa geçer. Akşınların genel nüfusa oranı yaklaşık olarak 20,000′de 1′dir.

Akşınlık kesinlikle giderilemez. Fakat, koyulaşarak göze gelen ışığın yoğunluğunu azaltan camlı gözlüklerin kullanılması, vücudun fazla güneş ışığından korunması rahat etmelerine yol açar.

Hastalıklar | İlk yorumu sen yap »

Etiketler: , ,

« Önceki Yazılar

 
© 2008
Webservis
eXTReMe Tracker