RSS
08 Ağustos 2009 | | 0 Yorum Var.

Varis

Varis

Varis nedir, neden oluşur, kaç çeşit varis vardır?

Varisi, yüzeyel venlerin (toplar damar) genişleyerek uzaması, kıvrımlı bir hâl alması ciltten dışarıya doğru çıkarak görünmesi olarak tanımlayabiliriz. Ven sistemindeki *apak fonksiyon bozukluğu ve derin ven sistemindeki tıkanıklıklar varise neden olur.
Varisin kökeninde genetik etkilerin olduğundan bahsedilebilir. En  son kabul edilen CEAP sınıflamasına göre, klinik olarak
Cl’den C6′ya kadar uzanan çeşitle varis türleri vardır.

C1, çok ince olan varislerdir. C2 sınıfı, gözle görülür varislere işaret eder. C3, ödemli varisler, C4 tipi varislerde hasta, hiperpigmantasyon (deride renk değişikliği, koyulaşma) ve kronik venöz yetmezlik durumundadır. C5, iyileşmiş ülser anlamına gelir ve son olarak C6, aktif ülserli hastalardır. Kısaca özellenek gerekirse çok ince çapta popülasyonun % 40-70 kadarında rastlanabilen, klinik olarak çok fazla rahatsızlığa neden olmayan ve daha çok estetik rahatsızlıkların ön planda olduğu varislerden, ayakta yara açılmasına Kadar giden, ciltte koyulaşmaya, iyileşmeyen yaralara ve lezyonlara neden olan varis türlerinden söz etmek mümkün.

Varis nerede görülür?

Varis, daha çok bacaklarda kendini gösterir. Daha  genel bir bölgeden söz edecek olursak varis, yüzeyel venlerin uyluk bölgesinden başlayarak kasıktan geçip, ayak bileğinin iç tarafına kadar uzanan bölümündedir. Burada yüzeyel ve derin ven sistemini birbirine bağlayan perforan venler vardır. Bazı varis türlerinde yüzeyel ve derin yetersizliklerle beraber perforan ven yetersizliklerine de rastlanabilir.

Varis nasıl belirlenir?

İyi bir fizik muayeneyle kişide varis olup omadiği belirlenebilir. Muayene sırasında uyguladığımız özel testlerimiz var. Bu konuda tecrübel kişilerce çok güvenilir olarak yapılabilen doppler testi, kullandığımız tekniklerden biri.
Varis belirlendikten sonra daha ileri görüntüleme tekniklerine ihtiyaç duyulabilir. Tanıda daha ileri aşamaya gitmeyi düşündüğümüz varislerde ve daha önce tedavi edilmiş olan hastalarda doppler ultrasanografi tekniğini kullanıyoruz.
Derin ve yüzeyel venleri görüntülemek içinse, çok eskiden beri kullanılan bir yöntem de, filebografilerdir. Bu yöntemde damar içine kontrast madde enjekte edilir ve radyoloji departmanından birtakım veriler elde edilir. Çok az sayıda hastada bu yönteme ihtiyaç duyuluyor. Genelde klinik muayene ve doppler incelemeleri yeterli oluyor.

Varis, tedavi edilmezse ne olur?
Yetersizliğin derecesine göre değişir. Örneğin bir hastada sadece yüzeyel ven yetersizliği olabilir. Başka bir hastada yüzeyel ve derin ven sisteminde yetersizliğe rastlanabilir. Bazı hastalardaysa yüzeyel, derin ve perfora venlerde yetersizlik olabilir. Birbirinden farklı bu üç aşamanın kliniğe yansımaları da farklıdır.
Varis rahatsızlığının tedavi edilmediği durumlarda ortaya çıkma süreleri değişmekle birlikte, kronik venöz yetmezlik dediğimiz belirtilere kadar gider. Yüzeyel ve derin ven sistemindeki akımın yavaşlaması ve sürekli yüksek venöz basıncın bulunması durumu ortaya çıkar. Venöz staz olarak ifade edilen; kanın normal akışının azalması, pıhtılaşmaya eğilim ve damar cidarı hasarıyla birlikte trombozlara yani damar içinde pıhtılaşmaya neden olabilir. Toplar damar içinde özellikle derin ven sisteminde görülebilir.
Son yapılan çalışmalarda, varislerde düşük de olsa, böyle bir riskin olduğu görüşü giderek daha fazla taraftar buluyor. İşte burada oluşan pıhtının sistemik dolaşıma girerek akciğer damarına atması akciğer embolisi dediğimiz tabloyu oluşturur. Varis ameliyatlarının veya tedavilerinin bu stazı belli ölçüde azalttığından söz edebiliriz.

RSSYorum Yaz  |  Trackback URL