<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Romatizma</title>
	<atom:link href="http://www.saglikgunlugu.com/saglik/romatizma/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglikgunlugu.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 08 Jan 2012 15:23:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>Sinir Sıkışması</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/sinir-sikismasi</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/sinir-sikismasi#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Jul 2009 16:44:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Romatizma]]></category>
		<category><![CDATA[Sinir Sıkışması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=1092</guid>
		<description><![CDATA[Sinir Sıkışma Sendromları Gebelikte görülen sinir sıkışma sendromları; karpal tünel sendromu (KTS), Guyon kanalında ulnar sinir sıkışması, tarsal tünelde posterior tibial sinir sıkışması, lateral femoral kütanoz sinirin skıkışmasına bağlı olarak gelişen meraljia parestetikadır. Gebelik esnasında ellerde uyuşma, karıncalanma ve ağrı ile kendini gösteren ve el bileğindeki median sinir sıkışmasına bağlı gelişen KTS’nda ağrı median sinir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><center><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-4978670797689592";
/* 336x280, oluşturulma 15.06.2008 */
google_ad_slot = "0480162563";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></center></-> <h1>Sinir Sıkışma Sendromları</h1>
<p>Gebelikte görülen sinir sıkışma sendromları; karpal tünel sendromu (KTS), Guyon kanalında ulnar sinir sıkışması, tarsal tünelde posterior tibial sinir sıkışması, lateral femoral kütanoz sinirin skıkışmasına bağlı olarak gelişen meraljia parestetikadır.</p>
<p>Gebelik esnasında ellerde uyuşma, karıncalanma ve ağrı ile kendini gösteren ve el bileğindeki median sinir sıkışmasına bağlı gelişen KTS’nda ağrı median sinir dağılımı boyunca ilk üç veya dört parmaktadır. Tüm gebelerde %30’ a varan sıklıklarda görülebilir. Bazı araştırmacılar relaksinin sıvı birikimine yol açarak karpal tünelde basınç artışı yaptığını ve bunun hastalığa neden olduğunu öne sürmüşlerdir. İstirahat, el bileği splinti ve lokal stereoid enjeksiyonu mükemmel sonuç verir. Böylelikle uzun süreli ilaca veya baskıyı ortadan kaldırıcı cerrahi girişime gerek kalmaz. Diğer sıkışma sendromlarında da benzer tedavi yaklaşımları söz konusudur. İlgili kısmın dinlendirilmesi kartizon enjeksiyonları splintleme.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.saglikgunlugu.com%2Fsinir-sikismasi&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/sinir-sikismasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fisiksel Tıp ve Rehabilitsayon</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/fisiksel-tip-ve-rehabilitsayon</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/fisiksel-tip-ve-rehabilitsayon#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Jul 2009 07:04:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Romatizma]]></category>
		<category><![CDATA[Rehabilitsayon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=1077</guid>
		<description><![CDATA[Fisiksel Tıp ve Rehabilitsayon Rehabilitasyon sözcüğü ülkemizde iyi bilinmediği için kısa bir tarifini yapmakta yarar olacaktır. Bu sözün esası Latinceden gelir. Habil yetenek anlamında olup buna göre rehabilitasyon &#8220;yeniden yetenekli kılma&#8221; demektir. Herhangi bir nedenle ortaya çıkan hastalıklar veya doğuştan olan bozukluklarda yeteneklerin bir kısmını veya tümünü kaybeden kişilerin bedensel, sosyal, ruhsal ve mesleki yönden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Fisiksel Tıp ve Rehabilitsayon</h1>
<p>Rehabilitasyon sözcüğü ülkemizde iyi bilinmediği için kısa bir tarifini yapmakta yarar olacaktır. Bu sözün esası Latinceden gelir. Habil yetenek anlamında olup buna göre rehabilitasyon &#8220;yeniden yetenekli kılma&#8221; demektir. Herhangi bir nedenle ortaya çıkan hastalıklar veya doğuştan olan bozukluklarda yeteneklerin bir kısmını veya tümünü kaybeden kişilerin bedensel, sosyal, ruhsal ve mesleki yönden düzeltilmesi, sakatlık ortaya çıkmışsa ortadan kaldırma veya en aza indirme çalışmaları, toplum içinde bağımsız yaşama ve eski mesleğine dönebilecek, şekilde eğitime, bu olamıyorsa yeteneğine göre yeni bir meslek kazandırmaya çalışma çabalarının tümüne &#8220;tıbbi rehabilitasyon&#8221; diyoruz. Rehabilitasyon çalışmaları sadece bedensel olmaz. Ruhsal, sosyal ve ekonomik konuları da içerdiğinden çok yönlü ve geniştir, bu nedenle uzman doktor yönetiminde fizyoterapist, uğraşı terapisti, konuşma terapisti, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, rehabilitasyon hemşiresi, ortoz ve protez terapisti, mesleki danışma gibi bir ekibin birlikte çalışması gerekir. 2. Dünya Savaşı&#8217;ndan sonra ortaya çıkmış yeni bir bilim dalıdır.<br />
Romatizmai hastalıkların eklem ve çevresinin ağrılı, hassasiyet veya fonksiyon bozukluğu olan uzun süreli iltihabi olaylar oluşu, omurga veya çevre eklemleri tutuşu, akut veya kronik, tek veya birçok eklemi tutuşu gözönüne alınarak fizik tedavi ve rehabilitasyon programı çizilir. Programının amacı, şikâyetlerin iyileşmesi, hastalık süresinin kısalması, de-formitelere engel olma veya olmuşsa düzeltme, hastayı bedensel, sosyal, psikolojik ve ekonomik açıdan en üst düzeyde tutabilmedir. Bu hastalıklarda fonksiyonel bozukluklar şu nedenlerle oluşur: Kıkırdak kaybı veya iltihap nedeniyle ağrı, deformite, kullanmama artrofisi ve ağrı nedeniyle kasta güçsüzlük, eklem sıvısı nedeniyle hareket kaybı eklem yüzeylerinin uyuşmazlığı, eklem kapsülünün kontraktürü ve kas atrofisi ve bağ gevşekliği nedeniyle eklemin sağlam olmayışı.<br />
Değerlendirme hasta eklemlerin sayısı, yeri, hastalığın ağırlık derecesi, iltihap, sıvı, eklem hareketi kısıtlılığı, kas atrofisi ve güçsüzlüğü, deformite veya anormal postür, yürüme bozukluğu, kendi kendine bakım bozukluğu tek tek saptanarak yapılır. Değerlendirme sonucuna göre tedavi programı çizilir.<br />
Romatizmal hastaların tedavisinde fizik tedavi ve rehabilitasyonun gayesi şöyle özetlenebilir:<br />
— Ağrıyı azaltmak,<br />
— Eklem hareket ve fonksiyonunu geliştirmek,<br />
— Eklemi çalıştıran kasları güçlendirmek, deformite oluşumunu engellemek,<br />
— Hastanın ev ve aile içindeki durumunu değerlendirerek eksiklerini ve kabiliyetini geliştirmek.<br />
— Bazı işleri yaparken özel teknikler ve tavsiyelerde bulunma, örneğin ağırlık kaldırma, ev ve iş yerindeki mobilyalardaki değişiklikler,<br />
— Aile hayatı ve sosyal hayatını düzenleyici tavsiyeler,<br />
— Günlük hayatta yaptığı işleri daha kolay ve uygun şekilde yapabilmesi için özel bazı aletler kullanmak.<br />
— Hastanın hastalığına karşı tutumu, depresyon, pasif oluşu, korunma isteği, öğrenme ve anlama kabiliyeti, kooperasyonu, hayatındaki değişikliğe uyum sağlamayı istemesi, kendine güven- hissi psikolog tarafından değerlendirilerek destek verilmesi.<br />
Bu gayeye varmak için şöyle bir program çizilir:<br />
1- ısı, soğuk, elektrik ve diğer fizik tedavi yöntemleri.<br />
2- Egzersizler: Eklem hareketleri, germeler, kuvvetlendirmeler. -<br />
3- öeformiteye engel olmak için egzersiz ve alçılama vb.<br />
4- Ortez- yani birtakım aletler kullanma.<br />
5- Yürüme: Uygun ayakkabılar, cihazlar, splintler, baston ve koltuk değnekleri.<br />
6- iş ve uğraşı tedavisi.<br />
7- Kendi kendine yardım edici aletler.<br />
8- Evde uygulanan programlar.<br />
9- işe dönüş veya işi değişme, barınaktı işyerleri vb.<br />
<strong>ısı uygulaması: </strong>En sık kullanılan tedavi şeklidir. Bölgesel ve genel olarak kululanılır. Genelde ağrıyı azaltmak, egzersiz öncesi hareketleri kolaylaştırmak için uygulanır. En basitinden en karmaşık şekline kadar çok çeşitli aletlerle yapılır. Isı kaynağı ve uygulama yöntemleri değişikte olsa fizyolojik etkisi esasta aynıdır.        ,<br />
— uygulanan bölgedeki doku ısısı yükselir.<br />
— Kan damarlarını genişletir.<br />
— Kan dolaşımını arttırır.<br />
— Kapiller kan basıncını yükseltir.<br />
— Kan damarlarının geçirgenliğini arttırır.<br />
— Metabolizmayı yükseltir.<br />
— Ter bezlerinin çalışmasını hızlandırır.<br />
— iltihapta fagozitosu arttırır.<br />
— Kalp çalışmasını hızlandırır.<br />
— Ağrıyı geçirir.<br />
— Kaslarda gevşetici etkisi vardır.<br />
— Dokulara giden oksijen miktarı artar ve dokuların artık ürünleri daha kolay atılır.<br />
infraruj, hidrokolotör paketleri, parafin banyosu, kontrast banyo, girdap banyoları, yüzme havuzu, gibi hidroterapi, uitrason, kısa dalga ve radar dîatermi gibi derin ısı verenler ısı veren çeşitli aletlerdir.<br />
Soğuk uygulaması: soğuk deri damarlarını daraltır, kanamayı-durdurur. Hücre aktivitesini yavaşlatır. Derideki ağrı Reseptörlerini bloke eder. Soğuk eklem kapsülündeki lokal kan akımını artırır, ve kanın derin dokulara gitmesini sağlar. Kan spazmını ve ağrıyı azaltır. ısıya iyi cevap vermeyen hastalarda, akut hastalık halinde, ödemli, sıcak ve şiş bölgelerde, perifer kan akımının zayıf olduğu hallerde kullanılır. ısıya göre daha derin dokulara gider ve daha uzun süre ağrıyı azaltır.<br />
<strong>Elektrik tedavisi: </strong>Uzun yıllar çeşitli elektriksel yöntemlerle hastalar tedavi edilmiştir. Bunlar içinde yüksek frekanslı elektrik akımlar ısı vererek, alçak frekanslı ve düz akımlar damarları genişleterek ve ağrıyı azaltarak, kaslardaki atrofiyi önleyerek-trofik bozuklukların tedavisinde kullanılabilirler. Atrofik ve çok hafif kasılabilen bir kasa faradlk akımla uyarı verme ve ayağında ağrı ve tutukluluk olan romatizmal hastalarda faradi banyoları en çok kullanılan şekillerdir, lontoforez herhangi bir madde ionlarının elektrik akımı ile vücuda verilmesidir, son yıllarda kullanılmamaktadır.<br />
<strong>Masaj: </strong>Tedavi amacıyla vücut dokularının sistematik ve bilimsel yoldan el ile çalıştırılmasıdır. Masaj, refleks ve mekanik etkilere sahiptir. Refleks yolla yüzeysel kabiller damarlar genişler, kaslar gevşer, duyu reseptörleri ve sinir kökleri uyarılır, ağrı eşiği yükselir ve sonuçta hasta rahatlayıp gevşer. Mekanik yolla ise, kan dolaşımının düzenlenmesi ile alyuvarlar ve oksijen kapasitesinde artış olur, venöz ve lenfatik dönüş hızlanır, dokulardaki sıvı, metabolizma artığı ve toksik maddelerin vücuttan atılımı kolaylaşır. Kasların ayrıca beslenmesi sağlanır, yumuşak doku yapışma ve fibröz doku oluşumu önlenir. En sık kullanılan masaj teknikleri şunlardır:<br />
1- Eflöraj veya sıvazlama.<br />
2- Petrisaj veya yoğurma.<br />
3- Friksiyon.<br />
4- Perküsyon veya vurma (klakman, tapotman, haşur)<br />
5- Vibrasyon.<br />
- Masaj, ağrının giderilmesi, kontraktür ve yapışıklıkların azaltılması, kasların gevşetilmesi, ödemin azaltılması gereken durumlarda yararlıdır. Enfeksiyonlarda, akut iltihabi durumlarda, ateşli hastalıklarda, habis tümörlerde, akut dolaşım bozuklukları, flebit ve lenfanjitte, çeşitli deri hastalıklarında, kemik tüberkülozu ve osteomiyelitte, hipertansiyonda uygulanması sakıncalıdır.<br />
<strong>Egzersiz tedavisi: </strong>Tedavi hareketleri yani terapötik egzersizler bir bozukluğu düzeltmek, kas iskelet fonksiyonunu geliştirmek amacıyla yapılan kontrollü hareketler olarak tarif edilir. Bu egzersizlerin amacı, kas gücü, dayanıklılık ve elastisiteyi artırmak, koordinasyonu sağlamak, dolaşım ve hareketleri düzenlemek, eklem hareketini korumak, kişinin vücudu hakkında bilinçli hale gelmesini sağlamaktır.<br />
Egzersiz türleri pasif, aktif yardımlı, aktif, dirençli, ilerleyici dirençli, germe, gevşeme, solunum vb. olmak üzere çok çeşitlidir.<br />
Pasif egzersizler fizyoterapist tarafından veya aletlerle yaptırılan, hastanın iradi kasılması olmadan eklemin normal sınırları içindeki hareketlerdir. Yararı eklem ve yumuşak dokuda kontraktür oluşmasını önler, dolaşımı düzenler, proprioseptif duyuyu artırır, bir tasım refleksleri uyarır ve aktif egzersizlere hazırlar.<br />
<strong>Aktif yardımlı egzersizler:</strong> Hastanın başlayıp fizyoterapist veya bazı aletlerle devam edilen çalışmalardır. Yer çekimi ortadan kaldırıldıktan sonra normal eklem hareketini tamamlayamıyorsa bu tip egzersiz yaptırılır. Amacı kas gücünü artırma, koordine hareketlerin gelişmesini sağlamaktır.</p>
<p><strong>Aktif egzersizler:</strong> Yardımsız, hasta tarafından yapılan hareketlerdir. Kas gücü yerçekimi ortadan kaldırıldıktan sonra ekleme tam hareketini tamamlatabilecek düzeyde ise bu egzersiz yaptırılır. Kas gücünü artırır, dolaşımı düzenler, kas atrofisini önler, koordinasyonu sağlar, vücut fonksiyonlarını normale döndürür.<br />
<strong>Aktif dirençli egzersizler:</strong> Kas gücü uygunsa hasta aktif egzersiz bir miktar dirence karşı yapar. Amaç kas gücünü artırmaktır.<br />
ilerleyici dirençli egzersizler: De Lorme tarafından 2. Dünya Savaşı sırasında geliştirilmiş olup bu isimle de bilinir. Kas gittikçe arttırılan dirence karşı çalıştırılarak hem güç hem de dayanıklılık (endurans) kaza-<br />
<strong>&#8216; Germe egzersizleri:</strong> Kas kasılması veya kontraktüründe kullanılır. Kuvvet pasif olarak verildiği gibi hasta tarafından aktif olarak da yapılabilir.<br />
<strong>Dayanıklılık egzersizi:</strong> Belirli bir kas grubuna düşük kiloda uzun süre yük uygulanmasıdır. Kronik ağrılı hastalarda yürüme egzersizleri endu-ransı artıracak iyi bir yöntemdir.<br />
<strong>Solunum egzersizleri:</strong> solunum yetersizliğini düzeltmek veya azaltma postürü düzeltme amacıyla kullanılır, Romatizmal hastalıklardan spondilitis ankilopoetikada özellikle tavsiye edilir. Amaç hastaya düzgün nasıl solunum yapacağını öğretmek, diyaframa ve karın kaslarını kuvvetlendirerek kısıtlı kardiorespiratuar rezervi ile yaşamasını sağlamaktır.<br />
<strong>Gevşeme egzersizleri:</strong> Ağrıyı azaltan, stresi kaldıran özellikle yumuşak doku romatizması olan hastalarda kullanılan egzersizlerdir.-<br />
<strong>izometrik egzersizler:</strong> İzometrik kas kasılması, kasın boyunda herhangi bir değişiklik meydana gelmeden, kas geriliminin artmasıdır. Hareketsiz duran bir cisme bastırmak, belirli pozisyonda belirli bir ağırlığı tutmak, elle yapılan dirence karşı gelmek izometrik egzersizdir. Kas gücünün artması, kas kontrolünün sağlanması ve yapışıklıkların önlenmesi amacıyla kullanılır.<br />
<strong>izotonlk egzersizler:</strong> Kas gerilim kuvvetinde herhangi bir değişiklik meydana getirmeden kas liflerinin boyunda kısalma ile birlikte kasın ka-sılmasıdır. Kas gücünün artması, kasın gelişmesi için kullanılır.<br />
<strong>izokinetik egzersizler: </strong>Bu egzersizler vücudun belirli bir bölümünü bir sınır içinde hızı değiştirmeden hareketli tutmak, iradi kas hareketini sağlamak için yapılır.      -                                                    »<br />
Romatizmal hastalıklarda fizik tedavi ve rehabilitasyonun programlanması ve uygulanması hastalığın aktif olup olmadığı gözönüne alınarak yapılır. Akut dönemde yani eklemler sıcak, şiş, ağrılı ise, kesin istirahat, eklemleri fonksiyonel pozisyona koyarak düzeltmek, izometrik, solunum, bazen aktif ve aktif asistif egzersizler yaptırmak gerekir, istirahat sert yatakta, deformasyon ve kontraktürlere neden olmayacak şekilde olmalıdır. Eklemlerde gelişecek bu tür pozisyonları önlemek için eklemleri fonksiyonel pozisyonda tutmalıyız, örnek verirsek ayağı bilekten hafif yukarı kaldırarak tutmalıyız. Ayak altına kum torbası konarak desteklenmeli ve normal eklem hareketleri yaptırılmalı. Dizde ise akut durumda ya ekstansiyonda veya 15 derecelik fleksiyonda. tutulmalıdır. Kalça ise 180° lik ekstansivon ve nötral rotasyonda tutulmalıdır. Alt tarafta bu şekile koyma çok önemlidir. Üst taraf eklemlerinde ise hareket de önemlidir. Elin fonksiyonu el bilek ekyemi 15-30° ekstansiyon, .10° ulnar deviasyon, baş parmak ve diğerleri opozisyonda, tüm eklemler yarım fleksivondadır. Dirsekte eklemin pozisyonu 90-120° İik fleksiyon ve ön kolun nötral rotasyonudur, omuz ekleminde ise 45° abduksiyon, 45° fleksiyon pozisyonudur.<br />
Eklemleri bu şekilde sabit tutabilmek için plastik veya alçı spllntler (aletler) kullanabiliriz. Günde 1-2 defa 20 dakika hafif sıcak uygulayarak normal eklem hareketleri hasta tarafından aktif olarak yapılmalıdır. Pasif yani bir başka kişi tarafından asla yapılmamalıdır. Aktif asistif hareketler de yapılabilir. Böylece hem eklem hareketleri korunmuş hem de kas atrofisi önlenmiş olur.<br />
Kronik dönemde tüm tedavi yöntemlerini hastanın ihtiyacına göre kullanabiliriz. Sıcak, soğuk, elektrik uygulamaları, masaj, egzersizler, uğraşı tedavisi, yürüme eğitimi, psiko-sosyai destek, işe yerleşme vb. Bu dönemde egzersizler günde 3-4 kere yapılır. Hastaya verilen egzersiz-, lerden sonra 2 saatten daha uzun süre ağrılar oluyorsa, egzersiz miktarı çok demektir. Miktar yarıya inerek denenir, bu hastalığın cinsine, şekline, hastanın yapısına göre her kişide farklıdır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.saglikgunlugu.com%2Ffisiksel-tip-ve-rehabilitsayon&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/fisiksel-tip-ve-rehabilitsayon/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kaplıca Tedavisi</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/kaplica-tedavisi</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/kaplica-tedavisi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Jul 2009 07:57:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Romatizma]]></category>
		<category><![CDATA[BALNEOTERAPİ]]></category>
		<category><![CDATA[deniz suyu tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[kaplıca tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Talassoterapl]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=1070</guid>
		<description><![CDATA[Kaplıca Tedavisi Kaplıca tedavisine gidecek hasta, hekime danışarak gitmelidir. Hastalığın cinsine ve dönemine, hastanın yapısına göre karar verilir. Tedavinin amacı hareket kapasitesini artırmak, dolaşımı hızlandırmak, ağrı ve kas spazmını azaltmak, kontraktürlerin oluşmasına engel olmak, çevre değişimi ile psikososyal destek ve istirahattır. Hangi hastaların kaplıcaya gitmesi sakıncalıdır? Hastalığı akut dönemde olanlar, kalp hastalığı, hipertansiyon ve dolaşım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Kaplıca Tedavisi</h1>
<p>Kaplıca tedavisine gidecek hasta, hekime danışarak gitmelidir. Hastalığın cinsine ve dönemine, hastanın yapısına göre karar verilir. Tedavinin amacı hareket kapasitesini artırmak, dolaşımı hızlandırmak, ağrı ve kas spazmını azaltmak, kontraktürlerin oluşmasına engel olmak, çevre değişimi ile psikososyal destek ve istirahattır.<br />
Hangi hastaların kaplıcaya gitmesi sakıncalıdır? Hastalığı akut dönemde olanlar, kalp hastalığı, hipertansiyon ve dolaşım sistemi yetmezliği olanlar, mide ülseri, tümör, ağır anemisi olan hastalar. Kaplıcadan yararlanacak romatizmal hastalıklar ise genelde şunlardır:<br />
Osteoartroz, spondilitis ankilopöetika, romatioid artritis, gut ve yalancı gut, yumuşak doku romatizmaları.<br />
Bu hastalıkların akut dönemlerinde kaplıca sakıncalıdır.<br />
Uygulama yöntemleri: Kaplıca küründen beklenen yararın sağlanması için hazırlanan programa hastanın mutlaka uyması gerekir. Kür en az 3-4 haftadır. Banyo ısısı 37-38° C&#8217;dir. Banyo süresi 5 ila 20 dakika arasında değişir. Günde bir banyo yapılır. Günde iki defa banyo alınmamalıdır. Banyodan sonra en az 1 saat dinlenmek gerekir. Egzersiz, fizik tedavi, masaj, bölgesel çamur tatbiki gerekiyorsa günün diğer saatlerine programlanır. *&#8221;<br />
Hidroterapi (su tedavisi): Eski çağlardan beri su ile tedavi romatizmal hastalıklarda kullanılmaktadır. Suyun sıcaklığı, soğukluğu ve kaldırıcı gücünden yararlanılır. Genelde küçük banyolar, girdaptı banyolar ve yüzme havuzları şeklindedir. Birçok eklem ve omurga hasta ise, tutukluk varsa, kalça eklemi gibi ağırlık taşıyan eklemler hasta ise, yüzme havuzu işe yarar. Yürüme egzersizleri, özellikle spondilitis ankilopoetika-da belkemiği hareketleri, havuzda yapılır. Havuz suyu ısısı vücut ısısına eşit veya yakın, yani 32-36° C olmalıdır, suyun kaldırma etkisiyle vücut ağırlığı kısmen azalmış olur, böylece eklemler daha serbest hareket eder. Kronik dönemdeki romatoid artritli, artrozlu, spondilitli hastalarda yarar sağlar.<br />
<strong>Talassoterapl (deniz suyu tedavisi):</strong> Fransa ve italya gibi bazı ülkelerde halen tedavi edici amaçla kullanılmaktadır. Hidroterapide belirtilen özellikler ve güneş ışınlan dışında bir özelliği veya avantajı yoktur.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.saglikgunlugu.com%2Fkaplica-tedavisi&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/kaplica-tedavisi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yumuşak Doku Romatizmaları</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/yumusak-doku-romatizmalari</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/yumusak-doku-romatizmalari#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Jul 2009 10:09:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Romatizma]]></category>
		<category><![CDATA[Bursitis]]></category>
		<category><![CDATA[Panlkülltlz]]></category>
		<category><![CDATA[Tendinit]]></category>
		<category><![CDATA[Tendoperlostlt-Entesopatl]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=1065</guid>
		<description><![CDATA[Yumuşak Doku Romatizmaları Eş ve benzer isimler: Eklem dışı romatizmalar adı da verilir. Tanımı: Kas tendon, tendon kılıfı, tendonların kemiğe yapıştığı yerler, bağ, fasya, deri altı yağ dokusu, bursa, eklem kapsülü gibi eklem dışı dokuların, enf lamatuar veya dejeneratif değişikliklerine yumuşak doku romatizması adı verilir. Bu hastalık grubu içine oluş nedenleri ve klinik tabloları birbirinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Yumuşak Doku Romatizmaları</h1>
<p>Eş ve benzer isimler: Eklem dışı romatizmalar adı da verilir.<br />
<strong>Tanımı: </strong>Kas tendon, tendon kılıfı, tendonların kemiğe yapıştığı yerler, bağ, fasya, deri altı yağ dokusu, bursa, eklem kapsülü gibi eklem dışı dokuların, enf lamatuar veya dejeneratif değişikliklerine yumuşak doku romatizması adı verilir. Bu hastalık grubu içine oluş nedenleri ve klinik tabloları birbirinden ayrı pek çok hastalık girer. Ortak belirtiler, ağrı ve hareket zorluğudur. Bazılarının oluş nedeni bilinirse de, genelde oluş mekanizması kesin bilinmez.</p>
<p>Yerleştikleri yere göre sıralayarak tek tek gözden geçirelim:<br />
1- Deri altı yağ dokusu Pannikülitis<br />
2-Tendon ve tendon kılıf lan<br />
a- Tendinit<br />
b- Tenosinovit<br />
c- Tenovajinit<br />
d-Tenoperiostit (entesopati)<br />
3-Bursa<br />
Bursitis<br />
4- Fasya Fasiitis<br />
5-Kas<br />
a- Miyosltis<br />
b- Fibrositis (Fibromiyosit, fibromiyalji)<br />
c-Miyalji<br />
6- Eklem kapsülü Adezif kapsülit (periartritis)<br />
<strong>Panlkülltlz:</strong> vücudun derialtı ve diğer yağ dokularındaki enflamatu<br />
<strong>Pannlküiltis</strong>: vücudun derialtı ve diğer yağ dokularındaki enf lamatu-ar veya nekrotlk değişikliklere genel olarak pannikülitis denir. 3 şekilde<br />
1- Menopoz ertesi dönemde görülen<br />
2-weber-christian hastalığı<br />
3- Pankreas kanserlerinde veya pankreatitlerde görülen yaygın (dis-semine) yağ dokusu nekrozu<br />
En sık görülen menopoz sonrası kadınlarda kalça ve bacakta ağrılı yağ şişlikleridir. Ağrılıdır, hastalar eklemlerinin ağrıdığını zannederler. Elle sıkıştırılınca portakal kabuğu üstündeki delikli manzara gibi bir şekil gösterir. Nedeni bilinmez, weber-Christian hastalığında karın ve göğüste yağ dokusu hastadır, nekroz olur. Bu hastalık tüberküloz, sistemik lupus eri-lematosus, yüksek dozla uzun süre kortizon alanlarda görülebilir.</p>
<p><strong>Tendinit:</strong>Tendonunenflamatuar ve dejeneratif değişikliğine tendinit denir. Zorlamalarla olur. omuz ekleminin aşırı hareketleri nedeniyle bu bölgede tendinit ve bursit çok yaygındır. Hastalığın verini lokalize etmeğe çalışmak için elle muayene edilir. Ve bu bulgulara göre klinik olarak hareket tarzı tayin edilir. Tendinitler en sık supraspinatus, biseps, gartroknemius ve tibialis anterior kaslarında olur. ortak belirtiler ağrı ve dokunmaya karşı aşırı hassasiyettir. Hastalar orta yaşlı, genelde erkek, travmaya maruz kalan kişilerdir. Erken dönemde röntgen bulgusu yoktur. Kalsiyum tuzları çökmüşse röntgende görülür. Bu birikimler her zaman ağrı ile birlikte olmaz. Tedavide amaç ağrının giderilmesi, kalıcı bozuklukların önlenmesi ve fonksiyonun düzeltilmesidir. Akut durumda hareketler kısıtlanmalıdır. soğuk uygulanır. Kronik vakalarda ısı tedavisi yapılır. Eğer rotator manşet veya biseps tendinitinden şüpheleniliyorsa problem şiddetine bağlı olarak ağrı rgiderici lokalted-birler alınır, çoğunlukla diatermi ve ultrason gibi fizik tedavi yöntemle  ri kullanılır. Lokal steroid enjeksiyonlarının kullanılması etkilidir.<br />
Bu eklemin kontraktüre gitme eğilimi nedeniyle acil olarak akut vakalarda Codman egzersizleri ile başlanarak, ağrı azaldığında eğer mümkünse tam hareketliliği sağlamak amacıyla resiprokai makara ve çubuk egzerslzleriyle devam edilmesi önerilir. Eklem hareketini artırmak için aktif pendüler (sarkaç) omuz egzersizi yaptırılır.<br />
Ağrı yeterli kontrol altına alındığı zaman dirençli egzersizler başlatılabilir, önce deltold sonra iç ve dış rotatoriar için izometrik egzersizler öğretilir. Omuzun mobilitesini artırmak için egzersizler önce fleksion sonra iç ve dış rotasyonu eski haline getirmek üzere odaklastırılmalıdır.</p>
<p><strong>Tenoslnovltier</strong>: Tendon kılıfının iltihabıdır. Travmalar sonucu olduğu gibi romatoid artrit gibi diğer romatizmal hastalıklarla birlikte de olur. Bazen de tüberküloz gibi enfeksiyonlarda ortaya çıkar, çoklukla il parmaklarının ekstansör, ayağın dorsif leksör tendonlarındadır. Ağrı şiddetlidir. Hareket ağrıyı artırır, bazen şiş olur. Tendinit tedavisinin aynı tedavi yapılır. Bazen ameliyat gerekebilir.<br />
Bazen parmakların derin f leksör tendonlarından birinde iltihap sonucu olan değişiklikle parmak hareket ettirilirken takılıp&#8217; kalır ve zorlanırsa bir tık sesi olur. Buna tetik parmak diyoruz. Nedeni devamlı travmalardır, çoğunlukla kadınlarda ve romatoid artritte olur.<br />
Bir başkası el bileğinde iki tendonun abduktor pollîsis longus ve ekstansör pollisis brevis fibroz bir tünelden geçerken sıkışmasıdır. Buna De Ouervain hastalığı deriz. Travmalarla olur. Tedavi istirahat, steroid enjeksiyonları, sıcak uygulamaları, gerekirse cerrahi tedavidir.<br />
<strong>Tendoperlostlt-Entesopatl:</strong> Tendonların kemiklerle birleştiği alanlardaki iltihabıdır. Primer veya sekonder olabilir. En sık rastlananları late-ral (Tenisçi dirseği) ve medial epikondilittir (Colfçü dirseği). Ayrıca bisepsin, ulnar bilek flexörierinin, trîseps tendonlarının yapıştıkları yerlerde ve pateliada entesopatiler görülebilir. Spondilitis ankilöpoetika-da da sık görülür.</p>
<p><strong>Laterai ve medial epikondlilt:</strong> Parmak ve bilek eksansörlerinin veya fleksörlerinin tendinöz yapışma yerlerinin zedelenmesidir, iş ya da eğlence sırasında ani veya tekrarlayan travmalar sonucu oluşurlar. Tenisçi dirseği, odun kırma, çekiç vurma ve fındık kırma, dövme gibi el aktivi-teierinde ve tenisçilerde sık görülür. Tedavisinde kol* özellikle tenisçi dirseğinde bir splirit ya da alçı ile bileğin immobilizasyonu sağlanır, bilek ekstansörleri üzerindeki gerilimi azaltır. Stresten kaçınılması önerilir. Hafif analjeziklerin, soğuk ya da ılık kompreslerin kullanılması önerilir. Kronik devrede ultrason denenebilir. Hassasiyet yerine lokal enjeksiyon yapılması yararlıdır.<br />
Ağrı azalınca izometrik ve izotonik egzersizlere başlanabilir. Konser-vatif işlemler başarısız ise cerrahi müdahale gerekebilir.<br />
<strong><br />
Bursitis</strong>: Eklem boşluğu dışında, tendon, bağ, yumuşak dokularla çevrili, sinovyal zarla kaplı ve içinde sıvı olan vücudun çeşitli yerlerindeki keselerdir. Bu, çeşitli yapılar arasında hareketi fazla sürtünme olmadan kolaylaştırır, vücutta 156 adet bursa bulunur. .<br />
Eklemleri tutan romatoid artrit, mikrobik artrit gibi iltihabı hastalıklar bursaları da hastalandırabilir. Sıklıkla travma, meslek, mekanik tahrişler ve ilişikte bulunan tendonun hastalığı sonucu da olabilir.<br />
Bursitis, alışılmadık veya aşırı ağır çalışmaların normal yapılarda veya anormal yapılarda tekrarlayan irritasyona bağlı olarak ortaya çıkar. Tipik örnekler kalça eklemi hastalığı ile birlikte olan trokanterik bursit veya dizinosteoartriti ile birlikte olan anserin bursit&#8217;dlr. Tendinöz bölgelerde en dikkate değer olarak rotator kaf tendonunda, kalsifik depo-sitler (kalsiyum hidroksiapatlt kristalleri) komşu bursaiara atılırlar ve bir akut bursit meydana getirebilir, bu genellikle çok ağrılı bir bozukluktur.<br />
Subakromiyal veya subdeltoid bursaya ilaveten kayda değer birkaç bursa bölgesi daha vardır. Olekranon (dirsekte) bursası RA ve gut nedeniyle şişebilir. şişme için yeterli açıklama olmadığı zaman bursa aspire edilmeli ve sinovyal sıvı analizi yapılmalıdır. Kalça civarında mevcut 2 bursa vardır. Bu bursalar mekanik streslerle, fasyalataya yapışan kasların kontraktürleriyle, bacak uzunluğu farklılıkları ile veya bel ağrısı ile birlikte statik veya dinamik postüral streslerle tahriş olurlar.<br />
Bursitte ağrı şiddetli iken soğuk kompresler yararlıdır. Bir parça iyileştiği zaman yavaş hareket egzersizleri uygulanır. Başlangıç pozisyonu olarak hasta sırtüstü, dizler f lekslonda ve ayaklar düz olarak yatar sonra her iki bacak, etkilenmiş olan bursanın ağrıyı artırmaktan kaçınacak şekilde rotasyon yaptırırlar. Karşı taraf dizi zemine değecek kadar rotasyon yapabildiğinde daha ileri pelvis ve kalça rotasyon egzersizi uygulanabilir.<br />
Ânserin bursa tibial, dizin öniç yüzeyi üzerinde yer alır. Sartoryus, grasilis ve semitendinosus kaslarının birleşme yerini tibiadan ayırır. Anserin bursanın irritasyonu dizin osteoartrozu ve varus deformitesine eşlik eden mekanik streslerle birlikte meydana gelir. Tedavi dizdeki irritasyonu gidermeye yöneliktir. Kuadriceps kası kuvvetlendirilir ve dize elastik bant konur. Bir baston ya da koltuk değnekleri kullanmak yararlı olabilir. Süratle rahatlama sağlama açısıdan lokal steroid enjeksiyonları çok faydalıdır ve bütün kronik durumlarda olduğu gibi analjezikler ve anti-enflamtuar ilaçlar fayda sağlayabilir.<br />
Daha az sıklıkta semptom veren çeşitli bursalar vardır, iskiogluteal bursa irrite olduğunda oturma esnasında ağrı oluşturabilir. Oturma yas-tıkçıkları İle birlikte daha önce anlatılan genel tedavi prensipleri tavsiye edilebilir. Topuk üstündeki asil tendonunda yüzeysel ve derin bursalar vardır ve irrite olabilirler. Bunlar spondilitis ankilopoetikaya bağlı olarak tutulabilirler ve hatta bu bölgede bursit tespit edildiği zaman bu hastalıktan kuşkulanılmalıdır. Bu tür bir bursitte anlatılmış olan genel tedavi yaklaşımlarına ilaveten bir yastık koyarak desteklemek sureti ile asil tendonundaki gerginliği azaltacak şekilde topuğu yükseltmek gerekir.</p>
<p>Akut bursitte analjezik ilaçlar, soğuk veya buz uygulamaları, istirahat tavsiye edilir, iğer derhal cevap alınmazsa kısa etkili oral steroidler örneğin prednison-0.5 mg/kg gibi bir dozla 3-4 gün için kullanıldığı takdirde genelde rahatlık sağlar. Lokal sterold enjeksiyonları da aynı şekilde faydalıdır. Semptomlar kısmen ya da tamamen ortadan kalktığı zaman önce yavaş.hareketler arkasından hareket kaybını telafi etmek için aktif germeler ve nihayet kuvvet kazanmak üzere izometrik egzersizler uygulanmalıdır.</p>
<p><strong>Fassiitls:</strong> Dupuytren Kontraktürü: Nedeni bilinmeyen, genellikle 3 ayda 4 mkf eklemin palmar yüzeyi üzerindeki bölgeden menşe olan, pal-mar fasyanın ağrısız, nodüler kalınlaşmasından ibarettir, çeşitli nedenlerle meydana gelir. Romatizmal olaylarda 4.5. parmaklar, dîabette, ise daha çok 3,4. parmaklar tutulur. Fibroz olay yıllar sonra duraklayabilir ya da nodüllerden başlayarak ilerleyen fibroz bandlar MkP ve PİP eklemlerde fleksion kontraktürlerine yol açabilir. Hatta olay daha da ilerleyerek tüm palmar fasyaya yayılır ve elde fonksiyon kaybı ortaya çıkabilir. Kontraktürün ilerlemesini önlemek için her gün MKP eklemlere germe egzersizleri ya da splintleme denenebilir, uttrason, masaj, parafin, sıcak kompres uygulamaları ve lokal kortîkosteroid enjeksiyonlarından fayda görmeyen vakalara cerrahi gerekir.</p>
<p><strong>Planta fassit:</strong> Topuk altında ağrı ve hassasiyet vardır. Bu röntgende de görülebilir veya görülmeyebilir. Plantar fassit bir kalkaneal epinin habercisi olabilir. Tedavide, ayakkabı İçine fasyanın gerilmesini azaltacak bir destek konması veya kortîkosteroid enjeksiyonu ile ağrının giderilmesine çalışılır. Kronik fassit&#8217;te tenotomi ve epinin çıkarılması şeklinde cerrahi işlem uygulanabilir.</p>
<p><strong>Fibrozit sendromu:</strong> Yumuşak doku romatizması içerisinde anlaşılması en zor olan rahatsızlık f ibrozit sendromudur. Genellikle omuz ve kalça bölgelerinden omurga ve gövdeye uzanan lokal kas hassasiyet bölgelerinden (tetik noktalar) oluşur. Fibrozit terimi kuşkusuz yanlışJ<br />
Bu sendroma ayrıca fibromiyositis, fibromyalji, kas romatizması, düzeltilmeyen uyku sendromu, genel artmış kas-iskelet ağrı sendromu gibi adlar da verilir. Primer f ibrozitlerde kas ağrılarından başka hiçbir patolojik olay yoktur. Sekonder fibrozit sendromunda, hastada bir başka romatizmal hastalık, kemik hastalığı, enfeksiyon veya başka bir kronik hastalık vardır.<br />
Fibrositis sıklıkla kadınlarda olur, bazı çalışmalarda hastaların ancak %15&#8242;i erkektir. Genelde 20-50 yaşlan arasında göailse de genç ve yaşlılarda da olabilir. Hastalığın sıklığı kesin bilinmezse de hastanelere başvuran romatizmalı hastaların %15&#8242;inde&#8217; bulunduğu tespit edilmiştir.<br />
Oluş nedenleri kesin bilinmemekle beraber şahsiyet, aşırı duyarlılık, stresler, psikolojik bozukluklar, mekanik değişiklikler, postür, uyku bozuklukları gibi çeşitli faktörlerin bir arada birbirlerini etkilemesi sonucu ortaya çıktığına inanılmaktadır. Bu kişilerin fazla istekleri olan, her şeyin idealini yapmak isteyen tipte kişiler oldukları bilinmektedir.</p>
<p>Temel patoloji bu tetik dediğimiz kas spazmı bölgelerinin gelişmesi olarak gözükmektedir. Bu durum çoğunlukla aksiyal iskeletten yansıyan ağrının ya da daha seyrek olarak geniş kök eklem düzensizliklerinin bir sonucu olarak ortaya çıkar. Patolojik olarak iltihap bulunmadığı halde artmış hücre içi amorf deposit, artan mast hücre, trombositler ve myof-lamentler gözlenmiştir.<br />
Son zamanlarda fibrosit sendromlu hastalarda normal delta dalga uyku paterni bozuklukları bulunduğu ve normal uyku paternierl sağlamak üzere uyku ilacı tedavisi uygulandığında bu belirtilerde azalma görüldüğü kaydedilmiştir, Fibrosit sendromu belki de uyku bozukluğu ile ilgili primer bir rahatsızlık ve çeşitli lokal veya genel iltihabı ve dejene-ratif eklem bozukluklarına bağlı sekonder bir rahatsızlık olarak ortaya çıkmaktadır. Fibrosit sendromu, tanısı, gergin, endişeli ve şiddetli bir romatizmal hastalığa tutulmaktan korkan pekçok hastada önemlidir. Bu hastalar soğuğa ve hava cereyanına hassastırlar. Yorgunluk ve sinir gerginliği şikâyetlerini artırır. Kendilerine olayın geçici ağrılı bir rahatsızlık olduğu, sakat bırakıcı eklem probleminin söz konusu olmadığı anlatılmalıdır.<br />
Fibrosltiste ağrı yaygın bir alanda, derin; kunt bir ağrı şeklindedir. Daha çok kas, tendon yapışma yeri ve kemiklerin çıkıntı yerlerinde hissedilir. Eklemde hiç ağrı olmaz. Tutukluk diğer romatizmal hastalıklarda kinin aksine, ekseriya çalışmadan sonra çıkar, istirahatte yoktur, sabah tutukluğu yoktur, fakat yataktan kalkarken yorgunluk hissi ve birkaç dakika süren ağrılar olabilir. Derin uykuya dalamama, baş ağrısı, sık idrar etme, aşırı bitkinlik hissi, enerji azalması, depresyon, iştahsızlık, kabızlık ve sekse karşı duygusuzluk birlikte bulunur. Bu hastalar bazen spasik kolit ve kardiak nöroz tanısıyla tedavi edilirler. Ağrılı tetik noktaları vücudun 14 yerinde bulunur.<br />
1. Boynun alt arka orta kısmında<br />
2. Trapez kaslarında (sağ, sol)<br />
3.  Kürek kemiğinin iç yanında (sağ, sol)<br />
4. Bel alt, orta kısmında<br />
5. Kaba etlerin üst dış kısmında (sağ, sol)<br />
6. Dirsek dış epikondilinde (sağ, sol)<br />
7. ikinci kaburganın önde kıkırdakla birleştiği yerde (sağ, sol)<br />
8. Dizin iç yüzünde yağ paketinin .olduğu yerde (sağ, sol)</p>
<p>Ayrıca ensede saçların yapıştığı nokta, sakroiliak eklem üstü, asil ten-donu, iç epikondil gibi 8 ayrı yerde de bu ağrılı tetik noktaları bulunabilir. Bir hastada fibrositis tanısı koymak İçin yaygın ağrıların 3 aydan uzun sürmesi, 14 tetik noktanın en az 12 tanesinde elle basılınca lokal hassasiyet oluşu, sabah yorgunluğu ve/veya uyku bozukluğu, kürek kemikleri üzerinde veya trapezyus kası bölgesinde deriyi iki elimizle katlayınca hassasiyet olması şarttır.<br />
Bu hastaların laboratuvar ve röntgen bulguları normal sınırlar içindedir.<br />
<strong>Tedavi:</strong> Kesin teşhis konduktan sonra hastaya şu açıklamalarda bulunulmalıdır:<br />
1. Bu hastalık sakatlık bırakmaz:<br />
2.  Uykusuzluk, şikâyeti.arttırır.<br />
3. Bel ve boyun bölgesinde olan mekanik yükler şikâyetleri artırır.<br />
4.  Psikolojik stresler ve aşırı duyarlılık hastalığa zararlıdır.<br />
5. Egzersizler, spor ve kondüsyonda olma tedavinin önemli bir kısmını oluşturur.<br />
Hastaya bu açıklamalar dışında ilaçlar, fizik tedavi ve rehabilitasyon ve psikolojik destek verilir, çeşitli analjezikler, uyku bozukluğu varsa uyku ilacı, depresyon varsa antidepressiv ilaçlar, kas gevşeticiler verilir.<br />
Aktiviteler veya sakin haldeki meşguliyetler esnasındaki uygunsuz vücut mekaniğinden oluşabilecek mekanik basınç engellenmelidir, özellikle hastaya sert bir yatak edinmesi veya yatak altına sunta yerleştirmesi söylenebilir, ayrıca uygun oturma ve ışıklandırmanın, okuma ve televizyon seyretme gibi amaçlar için kendisine gözlükleri kadar gerekli olduğu anlatır. Genel ısınma ve kondisyon hareketleri verilerek vücudun hareketliliği ve kondisyonu sağlanır, böylece alışılmadık aktivitelerden dolayı oluşabilecek fibrositik stresler engellenmiş olur. Semptomlar, inatçı olduğu zaman, lokal tetik alanlara buz masajı ve germe teknikleri, yoğurarak masaj, lokal ısı, lokal elektrik stimulasyonu ve lokal ultrason hafif analjezikler ile tedavi edilebilir, %1&#8242;lik lokal lidokain enjeksiyonları genellikle şiddetli veya inatçı tetik bölgeleri için faydalıdır.<br />
Yorgunluk, gerginlik ve psikolojik streslerin bu problemi artırması bunun psikolojik romatizma olmasını gerektirmez. Bununla beraber psikolojik ve sosyal yardım bu tür hastaların çoğunda ilave bir fayda sağlayabilir. Fibrosit nodülleri lomber veya servikal disk hastalıkları gibi diğer patolojiye bağlı olarak meydana çıktığı zaman.bu problemlere yönelik uygun tedavi refleks tetik noktaların lokal tedavisi ile birlikte yapılmalıdır. Biofeedbeck, psikolojik grup tedavisi^rtam değişme, yoga, meditasyon gibi tedaviler yararlı olabilir.<br />
<strong>Kapsuilt:</strong> Eklem kapsüllerindeki romatizma! değişikliklere adezif kap-süiit ve periartrit adları verilir. Omuz ve kalça eklemlerinde sık görülür.<br />
Omuz periartriti (Periartiritis humeroskapularis-Donuk omuz)<br />
Omuz ekleminin tüm hareketleri kısıtlanır. Travmalara bağlı ezilme, kırık ve çıkıklarda, rotator.kaf veya bisipital tendinitlerde ağrı nedeniyle kolun uzun süre adduksiyon pozisyonunda tutulması sonucu görüldüğü gibi miyokard enfarktüsü, kronik akciğer hastalıkları ve servlkal ra-dikülitleri takiben de görülebilir, çoğunlukla tek taraflı olup 45-60 yaşlarındaki kadınlarda daha sıktır. Ağrı giderek artar ve devamlı hale gelir, hastanın uykusunu dahi engeller ve eklemin tüm hareketleri kısıtlanır. Tedavi edilmeden uzun süre kalırsa başta deltoid olmak üzere biseps ve diğer omuz kaslarında atrofi gelişebilir. Nörolojik muayene normaldir.<br />
Tedavisinde:<br />
Omuza buz paketleri.<br />
omuz kavşağı kaslarına genel masaj.<br />
Bir terapist ya da ailenin eğitilmiş bir elemanı tarafından yapılan hafif eklem mobilizasyonu.<br />
Evde sık olarak kendi kendine yapılan egzersizler.<br />
Ağızdan ya da enjeksiyon ile anti-enf lam atuar ilaçlar uygulanır. Tüm bu konservatif tedavilere direnen olgularda genel narkoz altında kapalı manipulasyon yapılır, bu uygulama kronik ve kırık tehlikesi olmayan vakalarda denenmelidir. Adezif kapsulitin nedeni biseps tendinlti ise ve tüm tedaviler yetersiz kalırsa cerrahi girişim denenir.<br />
Kalça Periartriti (Periartritis koksa)<br />
omuz periartritine göre oldukça seyrektir. Eklemin kendi yapısındaki bozukluklarda, travmalar ve ekleme başka organlardan yayılan ağrıların neden olduğu kas spazmlarında ortaya çıkar. Hasta eklem kapsülü basmakla ağrılı, abduksiyon ve dış rotasyon hareketleri ağrılı ve kısıtlıdır. Hasta o taraf kalçası üzerine yatamaz ve yürümesi güçleşmiştir. Tedavisi, omuz periartritindeki gibidir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.saglikgunlugu.com%2Fyumusak-doku-romatizmalari&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/yumusak-doku-romatizmalari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eklem Hastalıkları</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/eklem-hastaliklari</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/eklem-hastaliklari#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Jul 2009 07:58:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Romatizma]]></category>
		<category><![CDATA[Doğuştan kalça çıkığı]]></category>
		<category><![CDATA[Forestier hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Mükopolisakkarldozlar]]></category>
		<category><![CDATA[Orak hücreli kansızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Paratiroid hastalıkları:]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=1063</guid>
		<description><![CDATA[Eklem Hastalıkları Romatizmal hastalıklar içine giren fakat daha seyrek veya nadir görülen, üzerinde daha az durulan aşağıdaki hastalıklardan kısa da olsa bahsetmekte yarar vardır. Amiloldoz: Amiloid denen ve normal insanda bulunmayan ve  oluşan bir proteinli maddenin hücreler arasında oturması sonucu oluşan bir hastalıktır. Bir kısmı hiçbir neden olmadan (primer), diğerleri ise başka hastalıklara eşlik eder [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Eklem Hastalıkları</h1>
<p>Romatizmal hastalıklar içine giren fakat daha seyrek veya nadir görülen, üzerinde daha az durulan aşağıdaki hastalıklardan kısa da olsa bahsetmekte yarar vardır.<br />
<strong>Amiloldoz: </strong>Amiloid denen ve normal insanda bulunmayan ve  oluşan bir proteinli maddenin hücreler arasında oturması sonucu oluşan bir hastalıktır. Bir kısmı hiçbir neden olmadan (primer), diğerleri ise başka hastalıklara eşlik eder (sekonder). sekonder olanlar en çok kronik cerahatli hastalıklar (bronşit, bronş genişlemesi, kemik iltihabı, kronik tüberküloz), romatoid artrit, spondilit ve ailevi Akdeniz ateşi ile birlikte görülür. Miyelom denen ve bir çeşit kemik iliği habis tümörü olan hastalıkta ortaya çıkan ve primer amiloidozda, başka organlara ek olarak bazen eklemler ve yumuşak dokularda oturarak romatizmal hastalık tablosu geliştirir. Romatoid artrite benzer eklem tutulması ve karpal tünel sendromu ortaya çıkar. Sekonder amiloidozlarda ise bu tipte bir tutuluş görülmez.<br />
<strong><br />
Orak hücreli kansızlık: </strong>Kalıtımsal hemoglobin hastalıklardan biri olan bu hastalıkta gut, cerahatli artrit, kemik nekrozları ve eklemde iltihapsız sıvı toplanması görülebilir.<br />
<strong>Hemofili:</strong> Kanın pıhtılaşma maddeleıi (faktörieri)nden bazılarının kalıtımsal yetersizliği sonucu ortaya çıkan bu hastalıkta basit zorlanma ve çarpmalarla eklemlerde kanamalar olur. Bu durum zamanla, bilhassa diz, dirsek ve ayak bileğinde sabit şişler, hareket kısıtlamaları ve deformite-lere sebep olur.</p>
<p><strong>Mükopolisakkarldozlar: </strong>Mükopolisakkarid denen ve bağ dokusu ara (ana) maddesinde bulunan şekerli protein tabiatındaki maddelerin kalıtimsal bir dizi hastalıklarda çeşitli organlarda toplanması (depo hastalığı) sonucu oluşur. Birçok eklemde şişler, deformiteler gelişir. Büyüme geriliği görülür.<br />
<strong>Marfan sendromu ve benzeri bağ dokusu hastalıkları: </strong>Bağ dokusunun en önemli lifsel proteinleri olan kollajen ve elastinin kalıtımsal olarak moleküler seviyedeki bozuk yapımı sonucu oluşan bu hastalıklarda vücudun birçok yerindeki bağ dokusunda çeşitli bozukluklar ortaya çıkar. Bu arada hareket sisteminde de deri, bağ ve eklemlerde gevşeklik, aşırı hareket açıklığı, eklem ağrıları, eklemlerde iltihabı olmayan sıvı toplanması ve erken artroz görülür.<br />
<strong>Endokrin sistem bozuklukları: </strong>Aşağıdaki endokrin hastalıklarda romatizma! şikâyet ve bulgular sık görülür:<br />
şeker hastalığı (dlabetes mellltus): Bizzat bu hastalığa ait romatizmal hastalık gelişmesi nadirdir. Eklem ve kemik enfeksiyonları, kemik erimesi ve şeker hastalığına bağlı sinir lezyonları nedeniyle gelişen eklem hastalığı (nöropatlk eklem) bu tipin örnekleridir.<br />
<strong>Aşağıdaki hastalık halleri ise diabetli kişilerde daha sıktır</strong>:<br />
Artroz, gut, yalancı gut, Dupuytren kont-raktürü, tutuk el, cmuz periartrltl, omurga bağlarının aşırı kireçlenmesi (Forestier hastalığı).<br />
Tiroid hastalıkları. Tiroid bezinin, gerek az (hipotircidi), gerek fazla çalıştığı (hlpertiroldi) hallerde çeşitli romatizmal bozukluklar ortaya çıkabilir. Hipertiroidide kas zaafı; alt bacak derisinde şiş ve kalınlaşma ile birlikte parmakların bombeieşmesl; omuz ağrıları (perlartrit) ve osteoporoz görülebilir. Hlpotiroidide ise karpal tünel sendromu, kas krampları ve tutukluk, gelişme geriliği, kas ve eklem hastalığı saptanabilir.<br />
<strong>Paratiroid hastalıkları: </strong>Paratiroid bezinin fazla (hiperparatiroidl) ve az çalıştığı (hipoparatiroidi) hallerinde de romatizmal bozukluklar ortaya çıkar. Hiperparatiroid kemik hastalığını metabollk kemik hastalıkları kısmında kısaca anlatmıştık, buna ek olarak yalancı gut ve eklem içi kemik erimeleri görülebilir. Hipoparatiroidi hallerinde ise yumuşak doku kireçlenmesi, bel kemiği, omuz ve kalçalarda tutukluk bulunabilir.<br />
<strong>Akromegali: </strong>Hipofiz bezi ön lobunda aşırı büyüme hormonu yapımı ile birlikte giden bu hastalıkta da şu romatizmal belirtiler ve bulgular ortaya çıkabilir:<br />
karpal tünel sendromu, Raynaud fenomeni, eklem hastalığı, sırt ağrıları, kas hastalığı.<br />
<strong>Sinir sistemi hastalıkları:</strong> çeşitli sinir hastalıkları esnasında değişik romatizmal durumlar görülebilir. Bunların en önemlileri şunlardır:<br />
<strong>Nöropatlk eklem (Charcot eklemi): </strong>Derin duyarlık hissinin bozulduğu tabes dorlis (sifilitik), sirengomiyeli, diabetik nöropati, lepra, sinir yaralanmaları gibi durumlarda o bölge eklemlerinde ortaya çıkan ağır bir eklem hastalığıdır. Tabeste diz, diabetik nöropatide ayak eklemleri ön planda tutulur.<br />
Algodistrofi (refleks sempatik distrofi): Ağır kol, bacak yaralanmaları, kırık ve çıkıklar, kalp enfarktüsü, yarı felç (hemipleji) geçirenlerin bir kısmında omuz ve el, ya da ayak, diz veya kalça bölgelerinde ağrı, şiş, terleme, morarma, hareket kısıtlanması ve kemiklerde osteoporozun bulunduğu bir tablodur. Bu hastalığa Sııdeck atrofisi veya omuz &#8211; el send-romu da denir.<br />
<strong><br />
Kemik hastalıkları ile birlikte görülen artropatller:</strong><br />
<strong>Paget hastalığı (osteitis deformans): </strong>Kemik yıkımı ve yapımının artmış olduğu bölgesel bir kemik hastalığıdır. Yaşlı erkeklerde daha sıktır. Ekleme yakın kemiklerin bozulması eklemin de bozulmasına (erken art-roz) neden olabilir.<br />
<strong>Aseptik kemik nekrozları: </strong>Mikropların rolü olmadan gelişen kemik ölümüdür. Kendiliğinden ya da başka hastalıklarla birlikte olur (alkol, kortizonlu ilaçlar, dalgıç hastalığı &#8220;vurgun&#8221;, romatoid artrit, lupus vb.). En-çok kalça, diz ve omuz eklemlerinde ve iki taraflıdır.<br />
çocukların osteokondriti: Büyüme çağındaki bazı çocukların çeşitli kemiklerindekı büyüme merkezlerindeki kıkırdağın mikrobik olmayan nekrozudur. Kalça başı, el ve ayak kemikleri, diz ve omurgada daha sıktır. Eklem faresi denen hastalık, diz eklemindekl bu tür hastalık (oste-okondritis dissekans) sonucu ayrılan ölü kemik parçasının diz eklemi boşluğuna düşmesi sonucu oluşur.<br />
<strong>Forestier hastalığı (omurga ve iskeletin aşırı kemikleşmesi): </strong>Daha çok yaşlı erkeklerde görülür, şekerli hastalarda daha sıktır.<br />
<strong>Hlpertrofik osteoartropati:</strong> Parmak uçlarının şişmesi, kemik zarının (periost) kalınlaşması ve eklem iltihabının oluşturduğu bir hastalıktır. En çok akciğer kanseri olanlarda görülür.<br />
<strong>Doğuştan kalça çıkığı:</strong> Leğen kemiğinde, uyluk başının içine girdiği çukur (asetabulum) doğuştan iyi gelişmemlşse (displazi) kalça çıkığı görülebilir. Erken kalça artrozunun önemli nedenlerinden biridir.<br />
<strong>Kemik tümörleri ve eklem tümörleri: </strong>ister kemikten, ister eklemden kaynaklansın, eklemde tümörlere bağlı olaylar nadirdir, villonodüler si-novit ve sinoviyal kondromatoz denen hastalıklar tümöre benzeyen, fakat hakiki tümör olmayan, iyi tabiatlı ve daha sık görülen hastalıklardır. Osteoid osteoma ve osteoblastoma ekleme yakın ve iyi huylu kemik tümörleridir, osteosarkom ise çok habis bir kemik urudur. Ayrıca vücudun başka yerlerindeki kötü urların ekleme yakın kemiğe atlayarak (metastaz) eklem şikâyetleri yapmaları da nadirdir. Eklemin sinoviyal zarı ya da kıkırdağından başlayan tümörlerin de çoğu iyi huyludur. Sinovioma (sinoviyal sarkom) ve kondrosarkom kötü gidlşii 2 nadir eklem tümörüdür.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.saglikgunlugu.com%2Feklem-hastaliklari&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/eklem-hastaliklari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kemik Erimesi</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/kemik-erimesi</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/kemik-erimesi#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Jul 2009 06:07:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Romatizma]]></category>
		<category><![CDATA[Kemik Erimesi]]></category>
		<category><![CDATA[Osteoporoz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=1055</guid>
		<description><![CDATA[Osteoporoz Kemik Erimesi Tanımı: Osteoporoz, yaşlılarda ve özellikle kadınlarda sık görülen, kemik miktarının mekanik destek için gerekli olan seviyenin altına inerek azalmasıdır. Yapılan osteoporozlu ve sağlıklı kemik örnekleri arasındaki karşılaştırmalı çalışmalarda kemik dış kısmında incelme ve arada bulunan destek maddesinin sayı ve hacminde azalma gözlenir. Değişik uzmanlar bu destek maddenin %l0-30 civarında azalmasının mekanik direnci [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Osteoporoz Kemik Erimesi</h1>
<p><strong>Tanımı: </strong>Osteoporoz, yaşlılarda ve özellikle kadınlarda sık görülen, kemik miktarının mekanik destek için gerekli olan seviyenin altına inerek azalmasıdır. Yapılan osteoporozlu ve sağlıklı kemik örnekleri arasındaki karşılaştırmalı çalışmalarda kemik dış kısmında incelme ve arada bulunan destek maddesinin sayı ve hacminde azalma gözlenir. Değişik uzmanlar bu destek maddenin %l0-30 civarında azalmasının mekanik direnci azalttığını yani kırılma eşiğinin geçildiğini belirtmektedir. Normal röntgende ise kemik kaybı %30&#8242;un üzerinde ise ancak osteoporoz teşhisi ko-nulabilmektedir. Bu kriterlere göre aynı yaş ve cinsiyetteki kontrol grubuna oranla, destek maddesi hacmi daha az olan kişilerde osteoporoz vardır. Kemik dokusundaki bu kitle kaybı kemik yıkımının kemik yapımı aleyhine arttığı durumlarda ortaya çıkmaktadır, osteoporoz sınırının ne zaman başladığını belirlemek, teşhis etmek ve rakamsal olarak tarif etmek mümkün değildir.<br />
<strong>Tarihçe ve önemi: </strong>Kadınları ilgilendiren ve altı kadına karşın bir erkeğin yakalandığı güncel ve önemli hastalıklardan biridir. Çağımızda her ülkede insan ömrü uzadıkça yaşlı kişilerin sayısı artarak osteoporoza çok sık rastlanır olmuştur. Bu kemik hastalığının başlangıç dönemini anlamanın her zaman mümkün olmayışı, teşhis için pahalı ve her kuruluşta bulunmayan aletlere gerek oluşu, hastalık sonucu ortaya çıkan kırıkların tedavisinin zor, uzun süreli ve pahalı oluşu osteoporoz denilen bu hastalığın sosyo-ekonomik önemini açıklar.<br />
<strong>Sıklık: </strong>Metabolik kemik hastalıkları içinde en sık görülenidir. Adetten kesilmiş kadınların en az yarısında bulunur.<br />
<strong>Nedeni: </strong>Kadınlarda adet kesilmesinden sonra ve yaşlanma ile ortaya çıkan osteoporoza esas veya sebebi bilinmeyen osteoporoz denilir. Ti-roid guddesinin fazla çalışması, şeker hastalığı, beslenme bozuklukları, heparin ve kortikosteroid kullanımı, gibi diğer bazı hastalıklardan sonra oluşan ikinci derecedeki osteoporoz ise ayrı bir gruba girer, çocukluk ve gençlikte osteoporoza çok nadir rastlanır.<br />
Hastalığın kesin nedeni belli değilse de çeşitli faktörlerin birlikte oluşunun sebep olduğu söylenmektedir. Yaşlılık, östrojen kaybı ve kortikos-teroidlerin dengesizliği, kötü beslenmeye bağırsakta emilim bozuklukları gibi uzun süre kalsiyumun eksik alınımı, et gibi yüksek proteinli gıdalar alınması, kemik hücrelerinin yaşlanması, az hareket yapılması, normal kilonun altında olma, aşırı alkol, kahve ve sigara kullanımı, kemik yapım ve yıkım işlemleri arasındaki kopukluk en önemli nedenlerdir.<br />
Bazı ülkelerde osteoporoz sonucu oiuşan.kalça, kol, bacak ve omurga kırıklarının sıklığını belirten çalışmalar yapılmıştır. ABD&#8217;de 45-49 yaş grubundaki kadınlarda omurga kırığı %17.9 iken 75 yaş üzerindekilerde %89 oranındadır. Aynı ülkede 1983 yılında 1.300.000 kırık osteoporoz nedeniyle olmuştur. Özellikle kalça kırığı olan hastalarda uzun süre hastanede yatma ve cerrahi girişimler yapılmak mecburiyeti vardır. ABD&#8217;de bir yılda bu tedavilerin masrafı ve iş gücü kaybı bedeli 3.800.000 dolardır. 65 yaş üzerindeki kadınların %25&#8242;inde omurga kırığı osteoporoz nedeniyle olmaktadır, ileri yaşlardaki kadınların üçte biri ve erkeklerin altıda birinde kalça kırığı bu nedenle oluşur. Kalça kırıklarının %20&#8242;sinde ölüm ve %50&#8242;sinde ise devamlı bakım gereği ortaya çıkar ki bu da bize hastalığın önemini vurgular, ülkemizde osteoporozun sıklık oranı üzerinde çalışılmamıştır. 45 yaş üstündeki 100 kırık vakası ile aynı yaş grubunda 100 ağrın nastada yaptığımız bir çalışmada ağrılı kadınların yarısında osteoporoz bulunmuştur. Eğer bu hastalık, hekim, hasta ve toplumca bilinerek korunma önlemleri alınır ve osteoporoz oluşması azaltılırsa büyük ekonomi sağlanmış olur.<br />
Bazı kişiler bu hastalığa daha yatkındır. Beyaz ırklı, kısa boylu, zayıf, ailesinde bu tip kırıklar olmuş kişiler, fazla doğum yapımı, kalsiyumlu gıdaların az alımı, erken adetten kesilme, aşırı alkol, sigara ve kahve kullanımı, bedensel hareketlerin ve sporun az yapılması, mide ve bağırsak hastalık ve ameliyatlarına bağlı gıdaların emilim bozukluğu, bazı akciğer ve romatizmalı hastalıklar gibi.<br />
<strong>Klinik özellikleri: </strong>Sırt ve bel ağrısı, boy kısalması, bel kemiğinde şekil bozukluğu, kalça, el bileği ve diğer kemiklerin kırığı bu hastalığın belirtileridir. Genelde bir pencere açma veya hafif bir ağırlık taşıma ile adetten kesilmiş bir kadında ani bel ve sırt ağrısı tarif edilirse önce osteoporoz  tanısı düşünülmelidir. Ağrı hafif veya şiddetli, bölgesel veya yayılan tarzda olabilir. Birkaç gün veya hafta içinde kendiliğinden geçip tekrarlar. Sonunda bel kemiğindeki şekil bozukluğuna bağlı süreğen mekanik bel ağrısı yerleşir kalır. Tedavi edilmemiş hastalarda sırtta kamburluğa benzer çıkıntı ve 10-20 cm. kadar boy kısalması olur. Hasta öne doğru kıvrılır. Omurga kırıkları hastadan hastaya değişirse de genelde ortalama yılda bir tane kırık oluşur ve hasta bunu fark etmez. Yalnız birkaç gün süren bir ağrısı olduğu için önemsemez. Yaşlılarda kalçada bu hastalık nedeniyle olan kırıkların yarısı kendiliğinden, yarısı da düşme, kaza gibi nedenlere bağlıdır.</p>
<p>Laboratuvar ve röntgen bulguları: Genelde hastalığa özgü laboratu-var bulguları bulunmaz. Erken dönemlerde röntgen bulgula nyla teşhis konulmaz. Ancak bazı kemik dansitesi ölçen özel aletlerle ve total vücut kalsiyumu ölçülerek teşhise varılır. Ancak kemik kitlesi %30 oranı üstünde kaybolmuşsa röntgende belirtiler görülür.<br />
<strong>Tedavi:</strong> osteoporozu yapan neden gözönüne alınarak tedavi programı çizilir. Tedavinin süresi en az beş yıl olmalıdır. İlaç tedavisinin yanında bedensel çalışmaları artırma, uygun beslenme, bol güneşlenme ve aşırı alkol, kahve ve sigara kullanımını azaltma esastır. &#8220;Bir gramlık koruma, bir kiloluk tedaviden kıymetlidir&#8221; atasözü bu hastalık için geçerlidir. En etkin tedavi yolu önleyici tedavidir. Bu hastalığa yatkın olan kişilerin 40 yaşından sonra hekim kontrolünden geçerek koruyucu tedaviye girmesi kırıkları önleme açısından yararlıdır. Diğer bir korunma yolu da östro-jen (kadın hormonu), kalsiyum, kalsitonin ve D vitamini gibi kemik yıkımını önleyici ajanların kullanılmasıdır. Osteoporozun ilaç ile tedavisi çok uzun süren bir tedavidir, ilerlemiş osteoporoz vakalarında ilaç tedavisi ortopedik tedavi ve rehabilitasyon ile desteklenmelidir.<br />
ilaç tedavisi: Kalsiyum, D vitamini, östrojen (kadın hormonu), anabo-lik steroid ve kalsitonin kemik rezorpsiyonunu durdurur.<br />
<strong>Kalsiyum:</strong> Eğer günde 100 gr. peynir, bir büyük bardak süt, 250 gr. yoğurt ve 100 gr. et yersek bu gıdalardan aldığımız kalsiyum miktarı 538 miligramdır. Halbuki adet kesimi olmuş bir kadının günde 1000-1500 miligram kalsiyum alması gerekir. Günlük kalsiyum ihtiyacının tümünü gıda ile almak mümkün olamayacağı için her gün 1000 mg. kalsiyum tableti almak gerekir.</p>
<p>Protein ve kalsiyumu yüksek fakat sağlığımız açısından özellikle damar sertliğine mani olmak için yağr en az olan yağsız-laştırılmış veya yarı yağlı sütler en sağlıklı sütlerdir, zaman zaman süt endüstrilerinin yarı yağlı adıyla piyasaya çıkardıkları sütler son zamanlarda yapılmamaktadır. Bu bakımdan süt sanayiinin özellikle &#8220;yağsız süt&#8221; sağlaması tüm medeni ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de sağlıklı yaşama katkı açısından büyük bir görevdir. Yüksek dozda şğız yoluyla kalsiyum alımı böbrek yetmezliği, böbrek taşı olan vakalarda sakıncalıdır. Ayın ilk 20 gününde kalsiyum kullanmak ve son 10 gününde fosfat kullanmak kalsiyumun kemikte birikmesine yardımcı olmaktadır.<br />
D vitamini: Osteoporozlu kişilerde bu maddenin azalmış olduğu gözlenerek iyi ayarlanmış. D vitamini kullanımının yardımcı olabileceği düşünülmüştür D vitamini bağırsaklardan kalsiyum emilimini artırarak tedaviye yardımcı olur. 50.000 iu haftada bir birkaç ay verilir, sonra ayda bir olarak en az 6 ay devam edilir.<br />
<strong>Hormonlar (östrojen): </strong>östrojen yani kadın hormonu kemik erimesini yavaşlatıp kemik yapımına yardımcı olmaktadır. Tedavi başlangıcında öst-rojenler çok etkin olmakta, uzun süreli tedavilerde etkileri azalmaktadır. Yan etkileri nedeniyle dikkatle ve devamlı hekim nezaretinde kullanılmalıdır, östrojenler rahim kanseri, meme kanseri riskini artırabilirler. Su tutulması, trombofilebit (mavi kan damarlarının tıkanması),safrakesesi taşı olan kişilerde kullanılmamalıdır. Her üç veya altı ayda bir kadın-doğum uzmanına gitmeyi öneririz. Küçük dozlarda östrojen verilirken progestin tedavisinin de eklenmesi kanser oluşumunu azaltabilir. Hastada kırıklar oluşmuşsa östrojen ve progestin dozu iki katına çıkarılmalıdır, çok yaşlı kadınlarda östrojen yerine sentetik anabolik steroidler tercih edilmelidir.<br />
Ka isitonin: 9u ilaç doğal olarak vücutta yapılır. Osteoporosis de kemik yıkıcı hücrelerin aktivitesini durdurarak hastalığı tedavi eder. Ağrının azalması ve hareketin artmasına kadar günde 1 ampul uygulanır. 1-2 hafta sonra gün aşırı kullanılır ve 3-6 ay devam edilir. Bu ilaç kırıkları önler, kemik ağrısını azaltır, hareketi artırır, toplam vücut kalsiyumunu artırır ve kemik yıkımını engeller.<br />
<strong>Diyet:</strong> Kalsiyum ve D vitamininden zengin gıdalar yenilmelidir. Günlük 1800 kalori altında kalori almak isteyenler için gerekli kalsiyum gıda ile sağlanamayacağından ilave ilaç olarak kalsiyum mutlak verilmek gerekir.<br />
<strong>Egzersiz:</strong> Hastalar günde 2 defa önce düz yolda, sonraları hafif meyilli yüzeylerde 5 dakikadan 30 dakikaya kadar çıkılarak yürümelidir. Yüzme güzel birtedavi yöntemidir. Evde veya jimnastiksalonlarında şekilde görüldüğü üzere özel egzersizler yapılır. Bunlarda beikemiğinin öne hareketinden kaçınmak gerekir. Daha çok yüzü koyun yatarken sırtı yukarıya kaldırmak, gerilme, derin solunum ve karın kaslarını güçlendirme egzersizleri yapılmalıdır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.saglikgunlugu.com%2Fkemik-erimesi&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/kemik-erimesi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Osteoartroz</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/osteoartroz</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/osteoartroz#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2009 06:31:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Romatizma]]></category>
		<category><![CDATA[Osteoartroz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=1045</guid>
		<description><![CDATA[Osteoartroz Eş İsimler:dü Halk arasında kireçlenme adıyla bilinen osteoartroz (de-Jeneratif eklem hastalığı, artroz, osteoartitis gibi çeşitli adlar alırsa da osteoartroz (OA) adını kullanacağız. Tanımı: Osteoartroz sinovyal zarlı çok oynayan tipli eklemlerin, iltihabi olmayan ve eklem kıkırdağında harabiyet, eklem yüzeyinde yeni kemik yapımı ile karakterize kronik (süreğen) bir dejerieratif hastalığıdır. Kısa tarihçesi ve önemi: Tarihte bilinen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Osteoartroz</h1>
<p><strong>Eş İsimler:dü</strong> Halk arasında kireçlenme adıyla bilinen osteoartroz (de-Jeneratif eklem hastalığı, artroz, osteoartitis gibi çeşitli adlar alırsa da osteoartroz (OA) adını kullanacağız.<br />
<strong>Tanımı:</strong> Osteoartroz sinovyal zarlı çok oynayan tipli eklemlerin, iltihabi olmayan ve eklem kıkırdağında harabiyet, eklem yüzeyinde yeni kemik yapımı ile karakterize kronik (süreğen) bir dejerieratif hastalığıdır.<br />
Kısa tarihçesi ve önemi: Tarihte bilinen eski hastalıklardan biridir. ı\ie-andertal insan ve dinozor fosillerinin iskeletinde OA görülmüştür.<br />
<strong>Sıklık:</strong> Bu hastalık rorrîatizmal hastalıklar içinde en sık görülenidir. Tüm insanların % 10&#8242;unda bu hastalık nedeniyle rahatsızlık vardır. Bütün eklemleri, özellikle ağırlık taşıyan ve çok kullanılan eklemleri tutar.<br />
Otopsi çalışmalarında, OA&#8217;nın 20 yaşında başladığı ve 40 yaşında % 90 vakada varlığı tespit edilmiştir. Bu hastalığın sıklığı yapılan çalışmalara göre değişir. Röntgendeki değişiklikler 30 yaşında görülmeye başlayıp yaş arttıkça hastalığa ait röntgen değişiklikleri de artar. OA&#8217;da kadın ve erkekteki sıklıkta fark yoksa da, eklem tutulmasında bazı özellikler vardır: Kadınlarda el ve ayak parmakları, ayak, diz ve boyun omurları, erkeklerde ise bel ve kalça eklemleri daha sık tutulur. Eklemlerin tutuluş sıklığına bakarsak elin son eklemi olan DiP&#8217;ler % 50, boyun % 40, bel % 40, diz % 30, ayak başparmağı MTF eklemi % 30, el başparmağı karpometa-karpal eklemi % 30, elin MCP ve pip eklemleri % 20, kalça % 15, omuz, dirsek ve ayak bilekleri % 5 oranında OA&#8217;ya yakalanır. Hazırlayıcı nedene göre eklem tutulur, örneğin şişman kişilerde diz ve ayak başparmağı hastalanır. 45 yaşın üstündeki OA&#8217;lıların dörtte birinde hastalık orta ve ağır şekilde seyredip mutlak tedavi gerektirir. OA kadınlarda daha ağır ve yaygın seyreder.</p>
<p><strong>Nedeni:</strong> OA&#8217;da dejeneratif olayın olduğu doku hiyalin kıkırdaktır. Bütün oynar eklemlerde kemik yüzleri hiyalin kıkırdak ile kaplıdır. Bu kıkırdakta damar, sinir ve lenfatik damarlar yoktur. Kıkırdak sinovyal sıvıdan emme yolu ile beslenir. Beslenme bozukluğu bu emme sisteminin güç oluşu nedeniyledir. Bu kıkırdak kondrosit denen hücreler ve hücrelerarası ara maddeden oluşur. OA&#8217;da kondrosit aktivitesi bozulur.<br />
İlk değişiklikler eklem kıkırdağının yumuşamasıdır. Hastalık ilerledikçe şunlar oluşur:<br />
A.  Kıkırdağın yapısının bozulması:<br />
1. Çizgiler<br />
2. Yüzeyinde yaygın veya lokal erozyon<br />
3. Kıkırdağın incelmesi ve aşınarak çıplak kalması.<br />
B. Subkondral kemikte değişiklik.<br />
1. Skleroz<br />
2.  Kist oluşumu<br />
3. Kemiğin kalınlaşması<br />
4. Yeni kemik ve kıkırdak oluşumu ile osteofitler C Sinovitis<br />
Kesinlikle bilinmeyen çeşitli faktörlerin etkisiyle eklem kıkırdağının biyokimyasal yapısı bozulmaya başlayınca yüzey düzgünlüğü kaybolur ve pürtüklesin Pürtükleşen kıkırdak hareketle parçalanıp eklem boşluğuna düşer. Dejeneratif değişikliklerin oluşumunda mekanik, biyoşimik ve enf lamatuar faktörler birlikte etkili olmaktadır. Gerek kıkırdakta, gerekse eklem çevresi dokulardaki değişiklikler etkisiyle kemik dokusunda kistler oluşur. Vücut ağırlığıyla ezilerek çevreye taşan kıkırdak, çevredeki bağları zorlayarak periostu kemikten ayırır. Bu kemiksi çıkıntılara osteöfit denir. Sekonder artrozda küçük kırıklar ve kemik erimeleri nedeniyle dejenerasyon kemikte başlayarak kıkırdağa yayılır.<br />
<strong>Sınıflanması:</strong> Sebebi belli olmayan OA&#8217;ya primer veya idyopatik, herhangi bir nedene bağlı olana ise sekonder OA denir. Primer OA&#8217;da genelde birkaç eklem hastalanır. Hastalığın oluşumunda belli bir neden bu-&#8217; lunmaz. Bu tip OA&#8217;nın kalıtımla geçtiği ve erkeklerden çok kadınları hastalandırdığı bilinmektedir, sekonder OA ise sıklıkla bir eklemi tutar ve hastalığın oluşmasında belirgin yatkınlık yapan bir neden vardır.<br />
Sekonder OA&#8217;nın oluş nedenieri şöyledir:<br />
1) Doğumsal (konjenital) veya gelişim faktörleri:<br />
Kalça displazileri, epifiz anomalileri, osteokondritis dissekans gibi eklem anomalilerinde ekleme olan stresler dengelenemez. Skolyoz ve bacak uzunluğunun farklı olduğu durumlarda diz ve kalçada OA gelişir.<br />
2) Enflamatuar faktörler:<br />
Romatoid artrit veya psorlatik artritlerde eklemde OA olur.<br />
3) Enfektif faktörler:<br />
Septik (mikrobik) artritlerde (tüberküloz, bakteri) eklemi hasara uğratarak OA&#8217;la sonuçlanır.<br />
4)  Metabolik faktörler:<br />
Gut, yalancı gut hemokromatosis, hidroksiapatlt kristal artropatisi, Paget hastalığı, Wilson hastalığı gibi.<br />
&#8216; 5) Travmatik faktörler: Meslek olarak tekrarlayan ve aşırı aktivite sonucu OA oluşur. Kömür madeni işçilerinde omurga ve diz artrozu oluşumu gibi. Eklem yüzeyindeki kırıklar da OA&#8217;la sonuçlanır. Hipermobilite sendromu dediğimiz doğuştan eklemleri gevşek olan kişilerde aşırı hareket sonucu erken OA olur. 6) Endokrin faktörler:</p>
<p>Büyüme hormunu artması sonucu olan akromegalide kıkırdak değişiklikleri olur. Diabet ve hipotiroidide, seks hormonu bozukluklarında, özellikle obezite denilen şişmanlıkta OA erken oluşur.<br />
7)  Nöropatik:<br />
Eklem ve eklem çevresi dokularda his kaybı sonucu eklem stabilitesi sağlayan refleks uyarılar orkadan kalkmıştır. Sonuçta eklem bozulur. Bu ekleme Charcot eklemi denir. Frengi (sifiliz), sirengomiyeli, diabetes mel-litus, pernsiöz anemi, omirilik travmaları ve prefer sinir yaralanmalarında bu tip eklem oluşur.<br />
 <img src='http://www.saglikgunlugu.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Aseptik kemik nekrozları:<br />
idyopatik aseptik kemik nekrozu (osteokondritis) en çok çocukluk ve erişkinlik çağında görülür. Kemiklerin epifizleri ve kemikleşme odakları tutulduğundan eklemde deformiteler oluşarak OA&#8217;a gider. Bunlar içinde en önemlisi kalça eklemi nekrozu olan Legg-calve-Perthes hastalığıdır. Erişkinlerde subkondral kemiğin küçük bir bölümünde oluşarak kemik ve kıkırdak koparak eklem boşluğuna düşer, buna eklem faresi denir. Kemik infarktüzüne bağlı OA&#8217;lar özellikle madenci ve dalgıçların hume-rus, femur ve tibia kemiklerinde görülür, orak hücre anemisi, romatoid artrit ve lupus eritematosus&#8217;ta da aseptik nekroz oluşur. Kortikostero-idlerle tedavi edilen hastaların bir kısmında nekroz olur. Özellikle eklem içiVapılan steroid enjeksiyonlarında kıkırdak hasara uğrayarak OA&#8217;a neden olur.<br />
9) Hemofili:<br />
Eklem içinde kan toplanması (hemartrozis) hemofilik hastaların % 90&#8242;ında olur. Sıklıkla diz, ayak bileği ve dirsektedir.<br />
10)  Eklem deformiteleri:<br />
Doğumsal kalça displazisi kadınlarda çok görülüp erken tedavisi yapılırsa OA önlenebilir. Yanlış kaynamış kırıklar ve metabolik kemik hastalıkları, meniskus operasyonları sonunda oluşan deformiteler ile OA&#8217;ya yatkınlık artar.<br />
<strong>Klinik özellikler:</strong> Genelde bir veya birkaç eklemde şikâyet olursa da tüm eklemleri hastalanmış olarak hekime giden hasta derin, kunt ve yerini kesin belirleyemediği, hareketle artan, istirahatle azalan bir ağrıdan bahseder. Ağrı yanında tutukluluk, deformite ve fonksiyon kaybı da olur. Soğukta ağrı artar. Omurga hastalanırsa o bölgede veya omuzlar, kol lar ve bacaklarda ağrılardan yakınılır. Hareket az yapılınca hasta eklemlerde tutukluk olur. Deformiteler, yani şekil bozuklukları özellikle ellerde, ayaklarda ve dizlerde görülür. Kemiğe dokununca hassasiyet, ağrı ve şişme vardır. Akut durumda hasta bölgede ısı artışı, kızarıklık ve eklemde sıvı toplanabilir, şekil bozuklukları daha sonra gelişir. Genelde ağırlığı taşıyan diz ve kalça eklemleri dışında hastalık sakatlık bırakmaz. Bazen omurga OA&#8217;larında omuriliğe sinir köklerine veya damarlara bası olabilir.<br />
Eklem hareketinde fonksiyon kaybı en sık kalça ve diz OA&#8217;da görülür. Krepitasyon denilen hareket esnasında eklemde kaba bir ses duyulur, çevre kaslardaki spazm hastalık ilerlediği zaman yerini kas atrof isi ne bırakır. Sıklıkla OA&#8217;lu hastalanda şişmanlık, varisler ve eklem çevresinde pannikülitis denilen yağ dokusu romatizması birlikte olur. OA&#8217;da ağrı çeşitli nedenlerle olur.- Kemik dış kısmının zedelenmesi, subkondral kemiğe basınç, küçük kırıklar, eklem çevresinde ligamanı hastalığı, eklem kapsülünün gerilmesi sinovitlş, eklem dışı tendon ve fasyaların iltihabı, kas spazmı.<br />
<strong>Eller:</strong> Primer OA&#8217;lar içinde en sık görülen elin son eklemi olan dif eklemi OA&#8217;u yeni Heberden nodülü adı verilen şekildir. Genelde 45 yaşın üstündeki kadınlarda, aylar hatta seneler boyunca dif eklemlerinde kemik ve kıkırdak dokusunda şekil değişikliği olur. Bu değişiklikler daha az olarak pip ekleminde de görülür. Buna Bouchard nodülü nedir. Bu no-düller ağrısız veya hafif ağrılıdır. Bazen kırmızı, şiş, şiddetli ağrı ve ellerde uyuşma olur.<br />
Başparmak kökündeki karpometakarpal eklemin OA&#8217;unda bu yerde şiş ve ağrı vardır. Hareketle ağrı artar.<br />
<strong>Kalça:</strong> Erkekte de sık görülüp ekseriya bir kalçadan başlar, vakaların % 80&#8242;inde kalıtımsal veya gelişim bozukluğu sonucu sekonder olarak ortaya çıkar (kalça displazisi, kaymış femur bası epifizisi, Legg-calve Pert-hes gibi).<br />
Ağrı kaba ette, kasıkta ve uyluk ön yüzünden dize kadar iner. Hasta yürürken aksar, oturup kalkması zorlaşır. Eklem hareketleri kısıtlıdır ve kontraktür oluşur.<br />
Diz: Ağrı diz bölgesinde olup yorgunluk ve hareketle artar. Tutukluk istirahatten sonra olur. Diz eklem faresi denilen parçacıklar nedeniyle aniden kilitlenip hareket edemez hâle gelir. Sıvı toplanabilir. Ligaman-ların gevşemesi, hareket kısıtlılığı ve fleksiyon kontraktürleri ileride gelişir. Dejeneratif olayın eklemin bir tarafında daha hâkim olması sonucu genu varus veya valgus deformitesi gelişir. Bu deformiteier eklemde ins-tablliteye yol açarak OA&#8217;nın daha ağırlaşmasına neden olur.<br />
<strong>Boyun:</strong> Bu bölgedeki OA&#8217;ya spondilosis adı verilir. Bir veya daha fazla omurlar arasındaki diskte oluşmuş dejeneratif değişiklikler ve sonuçta oluşan osteofitlerdir. Olay genelde çocuklukta veya gençlikte düşmeler, ağır kaldırmalar, trafik kazaları sonucu başlar, belirtiler 35-40 yaşından sonra ortaya çıkar. Bazen hiç şikayetsiz, yıllarca yaşanır. Başlangıçta boyunda tutukluk, hareket kısıtlılığı ve harekette ağrı olur. Bazen sinir kökü basıları, omurilik basıları olabilir. Bazen de hayati organlara mekanik baskı olabilir, vertebral damarlara olan bası sonucu vertebrobasi-ler yetmezlik belirtileri olan baş dönmesi, çift görme, baş ağrısı ve atak-si olur. Ani baş ve boyun hareketi ile şikâyetler artar, hatta bazen yere düşme atakları olabilir. Büyük osteotifler öne uzarsa yutma güçlüğü, ses kısıklığı ve öksürük ortaya çıkar.<br />
Bel: OA belde 2 yeri tutar. Diskler ve faset denilen arka eklemler. OA&#8217;da kronik bel ağrıları, hafif tutukluluk ve kısmen hareket azalması olur. isti-rahatle şikâyet azalır.<br />
<strong>Ayak:</strong> Birinci metatarsofalangeal eklem en sık tutulur. Akut şiş, ağrı metetars başının iç tarafında bulunan bursanın enflamasyonu sonucudur (bunyon). Genelde gençlikte sıkı ve sivri burunlu ayakkabı giyme alışkanlığından olur. bu eklemin üstü hassastır ve hallux valgus deformitesi tf&#8221;-^- vardır. Normalde başparmak vücut ağırlığını taşıyamaz ve ağırlık meta-tars başında taşınır, sonuçta bu kısım da ağrır.<br />
OA&#8217;nın değişik şekilleri: Hiperostos ankilozan (diffüz idyopatik iskelet hiperostosisi, Forestier hastalığı) adları da alır. Yaşlılarda görülen omuga kemiklerinin ön yüzünde büyük, yaygın uzantılar ve çevre yumuşak doku kireçlenmeleridir. Topuk ve dirsekte de osteofitler olur. ilk şikâyet hafif ağrı, tutukluluktur. Hareket kısıtlı olmayabilir.<br />
inflamatuar OA: Primer generalize OA&#8217;da da enflamasyon belirgin olup pip ve dip eklemleri sık tutulur. Menopoz ertesi kadınlarda çok görülür. Romatoid artrite behzerse de romatoid faktör müspet değildir.<br />
Laboratuvar ve röntgen bulguları: Hastalığın özel bir laboratu-var bulgusu yoktur. Teşhis, şikâyetler, muayenedeki bulgular ve röntgen değişiklikleri ile konur. Röntgende görülen belirtiler şunlardır:<br />
— Eklem kıkırdağının dejenerasyonu sonucu eklem aralığında daralma.<br />
—Yeni kemik oluşumu sonucu subkondral kemikte skleroz (eburnas-<br />
yon).<br />
— Kıkırdak ve kemik çoğalması sonucu osteofit oluşumu.<br />
— Birkaç mm&#8217;den birkaç cm&#8217;ye kadar değişen çapta kistler.<br />
— Hastalığın ilerlemiş devresinde subluksasyon ve deformiteler. Teşhis ve ayırıcı teşhis: iyi bir muayene ve röntgen ile teşhis konur.<br />
Eklemde ağrı, 30 dakikayı geçmeyen tutukluk, krepitasyon, hareket kı-sıtlığı, kemik büyümesi ve şekil bozukluğu varsa ve üstte yazılan röntgen bozuklukları da görülüyorsa teşhisi koymak kolaydır. Diğer artrit-lerde azçok kendine özgü laboratuvar bulgusu vardır.<br />
Hastalığın gidişi: Genelde yavaş ilerleyen bir hastalık olup bazı şekilleri dışında hastayı satak bırakmaz. Uzun yıllar sürer. Diz ve kalça osteo-artozları yürüme güçlüğü, boyundaki spondilozlar devamlı baş, boyun, sırt ve kol ağrısı yaptığı için hastayı yıllarca rahatsız eder.<br />
OA&#8217;nın tedavishTedavi belirtilere yönelik olup, oluş mekanizması ve sebebe yönelik bir tedavi mevcut değildir. Buna mukabil hastalığı yapan nedene yönelik tedavi en uygunudur, örneğin; hafif ağrılı kronik vakalarda istirahat ve analjezik ilaçlar yeterli olur. Sinovitîs ve ileri derecede iltihap olan vakalarda iltihabı azaltan ilaçlar kullanılmalıdır. Eğer sinir kökü baskısı ve kas spazmı varsa uygun fizik tedavi uygulamalarından yarar sağlanır.<br />
Tedavinin amacı ağrı ve iltihabı azaltmak, fonksiyonu geliştirmektir. Bunu sağlamak için de llacTflzik tedavi ve rehabilitasyon, psiko-sosyal destek ve ortopedik girişimler gereğinde tek tek veya hepsi birlikte kullanılır. En önemlisi hastanın eğitimi ve hekim ile hasta arasında iyi bir işbirliği kurulmasıdır. Dış ülkelerde psikolog, sosyal hizmet uzmanı, fizyoterapist, uğraşı terapisti ve rehabilitasyon hemşireleri bu konuda hekim ve hastaya yardımcı olurlar.<br />
<strong>Korunma:</strong> Her hastalıkta olduğu gibi bu hastalıkta da korunma ön planda gelir. Toplumumuzun sağlıklı yaşama, dengeli ve bilgili beslenme, uygun spor yapması temin edilirse bu hastalıklara daha az rastlanacağı kesindir, son yıllarda ingiltere&#8217;de yapılan bilimsel çalışmalarda futbol oynayan ve koşu yapanlarda diz ve kalça OA normal kişilerden daha az rastlandığı bulunmuştur. Bu da bize sporun hastalıklardan korunmada önemini açıklar. Ekleme ağırlık yüklememek için istirahat, baston veya benzeri bir alet kullanmak, kiloyu azaltmak, meslek nedeniyle o&lt;an stresleri kaldırmak veya gereğinde meslek değiştirmek, doğuştan veya sonradan olan deformiteler sonucu ortaya çıkacak olan sekonder OA&#8217;da erken cerrahi girişimlerle deformiteyi düzeltme koruma yöntemlerinin esasıdır.<br />
<strong>İlaç tedavisi:</strong> Genelde ağrıyı azaltmak için analjezikler ve antienfla-matuar ilaçlar kullanılır. Tedaviye uzun süre devam edileceği için yan etkileri en az olan ilaçlar kullanılmalıdır. Ayrıca kıkırdak özlerinden yapılmış bazı Maçlar kıkırdakta olan değişiklikleri yavaşlattığı için kullanılırlar. Ağızdan alınan kortlkosteroidler bu hastalıkta kullanılmaz. Eklem içine uzun etkili kortizon enjeksiyonları bazan akut alevlenme durumlarında kullanılabilir, çok dikkatli olmalıdır. Yılda bir veya iki enjeksiyondan fazla yapmak kıkırdak yıkımını arttırarak hastalığı hızlandırır.<br />
Fizik tedavi ve rehabilitasyon: OA&#8217;da fizik tedavi ve rehabilitasyon çeşitli amaçlarla kullanılır.<br />
— Kas gücünü arttırarak eklemin korunmasını sağlama.<br />
— Bozulmuş eklemi travma ve zorlamadan koruma<br />
— Ağrıyı azaltmak<br />
— Eklemin hareket kabiliyetini arttırmak<br />
— Hasta eklemin nasıl kullanılacağını öğretmek ve postür (duruş) bozukluklarını düzeltmek.<br />
Bunları sağlamak için kullanılan yöntemler.<br />
— ısı ve soğuk uygulama ile diğer fizik tedavi yöntemleri.<br />
— Egzersiz.<br />
— özel hareketler (manipulasyon).<br />
— Hastanın eğitimi.<br />
— Yardımcı aletler.<br />
ısı ve soğuk ağrı ve kas spazmını azaltır. ısı çeşitli şekillerde uygulanabilirse de en ucuz, en basit yöntemleri kullanmayı öneririz. Egzersiz bu hastalıkta eklem çevresindeki kas gücünü arttırarak, eklemin daha fazla zorlanmasına engel olur. Eklem ağrılı ise izometrik egzersizler, ağrı azaldıkça arttırılarak dirençli egzersizler yaptırılır.<br />
<strong>Hareket:</strong> Genel hareketler yanında elle yapılan manipulasyoniar da bazı durumlarda kullanılabilir. Hastaya bu hastalık nedeniyle sakat olmayacağı açıklanmalı, güvence verilmelidir. Ayrıca bel, kalça, diz OA&#8217;ların-da günlük işlerini yaparken ağırlık kaldırması gerekiyorsa bunu ideal şekilde nasıl yapması gerektiği şekillerle gösterilerek öğretilir. Yardımcı aletler baslonlar, boyun yakalığı, ağırlığı kaldırıcı cihazlar v.b. olabilir. Kaplıca tedavisi OA&#8217;nın kronik döneminde, banyo kürleri, çamur uygulamaları şeklinde yapılır, ülkemizde ve Avrupa ülkelerinde kaplıca tedavisinin çok kullanılmasına rağmen Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde romatiz-mal hastalıklarda ısı etkisi dışında yaran olmayacağı savunulmaktadır, kaplıca tedavisinde sıcak uygulama sonucu kan dolaşımı artar. Ayrıca otonom sinir sistemi ile hormonlar salgılayan hipofiz ve hipotalamus gibi merkezleri uyararak hastalığı etkiler. Kür esnasında salgılanan kortikos-teroidlerin, serotonin, histamin ve heparin de kıkırdaktaki hiyaluroni-dazın çalışmasını azaltarak tahrib önlenmiş olur. Ayrıca kaplıca kürleri en az üç hafta olmalı, bu esnada sağlıklı yaşamalı diyet yapılarak, masaj ve egzersizlere önem verilmelidir.<br />
<strong>Cerrahi tedavi:</strong> ortopedik ameliyatlar, ağrı azaltıp, şekil bozukluğunu düzelterek fonksiyonu arttırırlar. İlk zamanlarda kemikteki uzantılar (Osteof it) veya eklem fareleri yapılan ameliyatla eklemin hareket kazanmasını sağlarlar. Kalça ve diz gibi eklemlerde eklem ekseni bozulmuşsa tibia veya femur osteotomisi ile eklem yükü azaltılabilir. Artrodez veya jondurma ameliyatı çok ağrılı vakalarda ağrıyı geçirmek için kullanılırsa: da eklemde hareket kalmadığı için genelde tercih edilmez. Total kalça ye diz protezi ilerlemiş OA&#8217;lı hastalarda kullanılan başarılı bir yöntemdir. Tabii ki tüm ameliyatların başarısı, ameliyat öncesi ve sonrası yapı-ijan iyi bir tıbbi rehabilitasyona dayanır.<br />
<strong>OA&#8217;da yapılmaması gerekenler:</strong>    &#8216;<br />
— Aşırı egzersiz veya hasta eklemi aşırı kullanmayınız.<br />
— Bel, kalça ve diziniz hasta ise uzun süre ayakta durmayın veya yürümeyiniz.<br />
— uzun süre yatmayınız veya oturmayınız.<br />
— Tutukluluk ve kasılmaları önlemek için oturduğunuz yerde hafif egzersizler yapmaktan korkmayınız.<br />
— Hastalığınızı diğer romatizmal hastalıklarla karıştırmayınız.<br />
— Herkesin, komşunuzun, yakınlarınızın tarif ettiği tedavi yöntemlerini doktorunuza sormadan yapmayınız.<br />
Tedavi olarak yapmanız gerekenler:<br />
— Hayatınıza değer vererek hastalığınızın kötü bir hastalık olmadığını bilerek kendinize aktif, yararlı bir yaşam şekli seçiniz.<br />
— Ağrı yapmayacak kadar yürüyüş veya egzersiz yapınız.<br />
— Hasta eklemlerinize yüklenmeyiniz, belirli süreler istirahat ediniz.<br />
— Eğer herhangi bir nedenle yatıyorsanız, eklemlerinizi ve kaslarınızı yattığınız yerde çalıştırınız.<br />
— Doktorunuzun verdiği ilacı kullanınız ve önerilerini dinleyiniz.<br />
— Kilonuz fazla ise (normal kilo kabaca boyunuzla aynı veya birkaç kilo düşük olmalı) diyet yaparak zayıflamanız şarttır. Zayıflama kolay bir olay değildir, bir irade meselesidir.<br />
— Ağrılarınızı azaltmak için özellikle soğuk ve rutubetli havalarda sıcak tutan yün iç çamaşırları giyiniz, evde hafif sıcak uygulamaları yapınız.<br />
<strong><br />
Metabolik Kemik Hastalıkları</strong><br />
Kemik metabolizmasını önemli ölçüde bozarak kemikte ağrı, eğilme, def ormasyon ve kırıklara neden olan hastalıklardır. Bunların en sık görülen ve tanınanları osteoporoz, osteomalasi ve raşitizm ile hiperparatiro-idi kemik hastalığıdır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.saglikgunlugu.com%2Fosteoartroz&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/osteoartroz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yalancı Gut</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/yalanci-gut</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/yalanci-gut#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2009 06:12:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Romatizma]]></category>
		<category><![CDATA[Yalancı Gut]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=1043</guid>
		<description><![CDATA[Yalancı Gut Eş İsimler: Kalsiyum gutu, kalsiyum pirofosfat dihidrat artropatisi, kondrokalsinozis. Tanımı: Yalancı gut, kalsiyum pirofosfat dihidrat kristallerinin neden olduğu artrittir. Önemi: Kristal artritlerinin önemli bir tipidir. Yalancı gut aslında kalsiyum pirofosfat billurlarının neden olduğu artropatilerin sadece bir tipidir. Yani, daha geniş klinik bir tablonun bir bölümüdür. Bu konudaki geniş çalışmalar eskiden hemen hemen hiç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Yalancı Gut</h1>
<p><strong>Eş İsimler:</strong> Kalsiyum gutu, kalsiyum pirofosfat dihidrat artropatisi, kondrokalsinozis.<br />
<strong>Tanımı:</strong> Yalancı gut, kalsiyum pirofosfat dihidrat kristallerinin neden olduğu artrittir.<br />
<strong>Önemi:</strong> Kristal artritlerinin önemli bir tipidir. Yalancı gut aslında kalsiyum pirofosfat billurlarının neden olduğu artropatilerin sadece bir tipidir. Yani, daha geniş klinik bir tablonun bir bölümüdür. Bu konudaki geniş çalışmalar eskiden hemen hemen hiç bilinmeyen bu konunun ro-matolojide önemli bir yer tuttuğunu kanıtlamıştır.<br />
<strong>Sıklığı:</strong> Kesin sıklığı bilinmiyor. 2 gutlu hastaya 1 yalancı gut düştüğü tahmin ediliyor. 60 yaşın üstündeki insanların %5&#8242;inde röntgende eklem kıkırdağı kireçlenmesi (kondrokalsinoz) bulunmaktadır. Kadınlarda daha sıktır. Ailevi olanlar ve başka hastalıklarla birlikte olan vakalar biraz daha genç, diğerleri yaşlılarda görülür.<br />
Nedeni: çeşitli hastalıklar ve faktörler (yaşlanma, artroz, gut, paratiroid bezinin fazla, tiroid bezinin az çalıştığı haller vb.) eklem kıkırdağında kalsiyum pirofosfat billurlarının depolanmasını kolaylaştırmakta ve buradan zaman zaman eklem sıvısına karışan billurlar lökositler tarafından yutularak iltihabi reaksiyona neden olmaktadır.<br />
<strong>Klinik özellikler:</strong> Hastalık hiçbir belirti vermeyebilir, yalnız röntgen bulguları olabilir ya da değişik klinik tablolar gösterir. Bunların en karakteristiği &#8220;akut yalancı guttur. En çok tek dizde olmak üzere akut gelişen bir artrit tablosu başlar. 1-2 günden birkaç haftaya kadar sürebilir ve iz bırakmadan düzelir. Bir süre sonra aynı ya da diğer diz veya dirsek, omuz, ayak ve el bilekleri olmak üzere tek ya da birkaç eklem birden hastalanabilir. Birçok eklemi kronik olarak hastalandıran vakalar da görülebilir. Bu eklemlerde erken artroz sıktır.<br />
Laboratuvar ve röntgen bulguları: Eğer birlikte başka hastalıklar varsa onlarla ilgili bulgular ve bazen yüksek sedimantasyon sürati saptanabilir. Eklem sıvısı iltihaplı ve bazen de kanlıdır. Polarize ışık mikkoskopisi ile tipik kalsiyum pirofosfat billurları görülebilir. Röngende hasta eklemde, hatta sağlam görünen eklemlerdeki bazı bulgular teşhis ve ayırıcı teşhise yardim eder.<br />
<strong>Teşhis ve ayırıcı teşhis:</strong> çeşitli klinik tablolar değişik hastalıklarla ka-rıştırılabilir. Kesin teşhis çoğu kez zordur. Sinoviyal sıvı analizi yapılmadığı ve röntgende tipik bulgular yoksa, ancak iyi bir ayırıcı teşhisle yakın bir tahminde bulunulabilir. Mikrobik (septik) artrit, gut, romatoid artrit ve artro» ekarte edilmelidir.<br />
<strong>Gidiş:</strong> Hastalık üstelemelerle kronik bir duruma girer ve sekonder artroz oluşumu sıktır. Önemli eklem deformiteleri ve ankiloz görülmez. Yaşam süresini hastalığın kendisi etkilemez.<br />
<strong>Tedavi:</strong> çok başarılı değildir, iltihaba karşı kullanılan kortizonlu ve kor-tizonsuz pek çok ilaç önemli bir etki göstermez. Kolslsin guttaki ile kıyaslandığında çok az yarar sağlar. Her vakada uygun ilaç ya da ilaçlar denenerek saptanmalıdır.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.saglikgunlugu.com%2Fyalanci-gut&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/yalanci-gut/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Metabolik Eklem Hastalıkları</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/metabolik-eklem-hastaliklari</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/metabolik-eklem-hastaliklari#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2009 07:11:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Romatizma]]></category>
		<category><![CDATA[Metabolik Eklem Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=1041</guid>
		<description><![CDATA[Metabolik Eklem Hastalıkları Metabolizma bozukluğu, bugünkü tıpta hemen hemen her hastalığın altında yatan mekanizmalardan biridir. Bu bakımdan çöle geniş kapsamlı bir terimdir. Bazılarında ise bu karakter o hastalığın simgesidir (örneğin gut hastalığı). Biz burada nadir görülen fakat eklem tutulması yapan bazı metabolik hastalıklara sadece çok kısa değinip, daha sık ve önemli olan gut ve yalancı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Metabolik Eklem Hastalıkları</h1>
<p>Metabolizma bozukluğu, bugünkü tıpta hemen hemen her hastalığın altında yatan mekanizmalardan biridir. Bu bakımdan çöle geniş kapsamlı bir terimdir. Bazılarında ise bu karakter o hastalığın simgesidir (örneğin gut hastalığı). Biz burada nadir görülen fakat eklem tutulması yapan bazı metabolik hastalıklara sadece çok kısa değinip, daha sık ve önemli olan gut ve yalancı guta yer vereceğiz. Aşağıdaki metabolik hastalıklara bağlı artropatiler nadir ve az önemli olanlardır: Okronoz (alkap-tonüri) bir aminoasit (tirozin ve fenilalanin), hemokromatoz demir, Wil-son hastalığı bakır, hiperiipoproteinemiler lipoprotein, mükopolisakka-ridozlar lizozomal enzimlerin konjenital herediter (kalıtımsal) bozukluğu sonucu oluşur.<br />
Gut ve yalancı gut denen hastalıklar romatolojide &#8220;kristal artritleri&#8221; diye bilinen gruba giren en önemli iki metabolik artrit örneğidir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.saglikgunlugu.com%2Fmetabolik-eklem-hastaliklari&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/metabolik-eklem-hastaliklari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ailevi Akdeniz Ateşi Artriti</title>
		<link>http://www.saglikgunlugu.com/ailevi-akdeniz-atesi-artriti</link>
		<comments>http://www.saglikgunlugu.com/ailevi-akdeniz-atesi-artriti#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2009 07:08:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Romatizma]]></category>
		<category><![CDATA[Ailevi Akdeniz Ateşi Artriti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikgunlugu.com/?p=1039</guid>
		<description><![CDATA[Ailevi Akdeniz Ateşi Artriti Ailevi Akdeniz ateşi (AAA), daha çok Akdeniz bölgesi halklarında tekrarlayan ateş, karın ağrısı, göğüs ağrısı ve artrit&#8217;ten birkaçının oluşturduğu nöbetlerle seyreden ve nedeni belli olmayan kalıtımsal bir hastalıktır. En çok Türkiye, israil, Lübnan ve diğer Akdeniz ülkelerinde görü-für. Kalıtımın önemli rolü olan AAA&#8217;da hastalık doğumdan sonraki ilk aylardan itibaren başlayabilir, vakaların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Ailevi Akdeniz Ateşi Artriti</h1>
<p>Ailevi Akdeniz ateşi (AAA), daha çok Akdeniz bölgesi halklarında tekrarlayan ateş, karın ağrısı, göğüs ağrısı ve artrit&#8217;ten birkaçının oluşturduğu nöbetlerle seyreden ve nedeni belli olmayan kalıtımsal bir hastalıktır. En çok Türkiye, israil, Lübnan ve diğer Akdeniz ülkelerinde görü-für. Kalıtımın önemli rolü olan AAA&#8217;da hastalık doğumdan sonraki ilk aylardan itibaren başlayabilir, vakaların %90&#8242;ı 15 yaşına kadar başlar. Eklem şikâyetleri, eklem ağrısı, periferik artrit ve spondilit şeklinde olabilir. Eklem şikâyetleri daha çok ateş  şikâyetleri başladsktan birkaç yıl sonra görülürse de seyrek olarak ilk ve. tek şikâyet de olabilir.</p>
<p>Periferik artrlt vakaların %55&#8242;inde vardır. Akut başlar ve çoğu kez tek eklem tutulur. En çok diz ve ayak bileklerinde şiddetli ağrı, şiş, kızarıklık ve hareket güçlüğü görülür. Akut artrlt hecmeleri çoğu kez ateş, karın ve göğüs ağrısı ile aynı zamanda değil, bilakis bağlantısız bir biçimde ayrı olarak görülür. Bizim 365 kişilik serimizde ayrıca %15 oranında spondili-tis ankilopoetika saptanmıştır. Belkemiği tutulması primer spondilite benzer. Hafif, orta ya da ağır derecede olabilir. Spondilitli vakalarda HLA-B27 antijeni sıklığı yüksek bulunmamıştır. Romatoid faktör negatif olup, romatoid derialtı nodülü bulunmaz.<br />
AAA artrltlnln tedavisi: Akut artrlt krizleri genellikle kısa sürede kendiliğinden geçer. Fakat ağrı fazladır ve bazen 1-2 hafta da sürebilir. AAA tedavisi için bugün tüm dünyada en başarılı olduğu kabul edilen ilaç kol-şisin&#8217;dir. Düzenli kolşisin tedavisi gören hastalarda ateş, karın ve göğüs ağrısı %80-90 vakada çok yararlandığı halde artrit belirtileri daha az yararlanır. Bu nedenle, artrit hecmelerinde antiinflamatuvar ilaçlar eklenmesi ya da devamlı olarak verilmesi gerekebilir. Bunlar içinde indome-tasin oldukça etkilidir. Kortikosteroidler (ağızdan ve eklem içDden fazla bir yarar görülmez.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.saglikgunlugu.com%2Failevi-akdeniz-atesi-artriti&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikgunlugu.com/ailevi-akdeniz-atesi-artriti/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

