Saçların Beyazlaması

Haziran 12th, 2008admin

Saçların Beyazlaması

Aslında bir saç teli, ortası boş olan ve içinde melanin denilen boya pigmentleri bulunan bir tüpten başka bir şey değildir. Genç yaşlarda bu boşlukta saça renk veren melanini bir arada tutan bir sıvı vardır. Yaşlandıkça derimiz saçlarımızı ve vücudumuzdaki diğer kılları eskisi gibi sağlıklı olarak üretemez. Kılların ortasındaki sıvı kaybolur, boya hücreleri de tutunamadığından sadece hava kalır. Saçlar boyasız hale gelir, beyaz renge yani asıl rengine dönüşür.

Bütün saçlarımızın beyaza dönüşme süreci 10 ila 20 yıl sürebilir. Aslında her bir saç telinin rengi ya siyahtır (sarı, kırmızı, kumral vs.) ya da beyaz. Yani her bir saç teli yavaş yavaş grileşip beyazlanmaz. Ancak bu süreç içinde hepsi aynı anda beyazlanmadığından, beyazların sayısı arttıkça bütün saç gittikçe açılan gri renkte görülür. İşin ilginç tarafı boya hücreleri bazen üretime hız verirler. Gittikçe beyazlaşan saçlar geçici bir süre tekrar biraz koy ulaşmış gibi görünebilirler.

İnsanlar arasında bir şok veya aşırı gerilim geçiren birinin saçlarının bir gecede beyazlaştığı, bir süre sonra da tekrar eski rengine döndüğü söylenir. Hatta bazı tarihçiler Kraliçe Marie Antoinette’nin giyotine gideceği günün gecesinde saçlarının hepsinin bembeyaz olduğunu yazarlar.

Saçların devamlı olarak uzadığı, belirli bir süre sonra dökülüp alttan yeni saç geldiği hatırlanacak olursa, mevcut saçın değil, ancak yeni gelecek saçın beyaz olabileceği, dolayısıyla saçların bir gecede beyazlaşmasının mümkün olmadığı görülüyor. Ancak bilim insanları bu olayın birkaç haftalık bir süreçte olabileceğini söylüyorlar.

Tiroid bezi, şeker gibi hastalıklarda ve aşırı stres veya şok gibi durumlarda kişinin renkli saçları bu süreçte tamamen dökülebilir ve geriye sadece daha önceden beyazlaşmış saçlar kalabilir. Diğer saçlarla birlikte beyazların yerine de daha gür ve siyah saçlar çıkabilir.

Saçların beyazlaşması insanlık tarihinde nedense hep sorun olmuştur. Kimileri onu olgunluğun ve bilgeliğin simgesi olarak görürken, tarih boyu savaş kahramanları, yaşlılığın ve güçsüzlüğün belirtisi olarak görmüşler ve bir şekilde saçlarını boyamışlardır.

Bu arada bir şeyi daha belirtelim; saçlarımızın kıvırcık, dalgalı veya düz olmasını da ebeveynlerimizden aldığımız genler belirliyor. Kıvırcık bir saçı kestiğimizde kesitinin dikdörtgene yakın olduğunu, dalgalı saçın elips, düz saçın kesitinin ise daire olduğunu görebilirsiniz. İşte bu saç kesitlerinden dolayı bazı saçlar dümdüz uzarken bazıları hemen kıvrılmaya başlar. Kıvırcık saçlılar, saçlarınızı boşuna ütülemeyin, saçın yapısını yani kesitinin şeklini değiştirmeden kalıcı bir düz saça sahip olmanız mümkün değil.

Saç Sorunları | İlk yorumu sen yap »

Etiketler:

Kepek

Haziran 12th, 2008admin

Kepek

Kafatası derisinin kabuklanması sonucunda baştan dökülen çok ince beyaz kabuklar. Genellikle derinin hemen altındaki küçük salgıbezlerinin salgıladığı yağlı bir madde olan sebumun aşırı üretilmesi sonucunda oluşurlar.

Kepeklenme çok yaygın olup, önlenmesi oldukça zordur. Derisi yağlı kimselerin başından hemen her gün, çok ince beyaz kabuklar dökülür. Kabuklanma fazla değilse bu pek önemli bir durum değildir. Ancak, saçların dökülmesine yol açacağı kaygısıyla insanlar çoğunlukla kepekten ötürü telaşa kapılırlar. Oysa erkeklerde saçların dökülmesi büyük ölçüde kalıtımla ilgilidir. Kepeklenme, çok fazla olmadığı sürece saç dökülmesine yol açmaz. Bu konuda bir başka yanlış inanç da kepeklenmenin bulaşıcı olduğudur. Anneler, çocuklarının okulda başkalarının tarağını kullanmasını, şapkasını giymesini istemezler. Oysa kepeğin bu yolla bir kimseden bir başkasına bulaşması olanaksızdır.

Kepeklenme bünye ile ilgili bir durum olduğundan kesin olarak önlenmesi mümkün değildir. Yine de kafa derisinin bakımına özer gösterilmesi kabuklanmayı önemli ölçüde azaltır. Saçlar on beş günde bir, eğer çok yağlıysa daha sık, yıkanmalıdır. Başa masaj yapmanın ya da saçları uzun süre fırçalamanın kepeklenmeyi önlemek ve saçların uzamasını sağlamak konusunda bir yararı yoktur. Hafif kepeklenmelerde saçların sık sık ilaçlı bir şampuanla yıkanması yeterlidir. Selenyum ya da kükürt içeren şampuanlar, olumlu sonuç verirler. Bu şampuanlar kullanıldıktan sonra eller ve tırnak dipleri iyice temizlenmelidir. Saçları böyle bir şampuanla birkaç ay süreyle yıkamak gereklidir.

Kepeklenmenin fazla olduğu durumlarda başa yüzde beş setrimit eriyiğinin bir ya da iki hafta süreyle ve her gece sürülmesi yararlı olur. Ancak bu eriyik saçların düzenli tutulmasını zorlaştırır.

Kepeklenmenin giderilmesi için evde başvurulan çareler fayda etmez ve başın derisinde yaralar başgösterirse bir doktora görünmek gerekir. Doktor salisilik asit ve katran içeren bir sabunla başı her akşam yıkamayı öğütleyebilir. Bu yıkama birkaç ay süreyle yapılırsa yararlı olur.

Kafa derisinde mikroplu sivilcelerin oluşması halinde sorun daha karmaşık bir hal alır. Bu durumda neomisin ya da tetrasiklin gibi bir antibiyotik krem kullanılmalıdır. Bu sivilceler yüzde de görülecek olursa aynı kremle tedavi edilmeleri gerekir. Steroitli losyonlar da iyi sonuçlar vermektedir.

Saç Sorunları | İlk yorumu sen yap »

Etiketler: , , ,

Bit

Haziran 12th, 2008admin

Bit

Kuşlarda ve memelilerde asalak olarak yaşayan kanatsız küçük bir böcek. Deri, saç gibi bölgelerde yaşayanları genellikle ısırıcı bitler (Mallophaga) takımındandır. Kan emenler ise gerçek bitler (Anoplura) takımındandır. İnsan vücudunda yaşayabilen türler baş biti (Pediculus capitis), giyim biti (Pediculus vestimenti) ve kasık dibinde yaşayan kıl biti (Phthirius) dir.

Başta ya da vücutta yaşayan türler daha büyük boyutludur. Erkekleri 23 mm., dişileri ise daha büyük olurlar. Bunların vücutları gri renkli olup göğsü oluşturan üç bölüt birbirine kaynaşmıştır. Karın bölütleri yassılaşmıştır. Bu bölütte eşit uzunlukta altı çift ayak vardır.

Kıl biti daha küçük boyutludur: Dişileri 0,81 mm. uzunluğunda olup erkekleri biraz daha küçüktür.

İnsan başında yaşayan bitlerin dişisi hayatı boyunca 80-100, vücutta yaşayanın dişisi 200 300, kıl bitinin dişisi ise 50 yumurta yumurtlar. Baş biti 12-18 gün, kıl biti de 15 gün kadar yaşar. Bitin kan emdiği yer kaşınır ve kaşınma bu yerlerin çeşitli bakterilerle bulaşıp yangılaşmasına yol açar.

Vücut biti ayrıca tifüs gibi bazı hastalıkları da bulaştırır. Baş biti bu gibi hastalıkları daha seyrek taşır; kıl biti ise genellikle hastalık taşımaz, sadece kan emerek insana zarar verir.

Gerek eskiden yurdumuzda lekeli tifo olarak bilinen tifüs, gerekse yine bitler tarafından taşman hummayi racia, Balkan Savaşı ile I. Dünya Savaşında ordumuzda büyük çapta ölümlere yol açmıştır. Örneğin 1914′te sadece Edirne kolordusunda 445 kişi tifüse yakalanmış, bunlardan 67’si ölmüştür. Aynı süre içinde yine aynı kolorduda hummayi racialı 144 hasta ve 25 ölü görülmüştür. Fırınların etüv olarak kullanılması ve askerlerin elbiselerinin 160 derecede 25 dakika süre ile fırında tutularak bitlerin öldürülmesi, askerlerin sıcak suyla yıkanması, çadırların yerlerinin değiştirilmesi gibi tedbirlerle hastalığın daha fazla yaygınlaşmadan önlenebilmiş olması, askeri hekimliğimizin başarıları arasında önemli bir yer tutar.

Saç Sorunları | İlk yorumu sen yap »

Etiketler: ,

« Önceki Yazılar

 
© 2008
Webservis
eXTReMe Tracker