Tiroksin

Haziran 17th, 2008admin

Tiroksin

İlk olarak Kendall tarafından elde edilen bir aminoasit. Tiroksinin yapısı Harington tarafından aydınlatılmış ve gene Harington tarafından sentezi yapılmıştır. Kalkanbezinde tiroksin tireoglobülin adı verilen iyotlu bir proteine bağlı olarak bulunur. Tiroksin bir kalkanbezi hormonudur; salgılanmasını düyodotirozin sağlar.

Tiroksin protein, karbonhidrat ve lipitlerin yükseltgenmelerini hızlandırarak solunumu etkiler. Ayrıca su alışverişini de kolaylaştırır. Kan dolaşımını etkin bir hale sokar. Bunun sonucu olacak beynin etkinliğini de artırır.

Tiroksin hormonunun azlığı sıcaklık düşmesi, ödem ve bazı aşırı hallerde de ruhsal yetersizlikleken dini belli eden hipotiroidizm halini yaratır. Tiroksinin fazlalığı ise hipertiroidizm halini yaratır; sıcaklık artar, hastada taşkınlıklar ve bazen de Basedow hastalığı görülür. Tiroksin tedavi alanında, hipotiroidizm hallerinde ve gelişme bozukluklarında kullanılır.
 
 

Hormonlar | İlk yorumu sen yap »

Etiketler:

Östrojen

Haziran 17th, 2008admin

Östrojen

Kadınlarda doğal olarak bulunan bir grup cinsiyet hormonu. Östrojen yapay olarak da elde edilebilir. Östrojen özelliği ve etkinliği gösteren tüm bileşiklere Östrojen adı verilir. Bu tür maddeler doğada çok yaygındır.

Östrojenler, kadını cinsel birleşmeye ve çocuk yapmaya hazırlayan başlıca hormonlardır. Genç kızların, ergenlik döneminde göğüslerinin gelişmesi bu hormonların etkinliğine bağlıdır. Östrojenler aynı zamanda, dölyatağının, dölyolunun ve fallop borularının gelişmesini hızlandırırlar. Vücudun biçiminde oluşan değişikliklere ve ikincil cinsel nitelik olarak vücudun belli yerlerinde tüylerin çıkmasına yol açarlar. Kadınlığa özgü birçok özelliklerin meydana gelmesine yol açan östrojenleri vücut menopozdan sonra salgılamaz.

Östrojenler kimyasal olarak kolesterinden oluşan steroit hormonlardır. Bazı yiyeceklerde bulunan kolesterin, vücut tarafından da yapılır. Östrojen gibi etkinlik gösteren ve steroit olmayan birçok bileşikler bulunmuş ve tıpta bunların kullanımıyla ilerlemeler kaydedilmiştir.

1930′da yapılan ilk yapay östrojen, sülbestrol günümüzde de kullanılmaktadır. Memelilerde en çok salgılanan ve en etkili olan doğal östrojen, östradiyoldür. Östradiyol vücutta önce ötrona, daha sonra östriyole dönüşür. Bu üç bileşik de sidik ile dışarı atılır. Östradiyol, yumurtalıkta foliküller ve sarı cisimcik (corpus luteum) tarafından salgılanır. Gebe kadınlarda plasenta da östradiyol salgılar. Gebeliğin son zamanlarında sidikte östriyol bulunması, dölütün iyi durumda olduğunu gösterir. Erkeklerde de erbezleri ve böbreküstü bezleri az miktarda östrojen salgılar Bu nedenle, erkeklerin sidiklerinde östrojen bulunursa da, bu miktar kadınların sidiklerinde bulunan östrojenin onda birine eşittir.

Ön hipofizden salgılanan folikül uyarıcı hormon yumurtalığı etkileyerek östrojen salgılanmasına yol açar. Adet döneminin başında folikül uyarıcı hormonun miktarı artar; bunun sonucu olarak yumurtalıkta bir folikül gelişir ve yumurtalık östradiyol salgılar. Östradiyol, her adet kanamasında dölyatağı çeperinde bazı değişikliklere sebep olur. Bir yumurtanın olgunlaşıp yumurtalıktan atılması yani yumurtlama (ovülasyon), adet kanamalarından 14 gün önce meydana gelir. Ovülasyon ön hipofizde salgılanan lüteinleştirici hormonun sebep olduğu bir süreçtir. Yumurtalıkta östradiyol miktarının artması hipofizin lüteinleştirici hormon salgılamasına yardımcı olur ve östrojen adet kanamasının sonunda, folikül uyarıcı hormonun salgılanmasını durdurur.

Döllenmenin gerçekleşmesi için spermaların Fallop borularına girmesi gerekir. Östrojenler Fallop borularının hareketliliğini arttırarak spermatozoitlerin buraya girmelerine yardımcı olurlar. Döllenme olduktan sonra, gebeliğin sürdürülmesi için gerekli olan Östrojenler, dölyatağını da doğuma hazırlarlar. Östrojenler hem kadınlarda hem de erkeklerde cinsel isteği arttırırlar. Ancak psikolojik ve duygusal nedenler, östrojenlerin bu etkinliğinin anlaşılmasını güçleştirmektedir. Örneğin bazı kadınların cinsel isteklerinde menopozdan sonra bir azalma görülmez.

Östrojenler metabolizmayı da etkilerler. Birçok kadınlarda adet kanamasından önce vücutta alıkonan su ve tuz miktarının artmasına Östrojenler sebep olur. Ancak adet kanamalarından önce meydana gelen bazı belirtilere örneğin sinirsel gerginliğe bu hormonların yol açtığı söylenemez. Östrojenlerin kadınları kalp hastalıklarına karşı koruduğu sanıl maktadır. Menopozdan önce kadınlarda kalp krizi vakalarına aynı yaştaki erkeklere oranla daha az rastlanmaktadır. Erkeklere östrojen verilerek kalp hastalıklarının tedavi edilmesine çalışılmaktaysa da henüz bu konuda başarı elde edilememiştir. Östrojen erkeklerde göğüslerin büyümesi gibi bazı yan etkilere yol açan Östrojenin kadınlarda, osteoporoz ve kemik incelmesine karşı bir korunma sağladığı da sanılmaktadır.

Kadınlara menopoz döneminde östrojen verilerek, menopozun kötü etkileri önlenebilir. Ameliyatla yumurtalıkları çıkarılmış olan genç kadınlarda erken menopoz gerçekleşir. Bu hastalara östrojen verilerek yaşamlarını normal olarak sürdürmeleri sağlanır. Ağrılı adet kanamalarında ve ergenlik sivilcelerinin tedavisinde yapay östrojenlerin etkili olduğu saptanmıştır. Doğumdan sonra, bebeklerini emzirmek istemeyen, annelerin sütünü kesmek için östrojen tedavisi uygulanırsa da bu tedavinin bazı sakıncaları vardır.

Östrojenler bazı kanserlerin tedavisinde oldukça etkilidir. Prostat bezi kanseri olan erkeklere östrojen tedavisi uygulanarak tehlikeli urların gelişmesi önlenebilmektedir. Kadınlarda görülen göğüs kanserlerinin bazı türleri de vücudun östrojen salgılaması ile yakından ilgilidir.

Bu durumun tedavisi östrojen salgılayan yumurtalıklar ve böbrek üstü salgıbezleri ameliyatla çıkarılarak yapılır. Bir başka tedavi yöntemi de hipofiz bezinin ameliyatla çıkarılması ile, bu bezin salgıladığı folikül uyarıcı hormonun üretimini durdurmak ve böylece yumurtalıklarla böbrek üstü salgıbezinin etkinliğini önlemektir.

Östrojenlerin en çok kullanıldığı alan, doğum kontrolüdür. Doğum kontrolünde kullanılan ilaçlarda östrojen ile birlikte progesteron etkisi yapan maddeler kullanılır. Doğum kontrolü haplarının yan etkilerine östrojen yol açar. Mide bulantısı, kusma ve kilo alma doğum kontrol haplarının yan etkileridir. Uzun süre östrojen tedavisi uygulanması, dölyatağı mukozasının fazla gelişmesine ve bu nedenle dölyolunda kanamaya yol açar.

Doğum kontrol haplarının en tehlikeli yan etkisi olan artan kan pıhtılaşması ise çok az görülen bir durumdur. Ancak günümüzde bu tehlike haplarda çok az miktarda östrojen kullanılarak hemen hemen giderilmiştir. Bununla birlikte doktorlar, doğum kontrol hapı kullanan kadınların zaman zaman bu haplara ara vermelerini ve hapları kullanırken de belirli aralıklarla kan muayenesi yaptırmalarını salık vermektedir.
 
 

Hormonlar | İlk yorumu sen yap »

Etiketler:

Hormonların Kimyasal Yapıları

Haziran 17th, 2008admin

Hormonların Kimyasal Yapıları

Hormonlar kimyasal yapıları bakımından üç büyük grupta toplanırlar. Bunlar kimyasal yapıları basit olan hormonlar, karışık protein yapılı hormonlar ve steroit hormonlardır. Kimyasal yapıları basit olan hormonlar aminoasit tipindedirler. Bunlara örnek olarak adrenalin ve tiroksin gösterilebilir. Steroit hormonlar böbrek üstü kabuğu ve erbezieri ve yumurtalıkların küçük aralıklar içindeki dokuları tarafından salgılanırlar.

Günümüzde hormonlardan sadece bazılarının kimyasal formülleri kesin olarak bilinmektedir. Bunlar, erbezlerinden türeyen testosteron, yumurtalıklardan türeyen progesteron, böbrek üstü kabuğu tarafından salgılanan kortizon ve dezoksikortikosteron, ön hipofiz ve arka hipofiz tarafından salgılanan hormonlar (ACTH ve büyüme hormonu), bazı kalkanbezi hormonları, böbrek üstü iliği hormonları ve ensülindir.

Bir hormonun kimyasal yapısı ve biyolojik etki tipi arasındaki ilişkileri ortaya koyabilmek için yapılan araştırmalarda çeşitli hormonların kesin kimyasal formüllerinin bilinmesi gerekir.

Hormonların başlıca fiziksel ve kimyasal özellikleri şunlardır; Hormon moleküllerinin kimyasal yapısı basittir. Kan ve dokuların küçük aralıkları içindeki lenfler gibi organik sıvılarda kolayca çözünürler ve büyük ölçüde yayılırlar. Bu ikili özellikleri yüzünden kana karışırlar ve kandan da dokulara ulaşırlar. Isıya karşı direnç gösterirler. Bu özellik yüzünden hormonlar, enzim ya da fermetlerden farklı olarak ısıda parçalanmazlar ve etkinliklerini yitirmezler. Sadece bazı hormonlar ısıya karşı dayanıksızdırlar. Bu yüzden parçalanırlar, yani yozlaşırlar ve belirli bir sıcaklıkta etkinliklerini yitirirler.
 
 

Hormonlar | İlk yorumu sen yap »

Etiketler:

« Önceki Yazılar

 
© 2008
Webservis
eXTReMe Tracker