Varis
Varis
Genişleyen, uzayan ve ağrıyan damarlara varisli damar denir. Damar çeperlerindeki hücrelerin irileşmesi ve damar genişlemesi, damarlarda uzama ve ağrıya yol açar. Damarın üst ve alt ucu sabit olduğundan, uzama sonucu orada meydana gelen kıvrımlar ağrı yapar.
Vücudun varisli damarların meydana gelebildiği dört kesimi anüs kanalı, erbezleri, yemek borusu ve midenin üst bölümü ve bacaklardır. Anüsteki varis, anüs kanalından kapı toplardamar sistemine kan ileten üst hemoroit damarlarından oluşur. Son derece yaygın olan bu varis türüne hemoroit yanı
basur memesi denir. Hemoroitin meydana geliş nedeni çoğunlukla anlaşılamaz. Ancak kapı toplardamarlarında karaciğerdeki siroz nedeniyle baş gösteren yüksek basınç, gebelik ve kalp yetmezliği bu duruma yol açabilirler.
Erbezlerindeki toplardamarların genişlemesine varikosel denir. Bu durum bilinmeyen bir nedenle her zaman sol erbezinde meydana gelir. Varisin neden hep sol yanda meydana geldiğini açıklamaya çalışan çeşitli kuramlar vardır. Ancak bunların hiç biri yeterli sayılmaz. Bu durum belki de yapısal bir özelliğin sonucudur. Sol erbezinden çıkan toplardamarlar sol böbrek toplardamarıyla birleştikten sonra alt ana toplardamara boşalırlar. Oysa sağ, erbezlerinden çıkan toplardamarlar doğrudan alt ana toplardamara bitişirler.
Yemek borusunun alt bölümünde ve midenin ağzında meydana gelen varislere yemek borusu varisleri denir. Bu tür varis hemen her zaman kapı toplardamarındaki yüksek basınçla ilgilidir. En yaygın nedeni sirozdur. Kapı toplardamarındaki kan dolaşımı herhangi bir nedenle engellendiği zaman, bu damarlar içindeki basınç yükselir ve kan, dolaşımına başka kanallardan devam eder.
Koleteral denilen bu kanalcıkların en önemlisi yemek borusunu izledikten sonra üst ana toplardamarla birleşen kanaldır. Kapı toplardamarlarından .bu kanallara gelen fazla kan, yemek borusunun alt bölümünde ve midenin ağzında, damarların mukoza zarının hemen altında şişliklere yol açar. Bu ince çeperli damarcıkların patlaması genellikle ölümle sonuçlanan mide kanamaları meydana getirir.
Varisin en yaygın türü bacaklardaki yüzeysel damarları etkileyen türdür. Varisli damarlardan söz edilince akla ilk olarak bacaklar gelir.
POMPALAMA MEKANİZMASI
İnsanlar bacaklar üzerinde dimdik durabilirler. Ancak bunun karşılığında omurgalarını ve ayaklarını etkileyen bazı hastalıklarla karşılaşabilirler. Omurga ve ayaklar, bacakların dizle ayak arasında kalan bölümünde öbür hayvanlarda olduğu gibi destek olmadığı için yüzeysel damarlarda varis meydana gelme olasılığı fazladır.
Bacakların alt bölümünde kan deriden derialtı dokulara ve buradan da yüzeysel damarlara geçer. Yüzeysel damarlar kanı bacağın daha derindeki damarlarına ve sonra ilye toplardamarları yoluyla alt ana toplardamara iletirler. Yüzeysel damarların daha derindeki damarlarla birleştiği iki nokta vardır. Dizin arkasında bacağın arka bölümünden gelen kanı alan safen toplardamarı, bacak lifsi dokusunun sert kabuğunu geçer ve poplitea toplardamarlarına bitişir. Kasıkta, bileğin iç ve ön bölümünden çıkan safen toplardamarı yine lifsi dokudan geçer ve uyluk toplardamarlarına girer.
Gerek yüzeysel damarlarda, gerekse daha derindeki damarlarda iki kelepçeden oluşmuş kapakçıklar vardır. Bu tür kapakçıklar yüzeysel damarların lifsi dokudan geçerek bacağın daha derinindeki damarlara bitiştiği bütün kesimlerde bulunurlar. Ayrıca derindeki damarlarda da düzenli aralıklarla dizilmiş kapakçıklar vardır. Kapakçığın her kelepçesi ince bir lifsi doku katından ve düz kastan meydana gelir. Lifsi dokunun her iki yüzü de yassı endotel hücreleriyle kaplıdır.
Çevresel damarlardan geçerken hiç bir engelle karşılaşmaz. Ancak kan dolaşımı ters yönde olursa, kanın bacakların alt bölümünden kalbe hiç bir engelle karşılaşmaksızın dönmesini sağlar. Bacak kasları kasıldığı zaman, derin damarlardaki basınç yüzeysel damarlardaki basınçtan fazla olur. Bununla birlikte, kan geçiş noktalarında bulunan kapakçıklar nedeniyle derin damarlardan yüzeysel damarlara geçemez. Yüksek basınç meydana geldiği sırada kan derin damarlardan kalbe, kapakçıkların açıldığı yönde ilerler. Kaslar gevşediği zaman, derin kaslardaki basınç yüzeysel damarlardaki basınçtan daha az olur ve sonuçta kan yüzeysel damarlardan derindeki damarlara geçer. Bu sırada kapakçıklar açılmış durumdadır.
Karın boşluğunda da benzer bir pompalama mekanizması vardır. Soluk alındığı zaman karın çeperinin gerisinde ve leğen kemiği çevresinde basınç yükselir. Kan buradan da güçlü kapakçıklar yardımıyla kalbe iletilir. Yatan bir insanda kanın toplardamarlarla kalbe dönüşü kolaylaşır.
Toplardamar kapakçıklarının üzerindeki basınç çok yüksek olabilir. Kanın geçiş noktalarından birinde lifsi doku zedelenirse, toplardamarlardaki kan, basınç kasılması sırasında meydana gelen yüksek basınçla yeniden yüzeysel damarlara döner. Kapakçıkların birinde meydana gelen bir aksaklık sonucu öbür kapakçık üzerindeki basınç da artar. Böylece gittikçe daha fazla kapakçık arızalanır.
Sonuç olarak, damarların, toplardamarlardaki basıncın artması nedeniyle genişlemesinin, kapakçıkların gerektiği biçimde çalışmasına yol açtığı ve genişleyen damarda kapakçık kelepçelerinin birbirine dokunmaması nedeniyle, kapakçıkların işlevini gerçekleştirmedikleri söylenebilir.
ÇEŞİTLİ NEDENLER
Nedeni kesin olarak bilinmediği için varis, idyopatik hastalıklar arasında sınıflandırılır. Bazı durumlarda kalıtsal etkenlerin rol oynadığı kuşkusuzdur. Ergenlik çağında varis olan gençlerin birçoğunun ailesinden birkaç kişi aynı hastalıktan şikayetçidir.
Bu durumlarda gencin anne veya babasından kalıtsal bir kapakçık bozukluğu aktardığı ve pompalama sisteminin bu nedenle yeterli çalışmadığı söylenebilir. Varise kadınlarda, erkeklerden üç dört defa daha fazla rastlanmasının nedeni sadece kadınların varislerinden estetikle ilgili kaygılar nedeniyle daha çok şikayet etmeleri değildir. Cinsiyet hormonları ile varisli damarlar arasında bir bağlantı olması olasılığı çok yüksektir.
Hastaların çoğu bacaklarındaki ağrıların, daha çok adet döneminden hemen önce arttığını ileri sürerler. Ancak şimdiye kadar steroit hormonların damarlarda varis meydana gelmesine nasıl sebep olduğu açıklanabilmiş değildir. Birçok kadının bacaklarında, gebelik dönemi sırasında meydana gelen varis sonradan geçer. Ancak bunların iyileşmediği olaylar da vardır. Gebelik döneminde meydana gelen varis, cinsiyet hormonlarının etkisiyle ört aya çıkmış olabilir. Ayrıca dölyatağındaki ağırlığın ilye toplardamarlarında yaptığı basınç nedeniyle de oluşabilir.
Bazı kimseler varisin bir meslek hastalığı olduğunu ve daha çok ayakta durarak çalışan insanlarda ortaya çıktığını ileri sürerler. Gerçekten, örneğin doktorlar ve hemşireler arasında varis çok yaygındır.
Ayakta durmanın varisin başlamasına yol açan başlıca etken olduğunu ileri sürmek doğru olmasa da, ayakta duran kişilerin bacaklarındaki toplardamarlarda kan basıncının yüksek olması nedeniyle, damarlarda varis olması olasılığının daha yüksek olduğu da bir gerçektir.
İkincil varisli damarlar, ilerde varisli damarlara dönüşme olasılığı yüksek olan damarlardır. Bu tür damarlar için verilebilecek en iyi örnek bacaklardaki derin damarlarda, ameliyat, gebelik veya uzun süre yatakta yatmak gibi nedenlerle meydana gelen trombozlardır. Trombozların etkisinin uzun sürmediği vakalarda, derin damarlar tamamen iyileşirler ve sonradan başka rahatsızlıklara sebep olmazlar. Ancak ciddi vakalarda kapakçıklar zedelenir, ikincil varisli damarlar meydana gelir; etkilenen bacakta ödemler oluşur ve hasta.biraz yürüse bacağı patlayacakmış gibi bir duyguya kapılır. Zaman zaman leğen kemiği civarında bulunan ve bacaktan gelen toplardamarlara basınç yapan urlar da bacakların şişmesine ve varisli damarlar meydana gelmesine sebep olurla;
Varisli damarların belki de en yaygın nedeni, toplardamarlarda herhangi bir zedelenme sonucu meydana gelen trombozlardır. Hastalar bacaklarında meydana gelen ufak tefek yaraların üzerinde fazla durmazlar ve bunların da olumsuz yan etkileri de hemen ortaya çıkmayabilir. Ancak bazen yaralanma sırasında kapakçıklar zedelenebilir; bu nedenle yüzeysel damarlarda kan basıncı yükselir, damarlar genişler ve kapakçıklar çalışmaz hale gelir.
BİLEKLERDEKİ DURUM
Bacaktaki yüzeysel damarlar derinin hemen altında bulundukları için zayıf kimselerde ayakta ve bilekte kolaylıkla görülürler. Uzun safen toplardamarlarının bilekteki yeri çok belli ve kolaylıkla bulunabilir, olduğu için bu damar acil durumlarda kan veya plazma verilmek için kullanılır. Varisli hastaların en çok şikayetçi oldukları damarlar da safen toplardamarlarıdır. Damarlar genişledikçe hastalar ağrılardan ve bacaklarının ağırlaştığından daha çok şikayet etmeye başlarlar. Varis ilerledikçe toplardamarlardaki kan dolaşımı gittikçe kötüleşir ve hasta uzun süre ayakta kaldığı zaman bilekleri şişer .
Küçük bir zedelenme bilekte kanamalara sebep olur. Genişleyen damarlar deri yüzeyine çok yakın ve son derece ince çeperli olduğu için küçük bir çizik veya darbe bile kanamaya yol açar. Toplardamar içindeki basınç yüksek olduğu için, kanama fazladır. Özellikle hasta ayakta duruyorsa veya bacağını sarkıtıyorsa kanama çok olur. Bu nedenle, kanama başlayınca hasta sırt üstü yatırılmalı ve bacağı havaya kaldırılarak sargıyla sarılmalıdır. Bu tedbirler alınınca kanama kısa sürede kesilir.
Trombozlar bazen kendiliklerinden bazen de bacaktaki bir yaralanma sonucu meydana gelebilir. Varisli hastalara uygulanan tedavi de bazen tromboz meydana gelmesine sebep olur. Trombozun oluştuğu damar kesimi duyarlılık kazanır ve sertleşir. Bu kesimlerdeki deri kızarır ve yangılanır. Çoğu zaman vücut toplardamarlardaki bu kan pıhtılaşmasına karşı bir tepki olarak hafif ateş yapar. Hastanın yatakta dinlenmesi ve bacağını sararak askıya alması gerekir. Antibiyotik uygulanması gerekli değildir.
Kon pıhtısı toplardamarların çeperine yapışık ve buradan koparak amboliye sebep olması olasılığı az olduğu için pıhtılaşmaya karşı herhangi bir ilaç kullanmak da gerekmez.
DERİ AÇILINCA
Tropikal bölgelerin dışında kalan kesimlerde bacaklarda meydana gelen yaraların yüzde doksanı varisli damarların veya derin damarlardaki trombozların sonucu olarak meydana gelirler. Varislerin yo! açtığı yaralara «yerçekimi yarası» denir; bu deyimle yaraların bacak toplardamarlarındaki yüksek kan basıncı ile ilgili olduğu belirtilmek istenir. Bacağın varisten etkilenen kesiminde, yüksek basınç nedeniyle toplardamarlar kalbe yeterince kan iletemezler ve bu nedenle bu kesim temiz kan alamayarak gerektiği gibi beslenemez. Beslenmeyen deri ya kendiliğinden veya bir zedelenme sonucu kolay açılır. Bu tür yaralar daha çok bilek çevresinde meydana gelirler.
Yaranın kenarları biçimsizdir ve yara iyileşirken kenardaki epitelyum hücreleri mavimsi bir sınır oluştururlar. Çok seyrek olarak görülen bazı vakalarda varis yaralarının kenarlarında kanserli hücreler meydana gelir.
Hasta yatırılır ve bacağı askıya alınırsa toplardamarlardaki kan basıncı normale döndüğü için varisli kesime temiz kan gelir ve yara kısa zamanda iyileşir. Ancak bu kolay tedavi her zaman yararlı olmaz; çünkü çoğu orta yaşlı hastalarda yatak yaralarından, derin damarlarda oluşan trombozlara kadar çeşitli tehlikeli durumlar meydana gelebilir. Ayrıca genç hastaların çoğu hastanede birkaç hafta hareketsiz yatmak istemezler.
Bu gibi durumlarda hasta bacak, dizden ayak parmağının ucuna kadar sıkı bir sargıyla sarılır ve sargının yaptığı basınçla genişleyen yüzeysel damarların boşaltılmasına ve bacak kaslarının pompalama hareketini normal biçimde gerçekleştirilmesine çalışılır. Yaranın iki üç hafta içinde iyileştiği görülür. Büyük yaraların iyileşmesi doğal olarak daha çok zaman alır. Çoğu hastalar yaraların çabuk iyileşmesinde, kullanılan ilaçların rolü olduğunu sanırlar. Ancak ilaçların hiç de düşünüldüğü gibi büyük bir etkisi olmaz. Hatta antibiyotik içeren bazı ilaçlar o kesimde duyarlılık meydana getirerek zararlı bile olurlar. Yaranın gereksindiği tek şey temiz bir sargıdır.
Bazı büyük yaralar plastik cerrahi gerektirirler. Bu nedenle uzman bir hekim hastanın hemen dizi altından bir ameliyat yapar. Yara iyileştikten sonra alttaki varisli damarların tedavisine geçilir.
VARİS ÇORAPLARI
Varis çok yaygın ve teşhisi kolay bir hastalık olduğu için tedavisi de çok eski zamanlara dayanır, örneğin bundan beş yüz yıl önce Hippokrates varis tedavisi yapmaktaydı. Günümüzde varisli bacakların tedavisinde uygulanan üç yöntem vardır. Bunlar, dokularda sertleşmeye yol açacak maddelerin şırınga edilmesi; toplardamarların ligatürle (kan damarını bağlamak içn kullanılan iplik) bağlanması ve esnek çorapların kullanımıdır, özellikle yaşlı hastalar için çok elverişli olan sonuncu yöntem, varisin iyileşmesinde bir rol oynamamakla birlikte, damarlara destek olarak bacaklardaki rahatsızlığı giderir ve yara açılmasını önler.
Şırınga tedavisi uzun yıllardan beri kullanılmakta ve bu işlem için çeşitli ilaçlar denenmektedir. Bu tedavinin amacı genişleyen damarlarda birtakım yerel değişikliklere yol açmaktır. İrlandalı bilim adamı Fegan’ın geliştirdiği bir yöntemle, yüzeysel damarların daha içte bulunan damarlara bitiştiği noktalar saptanmakta ve bu kesimlerden damarda sertleşmeye yol açan bir madde şırınga edilmektedir. Bundan sonra damar altı hafta kadar sıkı bir sargıyla sarılır ve böylece sertleşmesi sağlanır. Sonuç olarak yüzeysel damarlara açılan sızıntıların giderilmesiyle varisler kaybolur.
Varis ameliyatları, uzun safen toplardamarının kasıkta, uyluk toplardamarıyla bitiştiği noktada düğümlenmesi şeklinde yapılır. Bazen safen toplardamarına bilekten kasığa kadar yumuşak ve bükülebilir bir tel sokulduktan sonra, damar bilekte kesilir ve bilekten kasığa doğru çekilir. Bu işlem sanıldığı kadar güç ve acı verici değildir.
Cerrahi ile ilgili çeşitli konularda olduğu gibi, hekimler varisli damarların ameliyatı hakkında da henüz tam bir fikir birliğine varamamışlardır. Şırınga tedavisi ile yetinmek gerektiğini savunanlar yanında, yalnız ameliyat önerenler de vardır. Şırınga tedavisinin üstünlüğü anestezi ve hastane bakımı gerektirmediği için hastanın normal yaşantısını sürdürebilmesidir. Ancak bu tedavi hemen bitmeyebilir ve varisli bacağın uzun bir süre sargılı kalması gerekebilir. Varisin yinelediği durumlarda tedaviye yeniden başlanır. Ameliyatla tedavide anestezi ve hastane bakımı zorunludur. Hasta aynı zamanda bütün ameliyatlarda meydana gelebilecek güçlüklerle karşı karşıyadır. Sonuç olarak hasta gerekli bakımı gördüğü sürece her iki tedavinin de çok başarılı olduğu söylenebilir.
Varis, günümüzün oldukça yaygın bir damar hastalığı olmakla birlikte, görüldüğü gibi tedavi olanakları vardır. Ancak tedaviye erken başlamak gerekir.
